LAVANTANIN İZİNDE MANOSQUE YOLLARINDA: PROVENCE

Lavantanın izinde Manosque’a gidiyoruz. Marsilya St. Charles Tren Garı’nda 12.42 treninden (SNCF) gidiş-dönüş biletimi aldım ve gidiş-geliş neredeyse 4 saatten fazla sürdü. O yüzden iyi planlamakta fayda var.

Garda beklerken bir fotoğraf dergisini inceledim. İnsanları gözlemledim. Gar’da bir piyano vardı. Yolculardan biri de gayet profesyonelce bir şeyler çalıyordu. Yanındaki arkadaşı da sanki bir suç işliyorlarmış gibi muzipçe etrafı gözlüyordu. Onlara teşekkür edip fotoğraflarını çektim.Bu arada tren saati yaklaşıyordu. Hemen ilgili perona geçtim ve trene bindim.  Yolda trende yine yazıyordum. Günlüğümden notlar;

“Manosque yolunda trendeyim. Lavanta tarlalarında fotoğraf çekeceğim. Gidiş-dönüş 37 Euro tuttu. Biraz pahalı ama buraya geliş amacımız lavanta tarlalarında fotoğraf çekmek değil miydi? Manosque hakkında fazla bilgim yok. Lavanta yollarını gösteren broşürü veren Gabrielle, Marsilya’ya en yakın yerin Manosque olduğunu söyledi. Bu bilgi de benim için yeterli, gerisi sürpriz olsun. Provence köylerine doyamadım zaten. Eminim Manosque ve köyleri de güzeldir.

Trenin penceresinden manzaralar akıp geçiyor. Bu da sevdiğim şeylerden biri… Tren içindeki insan manzaraları da ilgi çekici olabiliyor bazen… Karşımdaki kadın uyukluyor, yanındaki genç delikanlı tabletinde bir şeylere bakıp ara sıra gülümsüyor. Çapraz karşımdaki genç kız da pencereye yaslanmış tabletinde bir şeylere bakıyor. Onun yanındaki yaşlı ama hoş kadınla ara sıra göz göze geliyoruz. Belli ki meraklı ama gözlem işini de nezaketle yapıyor. Onun arkasındaki kız bir şeyler atıştırdı, kızın karşısındaki bayansa bir dergiye göz atıyor. Çok ilgili mi? Hayır…Bir istasyona yaklaşılırken bir anons duyuluyor. Bildik Fransız aksanıyla gelinen istasyon söyleniyor. Bu durakta inecekler var. Bir sonrakinde de…Nasılsa her durakta inecekler var…”

Manzarayı seyrederek, yazarak ve tekrar seyre dalarak Manosque’a vardım. Garın adı “Manosque Greaux Les Bains”. Pencere ve kapıları su mavisi boyalı, duvarları beyaz güzel bir istasyon binası…

Manosque Gar

Gişeden şehir merkezinin yakın olup olmadığını, nasıl gidebileceğimi öğrenmeye çalıştım. Ama söylediklerinden hiçbir şey anlamadım. Kapıdan dışarı çıktım. Dışarda hoş uhrevi bir aydınlık vardı. Taze su etkisi uyandırdı bende ya da hafif bir yağmur sonrası etkisi… Hava ne çok sıcak ne de serindi. Ama hoştu… Şehrin ilk etkisi güzeldi, bu iyiye işaretti.

Gar ve Meydan

Trenden benimle birlikte inen birkaç kişi dışında dışarda toplam 5-6 kişi vardı. Bunlardan birine, genç bir bayana şehir merkezine nasıl gidebileceğimi sordum. O otobüs falan derken tam önümüzden bir minibüs geçti ve birkaç metre ilerde durdu, kız ivedilikle onu gösterdi. Ama ben yetişemeden minibüs hareket etti ve hızla uzaklaştı. Ben de minibüsün gittiği yönde yürümeye başladım. Tam gar meydanını çıkışta “Centre Ville 1300 m” yazan bir tabela gördüm. 1,3 kilometre yürür müyüm, yürürüm.

Tabelaları okuya okuya ve elbette fotoğraf çeke çeke ve de arada bir doğru yönde miyim diye sora sora  turizm ofisini buldum.

Şehir Merkezi'ne yürürken

Ama ondan önce yolda manav ve şarküteri karışımı bir yer gördüm ve leziz bir keçi peyniri aldım. Leziz diyorum çünkü hemen tadına bakıp lezzeti karşısında dayanamayarak hepsini mideye indirdim. Gerçekten enfesti.

Şarküteri

Turizm ofisinden lavanta tarlalarının olduğu köyün Manosque’a çok yakın olan Valensole Köyü olduğunu öğreniyorum.  Saat 17.15’e kadar köye gidiş-dönüş otobüs servisi varmış. Ama son servis olan 17.15 servisinin şehre dönmediğini de belirtmekte fayda var.

Lavanta tarlalarından önce Manosque’da dolaşmayı tercih ediyorum. Turizm ofisinden bir şehir haritası alıyor ve hemen yakındaki surlarla çevrili Eski Şehir kapısından içeri giriyorum. Haritaya göre surlar içinde kalan Eski Şehir oldukça küçük ama dört adet kapısı var. Bu kapılarla başlayan 4 ana sokak ve pek çok meydanı dolaşmak için 2 saat yetebilir. Ama tercihe göre Manosque birkaç gün geçirmek için de alternatifler sunan bir şehir. Ben bir kapıdan diğerine güzel bir tur yaptım.

Meydanlarında oturup etrafı seyrettim. Güzel bir öğlen yemeği yedim.  Bu arada dondurması da enfesti.

Tarihi bir Kilise

Bir kilise de düzenlenmiş "Lavanta Kadını" konulu fotoğraf sergisini gezdim.

Kilisede düzenlenen Lavanta Kadını Fotoğraf Sergisi

Hediyelik eşya dükkanlarının çoğunluğu lavanta üzerineydi, fotoğraflarını çektim. Tekrar aynı yoldan eski şehre girdiğim sur kapısından çıktım.

Hotel de Ville

Sur kapısından çıkıp terminale yöneldim. Buradan 30 kilometre uzaklıktaki Valensole Köyü'ne hareket ve mor lavanta tarlalarında fotoğraf çekimi ve ardından Marsilya’ya dönüş. Bindiğim tren SNCF’nin Briançon-Gap-Manosque-Marseille treniydi. Marsilya’dan Briançon yönüne pek çok tren seferi var. Manosque yönüne giden başka bölgesel trenlerde varmış sanırım. Ama sıkıntı yaşamamak için gidiş-dönüş  süresini ve Manosque’da geçirilecek zamanı iyi hesap ederek tren biletlerini almak da fayda var. Gezgince kalın!

Manosque GarıManosque Gar