İran Seyahati, Tahran

Tebriz’de bir kaç gün kaldıktan sonra ülkenin en büyük şehri olan Tahran'a doğru yola çıkma vakti gelmişti. Tebriz’den ayrılmak istemiyordum ama mutlaka Tahran'ı (Tehran) görmeliydim. Üzülerek Tebriz’deki güzel anılarımı ve zamanımı geride bırakarak otobüs terminaline doğru taksi tutarak yola koyulmuştum. Büyük Tebriz otobüs terminalinde idim. Bulabildiğim en erken otobüse ile Tahran'a bilet aldım. Yine uzun bir yolculuktan sonra Tahran'a ulaşmıştım. Geceye düştüğüm için bu sefer hostel otel arama gereği görmedim kendimde. Kendime şehrin uygun bir noktasını belirleyerek kamp çadırım ile çadır kurdum ve yorucu yolculuktan sonra uyuyarak ve dinlenerek sabahı ettim. 
Sabahın ilk ışıkları ile uyandım. Çadırımı toparlayarak Tahran'ı görebilmem için kendime kalacak hostel, ev filan aramaya başladım. Kısmetim yaver gitti ve tanıştığım bir İranlı arkadaş beni evinde misafir edebileceğini söyledi. Bende rahatsızlık vermek istemediğimi paramın olduğunu söyleyerek bu güzel teklifini geri çevirsem de tanıştığım Rıza ismindeki İranlı arkadaş ısrar edince kıramadım ve evinin yolunu tuttuk araba ile birlikte. Eşyaları eve çıkardık, ailesi ile tanıştım. Ailesi Türkiye'de özellikle Antalya'da bir kaç defa tatilde bulunmuş, son derece modern insanlar idi. Vaktimin sınırlı olduğunu söyleyerek Rıza ile dışarı çıktık.
 
Aman Allah’ım bu ne güzel bir şehirdi böyle. Tahran son derece büyük, kocaman alışveriş merkezlerinin olduğu, bayanların son derece bakımlı ve güzel olduğu bir şehirdi. İşin doğrusu ilk İran seyahatimi yapacakken böyle bir şeyle karşılaşacağım hiç aklıma gelmemişti. Modernliği burada da görmüştüm. Sanırım doğru bir ülke gezisinde olduğumu anlamıştım. Tahran'ın geniş caddelerinde yürüdüm, tarihi yerleşim yerlerini, müzelerini, tarihi ve modern camiilerini gördüm. Tahran'da o kadar güzel yerler vardı ki, buradan saymakla bitiremem sizlere.
 
Tahran’da en önemli gezdiğim yerler arasında Azadi meydanı, Mellat Parkı, Mücevher sarayı, Ermenilere ait olan ve yapımı 1964 senesinde başlanıp 1970 yılında bitirilen Surp Sarkis Katedrali, Rıza (Rza) Abbasi Türbesi, Tebriz'den sonra burada da meşhur İran halılarının saklandığı ve sergilendiği Tahran Halı Müzesi, İran Devrik lideri Şah Rıza Pehlevi'nin de kaldığı yapımına 1968 yılında başlanan Niavaran  Sarayı, İran Seramik  Cam Müzesi, Dünyanın yükseklik anlamında 6.sırasında olan ve üzerinde Kongre salonları, Alışveriş merkezleri, Restaurantları olan Milad Kulesi ve de İran'ın Dini Lideri Ayetullah Humeyni'nin anıt mezarı sayılabilir.
 
Tahran seyahatimde de kısacası İran'da görmek istediklerimin çoook ötesinde harika muhteşem yerler keşfettim. Farklı yemek çeşitlerini doyasıya tattım. Tahran'ın Gece Hayatına da takılıp doyasıya yaşama imkanı buldum. 10 gün boyunca Tahran'da hemen hemen gezmedik dolaşmadık yer bırakmadım dersem yalan olmaz. Yaptığım gezimden son derece memnun oldum. Yıllardır televizyonlardan, gazetelerden gördüğüm muhafazakar olarak bildiğim Tahran beni şaşırtmıştı. Ne kadar yanıldığımı bu yaptığım gezide anlamış oldum.
 
Zamanımın kısıtlı olduğunu biliyordum zaten. Aslında gezecek o kadar güzel yerlerin olduğunu biliyordum İran Topraklarında..10 Günlük seyahatim boyunca Tahran'da artık ayrılma vaktinin geldiğini anlamıştım. Rotamı Türbelerin diyarı Meşhed'e çevirmiş oraları görme zamanım gelmişti. Meşhed'den sonra başka zamana tekrar gezi yapma kararı aldım İran'a, ama zamanını daha kararlaştırmadım. Tahran'da misafir kaldığım aile ile vedalaşarak her zaman ki gibi güzel anılarımı dostluklarımı geride bırakarak Meşhed'e doğru yola koyuldum. Yollar güzel ama bir o kadar da uzaktı. Yolculukları aslında bulunduğum ülkelerde yürüyerek sırt çantam ve kamp araç ve gereçlerimle yaptığım için fazlası ile Tahran'da kamp yapamamıştım 2 iki gün haricinde.
 
Tahran'dan ayrılıyorum ilk bulduğum otobüsle bilet alarak. Vaktin kısıtlı olduğunu biliyorum ve Meşhed'e doğru hareket ediyorum. Uzun bir yolculuktan sonra Şiilerin Kutsal saydıkları Meşhed'deyim nihayet! Meşhed ziyaretimi ve diğer şehirlerine yaptığım gezilerimi ise sonraki yazı dizimde yazmayı düşünüyorum detaylıca.
 
Türkiye'de başlayıp Nahcivan'da devam edip sonrasında Tebriz – Tahran - Meşhed'de son bulan yazımın üçüncü bölümünde Meşhed’de buluşmak üzere şimdilik yazımı burada noktalıyorum.
 İnanın İran gezimden oldukça keyif aldım, gezilebilinecek, dolaşılabilinecek yerleri gördüm. Aslında hiç ayrılmayı düşünmüyordum, ama dediğim gibi zaman olayım kısıtlıydı, üstelik mutlaka görev yaptığım Devlet işime dönmem gerektiğini her zaman biliyordum. İran'a Nahcivan üzeri ilk defa sonrasında ise Doğubayazıt üzeri toplam bu zamana kadar iki seyahat gerçekleştirdim, son derece de memnun kaldım bu gezimden. Gitmek isteyen Gezgin-Seyyah arkadaşlara her yönden tavsiye etmekteyim mutlaka zamanınız var ise, İran'ı görün. Bana o zaman her hali ile hak vereceğinizden eminim. Gezi Tadında seyahatler dilerim. Ayakkabılarınız eskimesin inşallah.

Etiketler

SONER GÜRKAN YÜCEL

Yazar Hakkında

SONER GÜRKAN YÜCEL

02.05.1972 Kırıkkale Doğumluyum.1990 Yılından bu yana halen kamu kuruluşunda görev yapıyorum,Amatör olarak 1988 yılında Türkiye'nin farklı şehirlerini,farklı bölgelerini adım adım gezdim,Profe