Google+

Arama formu

Güney Hindistan Gezisi (6): Kolhapur

Bu yazı Gezimanya üyesi nevinsalman tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.


Keşfedilmeyi Bekleyen Pek Çok Gizli Hazinenin Bulunduğu Tarihi Şehir: Kolhapur

Maharashtra'nın hinterlandlarını izlerken, trenimiz Deccan Odyssey'de sunulan yerel ya da enternasyonal kahvaltının keyfini çıkarıyoruz. Kısa bir süre sonra, keşfedilmeyi bekleyen pek çok gizli hazinenin bizleri beklediği ve Batı Hindistan’ın en eski dini ve ticari merkezlerinden olan Maharastra’nın tarihi şehri Kolhapur'a varıyoruz.

Hindistan

Mitolojiye göre kent adını, ölümünden sonra şehre adının verilmesini isteyen, Tanrıça tarafından öldürülen Kolhasur’dan almış. “Pur” şehir demek. 

Panchganga Nehri kıyısında yer alan şehir, antik gelenek ve modern etkilerin bir karışımı. Kentte Roma dönemine tarihlenen antik bir kent, 1945 yılındaki kazılarla ortaya çıkmış. Şimdilerde hızla büyüyen bir sanayi şehrinde tiyatro, film endüstrisi, resim, heykel, müzik gibi güzel sanatlar; çeşitli spor aktiviteleri ve mücevher yapımı gibi el sanatları kenti ileriye taşıyarak önemli bir bölgeye dönüştürmüş. Şehrin içinde ve çevresinde bulunan çeşitli tapınaklar, sayısız göller (Rankala Gölü gibi) ve nehirler kenti güzelleştirmiş.

Hindistan-1

Trenden inişimizde, misafirperver "Kolhapuri"ler ya da “Kolhapurkar”lar tarafındanyine bandolu, müzikli ve çiçeklerle karşılanıyoruz. Alnımıza sürülen “bindi”lere de alıştık artık... Derken istasyon çıkışında bizi yönlendirdikleri odada hoş bir sürprizle karşılaşıyoruz. İlginç bir grafon kağıdına benzer uzun ilginç bir kumaş, tecrübeli gençlerin maharetli ve süratli elleriyle başımıza bir Hint başlığı “pagdi” olarak sarılıyor. Sonrasında şehir gezimiz için araçlarımıza biniyoruz, bizi uzun bir gün bekliyor...

Hindistan-2

Ben pagdimi uzun süre çıkarmadım, ancak sıcaktan bunalmaya başlayınca çıkarmak zorunda kaldım. Bu pagdiyi ve çok şeker bayan rehberimizi çok sevdim. Hintlilerin genelinin aksine; anlaşılabilir, harika bir aksanla İngilizce konuşuyordu. Kentin yaşayanları Hindi, Urdu, Gujarati, Kananda dillerinin dışında Marathi dilini de kullanıyor. 

İlk durağımız New Palace Museum, 19. yüzyıldan kalma güzel bir bazalt ve kumtaşı karışımından yapılmış sekizgen neo-gotik bir bina. Metal çatılı kulelerle çevrili, çok güzel bir mimari ile etkileyici... İçeride fotoğraf çekmek yasak olduğu için buraya içeriden çekilmiş bir fotoğraf ekleyemiyorum.

Hindistan-3

Sonraki durağımızda güzel bir mimarisi olan ve önünde nilüfer çiçekleriyle süslenmiş güzel bir havuzu bulunan, 18. yüzyılda yaptırılmış görkemli bir neo-gotik yapı olarak inşa edilen Town Hall Müzesi'ni geziyoruz. Burası 7-8 dönüm yemyeşil bahçelerle çevrili, içinde mahkemeler, ofisler, çeşitli evler ve hükümet binaları içeren bir yapılar topluluğu. Müzede çeşitli arkeolojik eserler, metalik eserler, heykel, fildişi telkari ve sandal ağacı eserleri, silahlar, resimler ve eski paralar sergilenmekte.

Hindistan-4

Sıra sıra dükkanların bulunduğu yerel pazarları keşfetmek üzere (Mahadwar Caddesi) aracımızdan iniyoruz. Hakiki buffalo derisinden yapılan, doğal sebze suları ile renklendirilen, ünlü Hint sandaletleri Kolhapuri chappalsi görecek, maharetli ellerden yapımını izleyeceğiz. Hatıra olarak da götürebileceğiniz bu harika el işi ürünler oldukça rahat ve birer emek, alın teri ve sanat eseri. 20 bin işçi bu sektörden çıkarıyormuş ekmek parasını.

Hindistan-5

Benim ilgimi sandaletlerden çok, sokakta satılan renk renk meyveler çekti. Bildiğimiz meyvelerin dışında değişik meyveleri tatmak için bir torba meyve alıyorum yine. 

Daha sonra çay içmek için bir mola veriyoruz. Ancak meşhur Drjeling çayının kendi ülkesinde böylesine kötü yapılması beni şaşırttı. Arkasından da, canlı izlediğimiz bir folk performansı olan Lavanya Sandhya'yı izliyoruz. Bizim halk danslarımız yanında sönük kalıyor doğrusu... 

Şehir meydanında yer alan, 1300 yıllık muhteşem bir mimariye sahip ünlü Mahalakshmi Tapınağı (Shakti Pethas Temple), kenti koruduğu gibi şeytanı da kentten uzak tutuyormuş. Tanrıça Shakti’nin (Satisinin) vücuduyla ilişkili tapınaklardan biri. İçeride fotoğraf çekmek yasak ve tapınaklarda ayakkabı giyilmiyor (1 kutu galoş götürmenizi tavsiye ederim). Her ne kadar ayakkabı ile girilmiyorsa da, yine de pis yerlere yatarak tapınmalarına karşılık, görevlilerin sadece para toplamak için orada olduklarını hissettim... Çok kalabalık, itiş kakış, fotoğraf da çekilmiyor, sadece dış cepheyi çekmenize izin var.

Hindistan-6

Tapınak ziyaretinden sonra meydanda bizim için özel hazırlanmış Mardani Khel adlı geleneksel, erkeksi dövüş sanatları performansı izledik. Kelimenin tam anlamıyla erkeksi oyunlardı. Bana göre biraz tehlikeli olan oyunlara yaşları oldukça küçük çocukların da dahil edilmesi pek hoşuma gitmese de oyun zaman zaman ilginç ve heyecanlıydı. Oyuncuların tamamı çıplak ayaklı ve zannedersiniz ki ayaklarının altında siyah bir meşin kaplı. (Hindistan’da terlik, sandalet giymenizi tavsiye etmiyorum; yerler son derece pis ve haşerat da bol, ancak giyen arkadaşlar da yok değildi.)

Hindistan-7

Sağ salim trenimize dönüyor ve kapıda steril mendillerle karşılanıyoruz. Şık kompartmanımızda güzel bir duştan sonra, Hindistan'ın en çok yaşayan kenti Goa’ya doğru yola çıkan trenimizde akşam yemeği zamanı...

Etiketler


nevinsalman kullanıcısının resmi
Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım. 10 senedir ise kış aylarında İstanbul'da, Mayıs-Aralık 7-8 ay Bodrum’da yaşadıktan sonra artık tamamen Bodrum’lu oldum. Tam bir Bodrum sevdalısıyım, en büyük keyfim seyahat...