Google+

Arama formu

İSTANBUL’U KEŞİF

Bu Pazar, şehrime 2 saat uzaklıkta yer alan İstanbul’u tekrar keşfetmek istedim. Bu günübirlik geziye İstanbul’dan ne kadar manzara sığdıracaktım, meraklıydım doğrusu. İlk istikamet; yürümekten büyük keyif aldığım İstanbul’da her milletten insanı görebileceğim Laleli-Sultanahmet arasındaki cadde. Beyazıt Camii’ni fotoğrafladıktan sonra hemen yakınındaki Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ni ve camisini ziyaret ettim. Medresenin içinde Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz’in ve aile eşrafının mezar ve sandukalarını ziyaret ettim. Medresenin bahçesinde ise şair Ziya Gökalp ve 1909 yılında şehit edilen ilk basın şehidi Hasan Fehmi’nin mezarlarını görmek mümkün oldu. Şansıma da bugün Avrasya Maratonu’na denk gelmek günümü renklendirdi :) Sultanahmet Meydanı’nı dolaştıktan sonra öncelikle Ayasofya’yı ziyaret ettim. Ayasofya’ya giriş 30 TL, ama en mantıklısı müzekart çıkarmak.

İstanbul

Ayasofya her ziyaret edişimde beni bir kez daha büyülüyor. Dünyanın en eski katedrali unvanını taşıyan Ayasofya, “ilk kez Ortodoks kilisesi olarak inşa edilip, Latin imparatorluğu zamanında Katolik kilisesi, Osmanlı döneminde cami ve 1935 yılından itibaren müze olarak hizmet vermektedir”. 15 yüzyıl boyunca ayakta kalan mimarlık dehası olan Ayasofya, İstanbul’da dolaşılacak değerlerin başında gelir. Ayasofya’nın hemen karşısındaki 1609-1616 yıllarında Sultan I. Ahmet tarafından yapılan Sultanahmet Camii’ni dolaştım. Cami; mavi, beyaz ve yeşil renkli İznik çinileri ile bezendiği için ve kubbelerin altındaki mavi işli çinilerden dolayı Mavi Cami olarak da bilinir. Sultanahmet Camii ülkemizin ilk 6 minareli cami olması özelliğini de taşımaktadır. Cami aynı zamanda geçmiş dönemlerde medrese olarak da hizmet vermiştir.

Burayı ziyaretten sonra yine Osmanlı Dönemi’nde büyük öneme sahip Topkapı Sarayı’nı ziyaret ettim. Saraya müzekartınız varsa ücretsiz giriş yapabilirsiniz, aksi takdirde giriş ücreti olarak 30 TL ödemek zorunda olacaksınız. Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinin 400 yılının burada geçmesi sarayın önemini anlatmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in 1465 yılında sarayın yapımını başlattığı ve sarayın yapımının 13 yıl sürdüğü bilinmektedir. Topkapı Sarayı’na gireceğiniz kapı Bab-ı Hümayun’dur (saltanat kapısı), buradan girdiğiniz anda 1. avluda sizi karşılayan Aya İrini Kilisesi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Muhteşem mimarideki kiliseye giriş ücreti için 20 TL ödedim, müzekart geçerli değil maalesef. Buradan 1. avludan (Alay Meydanı ) geçerek Bab-üs Selam’a yaklaşık 250-300 metre yürüdüm. Sırasıyla Alay Köşkü, Divan-ı Hümayun (Kubbealtı), Silahlar Seksiyonu, Saray Arşivi, Mutfaklar, Enderun Havlusu, Arz odası, Fatih Köşkü, Has Oda Koğuşu (kutsal emanetlerin olduğu oda), Sünnet Odası, Revan Köşkü, İftariye Köşkü, Kara Ağalar Taşlığı’nı ziyaret ettim.

İstanbul-1

İstanbul şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en çok tavise edilenleri Sirkeci Mansion, Lalahan Otel, Ferman Konak Hotel. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Selanikli Pansiyon, White Palace Otel Büyükada, Dikçatı Pansiyon Şile. gibi otelleri tercih edebilir ya da en yüksek indirime sahip olanları mereak ediyorsanız Taksim Prelude Hotel, Nordstern Hotel Galata, Avicenna Hotel tesislerini incelebilirsiniz. Bir de Tatilsepeti.com'un İstanbul aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Harem dairesine ise ekstra ücret istendiği için hem de sıra olduğu için girmek istemedim : ) Hürrem Sultan’ın haremine karışmak istemedim belki de : ) Saraydan çıktıktan sonra Karaköy’den yürüyerek Eminönü’ndeki Yeni Cami’yi ( Valide Sultan Cami) gördüm. Cami 1597 yılında yapılmaya başlanmış, 1665 yılında tamamlanmış. Ülkemde mimarisini sevdiğim camilerden biridir. Eminönü’nden dolmuşlara binerek Taksim’e geldim. İstanbul’a her gelişimde yürümekten keyif aldığım yerlerden biridir İstiklal Caddesi. İstiklal Caddesi’nden Galatasaray Üniversitesi’ne giderken yol üstündeki İstanbul’un en büyük Katolik Kilisesi olan St. Antuan Katolik Kilisesi’ni ziyaret ettim. 1906 yılında gotik mimari ile yapılan kilise, kırmızı tuğla yapısı ile dikkat çekmektedir. Kilisenin bahçesinde ise 23. Papa Ioannes’in heykeli bulunmaktadır. Kilisenin içindeki vitray süslemeleri ve mozaiklerin dizaynı harika tasarlanmış. İstanbul’a yolu düşenler mutlaka uğramalısınız.

İstanbul-2

İstiklal Caddesi’nde yürüyerek Galata’ya indim sokaklarda kaybolarak… 29 Mayıs 1453 yılında Cenevizliler Galata Kulesi’nin anahtarını Fatih Sultan Mehmet’e teslim etmişler. Yığma taşlardan yapılan kuleden İstanbul’u panoramik seyretmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Akşam karanlığı çökmeye başlayınca ayaklarımın ne kadar yorulduğunu hissettim. Gün içinde Beyazıt, Sultanahmet Meydanı ve cami, Ayasofya, Eminönü Yeni Cami,  Taksim St. Antuan Kilisesi ve Galata Kulesi’ni tekrar görmenin keyfini yaşadım. Kısa zamanda kaldığım yerden İstanbul’da görüşmek üzere…

Blog yazılarıma www.gezgininayakizleri.com’dan ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle…


Yazar Hakkında

Cüneyt Durhan

1978 Tekirdağ ikametliyim.. Gezmeyi ve seyahat edip , yeni yerler keşfetmeyi seviyorum.. Yeni kültür ve keşfedilecek yerlerin her zaman bir mutluluk kaynağı olduğunu düşünüyorum.Ülke veya şehrin kimliğini tanımak , halktan izlenimler edinmek , yöresel yemeklerini tadmak ve doğa güzelliklerini görmek herkes gibi benide heyecanlandıyor....