Google+

GEÇİT VERMEYEN OVİT DAĞI

186414 Kas 2016Gezi Notu
nevinsalmannevinsalmanGold Yazar14 Kas 201618640 Yorum

İkizdere’deki mis gibi dağ havası ve yeşillikler içindeki otelimizden sabah erkenden ayrılıyor ve İkizdere’nin en uç noktasına, Ovit Dağı'na doğru yol almaya başlıyoruz. Etrafımızı çevreleyen yüksek dağların arasındaki yaylalar bize artık Karadeniz’in tam da içindeyiz hissi veriyor. Fotoğraflarda gördüğüm Karadeniz manzaraları tam da bunlar. O kadar güzel yollardan, yaylalardan geçiyoruz ki, sıkça yemyeşil çam ormanlarıyla kaplı yamaçlarındaki yayları ve sevimli dağ köylerini fotoğraflamak için molalar veriyoruz. Ne tarafa dönsek ayrı güzellikte bir manzara var karşımızda. Nihayet bir tabela görünüyor: Ovit Dağı – Rakım 2640 m.

İkizdere

Kaçkar Dağları'nın büyüleyici tepeleri
Geçit vermeyen bu dağları ve aynı isimli Ovit Dağı Geçidi, Türkiye’nin en zor yollarından. Kasım ile nisan ayları, hatta bazen de mayıs ayına kadar ulaşıma kapalı. Yolun 12 ayı ulaşıma açık tutulabilmesi için yaklaşık 250 kilometrelik Rize-Erzurum karayolunun İkizdere ile İspir arasındaki Ovit Dağı'nın tünelle geçilmesi planlanıp proje taslakları başladığında Sultan II. Abdülhamit tahtta imiş ve 1,5 asır sonra bu proje gerçekleşmek üzere, Türkiye’nin en uzun çift tüplü tünel inşaatı hızla ilerliyor.

İkizdere-1

Zirveye en yakın yerde aracımızdan iniyor ve yürümeye başlıyoruz. Dağın yamaçları ve tepeleri oldukça kıraç görünse de, zemin oldukça yeşil (Bir bilgi; dağlarda 1800 metreden sonra yeşil azalmaya başlıyor ve bitki yetişmiyor, haritalarda da yükseklik arttıkça renk yeşilden sarıya, açık kahveye ve 1500-2000 arası da kahverengiye dönüşür). Ara ara aşağı doğru, taşların arsından akan minik minik derelerin üzerindeki taşların üzerinde sekerek yürüyüşü keyifli hale getirmeye çalışıyorum. Sonra aniden fark ettiğim yerlerdeki yerdeki yeşiller, aralarındaki minik çiçekler, çeşit çeşit minicik endemikleri (bulunduğu bölgenin ekolojik şartları ile yalnızca belirli bölgede yetişen ve dünyanın başka yerinde yaşama ihtimali olmayan, yöreye özgü çiçek) izleyerek, fotoğraflayarak tırmanmaya devam ediyorum.

İkizdere-2

İkizdere-3

Tırmandıkça kayalar daha belirginleşmeye başlıyor. Tepeye ulaştığımızda bizi küçük bir sürpriz bekliyor: Karşımızda küçük bir krater gölü. Etraf dağlarla kaplı, tepelerinde bulutlar adeta dans ediyor. Göl oldukça berrak, derinliğini bilmiyorum ama kenarlar sığ. Dikkatimi çekiyor, etraf o kadar kirletilmiş ki, yerlerde her türden çöp var; yemiş torbaları, naylonlar, çoğunluğu da boş fişek kovanları... Biraz toplamaya çalışıyorum, o arada bulduğum bir çöp torbası tepeleme doluyor. Arkadaşlarım ve bizi gören, çevredeki bazı ziyaretçiler de başlıyor toplamaya ve inene kadar 5-6 torba çöp torbası doluyor. Neden atarlar acaba? Atanları anlamak ne mümkün...

İkizdere-4

İkizdere-5 

Adını çok duyduğum, Karadeniz’in en güzel köşelerinden biri olan Uzungöl’e doğru Of - Dernekpazarı - Çaykara güzergâhı üzerinde ilerlerken güzel bir köprünün yanında fotoğraf molası veriyoruz.

İkizdere-6

Hapsiyaş Köprüsü (Kiremitli Köprü)
Yol ile yemyeşil dağların arasında, Karadeniz’in haşin derelerinden biri üzerine uzanmış bir güzellik... Yeşillikler ortasında ahşap gövdesini örten, yöreye has kiremitli kırmızı çatısı, kesme taş ayakları ile kayalar üzerine oturtulmuş, farklı mimarisi ile ilginç güzel, tek gözlü kemer köprü, benzerlerinden çok farklı. 1935 yılı ile tarihlenen Cumhuriyet dönemi köprülerinden, güzelliği ve de bölgede başka bir örneği bulunmaması nedeniyle 1996 yılında “anıtsal eser” statüsünde tescil edilerek kentin anıt eserlerinden biri olmuş.

İkizdere-7

Geçtiğimiz bölgenin bir özelliğinden daha söz etmeliyim. Bu bölgede belki de Türkiye'nin en tehlikeli yollarından, en ürkütücü manzaraları, Demirkapı Yaylası yolu yöresinde bir köy, Ballıköy. Müthiş bir lezzet olan Anzer balı ile ünlü (duymuşsunuzdur ama tattınız mı bilmiyorum). Bu bal karakovan balı, çok zor ve çok az üretilen, birçok hastalığa da iyi geldiği söylenen altından kıymetli (kilosu 500 Dolar veya fazlası). Bu nedenle de çalınmasına karşılık çelik dolaplarda saklıyormuş üreticiler. Balın bir meraklısı ve hırsızı da yöredeki bal sever ayılar olduğu için bu değerli balı ayılardan korumak için kovanları çok sarp kayaların üzerine, zorlu yerlere koyuyorlar. Anzer balı bulmak oldukça zor, bir sene önceden sipariş vereceksiniz, size kalacak kadar üretim olduysa şanslısınız.

Uzungöl’e doğru yolumuza devam ediyoruz.
 

Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar