Google+

KARADENİZ’İN GÜZELLİKLERİ AHŞAP CAMİLER

155013 Kas 2016Gezi Notu
nevinsalmannevinsalmanGold Yazar13 Kas 201615500 Yorum

Akçaabat’ın tarihi yapılarla dolu mahallesi gezimizden sonra lezzetli köftesini yerken muhteşem bir Akçaabat horonu gösterisi izledik. Gece İkizdere’de konaklayacağımız otelimize gitmeden Karadeniz’in en az on bin yıldır başarıyla kullanılan mimari öğesi ahşap ile inşa edilmiş camileri gezeceğiz. Selçuklulardan itibaren Anadolu’ya gelen topluluklar getirdikleri teknoloji ve malzemelerle, özellikle de camileri ahşap işçiliği ile inşa etmeye başlar. Ormanlarla kaplı bu bölgede ahşabın mimari bir malzeme olarak kullanılmaması zaten olamazdı sanırım; evlerin hayat bölümleri, köprüler, ambarlar (nayla), değirmenler gibi...

İkizdere

Sağlı sollu muazzam ağaçlarla kaplı yamaçlarıyla dağların arasından ve hemen yol kenarından akan dere eşliğinde camilerin inşa edildiği Güneyce isimli dağ köyüne doğru yol alıyoruz. Ana yoldan köye ulaşmak için derenin üzerinden geçerken gördüğümüz manzara bize hoş anlar yaşattı. Yeni inşa edilmiş köprünün üzerinden geçerken hemen paralelinde bulunan eski taş köprünün altına oldukça gösterişli bir avize asılmış! Elektriği bağlı, ampulleri de var ve yanıyor... Aracımızı durdurup fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedik elbette. Sizlerle de paylaşıyor ve yorumu sizlere bırakıyorum.

İkizdere-1
İkizdere-2

Dar ve virajlı yollardan köye tırmanırken hafiften bir yağmur çiselemeye başlıyor. İşte sıcak geçen günlerden sonra hava bize “gerçek Karadeniz’e hoş geldiniz” diyor. Köye ulaşıp aracımızdan indiğimizde karşımızdaki manzaranın güzelliğini ne kadar anlatabilirim bilmiyorum. Bulutlar karşı dağlarının yamaçlarından yavaş yavaş aşağı inmeye başlıyor, ağaçların arasına tek tük serpilerek gizlenmiş evler önce sislerin içinde sonra da bulutların üstünde kalıyor. Karşımızda olağan üstü bir değil birçok manzara var, tam da hayal ettiğim Karadeniz bu işte. Yine fotoğraf çekmeye doyamıyorum. 

İkizdere-3
 
GÜNEYCE HACI ŞEYH CAMİİ - Güneyce köyü Yukarı Mahalle'de yer alan, tamamı ahşap olan cami, 19. yüzyıl sonlarına doğru İstanbul Kütüphane Müdürü Hacı Şeyh Osman Niyazi Sipahioğlu tarafından, yaptırılmış. Kayıtlara göre mimarlar Pazarlı Ali ve Hasan ustalar. Ahşap direkli ve ahşap tavanla örtülü; olağanüstü kaplamalar, zengin ağaç işi ve ince işçilik örnekleri. Çok süslü kapıdan girdiğinizde minberin yan yüzleri, tavanlar barok motiflerle bezenmiş olduğunu göreceksiniz. Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde ahşap ve çevresi yine barok üslupta bitkisel motiflerle süslenmiş. Kare planlı ahşap caminin çatısı alaturka kiremit, alt kat kesme taş, üst kat ise ahşap.

İkizdere-4
 
ŞİMŞİRLİKÖY AHŞAP CAMİİ – Biraz daha eski bu cami, giriş kapısının üzerindeki kitabeye göre 1849 tarihinde Ahmet Usta tarafından, ahşap yığma tekniği kullanılarak inşa edilmiş. Eğimli bir arazide kurulmuş, kareye yakın bir plan, iç bölümü, tavan süslemeleri, mihrap ve minberdeki hayranlık uyandıran lale motifleri, altı köşeli yıldızlarla süslü ve ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden.

İkizdere-5

Her bir yanı muhteşem ormanlarla kaplı Karadeniz’e ahşap yapılar çok yakışmış.
 
İkizdere-6

İKİZDERE
Yoğun geçen bir günün ardından otelimize gidiyoruz. (İkizdere Vadisi'nin eşsiz orman manzarası ve Cimil Deresi yanında kurulmuş Ridos Termal Otel - içerdiği 4500 çeşit mineralle dünyanın en zengin beş kaplıca sularından). Otel yolu boyunca Cimil Deresi kimi yerde gürüldeyerek kimi yerde sessizce akarak bize eşsiz manzaralarıyla eşlik ediyor. İlçe topraklarını sulayan İkizdere, Rize Dağları'ndan kaynaklanan Çamlık ve Cimil Dereleri ile Karadere’nin birleşmesinden oluşup, kuzeye doğru aktıktan sonra ilçe sınırları dışına çıkıyor. Rize’nin güzel beldesi İkizdere ilçesi de bu iki derenin birleştiği yerde kurulmuş ve adını da İkizdere’den almış. Ormanlarla kaplı olduğu için oksijeni bol dağlar, vadiler, yüksek kesimlerinde yaylalar, dağların doruklarında ise buzul gölleri barındırmakta. Yemyeşil ormanları, dereleri, vadileri ve yayları ile Karadeniz’in bir başka cennet köşesi İkizdere.

İkizdere-7

Yörenin merkeze yakın köylerinde Laz kökenli aileler, yüksek dağ köylerinde ise yerli halk Hemşinliler yaşamakta. (Çok kısaca bu gruplardan bahsedersek; Lazlar, Kafkas halklarının belirgin fiziksel özelliklerini taşıyan, 17 yüzyılda Ardeşen ve Fındıklı'dan göç etmiş bir grup. Kendi dilleri olan ancak biraz yozlaşmış da olsa Lazca konuşsalar da, bugün Türkiye’de Lazca bilen insanların sayısı gittikçe azalmakta. Hemşinliler ise yüksek ve dağ köylerinde yaşayan, yaşayış tarzları diğer halklardan farklı, pek fazla iletişim içinde olmadıkları, kendi içlerinde kız alıp veren bir grup.)
 
İkizdere-8

Dağlık bir coğrafyaya sahip olan İkizdere’de dağlar dar vadilerle parçalanmış. İşte biz de yarın bu dağlara, tepelere, hatta zirvelere doğru gidiyoruz. Ovit Dağı’nın zirvesine gidiyoruz.
(Son bir bilgi; Tarkan hayranları bilir belki, ünlü sanatçımızın memleketi de İkizdere imiş.)

 

Etiketler: 
-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar