Kapadokya Seyahati (1. Gün)

Benim sanırsam normal seyrinde, planlı bir seyahatim olmayacak. Hepsi ya ayağıma gelen ya da tak diye karar verdiğim şeyler olacak :) Nerden mi vardım bu kanılara? Tabi ki Kapadokya seyahatimden. Arkadaşım Kapadokya'ya gidecekken vazgeçti ve bana yerine gitmemi teklif etti. (Ben hiç seyahat konusunda ''hayır'' diyebilme potansiyeline sahip miyim? Bence hiç değilim Bende düşüneyim falan derken tabi ''Aman gidiyorum ya!'' deyip tak diye kabul ettim. Pişman mıyım? Asla! :)

Gelelim Kapadokya gezime... Öncelikle okul turu olduğu için 200 TL'ye mal oldu. Yanlış duymadınız tam tamına 200 TL. Hatta kaldığımız otelde Hilton desem ''Yok artık LeBron James!'' diyebilirsiniz ama gerçek bu :)

Gezimiz 3 gün sürdü. Tabi bana 3 saat kadar kısa geldi. Elimizden geldiğince gezdik, gördük. Şimdi bu güzel geçen üç günü ballandıra ballandıra anlatmak istiyorum :))

1. günümüzde ilk ziyaret noktamız Hacı Bektaş Veli Müzesi oldu. Müzeye ilk girişinizde iki tane avlu ile karşılaşıyorsunuz. Bu avlulardan biri Nadar, diğeri ise Dergah avlusu.

Müzedeki en ilginç detaylardan biri iç içe geçmiş iki üçgen içerisindeki gül motifi. Bu üçgenlerin çevresinde ise bir çember var. Söylenilene göre; “Gülün evrenin şifresi olan sevgiyi, yukarı bakan ucun ateşi yani yanlışı, aşağı bakan ucun suyu yani doğruyu temsil ettiği; hayatın doğru ve yanlışların çatışmasından ibaret olduğu” anlatılıyor.

Şimdi Mihman evine doğru ilerliyoruz. Burada kapılar normal bir kapıya göre daha alçak yapılıyor ve başınızı eğerek içeri giriyorsunuz. Bu kapıların bu şekilde yapılmasının ana nedeni; saygı.

Mihman evinde dergaha gelen misafirler ağırlanırmış.

   
Müzede ilerlemeye devam ediyoruz; tütün kesesi, kahve kutusu, sigara ağızlığı vb. şeylerin sergilendiği bölüm var.


Gelelim meydan evine... Dergahın en önemli bölümlerinden birisidir. Kitabesinden anlaşıldığı üzere M.S. 1367'de (1. Murat döneminde) Ahi soyuna mensup Murat bey tarafından yaptırılmıştır. İç bölümlerde oniki imamları imamları temsil eden postlar , Hacı Bektaş Veli ile Balım Sultan portreleri ve diğer Bektaşi önderlerine ait resimler, Taht-ı Bektaşi, Dedebaba, Baba ve dervişlerine ait siyah beyaz fotoğraflar, mühürler, taçlar, dokuma örnekleri, şamdanlar, kandiller, müzik aletleri ve diğer eserler sergilenmektedir.

Kudüm: ''Zahme'' adı verilen yumuşak ahşap sopalarla çalınan deri göveli müzik aleti. Farklı büyüklükteki gövdeler değişik tını elde etmek içindir.

Çalpara: Parmaklara takılarak birbirine vurularak çalınan müzik aleti.

Derviş eşya ve giysileri
Derviş eşya ve giysileri

Aş evi baba odası: Aş Evi Babası'nın günlük oturma odası olarak kullandığı bölüm. Aş Evi Babası, aynı zamanda mutfak çalışmalarını buradan izler ve o gün çıkacak yemeklere karar verirmiş. Dergaha ait olan arazilerde ekim-dikim işleri, bağcılık, sebze meyve yetiştiriciliği gibi tarımsal işler de Aş Evi Babası gözetiminde ve denetiminde yapılırmış. Aş Evi'nden dergahta yaşayan dervişler, dergaha gelen misafirler ve yoksullar yararlanırmış.


Bu bölümde de Hacı Bektaş Veli'nin mezarı bulunuyor.

Bu sözlerin hepsi ne kadar güzel ne kadar doğru. Özellikle ''Kadınları okutunuz!'' sözü!

Şimdi Hacı Bektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesine geçiyoruz. Hacı Bektaş Veli Müzesi'ne yürüme mesafesinde. Kalkolitik, Orta ve Genç Tunç Çağları, Demir çağı, Frig Dönemi gibi dönemlerdeki ve bazı uygarlıklardaki eşyaların sergilendiği bir müze özelliği taşıyor.


Roma Dönemi şehir sikkeleri


Mekik, halı tarağı gibi eşyaların sergilendiği bölüm


Kahve kültürü


Bakır eşyalar


Hamam takımı ve kadın eşyaları


Hacı Bektaş Taşı ''Oniks''

Bu güzel müzemizin ardından hızımızı hiç kaybetmiyoruz ve Atatürk Müzesi'ne doğru yola çıkıyoruz. Bu üç müze de birbirine yürüme mesafesinde. Aynı zamanda bu müzelere geçerken yürüdüğünüz sokaklarda bir çok seyyar hediyelik eşyacılarda bulabilirsiniz.

Bu eve Atatürk eve denilmesinin nedeni Atatürk'ün Nevşehir ziyareti sırasında bu evde kalmış olmasıdır.


Belgelerle Atatürk bölümünden bir kare


Atatürk'ün kaldığı oda


Burası da baş oda olarak geçiyor

Atatürk Evi'nden geçiyoruz Çilehane'ye yani nam-ı değer Delikli Taş'a. Nevşehir'de bu kısım çok ilgimi çekti.

İnanışa göre; günahsız olan kişiler bu delikten rahatlıkla geçerlermiş. Günahı olan kişiler ise zayıf bile olsalar geçemezlermiş. Ben bir kısmında rahat geçebilirken bir kısmında arkadaş desteği aldım :) Yarı günahkarım galiba anlamadım :(

Müzeleri gezdikten sonra şimdi de bir halı molası verelim diyorum. Ne dersiniz? Kapadokya gezimizde Avanos Halı'nın da konuğuyduk. Bize halı yapımı aşamalarını, halıların özelliklerini anlattılar. Halı modellerini gösterdiler. Son olarak da mantı sürprizi yaptılar :)


Müzelerimizi gezdik, halıları inceledik şimdi de fotoğraf çekileceğimiz alanlara geçelim :) Kapadokya demek fotoğraf demek bence. Mesela ilk olarak fotoğraf alanımız; Salkım tepesi.

Sonra da yolumuz düşsün Uçhisar Kalesi'ne :) Kalenin içine giriş ücretli idi ama o kadar gitmişken değer.

Bu fotoğraflarda da kalenin dışında bulunan diğer yapılar ve kalenin dış görüntüsü bulunuyor :) Şimdi de girelim iç kısmına...

Burası da en tepelere çıkınca karşılaşacağınız görüntü :)

Vallahi Kapadokya'da otobü, araba, kamyon, ne bulursanız binin. Çünkü bir yerden başka bir yere geçmek için bir ulaşım aracı şart. Özellikle araba sizin için büyük rahatlık olacaktır.

Şimdi gelelim Paşabağı'na :) Kapadokya'da nereye gidersem gideyim her yerin aynı olduğunu düşündüm. Her yerde sanki aynı taşlar aynı şekiller, gittiğim farklı yerlerin hiç bir farkı yok gibi ama kendine göre var işte. Mesela Paşabağı'nda Simon Kilisesi var.

Bolca gezdik, bayağı yorulduk. Şahsen biz uykusuz tura başladığımız için öyle olmuştuk. Artık otele geçme vakti. Başta da bahsettiğim gibi Hilton otelinde kaldık. Otel bayağı konforluydu hele o yatakları. Aman Allah'ım içine girip 10 ay içinde yatası geliyor insanın. Odalara yerleştikten sonra geçtik restorana. Tabi yorgunuz, açız önümüzde açık büfe. Doğal olarak saldırdık gibi bir şey oldu. Açık büfe tatlı ve meze konusunda biraz zayıf olsa da diğer yemekler gayet doyurucu idi.

Yedik, içtik şimdi spor zamanı. Hilton'da isterseniz ücretsiz olarak fitness center'dan isterseniz 25 TL karşılığında hamam, sauna ve kapalı havuzdan faydalanabilirsiniz. Biz kapalı havuz, sauna ve hamam seçeneğini tercih ettik. Havuz küçüktü ama olsun biz bayağı eğlendik, günün yorgunluğunu da sauna ve hamamda bırakıp, odamıza doğru yol aldı ve böylece ilk günün sonuna geldik :)

Yazı dizisinin ikinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.Yazı dizisinin üçüncü bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler