İki Gezginin Bangkok Macerası

Yıllardır Asya’ya gitmeye her niyetlenişimizde kendimizi farklı yerlerde buluyorduk. Sonunda oldu ve Tayland’a gitmeye karar verdik. Ukrayna Havayolları ile Kiev aktarmalı olarak Şubat ayında Bangkok’a gittik. Keşke yazıldığı gibi bu kadar kolay olsaydı. İstanbul’da yanlış bilgilendirmeden dolayı sabah saat 09.40’ta kalkacağı söylenen uçağın daha erken kalktığını öğrendik, dakika bir gol bir! Akşamki aktarmayı kaçırmamak için Kiev’e ilk uçak İstanbul Sabiha Gökçen’den öğlen kalkıyordu. Apar topar havaalanı değiştirdik. Belki de bir daha yapamayacağımız bir olay başımıza geldi. Ekonomi sınıfında yer olmadığından “Business Class”ta uçtuk. Burada detaylar bize kalsın canı çekenler olabilir. Emeği geçen herkese tekrar  teşekkürler : )

Bilindiği gibi Kiev’de gösteriler yeni durulmuştu. Biz de bunu fırsat bilip bekleme süresini havaalanında geçirmek yerine Kiev’e inmekten yana kullanmak istedik. Ancak gecikmeden dolayı Kiev gezimizi dönüşte yapmaya karar verdik. Kiev’den başlayan yolculuğumuz yaklaşık 10 saat sürdü. İnişimize dakikalar kala uçakta “immigration” kartları dağıtıldı. Tayland’da nerede kalınacağı, süresi vb. bilgiler içermekte…

İnişin ardından çiçek kokuları içinde kendimizi pasaport kuyruğunda bulduk. Yirmi dakikalık bekleyişin ardından, kısa bir kıyafet değişikliği ve merhaba Bangkok diyoruz!

Her tarafta baharat kokuları, hava sıcak ve nemli… Antalyalı olarak bizi pek rahatsız etmedi. Trafik sağdan akıyor ve çok düzensiz…

Gelelim şehrin hikâyesine… Şehrin Taycadaki tam resmi ismi “Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Yuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit”tir. Nasıl ama bir nefeste söyleniyor değil mi : ) Daha kısasını söyleyelim: Melekler Şehri...

Otele varmadan ilk durak altın buddha tapınağı (Wat Traimit);

Wat Traimit diğer adıyla altın buddha tapınağı mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesi… Tapınağın içinde 5 ton ağırlığında ve 18 ayar som altından yapılmış oturan buddha heykeli bulunuyor.

Hikâyesi oldukça ilginç… 1955 yılında liman geliştirme çalışmaları sırasında yapılan kazı sırasında bulunmuş ve toprakla kaplı olduğundan değeri anlaşılamamış depoya kaldırılmış. 20 yıl sonra depodaki tüm heykellerin sergilenmesine karar verilince çıkartılmış.

Taşıma sırasında vinçten düşürülmüş ve altın kısımları ortaya çıkınca aslı anlaşılmıştır. Tahminen 13. yüzyılda yapıldığı düşünülen heykel, Burma saldırılarından korunması için toprakla sıvanarak gömülmüş. Çin Mahallesi’nde bulunan tapınak ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

İkinci durak yatan buddha tapınağı (Wat Pho);

Wat Pho, Thai adıyla Wat Phra Cheutuphon bizim bildiğimiz adıyla yatan buddha… Geleneksel Thai masajı ve meditasyon konusunda eğitim merkezi olan tapınak, Tayland’ın ilk üniversitesi olarak kabul ediliyor. 15 metre yüksekliğinde 43 metre uzunluğundadır. Sağ kolu üzerine uzanmış, iki kutu şeklinde yastığa dayanmış durumdadır ve cam kristallerle süslüdür.

3 metre yüksekliğinde ve 4,5 metre enindeki ayaklarının altında sedef kakma ile yapılmış 108 uğurlu sembol bulunmaktadır.

Anıtın üzerinde Tayland’ı temsil eden 7 katmanlı şemsiye bulunmaktadır. Koridorda bulunan 108 adet bronz kâse, Buddha’nın 108 hayırlı durumunu simgeler. Ziyaretçiler bu kâselere para atarak kendilerine şans ve iyilikler getireceğine inanırlar. 08.30-17.00 arası ziyarete açık, giriş ücreti 100 baht (yaklaşık 6,50 TL). Bangkok’un en eski ve ilgi gören en büyük Budist tapınağıdır. Sonraki durak artık otele yerleşmek… IBIS grubundan Southern Ibis’de kaldık. Konum itibariyle yeri iyi, fiyatları makul ve hijyenikti… Tavsiye ederiz.

Otele check-in yaptırdıktan sonra ilk durak elbette masaj… Yaklaşık bir günlük yorgunluk sonrası bizi masaj paklardı. Rangnam Spa & Massage salonunda “oil masaj” yaptırdık.

Fiyatlar dışarıya nazaran daha pahalı… Yani 400-500 bahta da yapan yerler var, ancak tavsiye üzerine buraya geldik. Hem sağlıklı hem güvenli hem de Bangkok’un en gözde salonlarından biri burası, şiddetle tavsiye edilir (1 saatlik vücut masajı 800 baht yaklaşık 53 TL).

Masaj sonrası kendimiz Bangkok sokaklarına bıraktık. Her yer çok kötü kokuyor; kanalizasyon, yemek, vb. kokular karışmış midemiz alt üst olmuştu. Özellikle karnınız toksa kokular çok rahatsız edici oluyor. Uğramayı planladığımız Pantip Plaza’nın önünde bulduk kendimizi…

Burası dört katlı bir elektronik market… Akşam 22.00’de kapanıyor gözükmesine rağmen, 21.00’de dükkânlar kapanmaya başlıyor.

Sonra tuk-tukla Khason Road’a gittik.

Tuk-Tuk Tayland’ın simgelerinden biri; üç tekerlekli motosiklet taksiler… Yolculuk çok keyifliydi.

Khason Road, İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ne benzeyen oldukça eğlenceli bir cadde… Bangkok’un akşam kalbi burada atıyor diyebilirim. Barlar, restoranlar, mağazalar, hediyelik eşya dükkânları her şey var…

Sokaklarda adım başı masaj salonu var. Fiyatlar çok makul (Thai masajı - 20 TL gibi)…

Sokaktaki Thai yemekleri bize hitap etmediğinden burada bir Hint restoranında akşam yemeğimizi yedik. Böcekleri soracak olursanız, bırakın yemeyi fotoğraf çektirirken bile midemiz kalktı : )

Seçmesi bizim gibi yabancılar için kolay olsun diye yemeklerin fotoğraflarını içeren bir albüm yapmışlar, zorlandığımızı görünce bu menüyü getirdiler.

Yemek sonrası Demokrasi Anıtı’na kadar yürüyüp taksiye binip otelimize döndük. Ertesi günkü faaliyetimiz Floating Market’e gitmekti.

Floating Market, Bangkok’un yaklaşık 100 km dışında yer alan yüzen pazar olarak biliniyor. Sabahın erken saatlerinde gelen Taylandlılar, meyve ve sebze yüklü teknelerinden turistlere satış yapmaya çalışıyorlar. Burada merkezde bulamayacağınız her türlü hediyelik eşyayı bulmak mümkün… Sabah erken kalkıp taksiyle gitmeyi planlıyorduk. Otelden çıkınca nerede taksi buluruz diye bakınırken Sam yanımıza geldi ve nereye gitmek istediğimizi sordu. Sam, yaklaşık 70 yaşlarında sıcakkanlı neşeli ve eski Toyota arabasıyla taksicilik yapan bir Taylandlı… İsmi aslında Samue imiş. Ancak nickname olarak Sam’i kullandığını söyledi. Uzun bir pazarlığın ardından gidiş-dönüş 1200 bahta anlaştık (80 TL).

Yaklaşık 1,5 saat süren yol boyunca hindistancevizi ve muz bahçelerinden geçerek Samut Songkhram’a ulaştık.

Bu arada yolda polis çevirdi. Pazara giden araçları, taksileri kontrol ediyor ve şoförlerden rüşvet talep ediyorlar. Sam’in kuzeni polismiş o yüzden bizden çorba parası çıkmadı : ) Yüzen çarşıda gezmenizi sağlayan farklı alternatifler mevcut. Belli bir ücret karşılığında çarşıyı gezdiren mağazalar olarak adlandırılabilir. Hepsinin farklı bir fiyatı var ve tabii bu fiyatlar esnek… Tayland’da turist iseniz fiyatın en az 3 katı size söylenir. Pazarlıktaki yaratıcılığınız size kalmış : ) Biz kişi başı 1000 baht olan fiyatı 800 bahta indirmeye başardık (yaklaşık 53 TL).

Tekneler yaklaşık 5 metre uzunluğunda ve çok darlar… Kanalda da bazı yerler çok dar ve kalabalık… Kanal sanıldığı gibi çok pis…

Gezinti boyunca kanalda çamaşır yıkayan, yemek yapan, bulaşık yıkayan Taylandlılarla karşılaştık. Kiminin evi çok derli toplu ve boyalı, kiminin ise derme çatma ve felaket durumdalar…

Pazarda taze sebze ve meyveler var. Kesinlikle hepsinin tadına bakın derim, özellikle kızarmış muzun tadına… Tayland’ın Ekvator’a yakınlığından dolayı meyveleri çok taze ve lezzetliler…

Hediyelik eşya alacaksanız beğendiğiniz bir şey gördüğünüzde ve işaret ettiğinizde, tekne oraya yanaşıyor ve pazarlık başlıyor. Benim tavsiyem ne fiyat veriyorlarsa yarısını teklif edin, ısrarcı olun.

Yaklaşık bir saatlik gezintinin ardından tekrar Sam ile geri döndük. Bizi Bangkok’ta merkezde bırakmasını söyledik. Kartını verdi ve ayrıldık.

Bar-b-q isminde bir alışveriş merkezinde mola verdik. Öğle yemeği olarak Yayoi isminde bir Japon restoranını seçtik. Fiyatlar makul ve lezzetliydi.

Sonra taksiyle China Town’a geçtik.

China Town, Wat Traimit Tapınağı’nın arkasında kalıyor. Yerel dildeki ismi “Thanon Mangkan”… Burası çok büyük bir mahalle; her türlü hediyelik eşya, bijuteri, baharat, kurutulmuş çeşitli meyveler, tütsülenmiş etler, kıyafet vs. toptan almak mümkün… Güneye doğru yürümeye devam ettik. Sonra Silom Yolu’nda yürüdük. Bu yolda alışveriş merkezleri, masaj salonları, marka oteller (Novotel, Holiday Inn vs.), bir ice bar (-5 derece) ve dünya çapında ünlü mağazaları bulmak mümkün…

Otele doğru yürürken hükümet karşıtı protestocuların kalbinde bulduk kendimizi…

Fotoğraftaki afişin asılı olduğu bina, bir polis karakoluna ait...

Uzun bir yürüyüşün ardından otele vardık. Sabah erken kalkıp otobüsle Pattaya’ya geçeceğiz.

Pattaya’da görüşmek üzere, hoşça kalın...

www.ikigezginiz.com

Etiketler

OZAN İŞCAN

Yazar Hakkında

OZAN İŞCAN

Merhabalar ;2002 yılında Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesinde tanışarak 2009 yılında  evlendik.Antalya'da ikamet ediyoruz.Sıla özel bir şirkette genel müdür asistanı ,ben i