Louvre Müzesi'nde Büyülenmek

Nihayet Louvre’deyiz! Bu müthiş müzeyi gezmek için çıldırıyoruz. Louvre’daki ilk günümüzde sadece bahçesine vakit ayırıyoruz. İçini gezmeye bir sonraki gün geleceğiz. Hava yağmurlu... Islanmaktan korkmak mı? Tam tersine, tadını çıkarıyoruz : )

Önceleri saray olan Louvre, 1793’te müze haline gelmiş. Dünyanın en büyük müzelerinden… İçinde resim, heykel, desen, Doğu sanatları, Mısır ve Yunan sanatlarına ait sayısız eser barındırıyor. Antik Yunan heykel sanatının en ünlü örneklerinden Venüs de Milo (Afrodit)’dan Jacques-Louis David’in çok ünlü tablosu The Consecration of the Emperor Napoleon’a (Napolyon ve Taç Giyme Töreni) ve The Winged Victory of Samothrace (Semadirek Kanatlı Zaferi)’den daha başınızı döndürecek binlerce farklı resme kadar inanılmaz eserler var. Bir de elbette Mona Lisa… Dahi Leonardo Da Vinci’nin “magnum opus”u, nefis Mona Lisa’sı da bu müzede yer alıyor.

Daha bahçesinde başlıyorsunuz büyülenmeye! Muhteşem dış binası sizi öyle etkisi altına alıyor ki başınızı ne tarafa çevireceğinizi bilemiyorsunuz.

Louvre’un bahçesinde 4 tane piramit göreceksiniz; 3’ü küçük ve 1 tane büyük. Bu büyük olan yani Louvre Piramidi aynı zamanda müzenin ana giriş kapısı. Bu piramit, geçmişin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın isteğiyle yaptırılmış. Piramidin yapılmasına karşı çıkanlar olmuş. Bu modern-fütüristik “şey”in Louvre binasının klasik tarzına tamamen ters olduğunu düşünmüşler. Oysa bu zıtlık mükemmel olmuş ve post modern bir görüntü oluşturmuş. Bu piramidi Da Vinci’nin Şifresi kitabı ve filminden de hatırlayacaksınız. 20,6 metre yüksekliğindeki bu piramit, harika kareler veriyor bize…

Etiketler