Google+

İKİ KAYA ARASINDAKİ BİR YAM: NEPAL

902220 Kas 2011Gezi Notu
GÖKÇE YILMAZGÖKÇE YILMAZGold Yazar20 Kas 201190200 Yorum

Katmandu’ya varışımızda bizi karşılayan yerel rehberimiz, Nepal için geleneksel olan “hoşgeldiniz”i simgeleyen krem rengi eşarpları boynumuza doladı. Çok hoş bir jestti.

İlk olarak Kathmandu’dayken konaklayacağımız otele doğru gidiyoruz. Everest Otel... Kathmandu’nun en eski otellerinden biriymiş.

Nepal ile ilgili ilk intibam; “Çok gelişmiş ve modern”. Ancak bu sizi yanıltmasın. Çünkü, bu intiba Hindistan’da uzun süre kalıp buraya geçtiğimizden dolayı oluştu. Muhtemelen Türkiye’den direkt Kathmandu’ya uçmuş olsaydık, “Çok renkli ve kalabalık” derdim. İşin özü Nepal, Kuzey Hindistan’a göre biraz daha gelişmiş ve modern görünüyor.

Himalayalar’ın eteklerinde kurulmuş olan ülke, kuzey ve doğuda Çin ve Tibet ile, güney ve batıda ise Hindistan ile komşu. Çin ve Tibet ile olan sınırını Himalayalar oluşturuyor. Bu nedenle Kuzey ve doğuya geçiş sıkıntılı. Bu nedenle ticarete yönelik aşağı yukarı her şey Hindistan üzerinden yürüyor. Denize ulaşımı da Hindistan’a bağımlı. Bu durumda ister istemez Hindistan ile iyi geçinmek durumunda ve geçiniyor da.

Nepal’in tarihi Kathmandu vadisinde başlıyor. Yüzyıllar boyunca da sınırlarını genişleterek Hindistan’a kadar ilerlemiş. Daha sonra Katmandu Vadisi ve çevresindeki şehir devletlerine kadar küçülmüş.

Nepal’in kurucusu Prithvi Narayan Şah, konumundan dolayı Nepal’e “iki kaya arasındaki bir yam” demiştir. Yani “Çin ve Hindistan arasındaki Hint yer elması”

Katmandu

Katmandu şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Hotel Grand Prince, Mountain Peace Guest House, Rama Inn Boutique Home. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Hotel Elite (P) Ltd, Kathmandu Tourist Home gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Art Cottage, Namaste Nepal Hotels and Apartment, Hotel Nandini tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Katmandu aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Nepal yıllar boyunca Asya’daki Moğollarla Hindistan’daki Kafkaslar’ın buluşma noktası olmuş.İki ülke arasında seyahat eden tüccarların, gezginlerin ve hacıların dinlenme noktasıymış.

Nepal’in ilk yöneticileri Moğol soyundan gelen, Hindu olan ve Shiva’ya tapan Kirati’ler. Tarih yaklaşık olarak. MÖ 700 seneleri.

MÖ 200 senelerinde ise büyük Budist imparator Ashoka Katmandu Vadisi'ni ziyaret etmiş ve Patan şehrinde bir süre kalmış ve bu çevrede 4 stupa inşa ettirmiş, ünlü Boudhanath ve Swayambunath stupalarını genişletmiş. Bu dönemde Budizm yayılmaya başlamış.

Katmandu-1

Ancak zaman içerisinde Kuzey Hindistan’dan Kathmandu vadisine göç arttıkça Budizm’in etkisi zayıflamış ve Hinduizm’in etkisi artmaya başlamış.

Kirati dönemi MS 300 senesinde son bulmuş. Aynı dönemde de Nepal’e kast sistemi gelmiş.Kast sisteminin etkileri günümüzde de sürmektedir. Buna yön verende Hindistan’ın kuzeyinden gelen Liccavililer olmuştur. Bu kişiler Nepal’de sanat ve mimarinin gelişmesine önderlik etmişlerdir.

602 senesinde ilk Thakuri kralı Amsuvarman başa geçmiş. Bu kişi gücünü genişletmek ve ticaret bağlantılarını arttırmak için kız kardeşini Hintli bir prensle ve kızını Tibetli bir prensle evlendirmiş.
7. yüzyılın sonlarından 13. yüzyılın başlarına kadar Nepal, zor dönemler geçirmiş. 705 yılında Tibet, 782 yılında Kaşmir ile savaşlar olmuş. Kral Gunakamadeva 10. Yüzyılda başkent Kantipur’u, yani günümüzdeki Kathmandu’yu) inşa etmiştir.

Nepal’in altın çağı ise Mallalar dönemine rastlıyor. Mallalar’ın kökeni yine Hindistan. İlk Malla kralları 1200’lü yıllarda yönetime geçmişler.

1200 ile 1482 yılları arasında Jayashithi Malla ve ailesi hüküm sürmüş. Bu dönemde en çok gelişen şey ise tarım oldu. Bu dönem içerisinde yaşanan en büyük olumsuzluk ise Hindistan’ın Bengal bölgesinden gelen Müslüman saldırısı olmuş. Müslümanlar bu bölgeyi istila edip, bir çok Budist ve Hindu Tapınağını tahrip etmişler. Bu nedenle de Nepal’deki Hint kökenliler daha yüksek kesimlere çıkıp, Rajput prensliğini kurdular. Bunun ardından ise çok sayıda prenslik oluşmaya başladı. Bazı kaynaklarda toplam 46 prenslik olduğundan bahsediliyor. Her bir prensliğin ise kendine ait ordusu ve para birimi varmış. Ama tamamı Malla Kralı’na bağlıymış.

Malla krallığının 3. Kuşağından sonra Kathmandu vadisi 3 krallığa bölünmüş; Bhaktapur, Kathmandu ve Patan. Bu 3 krallıkta aslen aynı babanın çocuklarıymış ama Tibet ticaret yolunu ele geçirmek için kardeşler birbirleriyle savaşmışlar. Bu 3 bölge dışında kalan bölgeler ise birçok küçük bağımsız krallığa bölünmüş. Bu dönemde 75 farklı krallık olduğundan bahsediyor rehberimiz.

Bu kadar çok Krallık olunca, Krallar arasındaki rekabette git gide artmaya başlamış. Ama bu rekabet daha fazla toprak edinmek yönünde değil, daha güzel eserler inşa etme şeklinde olmuş. Her bir krallık kendi zenginliğini göstermek için merkezlerinde yer alan Durbar meydanlarında birbirlerinde ihtişamlı saraylar inşa etmişler. Bir kral bir tapınak yaptırınca bir başka kral bunun altında kalmamak için daha güxzelini inşa etmeye çalışmış. Bu nedenle ülke birbirinden güzel tapınaklarla dolu. Bu durum özellikle 15. yüzyılda artış göstermiş.

Katmandu-2

Asıl Nepal’in kurucusu küçük bir krallık olan Gorkha’nın hükümdarı Prithvi Narayan Şah. Savaşçılıkları ile ünlü Gorkha’ların hükümdarı 1769 yılında Katmandu Vadisi'ni ele geçirerek başkenti Katmandu’ya taşımış. Bu dönemde Hindistan, İngiliz yönetimi altındaymış. Bu nedenle Gorkha Kralı, İngilizler’in Nepal’e de ilerlemesini engellemek ve Nepal’in bir bütün halinde kalabilmesi için çok güçlü bir savunma gücü oluşturmuş.

1792 senesine kadar krallık güç kazanmış ancak 1792’de Tibet ile yaptıkları savaşta yenilmişler ve Pekin’deki Çin Hükümdarına 1912 senesine kadar vergi ödemeye başlamışlar.

19. yüzyıl başlarında ise Nepal’in sınırları Kaşmir’den Sıkkım’a kadar genişlemişti. Ancak Hindistan’daki hakimiyetini sürdüren İngilizler Sıkkim’i ve Terrai Ovası'nın büyük bir bölümünü alarak, Nepal’in günümüzdeki doğu ve batı sınırlarını belirlemiş oldular. Bu dönemde Hindistan da Tibet ile direkt olarak ticaret yapacağı bir yol bulduğu için Nepal ticari önemini yitirmeye başladı. Bunun üzerine Nepal 1816 ile 1951 yılları arasında sınırlarını kapattı. Bu dönemde de Nepal ile ilgili bilgi sahibi olan tek yabancı buradan yaşayan İngilizler oldu.

İngilizler, Gurkha kökenli Nepalli’lerin savaş yeteneklerini de görmüş oldular ve Gurkhalar’ı İngiliz ordusuna paralı asker olarak almaya başladılar. Hatta Çanakkale savaşında bile İngiliz ordusunun paralı askerleri olan Gurkhalar’a karşı mücadele ettik biz de.

Ülkenin en önemli olan olaylarından biri de 1846 yılında Kot katliamı. Genç Bahadır diye bilinen “Jung Bahadur” tarafından planlanan bu katliamda askerler organize edilerek Durbar Meydanı’nın yakınındaki Kot’ta toplanmış olan kraliyetten yüzlerce önemli kişi öldürülmüştür.

Bu olay sonrası Genç Bahadır, Başbakan oldu ve ailesinin adını Rana’ya çevirdi. Daha sonra da kendisini Kral yani Maharaja ilan etti. Ve Maharajanın sadece kan bağı ile kazanılabilen bir ünvan olduğunu kanunlaştırdı. Böylece Rana ailesi 100 sene boyunca yönetimi elinde tuttu.

Genç Bahadır dönemindeki en önemli gelişmelerden biri Hindu ölü yakma törenleri ile ilgili oldu. Genç Bahadır, 1850’de Avrupa’ya bir seyahat gerçekleştirdi. Buradan döndüğünde ise bazı yenilikleri Nepal’e getirdi. Mesela 1850’ye kadar, Hindular’ın “Sutte” adı verilen ölü yakma törenlerinde dul kalan kadın da ölen kocasıyla birlikte yakılıyordu. Bu ritüele son verdi.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Hindistan bağımsızlığını ilan etti ve Çin’de komünist devrim gerçekleşti. Nepal bu iki dev devlet arasında tampon bölge olarak kaldı. Çinliler tekrar Tibet’i istila edince de Tibetli mültecilere bir sığınma alanı oldu ve Budist sayısı da doğal olarak arttı.

1950'de Kral Tribhuvan tekrar başa geçti ve 1951’de Nepal sınırları yeniden açıldı. Kral Tribhuvan ülkeye çok partili sistemi getirdi, hükümet kuruldu ama bu dönem kısa sürdü. 1960’ta kral, hükümetin kendine uygun olmadığını düşündüğü için tüm delegeleri tutuklattı ve tüm partileri yasaklattı, tekrar iktidara geçti.

1962'de Kral Mahendra ise dolaylı devlet meclisi sistemini (panchayat) uygulamaya başlattı. Ancak bu kez de 1979'da isyan çıktı. 1990’a kadar sürekli halk isyanları ve yönetime baskı oldu. Sonunda kral baskılara dayanamayarak çok partili sisteme izin verdi ve anayasal monarşiyi kabul etti.

1996'da komünist partinin (Maoistler) başlattığı ayaklanma 2001'de çatışmaya dönüştü. 2002 yılının sonlarında 8000'in üzerinde insan ayaklanan Maoistler tarafından öldürüldü.

Bu dönemde bir de tüm dünyaca bilinen Kraliyet Katliamı vukuu buldu. Söylentilere göre Prens Dipedra, halktan bir kıza aşık olmuş ama aile üyeleri bu aşka karşı çıkmış. Bu nedenle kendisi de 1 Haziran 2001'de bir aile toplantısında kraliyet ailesinin neredeyse tamamını öldürüp intihar etmiş. Bu bir söylenti olsa da, gerçeğin daha farklı olduğu ve bu katliamın Maoist olan yeni kral Gyandra tarafından planladığı düşünülüyor. Şu an bu kraliyet sarayı boş olarak tutuluyor ancak 2012’de müzeye dönüştürülmesi planlanıyor.

Bu olaydan sonra ülke daha da karıştı. Ancak 29 Ocak 2003'de Maoistler ile Nepal hükümeti arasında imzalanan ateşkes ile barış sağlanmış oldu.

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar