Google+

HİNDİSTAN MACERASI DEVAM EDİYOR

277212 Eyl 2014Gezi Notu
Burcu TuncaBurcu TuncaGezgin12 Eyl 201427720 Yorum

Bangalore’da Yoga Üniversitesi’ndeki yoga eğitimimi tamamladıktan sonra dedim ki bir tatili hak ettim. Mysore’u görmeden Karnataka’dan gidilmezmiş denilir, biz de üniversiteden birkaç arkadaşımla birlikte birkaç günlüğüne Mysore’u ziyaret etmeye karar verdik.

Mysore, “saraylar şehri” olarak da bilinir. En büyük ve en güzel sarayı Mysore Palace, gezerken güzelliği ile sizi büyüler.

Mysore’dayken fotoğraf makinemin şarjı olmadığı için kendi ellerimle çektiğim fotoğrafları paylaşamıyorum sizinle ama Mysore Palace’ı göstermek için internetten kendi ellerimle bulduğum fotoğrafı paylaşayım sizinle : )

 Paket turlarda kaçırılmaması gereken en güncel ve ekonomik kampanyalar şöyle: Bansko Kayak Turu – 1 Gece Bedava, Bansko Kayak Turu – Ücretsiz Kayak Eğitimi, Lapland Turu - Son dakika 200 Euro indirim, %25 indirimli Prag Turu, Sicilya & Malta Turu – Son dakika %5 indirim, Belgrad Turu - %25 indirim , Prag Turu 14 Şubat Özel – Son Dakika %5 İndirim

Mysore

Mysore, aynı zamanda Mysore style adıyla anılan Asthanga Yoga’nın bünyesinde yoga eğitimlerinin verildiği ünlü bir yoga şehri. Dünyanın dört bir yanından insanlar buraya Asthanga Yoga eğitimi almak için geliyor.

Mysore-1

Mysore’da çok fazla vakit geçirmedim. Vrindavan’a gidecek biletim hazır, 5 günüm var. Bir arkadaşım Madurai’de olduğunu söyledi, gelir misin dedi, gelirim dedim. Aldım biletimi vardım gittim Madurai’ye.

Yine Tamil Nadu sınırlarına girmiş oldum. Madurai, bir nevi “tapınaklar şehri”. Burada tapınakları gezmekten başka yapılabilecek fazla da bir şey yok. Tapınakların içine fotoğraf makinesi alamadığımız için sadece dışarıdan çektiğim bir fotoğrafı paylaşmakla yetineceğim.

Mysore-2

Akşam saat 19.00 civarı merkezdeki kilisenin bahçesinde turistler için sadece seslerden ve ışıklardan oluşan bir tiyatro canlandırması yapılıyor. Uzun sürdükçe sıkılıyorsunuz ama çok da uzun süre kalmadan denemeye değer…

Mysore-3

Madurai’de geçen 2 günün ardından buradan hareket etmeye karar veriyoruz. Yanımdaki arkadaşlarımdan biri Amerikalı biri İngiliz; iki kafadar Hindistan’ı motosikletle geziyorlar. Onlar da Hindistan’da tanışmış birbirleriyle. Ertesi gün Kodaikanal’a gitmeye niyetleniyoruz, hem de motosikletlerle… 4-5 saatlik bir motosiklet yolculuğu, olur mu dediler, olur dedim : )

Sabahın 10.00’unda yolculuğa başladık. Eşyaları güzelce bağladık motosikletin arkasına, bir arkadaş eşyaları bir arkadaş beni taşımakla görevlendirildi : ) ve yolculuk başladı. Sora sora, haritaya baka baka güzelce gidiyoruz. Ara sıra mola veriyoruz, çay içiyoruz, bir şeyler atıştırıyoruz, sonra yine devam ediyoruz.

Yemek muz ağacı yaprağında geliyor, ellerinizle afiyetle yiyorsunuz.

Mysore-4

Bu ülkede en fazla kullanılan taşıma aracı motosiklet. İlk kez bu kadar uzun bir motosiklet yolculuğu yapıyorum. Rüzgârı yüzümde hissede hissede, döndüğümde ben de bir motosiklet alacağım hayalleri kura kura ilerliyorum motorun arka oturağında…

Mysore-5

Hindistan’da yollar berbat! Berbat kelimesinin ötesinde bir şey bulamadığım için berbat diyorum ama ötesi olduğunu açıklama gereği hissettim. Çukurlar, tümsekler ve ayrıca bilinçli konulmuş hız kesme tümsekleri (özel adı vardır elbet ama bilmiyorum)… Yandım anam, vay popom!

Mysore-6

Ama manzara bir o kadar harika. İyi ki motoru kullanan kişi ben değilim diyorum ve yol boyunca bu güzel manzaranın, ilginç görüntülerin tadını çıkarıyorum.

Mysore-7

Mysore-8

Mysore-9

Neyse ki 6 saatlik molalı yolcuğun ardından Kodaikanal’a vardık. Sora sora Vattakanal’i da bulduk. Hindistan’da gördüğüm bir hippi yerleşimi daha ve yine tabii ki İsrailliler : )
 
Buraya bayıldım! Dağın tepesi; mükemmel manzarası, güzel sonbahar soğuğu (tam da özlediğim hava) , yeşil ve dağ mavisi… Güzel bir film başlangıcı düşleyin; yemyeşil bir dağ, motosikletle virajlı dağ yollarında ilerliyorsunuz, yol kenarı ağaçlarla dolu, sonra bir sis bulutunun içine giriyorsunuz... Güzel bir soğuk, dondurmayan ama hafifçe üşüten, ardından hafifçe bir yağmur güzelce çiseleyen (ah nasıl özledim şimdi o günleri)…
 
Burası Altaf’s Cafe; Vattakanal’daki tek kafe : )

Mysore-10

Oda bulup yerleştikten sonra biraz yürüyüşe çıkalım deyip dağa tırmanmaya başladık. Umulmadık yerlerde evler; bazısı köylülere ait, bazısı hippilere… Keyifle evlerinin önünde uzanan hippi gençliğe selam verip biraz sohbet edip ilerliyoruz, kimin evinin önüne gelirsek onunla biraz sohbet sonra yola devam… Keyifli kısa bir trekking…
 
Akşam dedik ki bira içelim ama onlar da bize dedi ki burada yoook, şehre inmeniz gerek. E dedik ineriz o zaman. İyi hoş, indik şehre, yemeğimizi yedik, biramızı aldık, dönüyoruz. Gecenin bir yarısı virajlı dağ yollarında bir bulutun içinde buluverdik kendimizi. Hiçbir şey görmüyoruz hiçbir şey… Allah’a emanet tintin mintin nasıl geldik, nasıl bitti o yol inanın bilmiyorum. Ama şunu anladım ki daha ölmek istemiyorum, gencim ben henüz…
 
Kaldığımız yere vardıktan sonra rahatladım tabii. Biralarımızı yudumlarken bardaktan boşanırcasına yağan yağmuru izlemenin keyfi… Dağın tepesindeyseniz ve başınızda bir çatı varsa bu keyfe diyecek yok…
 
Ertesi gün bize trekking için önderlik edecek rehberimizi de ayarladık, artık rahatça uykuya dalabiliriz.
 
Şalvarla trekking yapmaya çalışan kızın sonu
 
Güzel bir kahvaltıdan sonra rehberimiz geldi, trekking için hazır mıyız: hazırız (hayır değiliz)
 
Güzelce başladık yola. Şelalelere doğru gidiyoruz. Akşam çılgınca yağan yağmur neticesinde yerler ıslak… 
 
Bu daha güzel zamanlarımın fotoğrafı : )

Mysore-11

Ayağım kaydı, ilk düşüşümde dedim ki  tamam olabilir, 2 düştüm dedim tamam sakin ol, 3 düştüm ve sonunda karar verdim: a be salağım kim dedi sana şalvarla trekking yap diye! Ayaklarıma dolanıyor rahat hareket edemiyorum, üç güzel düşüşün ardından şalvar sırılsıklam, sağ ayağım sırılsıklam sol ayağım kuru neyse ki : ) Şelalenin tepesindeki güzel fotoğrafımı sizlerle paylaşmaktan onur duyarım : )

Mysore-12

Tüm sakarlıklarıma rağmen güzel bir trekkingdi ama ne yazık ki biz şanslı bir grup değildik, hava sisliydi. Tepelere tırmandık ama güzel manzara yerine sis bulutunu seyrettik. Yine de nasıldı derseniz; “paha biçilemez” derim size..
 
Ormanın derinliklerinde bir bufalo size doğru geliyorsa, deriiin deriiin nefes alın...

Mysore-13

Ormanın orta yerinde karşımıza bir ev çıkarıveriyor…

Mysore-14

Ah bu kadınlar hep çalışır hep…

Mysore-15

Mysore-16

Daha gidecek çoook yolumuz var...

Mysore-17

Yeni yol arkadaşları da buluyoruz kendimize…

Mysore-18

Mysore-19

Yüksekte, en yüksekte… Kayalara uzanıp, bulutları izleyerek Eddie Vedder Long Nights dinlemek (Into the Wild soundtrack)… Daha iyi bir önerisi olan?
 
- Kaç fit yüksekteyiz abi?
- Çook yavrum, çook…

Mysore-20

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar