Muğla Gökçeler Kanyonu'ndan İncirliin Mağarası'na

İzmir’den Bodrum yolu üzerinde Milas’ı yaklaşık 20 kilometre geçtikten sonra sola doğru birkaç tabela görürsünüz. Gökçeler Kanyonu, Uyku Vadisi, İncirliin Mağarası…

Tabelalardan içeri girip, yola devam ederken bir süre sonra karşınıza Ağaçlıhöyük, daha sonra da Gökçeler Köyü çıkar. Kısa bir molanın ardından yolunuza devam ederseniz, doğadaki açıklı koyulu tüm yeşil renklerinin adeta sözleşerek bir araya geldiği yolda buluverirsiniz kendinizi. Cümbüş başlamıştır. Sarı, kırmızı, mor, kahverengi ve mavi de onlara eşlik eder. Bir bakarsınız yeşil çalıyor, sarı oynuyor. Kuş cıvıltısı, yaprak hışırtısı ile ağaç çıtırtılarına bir de su şırıltısı eklenince senfoni tamamlanıyor. En güzel bestelerden bile güzel. İnsan burada huzur bulur, rahat bir uyku çeker derken “Uyku Vadisi” tabelası çıkıyor karşımıza. Yanından yukarıya doğru devam ediyoruz. Yol üstünde durup, aşağıya doğru baktığımızda muhteşem bir manzara ile karşılaşıyoruz. İki dağın etekleri arasında gizlenmiş şırıl şırıl akan bir dere ile vadinin yukarıdan görüntüsü ise eşsiz… Biraz daha ilerleyince bu defa başka bir doğa harikasını izleyebileceğimiz tepenin üzerindeyiz.

Milas’ın Karacahisar köyü Suçıkan mevkiinden başlayıp, Gökçeler köyüne kadar yaklaşık 8 – 10 kilometre uzunluğundaki, deniz seviyesinden 50 metre yükseklikteki Gökçeler Kanyonu burası…

Fesleğen Kültür Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları içindeki asırlık zeytin, ceviz, incir, çınar, kızılçam ağaçları ile kaplı kanyonun içinden geçen Değirmen Deresi (Hamzabey Çayı) üzerindeki irili ufaklı şelaleleri ve göletleri ile doğaseverler için vazgeçilmez bir güzergâh. Maki bitki örtüsü ile kaplı olan kanyonda dağ çileği, sandal, sakızlık, akçakesme, defne, söğüt, kermesmeşesi, okaliptüs ve zakkum gibi farklı bitki türleri yetişiyor. Eskiden bu çayın üzerinde 14 adet un değirmeni olduğu söylense de şu an sadece üçünün kalıntıları “Uyku Vadisi”nde görülebiliyor. Buradan özellikle doğa yürüyüşleri, dağcılık, fotoğrafçılık, kampçılık, mağara turizmi, eko turizm, jeep-safari, motosiklet ve bisiklet sporlarının yapılabileceği çok çeşitli aktivite ve gezi rotalarına ulaşmak kolay. Kanyonun muhteşem panoramik görüntüsü, Milas Kaymakamlığı ve Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın işbirlikli çalışmaları ile turizme hizmet verecek şekilde düzenlenmiş. Ziyaretçilerin eşsiz doğa manzarasını izleyebilmeleri için kanyonun bütün güzelliklerinin görülebileceği şekilde bir “Seyir Terası” yapılmış. Alanın güvenli şekilde gezilebilmesi için de yürüyüş parkurlarına ışıklandırma ve güvenlik sistemleri yerleştirilmiş.

Oklu kirpi, keklik, tavşan, üveyik, karatavuk, bıldırcın, çakal, tilki ve yaban domuzu gibi hayvanların yaşadığı kanyonda yaklaşık 30 – 35 adet mağara bulunuyor.  Büyüklü küçüklü olan bu mağaraların en önemlileri İncirliin ve Çatal Mağara. Manastır Dağı’nın kanyona bakan kuzey yamacında bulun İncirliin Mağarası yapılan çalışmalarla turizme kazandırılmış, Çatal Mağara için ise bilimsel çalışmalar halen devam ediyor.

Ülkemizin en güzel mağaralarından olan İncirliin Mağarası, içindeki jeolojik oluşumlar, tarihî kalıntılar, doğal çevresi ve turizme açılması için yapılan hassas çalışmalarla örnek bir mağara.

Son derece ilginç dev sarkıt, dikit, sütun ve damlataş havuzları ile kaplı olan mağaranın damlataş sütunları ana galeriyi çok sayıda salona ayırmış. Toplam uzunluğu 345 metre olan İncirliin Mağarası geniş bir girişe sahip. Birbiriyle bağlantılı 5 salondan oluşuyor. Bu salonlar arasındaki bağlantılar çoğu yerde 6 - 7 metrelik dik inişlerle sağlanıyor. Orta bölümde bulunan “Gösteri Salonu” mağaranın giriş seviyesinden 7 metre aşağıda. Buna karşılık en sonunda bulunan ve fay üzerinde gelişen “Damlataş Galerisi”, girişe göre 12 metre yukarıda.

Tahmini 8.000 yıllık bir geçmişe sahip olan İncirliin Mağarası, damlataş birikimi açısından son derece zengin bir mağara. Özellikle sarkıt, dikit ve sütunlar büyük kalınlık ve yüksekliğe ulaşmışlar. Mağaranın büyük bölümü yağışlı dönemlerde tavandan damlayan sular dışında kuru. Yağmur sularının tavandan damlaması sonucunda mağaranın çukur kesimlerinde gölcükler oluşmuş. Mağaranın çeşitli bölümlerinde bulunan damlataşların kısmen fosilleşmesine rağmen bazı bölümlerde sarkıt, dikit, sütun oluşumu devam ediyor.

Cüce yarasaların da yaşadığı mağara aynı zamanda çok sayıda prehistorik ve antik döneme ait olan çanak çömlek ve seramik parçalarının bulunduğu kazı alanına sahip olmasından dolayı da Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı olarak tescillenmiş.

Mağara turizme açılırken ekolojik dengenin bozulmayacağı şekilde projelendirilmiş ve projesine uygun olarak tamamlanmış. Bu çalışmalar kapsamında jeolojik oluşumlara zarar vermeyen aydınlatma, yürüyüş yolu ve güvenlik sistemleri kullanılmış. Daha fazla alanı turizme açmak mümkün olabildiği halde canlı yaşamı ile jeolojik oluşumların etkileneceği düşünülerek turizme sadece 155 metrelik kısım açılmış. Bu güzergâhın yapılacak bilimsel çalışmalar sonucunda uygun bulunması halinde uzatılabileceği söyleniyor. Mağara içinde Milas Müzesi tarafından arkeolojik araştırma halen devam ettiriliyor.

İncirlin Mağarası’nın içi serin ve rutubetli. Yaklaşık 20 dakikalık iniş yolu ile mağaraya ulaşıyorsunuz. Giriş Milas Belediyesi tarafından ücretlendirilmiş ve yanınızda mutlaka size bir rehber eşlik ediyor.

Ülkemizde buralara benzer daha ne çok doğa harikaları var kimbilir… Biz ancak yolumuza çıkarsa ya da merak edip, araştırırsak gidip görebiliyoruz. Ama buraları herkesin görmesi lazım. Bu da ancak tanıtım ile olur.

Bu nedenle biz de bunu kendimize görev edinerek, gördüğümüz ve beğendiğimiz yerleri aktarmaya çalışıyoruz. Yolunuz oralara düşerse uğramadan geçmeyin diye… 

Kaynakça:

http://incirliin.com/https://www.nowbodrum.com/incirliin-magarasi-uyku-vadisi-ve-gokceler-kanyonu-ve/
https://www.yenievimadabuku.com/gokceler-kanyonu/
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,158122/gokceler-kanyonu-ve-incirliin-magarasi.htmlhttp://www.milas.gov.tr/gokcel0er-kanyonu

SEMRA YEŞİL

Yazar Hakkında

SEMRA YEŞİL

YOLCULUK HİKAYELERİM...Çocukluğumdan bu yana yaşadığım yerden farklı coğrafyalardaki yaşam biçimlerine ve kültürlerine ilgi duymuşumdur…İnsanın gelişiminin ve düşünce şeklinin bu sayede zenginleşec