Katmandu - Sayısız Budist Tapınakları ile Ünlü Dünya Mirası Bouddhanath

Katmandu’daki ikinci günümüzde ilk gezimiz Nepal’in en büyük Stupası ve Budizm’in önemli merkezlerinden Bouddhanath Stupa’ya. “Stupalar” güney Asya ülkelerinde özellikle de Hindistan’da derin düşünme yeri olarak kullanılan Budist tapınağı, kümbet biçimindeki yapılar; mimari anlamı da zaten kubbeli kümbet.

Kent merkezine 5 kilometre mesafedeki Budizm'in merkezi ve hac yeri olan muazzam tapınak dünyadaki en büyük Budist stupalarından biri. İçinde din kitapları ve Buda heykelleri gibi kutsal emanetler saklayan bir nevi Budist tapınağı.

Otobüsten inip dar bir sokaktan tapınağın bulunduğu meydana doğru ilerlerken görüntümüze giren görüntü bizlere “wow” dedirten ilginç ve değişik bir mimari yapı. Mandalaların kendileri gibi şekillendirilmiş, dev adımlarını temsil eden kat kat yükselen teraslar, tam ortasında yükselen devasa bembeyaz kubbe ve tepesindeki muazzam bir altın Budist piramit çıkıyor karşımıza, hayli ilginç bir mimari sergilemekte.

Stupa tüm ihtişamı ile tapınağın tam ortasında. Bu devasa kubbenin üzerinde, piramidin altındaki kare küpün dört bir karesinde yer alan dört çift büyüleyici “göz” halkını izleyen, her şeyi gören Budanın gözleri... Aynı zamanda da “merhamet ve bilgeliği”, “doğruyu görmeyi” “doğruya uyanmayı” simgeliyor… Herkes uyanıyor ama önemli olan “doğruya uyanmak” diyor Nirvana. Adeta gözlerinizin içine bakan gözler gerçekten çok etkileyici.

Buda’nın gözlerinin ortasındaki soru işaretine benzeyen burun “truth”u yani tek doğruyu, (tek doğru Nirvana) gerçekliği simgeliyor, anlamı “1” yani bir olmayı, birliği temsil ediyor. Alnındaki “bindi” ise “wisdom” yani olgunluğu, bilgeliği simgeliyor.

Piramidin üstünde, tam tepedeki 13 altın renkli halka ve ucundaki altın şemsiye ise “korumayı” simgeliyor. Yardımı, iyilik yapmayı, bilmeyi, öğrenmenin anlamını taşıyor, ayni zamanda da Nirvana’yı koruyor ve Nirvana’ya ulaşmayı ifade ediyor.

Stupayı çepeçevre dönen zemininden rehberimizi dinleyerek tek bir noktadan 13 basamakla çıkılan geniş platforma çıkıyor ve altın kubbenin etrafında dilekler tutarak bir tur dönüyoruz (dileğim elbette güzel, adil ve huzurlu bir dünya için). Biz bir tur döndük, siz isterseniz daha fazla dönebilirsiniz ancak unutmayın… Stupa’nın etrafında tek sayılarda (1-3-5-7...kez) dönmeniz gerekiyor ki dilekleriniz kabul olsun ve tüm günahlarınızdan arının...

Bu arada Nirvana’nın gözleri dört bir tarafta size bakıyor ve sizi koruyor. Sadece bu kata çıkıp dolaşabiliyorsunuz zira tapınağa Budist din adamları ve rahipler (Monklar) dışında kimse giremiyor. Bu ilginç tapınağın içini de merak ediyorum ama ne yazık ki sadece etrafını dolaşmakla yetiniyor, içeri giremiyoruz, zira tüm stupalarda olduğu gibi bu stupanın da içine sadece Budist din adamları, rahipler (Monklar) dışında kimse giremiyormuş. 

UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ndeki bu muazzam tapınağa her Budist yaşamı boyunca hiç olmazsa bir kez olsun gelmek istermiş, hatta kendilerini buna zorunlu hissedermiş. Gerçekten de etkileyici bir yer, eminim Budistler için çok daha fazlası… 

Yapının sokak seviyesindeki duvarların içindeki nişlerde çok sayıda döner metal silindir “dua çanları” göreceksiniz, bunları döndürerek yürüyüp, dilekte bulunursanız, dilekleriniz gerçekleşiyor, günahlarınızdan da arınıyormuşsunuz. Biz de bu silindirleri döndürerek, çanları çalarak yürüyor ve dualar edip dileklerde bulunuyoruz.

Tüm görevleri yerine getirdik, sanırım tüm günahlarımızdan arındık J Biraz da keyif zamanı. Boudhanath Tapınağı çevresinde çok sayıda hoş kafe ve restoran var, beğendiğimiz birine girip değişik kahvelerinden tadıyoruz.

Elbette bu kadar turistik yerde sayısız hediyelik eşya ve yöresel ürün satan dükkanlar da var. İlginç objeler satan bu mağazalarda epey zaman geçirebilirsiniz. Bu dükkanlardan birinde baş ağrılarını geçirdiğini iddia ettikleri metal bir kase ve çanak gösteriyorlar. Doğrusu denemek istedim, başınıza geçiriyor ve bir tokmakla vuruyorlar, ilginç bir ses ve titreşim oluyor, bir an rahatlatıyor insanı… Belki de inanmak önemli, ne dersiniz ?

Benim için alışveriş dükkanları içinde en ilginç olan el sanatlarını sergiledikleri bir atölye oluyor. Burada el emeği göz nuru, bez üzerine işlemeler yapanları hayranlıkla izliyoruz. El emeği ve el sanatları önemli, yok olmaması gerek. Hepimiz birer ikişer alıyoruz. 

Buradaki keşfimizden sonra çok etkileyici, bizler için çok ilginç bir mekana doğru gidiyoruz. 

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.