Key West 2 - Tarihi Şehirde Günbatımı

Otelimiz sağlı sollu dükkan, restoran ve barlarının bulunduğu, şehrin en işlek ve ana caddesi olan, ünlü Duval Caddesi'ne açılan bir sokakta: Douglas House. Şehirde birkaç büyük otelin dışında pansiyon tarzında yüzlerce apart otel veya kiralık ev bulabilirsiniz. Burası oldukça otantik bir şehir olduğundan biz eski tarihi evlerden birinde kalmayı tercih ettik. Zaten büyük oteller haricinde tüm şehir bahçe içinde ikişer katlı ahşap evlerden oluşmuş. Bu evler oldukça eski ve birçoğu da çok güzel korunmuş tarihi evler, bahçeler ise çiçekler içinde. Biz rezervasyon yapmıştık ama belki nisan ayı olduğu için çoğu binada boş oda tabelaları gördük. 

Key West küçük, şipşirin, tarihi bir sahil kasabası. Burayı bu kadar ünlü yapan Kuzey Amerika'nın, ABD’nin en güney noktası olması. Otelimizin çok yakınında olan bu noktayı görmek için yürümeye başlıyoruz. Key West'i kesinlikle yürüyerek gezmelisiniz. Sağda büyük güzel bir ev dikkatimizi çekiyor. Yanılmamışız burası özel bir ev, bahçesinde bir tabela var. 1900 - 1938 yıllarında kıtanın en güneyindeki ev olarak tarihe geçmiş. 

Etraftaki çiçekler içindeki güzel evleri izleyerek ve fotoğraflayarak yürürken ilerdeki kalabalıktan hedefe geldiğimizi anlıyoruz. İyice yaklaştığımızda ise ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Bu noktanın özelliklerinin yazılı olduğu beton bir hatıra bloğunun önünde fotoğraf çektirme kuyruğu var. Biz de elbette bir hatıra fotoğrafı çektirip anılarımız arasında saklayacağız, hemen kuyruğa giriyoruz. Beklerken ben etrafı inceliyorum, yerde ilginç plaket ve üzerindeki "Küba'dan kaçarak bu ülkeye gelmek isteyen ancak bu uğurda hayatlarını yitiren insanların anısına" yazısı çarpıcı.

Yakınındaki taş bir binanın üstündeki tabelada ise şunlar yazılı: "1917 yılında yapılmış olan bu bina, Key West ile Havana -Küba arasına döşenmiş olan 125 mil uzunluğundaki telgraf tellerini korumak için yapılmıştır. İlk telefon görüşmesi ise 1900 yılında Christmas günü John Atkins tarafından yapılmıştır. Karşı taraftan gelen yanıt (basit ve anlamlı): 'Sizi anlayamıyorum'". Bu tabelayı kaçırmadığım için memnunum. 

Bu arada sıramız da geliyor ve "Kıtanın en güney noktasında, Küba’nın başkenti Havana’ya 90 mil, Miami'ye ise yaklasik 160 mil uzaklıkta olduğumuzu belgeleyen fotoğraflarımız çekiliyor. Bir dansçı olarak bu önemli ve özel noktada birkaç figür yapmazsam Veysel Hocama, İbrahim Hocama fotoğraf gönderemem doğrusu. Birkaç adım ötede de bir heykel var, Papaz Albert Kee'nin heykeli. Çeyrek asır bu noktada balık satarak ailesini geçirdirmiş, 1950'lerde burada turizm patlayınca şehir turu yapan her turist otobüsüne el sallayarak sempati toplamış ve o noktanın sembolü olarak "Key West Büyükelçisi" lakabını almış... Onunla bir fotoğraf çektirmeden olmaz tabii. 

Duval Caddesi boyunca tarihi evleri fotoğraflayarak yürüyoruz. Bu arada bir yandan da sokak isimlerine bakıyoruz. Zira hedefimiz Greens sokaktaki 'Key Lime Pie Company'i bulmak. Ünlü Lime Pie'yı (misket limonu tatlısı - yeşil limonla yapılan cheese cake'e benzer bir tatlı) yemeden dönmeyeceğiz. Değişik bir lezzet, tatlı seven biri olarak bana bile fazla tatlı geldi. Neyse ki üzerine bol kepçe koydukları kremayı istememiştim. Cheesecake kadar bayılmasam da denenmeli tabii, seveni çok. Ülke çapında ünlü. Bu mekan da yıllardır bu işi yapıyor. Akşama yemek yok! :)

Eski şehrin içinden yürümeye devam ediyoruz. Şehir turu yapan lunapark trenlerine benzeyen mini ve rengârenk trenler var, çok da şirinler; ama kesinlikle yürüyerek gezmek çok daha keyifli. Ayrıca da kolayca gezecek kadar küçük ve düzenli bir şehir. Tarihi evleri oldukça iyi korunmuş. Bazıları otel ya da kiralık ev olarak turizme katkıda bulunurken bazırları da restoran ve bar olarak işletiliyor.

Yürüyerek Marina'ya kadar geldik. Amerika'da deniz kenarları halka açık olduğundan bizdeki gibi sahillerde fazla restoran yok, sadece marinalarda bulabilirsiniz. Key West'te deniz kenarında yemek yemek isterseniz adresiniz bu marina olacak. Burada çok hoş deniz ürünleri restoranları bulacaksınız. 

Saat 19.00'u geçiyor, acele etmeliyiz. 19.30'da randevumuz var, Mallory Square Meydanı'nda, günbatımı saatinde... Randevumuz ise güneşle. Güneşe bu günlük veda edip batıracağız. Evet, bu buluşma her gün bu meydanda gerçekleşiyor. Aynen Santorini'de olduğu gibi her akşam bu meydanda toplanıp güneşin batışını izlemek bir ritüel olmuş. Meydanın tam karşısında üzerinde yemyeşil tabiat örtüsü ve şirin evleriyle bir adacık var. Elbette mevsime göre güneşin batışı biraz kayıyordur; ama nisan ortasında tam bu adanın ortasından batıyordu. Gerçekten çok güzel, hatta muhteşem bir günbatımı izledik, hem de kıyıdaki sokak çalgıcılarının güzel müziği eşliğinde, oldukça romantik bir ortamda.

Mallory Meydanı, 19. yüzyılda kentin batık endüstrisinin merkezi olmuş, fırtına veya mercan kayalıklarına çarpan tekneler burada onarılmış. Zaten meydanda da batık bir tekne sergilenirken, bir de "Batık Gemi Ganimetleri Müzesi" bulunuyor. Ahşap bina bir gemiyi andırıyor. Gözetleme kulesine çıkarsanız çok güzel bir manzara sizi bekliyor.

Meydanda bulunan 'Tarihi Anıt Heykeller Bahçesi' ve içindeki 36 bronz heykel, Key West'teki en büyük darbeye maruz kalmış kadın ve erkeklere ait. 1997 de açılan bu park Key West tarihinin gelecek nesillere bir mirası ve sadakat hediyesi olarak yapılmış. 

Güneşi de batırdık, hava kararmaya başladı. Şehrin bir de ışıklı halini görmek için yürümeye devam ediyoruz. Meydan, çeşitli enstrümanlar çalarak şarkı söyleyenler, gösteri yapanlar, Hindistan cevizi kırıp suyunu satanlar, seyyar satıcılarla cıvıl cıvıl. Barlar, restoranlar tıklım tıklım, her köşeden müzik sesleri geliyor. 

Otelimize doğru yürüyoruz. Geceleri şehrin neredeyse tamamı ve tabii Duval Caddesi oldukça hareketli ve kalabalık. Hatta ABD'de hiç görmediğim bir olay, dükkanlar gece yarısına kadar açık. Barlardan değişik müzik sesleri ve neşeli insanların kahkahaları yükseliyor. 

Yarın öğlene kadar yine şehri gezip ayrılacağız bu güzel şehirden. Yarın sizi ünlü yazar Ernest Hemingway'in müze evine, bir deniz fenerine ve çok ilginç bir noktaya götüreceğim.

Sevgiyle kalın. 

Yazı dizisinin birinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.Yazı dizisinin üçüncü bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.