Kapadokya Seyahati (2. Gün)

Yumuşacık yatağımdan uyanmak çok zor gelse de aşağı da beni krallar gibi bir açık büfe kahvaltı bekliyordu. Kaçırmak olmaz :) Bir güzel kahvaltımı yaptım ve sonra yine grupça başladık gezmelere... İlk durağımız; Hayaller Vadisi. Vadide oluşmuş şekilleri inceleyip onları hayali olarak bir şeylere benzetiyoruz. Daha doğrusu onlar bir şekle benziyor ve bizde tahmin ediyoruz. Tabi bazı şekiller için bu oysa bende Angelina Jolie'yim desem de vadi adını bu özelliğinden alıyor :)

Bu arkadaş bir deve mesela :)

Bu fotoğrafı da sizin hayal gücünüze bıraktım :)

Şimdi dönelim 2000'li yılların başına... Şimdi diyeceksiniz ki ''Deli miyiz biz Kapadokya'yı gezerken niye 2000'li yılların başına dönüyoruz". Çünkü bu dönüşün çok güzel bir nedeni var; Asmalı Konak. Vakti zamanında izleyenler bilir Seymen ağalar , Baharlar, köşkler havada uçuşuyordu. O dizinin yayınlandığı gün sokaklar bomboştu, herkes bir Asmalı Konak tutturmuş gidiyordu. Filmini bile çekmişlerdi. Bu kadar maziyi andıktan sonra Asmalı Konak'tan da birkaç fotoğraf paylaşmadan olmaz :) Giriş 3 TL idi (Yalnız şunu da belirteyim bu ev ikinci olarak kullandıkları ev).

Asmalı Konak ile maziye döndükten sonra hızımızı hiç kaybetmeyip Soğanlı vadisi'ne doğru yol alıyoruz. Soğanlı Vadisi Kayseri ile sınırları içerisinde bir yer :) Bu bölgenin halkı geçimini genel olarak yaptıkları oyuncak bebeklerden sağlıyormuş ve bu bu oyuncak bebekler dünyaya pazarlanıyormuş.

Şimdi başlayalım vadimizde seyahate... Kapadokya'da olduğu gibi burada da her yer fotoğraf için özel bir stüdyo olarak tasarlanmış sanki. Bakıldığı zaman çoğu, insanın dağ, taş işte diyeceği yerler ama bence her bir taşı tek tek incelenmeli. Kiliseler, küçük yapılar gerçekten gezilesi idi :)

Az önce de dediğim gibi burada bir çok kilise var. Bunlardan biri; Karabaş Kilisesi. Kilise Roma döneminin karakteristik özelliklerini taşıyormuş ve VI. yüzyılda inşa edilmiş. Peygamber İsa'nın doğum vaftizi, havlu ile kurulanması, dini mücadeleleri, çarmıha gerilişi, Bizans ve Türk (Selçuk) motifleri kilisenin iç kısımlarını süslüyor.

Şimdi yolun karşı tarafına geçiyoruz. Dağ bayır yürüyeceğimiz koca bir yol bizi bekliyor :)

Bu yollardan geçe geçe Domed ve Hidden kiliselerine ulaşacağız.

Domed Kilisesi yani kubbeli kilise :)


Yolda giderken bu güzel manzarayı yakalayıp, çekmemek olmaz :)


Yine yol üzerinde rastladığım kırık, dökük bir ev

Yer üstünde fazlaca gezdik, bir güzel yemeklerimizi de yedik ardından yolculuğa devam ettik ve Kaymaklı yer altı şehrine ulaştık. Benim gibi kapalı alan fobiniz varsa hatta kapalı alan da çıldıracak gibi oluyorsanız pek tavsiye etmem. Çünkü boru şeklinde olan taşların içinden yürüye yürüye yerin en dibine iniyorsunuz. Sanki hiç çıkamayacakmışsınız, bir yere sıkışıp kalmışsınız hissi bile verebilir. Bana fobimden dolayı ara ara verdi. Ama sizde fobi yoksa sıkıntı da yok :)

Yeraltında çok fazla kaldık, bence bize yetti. Şimdi bir şeyler içme vakti! Kapadokya'ya gidince herkes sözleşmiş gibi size mutlaka ''Şarabını tatmalısın. Çok güzel'' demiştir. Bizde methini çok duyunca bir şarabını tadalım dedik ve Kocabağ şarap evine gittik. Başta açıkçası pek tatmak istemedim. Yaklaşık 8 aydır alkolü bırakmıştım :) Ama o kadar şarap tadılmaya gidilmiş bir şarap tadıp, beğenilen bir tane satın alınmadan da olmazdı. O yüzden sonunda tattım 25 TL'ye bir şarabı da almış bulundum. Ama tattığım kırmızı şarap daha güzeldi sanki :))

Şarapları da içtiğimize göre artık otele dönme vakti... Bu arada balon turu yapmak isteyen olursa söyleyeyim en az 240 TL'yi gözden çıkarsın! O da en az! :)) Bir kaç arkadaş balon turu yapmayı çok istedik ama neredeyse tur fiyatına geldiği hatta geçtiği için yapamadık :( Aranızda yapan varsa tecrübesini benimle paylaşırsa sevinirim. Açıkçası içimde kalmadı değil ama 200 küsur TL de az değil yani.

Balona binemedik diye asma köprüden vazgeçmedik ya :) Balona binemiyorsanız Avanos'un asma köprüsü var, grup halinde gelin, çılgın arkadaşlarınız ''Sallamayın!'' denildiği halde köprüyü sallasın. Alın size atraksiyon :) Şaka bir yana asma köprünün olduğu yer hem fotoğraf için ideal hem de çevresinde güzel kafeler var.

Avanos asma köprü taraflarına da gittikten sonra kürkçünün dönüp dolaşıp geleceği yer misali bizde otelimize geri döndük. Akşamı da şansımıza Suat Ateşdağlı performansı vardı. Yemeğimizi yedik ve süslenip püslenip indik balo salonuna :) Sabahlara kadar olmasa da belli bir saate kadar bayağı eğlendik.

Yazı dizisinin birinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.Yazı dizisinin üçüncü bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.