İskandinavya'da İkinci Durak: Goteborg

Kopenhag´de kaldığım süre boyunca soğuk olmasına rağmen yağış olmadığı için şehre teşekkür ederek veda ettim ve İsveç´in Stockholm´den sonra en büyük şehri olan Goteborg´e gitmek üzere trene yetiştim.

Stockholm, yıllar önce ziyaret ettiğim yerlerden biri olduğu için gezi planıma dahil etmesem de Goteborg´e vardığımda hafif bir pişmanlık yaşamadım da diyemem. Goteborg, şu ana kadar gezdiğim şehirler arasında bana göre en ruhsuz yerlerden biri. Belki de tüm gün yağan yağmurun etkisi de olabilir bunda bilmiyorum, ama çok fazla görülecek yer yok.

Elimden geldiğince sizlere burayı güzel bir şekilde aktarmaya çalışacağım, ama Danimarka´dan Norveç´e geçiş noktası olarak burayı düşünürseniz siz de benim gibi, Goteborg yerine Stockholm daha önce gitmiş olsanız dahi, kesinlikle daha doğru bir seçim olur.

Kopenhag´den Goteborg´e trenle giderken Öresund köprüsünün üzerinden geçerken bir sürü yel değirmenlerini ve yaklaşık 4 saat süren yolculuk boyunca rengarenk evleri, kızarmış yeşil yaprakları, güzel yansımaları görmek ve tren içerisinde yerel yolcuları gözlemlemek mümkün.

Neyse gelelim Goteborg´de yapılacak sayılı aktivitelere. Burada olduğum ay Kasım olduğundan, Liseberg Eğlence Parkıkapalı idi, burası görülecek yerlerden biri ama gittiğiniz ay önemli.

Arnavut kaldırımı yerler, tarçın kokulu cafeler ve 2. el dükkanlar ile  dolu Haga bölgesi, her ne kadar çok etkilenmesem de görülmesi gereken yerlerden biri. Her yere kokusunun hakim olduğu tarçınlı çörek Kanebulle´yi burada tadabilirsiniz güzel bir latte eşliğinde.

Haga bölgesi´nden ayrıldıktan sonra üzerinde Goteborg Üniversitesi´nin ve pek çok café´nin yer aldığı geniş Vasagatan caddesi´nde ilerleyerek Aveyn caddesi´ne erişebilirsiniz. Aveyn caddesi, yine geniş bir cadde, burada yukarıya doğru tırmandığınızda sizi karşılayan kocaman Poseidon heykeli.

Aveyn caddesini kesen bir diğer cadde,Engelbreksgatan, bunun üzerinde enteresan bir kilise görebilirsiniz. Diğer Avrupa şehirlerine oranla burada adım başı kilise yok. Aveyn caddesi´nden aşağıya inerken solda tiyatro binasını ve sağda ise Tradgardsforeningen parkını görebilirsiniz.

Aşağıda doğru devam ettiğinizde yeniden şehir merkezine varıyorsunuz, sizi kanallardan oluşan büyük bir meydan Brunnsparksbon ve Nordstan alışveriş merkezi karşılıyor. Görülecek yerlerin sayısını arttırmak için şu anda kendimi zorluyorum:)

Kronhus bodarna, deniz kenarındaki gemi şeklindeki Opera House, ruja benzer şekilde inşa edilmiş Läppstiftet (The Lipstick), Roma´daki Pantheon´u andıran Gustavi Domkyrka, Gustaf Adolfs meydanı, tren istasyonu ve Clarion Hotel Post´un önündeki Görmedim Duymadım Bilmiyorum 3 Maymun görselinin gece ışıklandırılmış hali görmeye değer yerler. Ama bunların tamamını görmek için bir gün yeter de artar bile, illa görmek isterim derseniz gezi planınızı bu şekilde yapabilirsiniz.

IŞIL ATAKER

Yazar Hakkında

IŞIL ATAKER

Gezmek, seyahat etmek, gözlemlemek, fotoğraf çekmek, uçak, otobüs, araba farketmeksizin herhangibir araca binip bir yerlere gidiyor olma hissini yaşamak, konser, film, sinema, festival, ne varsa he