Google+

Arama formu

İSFAHAN'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Dün gece otelimizin güzel bahçesinin keyfini epeyce çıkardık, dün anlattığım gibi bahçe harika ama odalar bakımsız, yemekleri ise felaket, İran’da yediğimiz en kötü yemekti diyebilirim. Ama geldiğimizden beri o kadar çok yemek yedik ki bu yemekler keyfimizi bozmuyor, bahçenin güzellikleri arasında çayımızı içiyor ve erkenden odalarımıza çekilip dinleniyor, Yezd’den buraya 4 saatlik otobüs yolculuğumuzun yorgunluğunu atıyoruz, zira gezimizin son 2 günü ve görecek, gezecek çok yer var.
 
PİR-İ BAKRAN TÜRBESİ
 
Sabah kahvaltıdan sonra ilk ziyaret edeceğimiz yer şehre 30 km mesafedeki 14. yüzyılda ait ve İlhanlı Olcaytu döneminde yapılmış Piri Bakran Türbesi. Girişten harap bir bina görüntü var ve sanki içeride görülecek fazla bir şey yok gibi. Bahçe kapısı kilitli, fazla gelen giden olmadığı belli, rehberimiz bekçiyi arıyor ve kapıyı açtırıyor. İçeri girdiğimizde mescidi andıran bir avlu var, bir ara yerden geçiyoruz ve bir anda hepimiz gördüklerimizle şoka giriyoruz. Sivas Divriği Ulu Camii’nin kapısının yapısında ama çok daha muazzam bir görüntü karşımızda. Sülüs ve Kufi yazıları içeren muhteşem “stüko”larla bezenmiş Dört bir taraftaki taş ve mermer duvarların üzeri kabartılarak muhteşem süslemeler yapılmış. (Stüko - kil, alçı, taş gibi işlenebilir malzemelerin yüzeyinde, alçaklı, yüksekli şekiller).

İsfahan

Fotoğraflar sanırım anlatamadıklarımı çok daha iyi anlatacaktır. Buraya gelerek çok önemli ve güzel bir türbeyi görmekten dolayı çok memnunum. Sanırım burayı gördükten sonra Divriği’deki camimizi gezmek görmek ve anlamak çok daha isabetli olacaktır. (Sivas Divriği Ulu Camii, Ahmet Şah tarafından 13. yüzyılda inşa ettirilmiş,  üzerindeki çok ince oymalar ve kapısındaki taş işçiliği tam bir sanat eseri olan camii UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi’ndedir). Duvarlardaki mozaikler yer yer dökülmüş de olsa güzelliklerini anlamak zor değil.

İsfahan-1

İsfahan-2

Türbenin bulunduğu köy aynı zamanda Ester Hatun Mezarlığı’nın bulunduğu yer olması nedeniyle İran Yahudilerinin önemli bir ziyaret yeri, bu nedenle Türkiye’den gelen hiçbir turun bu köye gelmediğini öğrenince çok şaşırıyorum, gerçekten görülmesi şart bir yer burası.

GÜVERCİN KULESİ
 
Şehri gezmek görmek için İsfahan’a dönerken enteresan bir yapıya uğruyoruz. Dışarıdan bakıldığında basit bir görünümü var, ama kerpiç binanın tuğlaları büyük bir ustalıkla üst üste yığılmış, halk mimarisinin güzel bir örneği. Yapının içine girdiğimizde şaşırtıcı bir görünüm, enteresan ve güzel bir mimari ile karşılaşıyoruz. Üst üste yığılmış tuğlalar ve aralarındaki boşluklar yüzlerce güvercine yuva olmuş.

İsfahan-3

Bu yapının amacı güvercinlerin dışkılarının toplanarak kavun tarlalarında gübre olarak kullanmak. Biz yine sportmen 3 kişi, yüksek basamaklardan oluşan daracık merdivenlerden kalenin en tepesine çıkıyoruz ve çıkmayanların pişman olacağı bir manzara ile karşılaşıyoruz. Kulenin dört bir tarafından İsfahan’ın tüm manzarasını kuşbakışı izliyoruz. Yorgunluğumuza değiyor doğrusu.

İsfahan-4

İsfahan-5

Bu arada yukarı çıkan tek hanım olarak, diğer hanımların bizi beklerken keşfettiği ve meşhur İran çayı satan bir markete ben de dalıyorum tabii, sanırım bizden sonra dükkânda çay ve hurma kalmamıştır : )

İSFAHAN CUMA CAMİİ
 
Unesco Dünya Mirası Listesi’ndeki bu muhteşem yapı, Cuma Camii var sırada. Ulu Camii olarak da bilinen cami 8. yüzyıldan kalma ve sade Selçuklu mimarisinin izlerini taşırken 16. yüzyıl Barok Safevi mimarisinin tüm özellikleri ile eşine ender rastlanan bir İslam müzesi adeta. İran’daki İslam mimarisinin vazgeçilmez planı olan kubbeli, dört eyvanlı, büyük açık avlulu cami sonraki camilere de İran’a özgü bir mimari olarak örnek teşkil etmiş, hatta buraya İslam mimarisinin en güzel örneği diyebiliriz.

İsfahan-6

İsfahan-7

Selçuklu dönemine ait görkemli eyvanlı, çinilerle süslü kapıdan giriyoruz cami kompleksine, önümüzdeki avlu İran’da gördüğümüz en büyük avlun ortasında büyük bir havuzlu şadırvan yer alıyor. Avluyu çevreleyen 4 cephenin ortasındaki harika görünüşlü eyvanlar iki katlı, kemerli ve tümüyle 15. yüzyıla ait çinilerle kaplı. Dış cephede mavi ve turkuaz renkler, mavi-beyaz kaligrafiler kullanılırken iç cephede sarı tonlar kontrast oluşturmuş. Mihrap salonu, tuğla örme kubbesi, muhteşem sütunları ve süslemeleri büyük bir yangından az hasarla kurtulmuş nefesleri kesen bir güzellikte adeta bir sütunlar ormanı. Kompleksin içinde bulunan mescidin mihrabı, Piri Bakran türbesinde gördüğümüz “stüko” motiflerle bezenmiş kaligrafi ile kaplanmış.

İsfahan-8

İsfahan-9

Hiçbir İslam eserinde böylesine etkili bir görünümün olmadığı, sözlerin anlatamayacağı bu muhteşem yapıyı daha iyi anlayabilmeniz için ben sözü yine fotoğraflara bırakıyorum… İran gezimizde o kadar çok anlatılması kelimelere sığmayacak kadar güzel mimari eserler gördük ki, fotoğraflar beni bana destek oluyor.
 
VANK KATEDRALİ
 
İsfahan ve ülkenin güney bölgelerinde yaşayan Ermenilerin en önemli ibadet merkezlerinden olan Katedralin tarihi Şah Abbas dönemine uzanıyor. Şah Abbas kenti başkent yaptıktan sonra, şehirde yeterince gayri-müslim olmadığından, ticaretin gelişemeyeceğinden endişe duyarak Azerbaycan’ın Colfa kentinden Ermeni tüccarları getirip İsfahan şehrine, nehrin güneyine yerleştirir.

İsfahan-10

Katedrale giriş kapısının üzerinde saat kulesi, giriş bölümünden sonra bahçeye girer girmez göze çarpan çan kalesinin tarihi 1774. yapı dışardan bakıldığından oldukça sade, ancak içeri girer girmez zengin resimlerle kaplı duvarlar ve tavan görülmeye değer. Kubbede Adem’in cennetten kovuluşuna kadar yaradılış efsanesi resmedilmiş. Diğer resimlerde ise Tayfun, Nuh’un gemisi, Babil, Son Akşam yemeği, İsa ve ailesi, Musa ve Meryem’in çeşitli evreleri gibi birçok konu işlenmiş. Resimler 17. yüzyılda ait, Müslüman Pers, İtalya ve Hollanda resim sanatı karışımı.

İsfahan-11

İsfahan-12

Bahçenin bir köşesinde ise bir ateş yanmakta, malum Ermeni katliamı anısına…

İsfahan-13

Bizim katedrali ziyaret ettiğimiz günden bir gün önce katedralin 350. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen törene, Ermenilerin önde gelen dini liderlerinden 1. Aram, İsfahan Belediye Başkanı Murtaza Şekainejad, Zerdüşt, Yahudi ve Müslüman din adamları da katılmış. Bu misafirlerden bazıları da bizim otelde kalıyordu, giderken kırmızı halılarla uğurlanırlarken biz de akşam yemeği için otelden çıkıyorduk, kırmızı halı ekibin ayrılmasının ardından hemen kaldırıldığı için ne yazık ki kırmızı halı üzerinde yürüyemedik : )
 
KIRK SÜTUN - “ÇEHEL SUTUN” SARAYI
 
İsfahan’ın en güzel saraylarından, tarihi yapılarından biri olan "40 sütun" anlamına gelen "Çehel Sütun" gerçekte 20 sütunlu, peki neden 40 sütunlu denmiş, anlatayım.

İsfahan-14

Saray, 400 yıllık, yüzölçümü 67.000 metre karenin üzerinde cennet gibi bir botanik bahçesinin içinde yer almakta, önünde ise dev bir havuz bulunuyor. İşte diğer 20 sütun için, sarayın hemen önünde uzanan bu dev havuza yansıyan aksine bakmamız gerekiyor… Ama bakıyoruz 20 sütunun hepsi aynı zamanda aynı kareye pek de yansımıyor, her şeyden önce havuzun suyu oldukça kirli ve bulanık, dolayısı ile 20 sütunun birden yansıdığı bir nokta bulamadık. Her neyse biz büyüyü bozmayalım da ben size sarayın güzelliklerinden bahsedeyim.

İsfahan-15

1. Şah Abbas zamanında yapımına başlanan saray, Şah’ın eğlencesi ve kabul törenlerinde kullanılmak amacıyla yaptırılmış. Ahşap sütunların taşıdığı tavan süslemeleri, alındaki süslemeler oldukça yıpranmış görünüyor. Bu sütunlu girişten sonra saraya giriş avlusuna giriliyor, saraya giriş kapısı yine bir eyvan içinde ve tavan yine petek tavan, yine ayna süslemeleri ile bezenmiş.

Sarayın içine girince gördüğümüz seramik ve üzerine fresk  tablolarla süslenmiş duvarlar ve özellikle de tavan çok hoş görünüyor. Duvarlardaki tablolarda bazı tarihsel olaylar anlatılmakta, bunların içinde 1. Selim ile yapılan Çaldıran Savaşı da resmedilmiş. Tarihsel olayları betimleyenlerin yanı sıra, içeriği pek tarihsel olmayan, geleneksel minyatür tarzında yapılmış daha estetik kompozisyonlar da bulunuyor, örneğin verilen davetler, ziyafetlerde çengiler, hatunlar, zenneler hatta oğlanların dansları.
Ömer Hayyam’ın söylediği gibi:
 
Cennette huriler varmış kara gözlü,
İçkinin de oradaymış en güzeli.
Desene biz tam cennetlik olmuşuz,
Bak bir yanda şarap diğer yanda sevgili…

İsfahan-16

İsfahan-17

Rehberimizin verdiği bilgiye göre zaman içerisinde sarayın seramik panellerinden birçoğu yerinden çıkarılmış ve ne yazık ki batıdaki büyük müzelerde yerlerini almış.
 
Sarayın girişinde Unesco Dünya Mirası amblemini görünce şaşırdık, zira benim elimdeki listede bu saray yok, Türk rehberimiz de konuya yabancı, yerel rehberimiz ise amblemi doğruluyor, ancak benim araştırmalarım olumsuz…
 
Bir sonraki yazımda dünyanın en büyük 2. meydanı olan muazzam İMAM MEYDANI ve CAMİLERİ yer alacak.


Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım. 10 senedir ise kış aylarında İstanbul'da, Mayıs-Aralık 7 ay Bodrum’da yaşıyorum. Tam bir Bodrum sevdalısıyım, en büyük keyfim yelken, yüzme ve squba-diving. Spor hayatımın...