Google+

Arama formu

MADRİD BÖLGESİ UNESCO KÜLTÜR MİRASLARI - III: CERVANTES'İN İZİNDE

Bu yazı Gezimanya üyesi Can SARICA tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Toledo'dan geldikten sonra Atocha İstasyonu'ndan neredeyse her 10 dakikada bir kalkan Alcala de Henares trenlerinden birine bindim. Çoğu turist burayı bilmese de, insanlık tarihi için çok önemli şehirlerden birine gidiyordum aslında. Burası dünyada üniversite şehri olarak dizayn ve inşaa edilen ilk şehir. İdeal şehir olan Civitas Dei (Tanrı Kent) konseptinin ilk vücut bulduğu ve dünyaya yayıldığı yer de burası. Böylesi bir yere gitmeden biraz hakkında araştırmak gerekir tabi. Tren yolculuklarının en sevdiğim özelliği, varacağınız yere ulaşmadan arka planda sürekli değişen manzaralar eşliğinde varacağınız yerle ilgili birşeyler okumanız için size gerekli vakti vermesidir. Tren tıngır mıngır giderken okuduklarımın bir kısmını da sizlerle paylaşayım...

Alcala de Henares, "Henares Nehri'ndeki Kale" anlamına geliyor. Henares Nehri vadisindeki ilk yerleşimler Neolitik Çağ'a uzanıyor. Daha sonrasında burada Complutum isminde bir Roma şehri kuruluyor. Aziz Justus ve Pastor'un çocuk yaşta katledildikleri yer de burası. Bu yüzden Hristiyanlık tarihinde önemli bir yeri var buranın. Vizigot kontrolünden sonra bir dönem Emevi kontrolüne geçiyor. 1118'de tekrar Hristiyanlar tarafından ele geçirildikten sonra yönetim Toledo Başpisikoposluğu'na geçiyor. Şehrin göbeğinde Başpisikoposluk Sarayı olacak şekilde güneyde Hristiyan Mahallesi, doğuda Yahudi Mahallesi ve kuzeyde Arap Mahallesi kuruluyor. 1496 yılında Yahudilerin Kral'ın emriyle İspanya'dan sürülmesi üzerine şehrin ticari hayatı dibe vuruyor ve şehrin kaderi bu noktada değişiyor.

Her ne kadar şehir boşalsa da şehrin yerleşim dokusunun bozulmamış olması buranın hızlı bir şekilde bir üniversite şehrine dönüşebilmesine olanak veriyor. Kardinal Ximénez de Cisneros önderliğinde buraya şehirdeki ilk kolej olan Colegio de San Ildefonso kuruluyor. Bu tarihten itibaren burası kısmen terkedilmiş bir orta çağ kasabası iken hızla gelişen bir üniversite şehrine dönüşüyor. Ardı ardına kurulan yeni binalar ile üniversite genişliyor, Kilise ve İspanyol İmparatorluğu'na yönetici yetiştiren bir merkez haline geliyor. 16. yüzyılda 12000 öğrencisi olan bu üniversite kenti 17. yüzyılda Madrid'de yeni okulların açılmasıyla gitgide küçülüyor. 1836 yılında üniversite tamamen Madrid'e taşınıyor. Ta ki 1977'de tekrar açılana kadar. Bu süreç içinde, sevindirici bir şekilde, üniversitenin tüm orjinal binaları askeri bina olarak korunuyor ve üniversitenin tekrar açılması ile birlikte eski işlevlerine geri dönüyor. Üniversite hatta o denli büyüyor ki binalar eski şehre sığmıyor ve şehrin hemen dışında ayrı bir tren istasyonu olan bir kampüs kuruluyor.

Burayla ilgili değinmeden geçmemin doğru olmayacağı bir nokta da, ünlü İspanyol romancı, şair ve öykü yazarı Miguel de Cervantes Saavedra'nın burada doğmuş olması. 1547 yılında bu şehirde doğan Cervantes, 1570 yılında net olmayan nedenlerden dolayı Roma'ya göç ediyor. Burada Haçlılara katılan Cervantes, İnebahtı Deniz Savaşı'nda Osmanlılara karşı savaşıyor. İki kez gögsünden yaralanan ve sol eli kopan Cervantes, esir düşüyor ve Cezayir'de hapsediliyor. Buradaki 5 yıl esaretinde 4 kaçma girişimine rağmen başarılı olamayıp roman yazımına ağırlık veriyor. Modern Avrupa'nın ilk romanı olan, kendi hayatıyla bir nevi alay ettiği, ünlü Don Kişot'u burada yazıyor. 5 yıl sonunda tekrar Madrid'e dönen Cervantes 23 Nisan 1616'da burada ölüyor ve Madrid'deki Convento de las Monjas Trinitarias Descalzas kilisesine gömülüyor. Aynı gün, aynı yıl (11 gün arayla öldüğü de söyleniyor gerçi) William Shakespeare'in de ölmüş olması nedeniyle UNESCO 23 Nisan'ı Uluslararası Kitap Günü olarak ilan ediyor.

Yaklaşık kırk dakikalık bir yolculuktan sonra istasyona vardım. İstasyon Caddesi'nden (Paseo de la Estacion) aşağı doğru inerken solumda çok şık bir binaya rastladım. Laredo Sarayı (Palacio de Laredo) olarak adlandırılan bu saray 1882 yılında Neo-Müdeccen tarzda yapılmış olup günümüzde Kardinal Cisneros'a itafen Cisneros Müzesi (Museo Cisneriano) olarak kullanılmakta.

Madrid şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Apartamentos El Rastro, SYT B&B Luxury Bed and Breakfast, Apartment La Latina. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Pensión Mollo, Hotel Concordy, Hotel Maydrit Airport gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz TH Aravaca, Room007 Chueca Hostel, RC Miguel Angel tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Madrid aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Madrid

Buradan Hukuk Fakültesi ve Santa Maria Kilisesi'nin olduğu Plaza de San Lucas'a çıktım. Yakından kilisenin kırmızı kubbesi daha da güzel gözüküyordu.

Madrid-1

Madrid-2

Madrid-3

Tinte Caddesi'nden Libreros Caddesi'ne doğru yürürken şehrin karakteristik mimarisini daha iyi anlamaya başlıyorum. Şehirde genelde dış cephesi kırmızı ve turuncu taştan binalar hakim. 

Madrid-4

Sabah Toledo'da yediğim Marzipanlar (bir çeşit badem ezmesi) beni uzun süre tok tutmuş olmasına rağmen artık yavaş yavaş acıkmaya başlamıştım. Genelde gezdiğim yerlerde tripadvisor.com'da "Mükemmellik Sertifikası" alan restoranları seçerim ama burada o sertifikayı alan çoğu yer fine dining konseptinde hizmet verdiği için tercihimi iyi puanı ve yorumları olan ve hızlıca bir şeyler yiyebileceğim Francesco's Pizza'dan yana kullandım ve pişman da olmadım. Gerçekten çok lezzetli kocaman bir pizza ve bir kadeh beyaz sofra şarabına 10 euro verdim. Hızlı, ucuz ve lezzetli bir şey arıyorsanız öneririm. 

Buranın karşısındaki sokaktan girince San Diego Manastiri'ni geçip San Diego Meydanı'na çıktım. Ve yukarıda da sözünü ettiğim meşhur San IIdefonso Koleji'ni gördüm. 

Madrid-5

Madrid-6

1976'dan beri her yıl İspanyol diline katkı sağlayan yazarlara verilen Cervantes Ödülü bu üniversitede veriliyor. Etkileyici bir mimari yapıya sahip olan üniversite UNESCO korumasında ve serbestçe gezilebiliyor. 

Madrid-7

Madrid-8

Madrid-9

San IIdefonso Koleji'nden çıktıktan sonra şehrin en büyük meydanı olan ortasında Cervantes'in heykelinin bulunduğu Plaza De Cervantes'e geldim. Hemen solumda İspanya İç Savaşı sırasında yanmış olan Santa Maria La Mayor Kilisesi'nin kalıntıları Kule ve Oidor Şapeli duruyordu. Yangın esnasında çoğu tablo yok olmuş olsa da Cervantes'in vaftiz edildiği kase kurtarılıp burada saklanıyor. Burası şu an sergi salonu olarak kullanılmakta.

Madrid-10

Madrid-11

Karşımda ise Belediye Binası ve 1601 yılında yapılan Avrupa'nın en eski tiyatro binalarından biri olan Corral de Comedias de Alcala bulunuyordu.

Meydan, ağaçlarla çok güzel süslenmiş, ortasında müzik grupları için bir platform ve Cervantes Heykeli vardı. 

Madrid-12

Madrid-13

Buranın etrafında aşağı yukarı hangi sokağa girseniz üniversiteye ait tarihi bir bina bulunmakta. Tarih içinde kaybolmanın tam sırası diyip - o sokak senin, bu sokak benim - bol bol gezindim ben de. 

Madrid-14

Madrid-15

Madrid-16

Madrid-17

Şehrin ana alışveriş caddesi olan Calle Mayor'a gitmenin vakti gelmişti. 12. yüzyıla dayanan çok sevimli bir cadde burası.

Madrid-18

Madrid-19

Madrid-20

Bu cadde üzerindeki önemli binalardan biri; önünde Don Kişot'u otururken görebileceğiniz Cervantes'in 1547'de doğduğu ev olan Cervantes Müzesi. Pazartesi kapalı olduğunu unutmayın. 
Şehri gezmek için başka günüm olmadığı için ben giremedim maalesef ki...

Madrid-21 

Caddenin öteki ucunda Magistral de los Santos Ninos Justo y Pastor Kathedrali bulunuyor. Ziyaret saatlerini kontrol etmenizde fayda var. Öğlenleri kapalı oluyor kathedral. Bu kathedralin önemi isminde "Magistral" (Master) bulunan dünyadaki iki kiliseden biri. Bu sıfatını bütün papazlarının Alcala Üniversitesi'nde profesör olması nedeniyle almış. İçerisinde ise üniversitenin kurucusu Kardinal Cisneros'un naaşı bulunuyor.

Madrid-22

Madrid-23

Buradan kuzeye doğru birkaç yüz metre ilerlediğimde ise UNESCO korumasındaki bir başka yapı olan Başpisikoposluk Sarayı'na vardım. 1209 yılında yapılan bu kale saray maalesef ki ziyaretçilere kapalı. 

Madrid-24

Hemen yanında bulunan Arkeoloji Müzesi ise yine Pazartesi günü olması nedeniyle kapalıydı. Bir başka sefere deyip tarih kokan sokaklardan tren istasyonuna doğru devam ettim.

Etiketler