Hafta Sonu Yakın Yörelere Gezi Rotaları – 6

MUDANYA – Tarihe tanıklık etmiş bir beldemiz. 
Yeşil Bursa’nın Marmara Denizi kıyısındaki zeytin kokulu beldesi Mudanya’dan feribot ile İstanbul’a gitmek için ya da yine feribot ile İstanbul’dan gelirken mutlaka geçmişsinizdir. Belki de şehrin içine girmeden geçip gittiniz, muhtemelen bu ilçenin tarihimizdeki önemli yeri belki de çoğu zaman aklımıza bile gelmedi.

Oysa eski adı “Myrleaolan” olan ilçenin tarihi çok eskilere, M.Ö. 7. yüzyıla kadar gitmekte, 12 İyon şehir devletlerinden Gemlik ve Erdek’in de kurucusu olan Kolofonlular tarafından kurulmuş, 1321 yılında Orhan Bey tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmış.

Yakın tarihimizdeki önemi ise büyük, Türkiye Kurtuluş Savaşı’mız zaferle sona erdiğinde bu kentimizde toplanan konferans ve sonucunda imzalanan anlaşmaya tanıklık etmiş. Bu nedenle bu anlaşma “Mudanya Mütarekesi” adını almış. Mütarekenin imzalandığı tarih yorgunu bina daha sonra bir hayırsever tarafından restore ettirilmiş, şimdilerde Müze olarak bembeyaz yüzüyle ve gururla ziyaretçilerini beklemekte. “Mudanya Mütareke Evi” hemen sahilde, tam karşısında da Mütareke anıtını ve İnönü’nün heykelini görebilirsiniz.

Mübadele öncesi Rumların yoğun olarak yaşadığı Rum (ya da Girit) Mahallesi’sindeki sokaklar, restore edilmiş tarihi ahşap evleri ile görülmeye değer bir bölge. Her biri denize açılan sokaklardaki  her biri deniz gören yüzyıllık konakları ile bir mahalle yeniden yaşatılmış (bugünün Halit Paşa Mahallesi).

Mudanya’nın birçok sokağı da tarihin sayfalarından birer yaprak adeta, Osmanlı döneminden kalma birçok tarihi ve mimari yapıyı barındırmakta. 400 yıllık tarihi hamamlar (Hasan Bey, Tahir Ağa Hamamları), Camiler (Ömer Bey, Tekke-i Cedidi Camii, Tekke-i Atik Camileri), Kiliseler (Apostoloi ve Kumyaka Kiliseleri) ve 18. yüzyıldan kalma Tahir Paşa Konağı bunlardan birkaçı.

Mudanya’da kısa bir gezi yapmamızın asıl nedeni aslında yol arkadaşlarımdan İsmail’in babasının görev yaptığı Tren Gar Binası ve yakınlarında oturdukları, çocukluğunun geçtiği ve şimdilerin tarihi evlerini ziyaret etmekti.

Tren Garı binası artık çok şık bir otel, 160 yıllık Mudanya sahilinde, denize paralel uzanmış tarihi Mudanya Tren Garı, 1849 yılında Fransızlar tarafından gümrük binası olarak inşa edilmiş.

Bugün “Hotel Montania” (Mudanya’nın tarihteki adı) adıyla turizme hizmet veren bina görülmesi gereken tarihi ve mimari olarak hoş bir yapı. Otelin içini de gezmenizi öneririm, özellikle kafe-restoran olan salon yapının geçmişine uygun şekilde, yer yer tren vagonları gibi dekore edilmiş. Yaz aylarında ise denize nazır terasında keyifle oturabilirsiniz.

1922 yılında, Amerikalı yazar Ernest Hemingway’in “toz toprak içinde ikinci sınıf bir kıyı kasabası” diye tanımladığı Mudanya bugün zeytin ağaçları ve tarihi yapıları ile görülmeye değer güzel bir sahil beldemiz. Buradaki feribot servisini kullanacaksanız biraz vakit ayırarak kentte kısa bir tarih yolculuğuna çıkabilir, gezerken çok güzel ve ilginç kareler yakalayabilirsiniz, tabii fotoğraf makinenizi yanınıza almayı ihmal etmeyin. Biraz daha fazla zaman ayırabilirseniz sahilde yer alan balıkçılarda denize nazır balık keyfi de yapabilirsiniz.

Bu arada bizim feribot saatimiz ve eve dönüşümüz de yaklaştı. Yeni Yılı da bahane ederek çıktığımız kısacık ama keyifli, tarih ile iç içe, dolu dolu geçen yolculuğumuzun sonuna geldik. Mudanya’dan bineceğimiz feribotla 1,5 saat sonra Yenikapı’dayız. Bu deniz yolculuğu hem keyifli hem de bizi araba kullanmadan rahatça evimize ulaştırıyor.
 
Siz de bu “yakın rota” gezisini bir hafta sonuna sığdırabilir veya ara sıra pazar günlerinizi değerlendirerek tek tek de gezebilirsiniz. Sevgiyle ve geziyle kalın…

Yazı dizisinin tüm bölümlerini aşağıda bulabilirsiniz.
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm
Üçüncü Bölüm
Dördüncü Bölüm
Beşinci BölümAltıncı Bölüm

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.