Kuzey Kıbrıs'a Yolculuk: Lefkoşa, Gazimağusa, Girne Gezisi

Yıllarca yavru vatan diye anlatılan Kıbrıs’a vize işlerim dolayısıyla gitmek durumunda kaldım. Ama Kıbrıs’a vardığımda yavru vatana değil küçük İngiltere’ye gitmişim gibi hissettim. Ters trafik, İngiliz prizleri, kapalı ve düğmeli prizler, ucuz alkol…

Tatil veya kumar için gitseydim bu izlenime kapılmayabilirdim. İstanbul’daki Birleşik Krallık Konsolosluğu’nda vize başvuruları bayram sebebiyle yoğundu. Kıbrıs’a giderek işlemleri daha çabuk sonuçlandırdım. T.C vatandaşları için avantajlı bir durum.

İstanbul’da 1 hafta süren işlemler orada yoğunluk olmadığı için 1-2 gün de halledilebiliyor. Konsolosluktan bahsederken özellikle Birleşik Krallık ismini kullandım. İngiltere Konsolosluğu diye bir yer bulunmuyor. İskoçya, İngiltere, Kuzey İrlanda ve Galler Büyük Britanya’yı oluşturur. Bu vizeyle de bu ülkelere seyahat yapabilirsiniz. Sınır kapısı bulunmaz.

Konsolosluk Lefkoşa’da olduğu için öğrenci bir arkadaşımın yanına geçtim. Mercedes taksiler havalimanında yolcuları karşılayor. İstanbul’ dan gelenler için anormal olan bu durum yakıtın ucuz olduğu veya verginin düşük olduğu ülkelerde çok normal.

Lefkoşa’ya girdiğimde Beş Parmak Dağı’ndaki KKTC bayrağı tüylerimi diken diken etti. Ama mercedes taksi ve tersten akan yol Türkiye’deymişim hissi vermedi. Karşıdan karşıya geçerken ezilme tehlikesi yaşadım. Eve geldiğimdeyse prizle ilgili sorun yaşadım. Çünkü İngiliz tipi 3′ lü priz kullanıyorlar. Prizlerin yanında açma kapama düğmesi var. Ancak İngiltere’de yaşadıktan sonra bunlara alışabilecektim. Kısacası Kıbrıs’ta gece karanlıkta mutfağı kullandım ve karşıdan karşıya geçerken soluma baktığım için Mr. Bean gibi ortalarda dolaştım.

İngilizce’de ise “Nicosia” olarak bilinen Lefkoşa denizden uzak bir konumdadır. Osmanlı dönemine ait Büyük Han, hemen yanındaki Selimiye Camisi olarak da bilinen St. Sophia Katedrali, St. Nicholas Kilisesi, Derviş Paşa Konağı, Etnografya Müzesi ve Girne Kapısı görülmesi gereken yerler.

Hikayesinden en çok etkilendiğim ise Barbarlık Müzesi’dir. Maalesef buraya uğrayamadım. Fakat Rumların 21 Aralık 1963’teki katliamlarını anlatan nesneler var. Türk Kuvvetleri Alay doktoru Elazığlı Binbaşı Nihat İlhan’ın yaşadıkları gerçekten içler açısı. Hangi ırktan veya dinden olursa olsun olanları olanları duymak dahi insanı insanlığından utandırıyor. Saldırılar esnasında doktorun evini de basan Rumlar çocuklarını ve karısını küvetin içerisinde 33 el kurşun atarak taramış. Mermi izleri hala duvardadır. 21 Aralık 1963′ te Kıbrıslı Türklere karşı başlatılan bu saldıralar tarihte “Kanlı Noel” olarak anılır.

Lefkoşa’dan sonra Gazimağusa (Famagusta)'ya uğrama imkanım oldu. Lala Mustafa Paşa Camii (eski katedral) kentin en önemli eseridir. Hala kilise görünümünü koruyan bu yerin şu anda cami olması beni çok etkiledi. Örneğin Ayasofya’ya dışarından baktığınızda camiye benzer. Burasıysa hala katedral görünümündedir.

Araçla gezi yapmadığım için Salamis Antik kentini gezme imkanım olmadı. Plajlarıyla ünlü şehir bir liman kentidir. Kıyıda Othello Kulesi yer alır. Kule 14. yüzyılda Luzinyanlar tarafından inşa edilmiştir. Kale daha sonra Venedikliler tarafından da kullanılmıştır. Shakespeare’in ünlü tragedyasının bir kısmının Kıbrıs’ta geçmesinden dolayı, tragedyanın kahramanı Othello’nun isminin kaleye bugünkü ismini verdiği düşünülür. Bir de yazarımız Namık Kemal ile alakalı da bir hikaye var. Magusa’da Namik Kemal meydanı ve adıyla anılan zindan ve müze yer alır. Namik Kemal Vatan Yahut Silistre’yi yazdıktan sonra Kıbrıs Magusa’ya sürülmüştür. Günlerini geçirdiği yerler şimdi ismiyle anılır.

Kuzey Kıbrıs’ta Girne’yi ayrı bir yerde tutmak gerekir. Daha güzel bir havada tekrardan görmek istediğim bir yer. Kıyıya yakın yerde bir akşam yemeği bile büyük keyif. Manzara çok hoş. Girne kalesi ve yatlar manzarayı oluşturur. Kalenin içinde Girne Batığı’nı da görmelisiniz. Çok iyi bir şekilde korunmuş gemi buluntusu yer alır. Gece hayatıyla da meşhur Girne, Kıbrıs’ın gözbebeğidir.

Girne

Vizemi aldıktan sonra Türkiye’ye geri döndüm. Kumarhaneler, plajlar, ucuzluğu sebebiyle su yerine rakı içen öğrenciler, İngilizler ve tabi ki Rauf Denktaş Kıbrıs’ın bir parçası olarak beynime kazındı.

Yunan-Türk ve İngiliz mutlu bir şekilde yaşıyor. Ama Yunanistan ve Türkiye buraya sahiplenerek gerginliğe sebep oluyor. En doğru karar için en başta Kıbrıs halkının fikrini almak gerekir. T.C vatandaşlarının ülkeye girmesi için kimlik yeterli. Hatta bir çok kişi daha sonra bazı ülkelere girerken sorun yaşamamak için özellikle pasaportsuz yolculuk yapıyor.