Google+

Arama formu

KÜBA'NIN IŞIĞI ERNESTO CHE GUEVARA

39 yaşında hayata gözlerini yuman eşsiz bir romantik ve lider… Arjantin’de Rozaryo kentinde doğuyor. Altagrazia kentinde yaşıyor. Guevara; disiplinsiz , düzensiz, şaşkın demek. Çünkü babası böyle biri. Babasının arkadaşı bu sıfatı babası için kullanıyor.

Tıp fakültesinde okurken bir arkadaşı ile birlikte eski bir motosikletle bütün Güney Amerika’yı dolaşıyorlar. Gittikleri yerlerdeki bütün hastaları tedavi ediyorlar.İnsanlar da bunlara yaptıkları bu iyilik karşılığında kalacak yer imkanı sağlıyorlar. Çünkü Güney Amerika yoksul bir kıta. Bir gün bu gezileri sırasında sahibi seyahate gitmiş olan bir çiftliğe uğramışlar. Yine bu çiftlikte çalışanlardan hasta olanları tedavi etmişler ve onlarda bizimkilerin çiftlikte kalmalarını sağlamışlar.Fakat çitliğin sahibi geldiğinde bunların orada kalmasını istemiyor. Bunu söylemek de çalışanlardan birine düşüyor. Adam üzgün ama patron istemeyince bir şey diyemiyor. Üzgün ve sıkıntılı bir şekilde Ernesto’nun yanına gelerek kolunu omzuna koyuyor ve “che, patron gitmenizi istiyor üzgünüm diyor”. İşte  o zamandan sonra Ernesto  ” Che  “ lakabı  ile anılıyor. “Che” Arjantin dilinde halk arasında “Dostum” demek. Ernesto bu arada motosikletiyle kıtayı dolaşırken günlük tutuyor ve Don Kişot’u okuyor. Seyahati bittikten sonra Che kendini bir Latin Amerikalı olarak değerlendiriyor. Che daha  sonra 24 yaşında tıp eğitimini tamamlıyor. Kendisi doktorların dünyanın en özgür insanları olduklarını söyler. “Dil bilmeleri gerekmemektedir. Çantası yeterlidir” der.

Havana

Gezgin ruhu onu hiç bırakmaz. 1956 yılında Meksika’da Fidel Castro ile tanışır.Bu arada kendinden yaşça büyük Hilda adlı bir kadınla evlenir, bir kız çocuğu olur. Castro ile Kuba için savaşmak üzere Granma yatıyla Kuba’ya giderken ailesine yazdığı mektupta “ Geleceğim devrime bağlı,  ya onunla şahlanırım ya onunla birlikte yok olurum “ der. Toplandıkları yerde okuma yazma bilmeyenlere okuma yazma öğretir.Matbaa kurar ve yapacaklarını yazarak anlatır. Astımı vardır. Ağır krizler geçirir. Hasta olduğu için verilen özel yiyecekleri istemez. Özel koruma istememiştir. Che Arjantinli’dir. Devrimden sonra Castro bir genelge yayınlatır. Devrimde Kuba’da 2 yıl askerlik yapmış ve komutan olmuş kişiler Kuba vatandaşı olabilecektir. Bu tarife uyan tek kişi Che’dir. Che Kuba devriminden sonra karısından ayrılır. Aleyda adında başka bir kadınla evlenir. 6 yılda 4 çocukları olur.

Havana bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Çok çalışkandır. Halktan sadece çalışmalarını istemez .Kendisi de gider şeker kamışı tarlalarında çalışır.Ne zaman önemli bir görev olsa onu görevlendirirler. Merkez Bankası’nı bile yönetmiştir. Devlet dairelerinde bölüm yöneticilerinin sekreterleri ile olan cinsel ilişkilerini yasaklamıştır. Çünkü bunun aşk mı yoksa üstünlük etkisi mi olduğu bilinmez demiştir.Tabii bunu herkes çok garip karşılamıştır.Çünkü daha önce hiç böyle bir şey görmemişlerdir. Che sürekli “Mate” adlı bir içecek içerdi. Şu anda da bütün Latin Amerika ülkelerinde herkes bu içkiyi içiyor.Mate’nin önemli bir özelliği tok tutmasıdır. Hele bir de savaşta olduğu ve astım hastası olduğu göz önünde bulundurulursa her şeyi yiyemediğinde dolayı aç kalmamak için en iyi seçenek bence.

Havana-1

Devrimden sonra işleri de rayına oturttuktan sonra artık Kuba’da yapacak bir şey kalmadığına  karar verir  ve Castro’dan izin isteyerek karısı ve çocuklarını da geride bırakarak Afrika’ya yardım için Kongo’ya gider.Burada tanınmamak için kimliğini ve kılığını değiştirir. Fakat birkaç ay sonra buradan ayrılır. Ayrılırken söylediği şu sözler  Afrika’nın bugünkü durumunu özetler niteliktedir, ”Afrika’lı yöneticilerle, Afrika daha uzun yıllar hizmetçilik yapar”.

Buradan sonra Che Güney Amerika’ya geçer. Ve despot iktidarlara karşı halkla birlikte savaşır. Bu yüzden de Che Güney Amerika’daki iktidarlar tarafından aranan ve yakalandığında öldürülmesi istenen bir insandı. 1966 yılında Bolivya’da gerillalarla birlikte yönetime karşı çalıştı. 8- Ekim-1967 de bir Pazar sabahı yaralı olarak Bolivya’da ele geçirildi. Çatışmada Che’nin tüfeği ateş almamış, tabancasını çıkarmış şansa bakın ki, onun da şarjörü kaybolmuş. İşte böyle bir şansızlık  sonucu yakalandı. Ve yakalandıktan sonra da gönüllü bir çavuş tarafından öldürüldü. Öldürüldüğünde çantasında 3 adet kitap bulundu. Bilin bakalım bir tanesi neydi? Hadi ben söyleyeyim. NUTUK! Che okumak için Nutuk’u istiyor ve İspanyolca basımı olmadığı için İngilizce basımı Türkiye’den kendisine gönderiliyor. Daha sonra cenazesi 90’lı yılların sonunda Kuba’ya şatafatlı bir bir törenle getirildi. Şimdi  anıt mezarı Santa Clara da  bulunmakta ve görkemiyle ne kadar sevildiğini ziyaretçilere göstermektedir.

Havana-2

Şu anda çocuklarından kız olanı Kuba’da diğerleri ise Arjanti’de yaşıyorlar.
Kuba’lıların Che için yazdıkları ağıt şarkının sözlerini  Türkçe olarak sizler için aşağıya çıkardım. Keyifli okumalar  dileğiyle…

HASTA SİEMPRE

biz seni sevmeyi
tarihin yükseklerinden öğrendik
cesaretinin güneşi
ölümü kuşattığında (pusu kurduğunda)

işte burada (duruyor)
tatlı varlığının
kalbe sıcaklık veren saydamlığı
kumandan che guevara

şanlı ve güçlü elin
tarihe ateş açar
bütün santa clara (halkı)
seni görmek için uyandığında

işte burada (duruyor)
tatlı varlığının
kalbe sıcaklık veren saydamlığı
kumandan che guevara

rüzgarı yakarak gelirsin
bahar güneşleriyle..
gülüşünün ışığıyla
bayrağı dikmek için

işte burada (duruyor)
tatlı varlığının
kalbe sıcaklık veren saydamlığı
kumandan che guevara

devrimci aşkın
seni yeni bir davaya götürüyor
ki orada senin kurtarıcı kolunun
gücünü (sıkılığını) bekliyorlar

işte burada (duruyor)
tatlı varlığının
kalbe sıcaklık veren saydamlığı
kumandan che guevara

biz mücadelemize devam edeceğiz
tıpkı sen yanımızdayken olduğu gibi
ve fidel'le sana diyoruz ki
sonsuza kadar, komutan
(ispanyolca kelime oyunu: 'fidel' hem fidel castro'yu kastediyor hem de 'sadakatle' anlamına geliyor burada)

işte burada (duruyor)
tatlı varlığının
kalbe sıcaklık veren saydamlığı
kumandan che guevara


Yazar Hakkında

SİBEL AKINCI

Ben Sibel Akıncı; bir zamanlar ev hanımı bir anne ile astsubay bir babanın  üç kız çocuğunun ortancası olarak Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde doğmuşum… Yıl 21 Aralık 1959… Bu arada ben dünyaya gelmek üzere mücadele ederken annem bir yandan da  eski, İran Şahı Rıza Pehlevi  ile Farah Diba’nın düğün törenlerini radyodan naklen dinliyormuş… Bunlar...