Google+

GRANADA VE ELHAMRA – 1. Bölüm

806223 Nis 2011Gezi Notu
TUĞÇE YILMAZTUĞÇE YILMAZEditör23 Nis 201180620 Yorum

Granada, Türkçede Gırnata adı ile bilinen bir şehirdir. Şehir yaklaşık 300.000 kişilik nüfusu ile Avrupa'nın yüksek dağları arasında sayılan Sierra Nevada'nın eteklerindeki bir vadiye kurulmuştur. Sierra Nevada’nın en yüksek tepesi 3.481 metre yükseklikteki Mulhacen Tepesidir. Şehrin denizden yüksekliği ortalama 650 metredir. Şehrin ortasından geçen Darro Nehri – ki rengi çok kötü bir nehir – Genil Irmağı ile birleşir. Şehir Darro Nehri etrafında Albaicin ve Alhambra Tepeleri arasında kurulmuştur.

Granada, iki dağ arasında ve ırmak kenarındaki verimli bir ova’da yerleşmişl olduğundan yıllar içinde pek çok topluma ev sahipliği yapmıştır. Ama en parlak çağını 13.-15 yy’lar arasında Müslümanların yönetiminde olduğu dönemde yaşamıştır.

Granada’nın ilk yerleşim bölgesi, bir tepe üstüne kurulu olan Albaicin semtidir. Buradaki ovanın verimliliğinden etkilenerek buraya ilk olarak İberler ardından Romalılar ve sonrasında Müslüman Araplar (Magribiler) yerleşmiş.

Albaicin denilen tepenin etrafı müslümanlar zamanında surlarla çevrilmiş. 13. yy sonrası Nasiriler bağımsızlıklarını ilan edince şehrin merkezi bu tepeden Alhambra tepesine taşınmış. Ancak halen halkın yaşadığı Albaicin bölgesindeki surları onarmışlar hatta ikinci sıra surlarla takviye etmişler. Alhambra Tepesine girişte Albaicin semtinin içinden yapılarak güvenlik arttırılmıştır.

 

Granada şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Rosa de Comares, Apartamentos Turísticos Mauror, Hostal Rodri. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Apartment Reyes Catolicos Granada, Holiday home Casa del Albayzín gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Casa Romántica Siglo XIX, Apartment Albariza Granada II, B-Suites Centro tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Granada aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Granada Hristiyanlar tarafından işgal edildikten sonra, hristiyanlar şehrin ortasındaki ovaya yerleşmeyi tercih edip, müslümanları Albaicin ve Alhambra tepelerinde yaşamaya zorlamışlardır. Bu nedenle burada ciddi bir çatışma yaşanmadığı için bu tepelerde yer alan binalar eski halleri ile koruna bilmiştir.

Albaicin kelimesi arapça kökenli olup, Al Baizin yani atmaca avlayanların yeri anlamına geliyormuş. Ancak yerleşim Elhamra Sarayı çevresine kayınca yerliler buraya eski kasaba anlamına gelen Al Kasaba al Kadim demeye başlamışlar.

Albaicin semtinde 3 rengi hakimiyeti göze çarpar; beyaz, yeşil ve kiremit rengi. Bu iki ya da üç katlı evlerin avluları kesinlikle görülmeye değer yerlerdendir. Çiçeklerle dolu küçük avluları var. Bu semtin ara sokaklarında gezip kaybolmak çok keyifli. Özellikle Callejon del Agua'da taş yolun ortasından suyun akması için yapılan küçük kanallar görülmeye değer. Tüm yollar yokuş daha doğrusu eğimli. Calle de Pardo'da, Calle de Fatima'da, Calle de La Mina'da yer alan avlulu Arap evleri kesinlikle görülmeye değer yerlerden. Bu ara sokaklarda çok olmasa da ara ara minik hediyelik eşyacılara ve bakkallara rastlamak mümkün.

Puerta de La Pesas Meydanı'nda ise her Cumartesi günü pazar kuruluyormuş. Bu meydanda kahvehane tarzında 2-3 tane mekan var. Hile yapmak ve kandırmak günah olduğundan, La Pesas kapısının üstüne tartıda hile yapan satıcının adı yazılıp tartısı asılırmış.

Kapıdan geçip aşağı doğru ilerliyoruz. Sırasıyla Santa İsabel Real Manastırı'nı ve arkasındaki Hanımın Sarayı’nı görüyoruz. Hanımın sarayı şimdilerde güzel sanatlar müzesi olarak kullanılmaktadır.

Biz şehre vardığımızda ilk olarak uzaktan Elhamra Sarayı'nı ve Granada şehrini fotograflamak için Albaicin semtindeki Mirador de San Nicolás ve Mirador de San Cristóbal adında 2 noktada durduk. En yukarda yer alan Mirador San Cristobal'den Sierra Nevada Dağları muhteşem görünüyor. Burada fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin. Mirador de San Nicolás Kilisesi'nin kuzeyinde, Granada'da yaşayan Müslümanların inşa edip Temmuz 2003’de ibadete açtıkları La Mezquita de Granada adlı cami vardır.

Bu camii sonradan yapılmıştır, çünkü hristiyanlar bölgeyi ele geçirdiklerinde ya cami ve mescitleri yıkmışlar ya da onları kiliseye çevirmişlerdir. Bu nedenle sadece bu bölgede neredeyse 20 tane kilise bulunmaktadır.

Biz bu bölgeyi gezdikten sonra doğruca Elhamra Sarayı'na gidiyoruz. Elhamra sarayına girebilmek için ya önceden rezervasyon yaptırıp biletlerinizi almanız ya da sabah günün ilk ışıkları ile bilet gişesi önünde beklemeniz gerekiyor. Biletiniz yoksa saatlerce bekleseniz bile Saraya girememe ihtimaliniz var. Bu nedenle mutlaka rezervasyon yaptırın.

Granada

Saray dışarıdan ne kadar etkileyici görünse de iç kısmı çok daha etkileyici. Biz gittiğimiz dönemde bazı kısımlarında restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Elhamra sarayı, Nasri Sultanlığı’nın Granada’yı yönettiği dönemde yapılmıştır. Sarayın içinde alçı, kereste ve seramik gibi pek çok farklı malzemeler mükemmel bir uyum içerisinde uygulanmıştır. Saraydaki işlemeler ise çok etkileyici. Müthiş bir el sanatı ve işçiliği konuşturulmuş bu sarayın yapımında. Her noktası sanki bir nakışmışçasına işlenmiş Bir çok yerde ise arapça olarak “La galibe illallah” yani “Allah'dan başka galip yoktur” yazılmaktadır.

Sarayın diğer akılda kalan yanı ise Generallife adı verilen göz alıcı çiçeklerler, bitkiler ve fıskiyelerle süslenmiş büyük yazlık bahçeleridir. Bu bahçeler zamanında sultanların, ailelerinin ve devlet erkanının dinlenme yeriymiş. Bu bahçeler, Elhamra Sarayı'na çok yakın, fakat sarayın içinde değil. Hatta bu bahçeler günümüzde her yıl düzenlenen müzik ve dans festivallerine ev sahipliği yapıyormuş. Bahçede gezerken inip çıktığımız merdivenlerin trabzanlarındaki oyuklar dikkatimi çekiyor. Bu trabzanlardaki oyuklardan akan sular aşağıya, alt bahçelerdeki havuzlara inip oradaki bahçelerin sulamasında kullanılıyormuş.

Granada-1
 

Granada’da otel önerisi yapmak gerekirse, Granada’nın tarihi merkezinde ki bir ana cadde üzerinde yer alan, Casa Morisco ve Santa Paula Manastırlarına yürüme mesafesinde bulunan AC Palacio de Santa Paula Hotel uygun bir tercih olabilir. Bunun yanında 18. yüzyıldan kalma bir binada yer alan ve Plaza Nueva Meydanı’nın yanıbaşında ki Anacapri’de hem fiyat hem de konum olarak ideal oteller arasında.

Granada'da ekonomik otel bulmak çok kolay. Bunlardan biri olan Carmen Hotel ücretlerin uygun olmasının yanında 4 yıldızlı kaliteli bir otel. Alhambra Sarayı’nı gören bir manzaraya sahip olan otel ayrıca Granada Katedrali ve şehrin ünlü alışveriş caddesine yine kısa bir yürüme mesafesinde. Granada otelleri hakkında ki bu önerilerin dışında, daha fazla otel seçeneğine göz atmak istiyorsanız; buradan booking.com’a girebilirsiniz. 

Granada şehrini rahat ve hızlı gezmenin yolu yerel turlara ve turistik noktalarda önceden yerinizi ayırtmak. Bu şehir için önerdiğimiz deneyimler şöyle; Albaicin Kılavuzlu Turun Çapraz İslam Anıtı Atlayın (32 €), Private Tour: Alhambra, Nasrid Saraylar ve Albaicín (120 €), Malaga'daki Roman Tiyatrosu ve Alcazaba Turu (15 €), Málaga: 2 Saatlik Tarihi Merkez ve Katedral Turu (18 €). Bu şehirdeki tüm turları görmek için tıklayın.
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar