Google+

Arama formu

Masal Şehri Prag’da 4 gün - 2

Bu yazı Gezimanya üyesi Simge Ceyda Çamur tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Prag

Prag’da üçüncü günümüzde, güne hayvanat bahçesine giderek başladık. Mustek durağından B sarı hat kullanıp Florence durağında indik ve kırmızı hatta geçiş yaptık, buradan da Nadrasi Holosoviç durağında inip 112 numaralı otobüse bindik ve direk hayvanat bahçesinde indik. Normal şartlar altında hayvanat bahçesi fikri pek hoşuma gitmezdi, fakat burayı gezip gördükten sonra ısrarla tavsiye edeceğim bir gezi noktası olduğunu düşünüyorum. Bizim bildiğimiz, alıştığımız, gördüğümüz hayvanat bahçelerinden çok farklı burası… İnsanı kültürlendiriyor, bakış açısıyla mutlu ediyor. Nasıl diye soracak olursanız her hayvanın doğal habitatı sağlanmış olup her bir tür kendi doğal yaşam alanında bulunuyor burada. Kafes mantığındaki hayvanat bahçesinden uzak olması onlara değer verildiğinin bir göstergesi olup size de bu kültürü aşılıyor bana kalırsa. Örneğin dağ keçisi için dağın bir yamacı kayalarla kaplıyken, başka bir tür için diğer yarısı ot ve çalılarla kaplı yeşillik bir alandı. Daha yakından görmek isteyenler için yukarıya çıkabileceğiniz bir sistem de geliştirmişler.

Prag-1

Aslanlar, filler için kocaman alanlarda çevresi “kafes” şeklinde değil de cam veya hendeklerle insanlardan ayrılmış şekilde ama büyük ve doğal ortam oluşturacak şekilde bulunuyor.

Burada beton yoktu. Çim vardı. Özgürlük vardı. Yaşam alanı vardı. Hayat vardı.

Prag-2

Prag şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Suite Ohrada güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Hellichova Apartment, Old Town Apartments Tyn, Taurus 2 Apartment. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz The Good King Wenceslas Apartment, Bridge, Clown and Bard Hostel gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Discounts Prague Hotel, Chili Hostel, Hostel Fontána tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Prag aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Bu görüyü edindikten sonra yol yorgunluğumuzu atıp biraz dinlenmek için eve döndük ve sonrasında Jiraskovo Namesti Meydanı'nda bulunan “Dans Eden Ev”e gittik.

Yamuk yapılı olan bu bina aslında şehrin genel yapısına aykırı olduğundan dolayı zamanında yıkılması istenilirken halk oylamasına sunulmuş ve halk yıkılmasını istememiş, bu sayede günümüze kadar gelmiş.

Prag-3

Devamında Jiraskuv köprüsünden karşıya geçtik ve amacımız Hunger Wall’u görmekti. Bu duvar Berlin Duvarı tarzında uzanan düz bir duvar, hemen yanında Finikular denilen, sizi dağın yukarısına çıkaran bir otobüs vardı. Biz bu vasıta ile yukarı çıkıp dağın tepesinde bulunduktan sonra bahçelerin, parkların, çimenlerin içerisinden yani keyifli bir yol üzerinden geri aşağıya indik.

Yolumuzun devamında Legii köprüsünden karşıya geçtik ve National Theater’dan devam ederek Narodni yolu boyunca ilerleyip U-Medovnik isimli yerel yemeklerin bulunduğu güzel bir yere girdik. Biraları ev yapımı olduğundan dolayı çok güzeldi, kaz yerel yemekleriydi ve lezzetliydi. Garsonlar çok soğuk olmasına rağmen yerel bir mekanda bulunmamız ve lezzetli bira ve yemekleri sayesinde tereddüt etmeden burayı bir lezzet noktası olarak işaretleyebilirim.

Bu yorucu günün ardından son günümüz olan ertesi gün, çizdiğimiz rotaya göre küçük ara sokaklardan geçerek Husova Caddesi'ne vardık ve sokak aralarında gördüğümüz ufak tefek heykellerden biri olan Sigmund Freud’u temsil eden “Salınan Adam” heykeline rastladık.

Sonrasında, ilk gün ertelediğimiz Vitus Katedrali'ne girmeyi istedik, bu sefer çok sıra olmadığını umarak. Avludan içeri girer girmez insanın üzerine üzerine gelen devasa yapı hissiyatı yine beni benden aldı açıkçası. İçerisi ücretli, ama isteyenler sadece giriş kısmından inceleyebiliyor bu gotik katedrali.

Biz buradan Golden Lane’e yani küçük, tatlı, rengarenk evlerin olduğu bölgeye geçmek istedik fakat Golden Lane’e tek bilet yokmuş, kaleye giriş ile birlikte kombine bilet varmış, kaleyi gezmek istemediğimiz için buraları es geçtik.

Yolumuza devam ederek son güne bıraktığımız noktalardan biri olan Nicholas Church’e geldik. Giriş yine ücretliydi fakat içerisi o kadar ihtişamlıydı ki, altın varak süslemeler, heykeller görkemli bir yapıydı, bu nedenle içeri girmeyi hak eden bir yapıydı, bence verdiğiniz paraya değerdi.

Devamında Malta Meydanı'na geldik ve oradan Kampa Meydanı'na geçtik. Bu bölgede eski zamanlardan kalmış olan 8 metre boyutundaki devasa değirmeni gördük. Etrafında da sevimli bir kafe ve sempatik bir sokak vardı.

Prag-4

Bu civarda özellikle bir lezzet noktası belirlemeden deniz kenarında Miluni diye bir kafede yemeğimizi yedik, servisi yavaş standart bir yerdi.

Sonrasında Strelecky Adası’na indik, deniz kokan bu güzel ada yürüyüş için ideal sempatik bir adaydı. Prag’da dikkat çekici diğer noktalardan biri, görüp görebileceğiniz herkesin elinde Yorkshire Terrier olmasıydı. Özellikle bu adada fazla miktarda rastladığımız bu durum bizi bayağı şaşırtmıştı, yürüyüş yapan birçok insan Yorkshire cins köpek sahibiydi.

Dönüş yolumuz üzerinde tesadüfen rastladığımız, bulabileceğiniz en güzel oyuncakların olduğu bir Lego mağazasına girdik. Devamında otele doğru yol alırken marketten aldığımız, Prag’daki yerel içkilerden Beçerovska’yı tattık, tarçınlı sert ve tadı damakta kalan güzel bir içkiydi.

Akşam saatlerinde yemek için VN caddesinin bitiminde sallanan çardakları olan bir lokantayı tercih ettik. Yediğimiz domuz çevirme lezzetli ve keyifliydi. Keşfettiğimiz bu lezzet noktası, yemekleri, konumu, cellat kıyafetli ilgili garsonu ve sallantılı çardak konseptiyle kesinlikle bir lezzet noktası olarak işaretlenmeli.

Ertesi gün havaalanında freeshop günüydü, yani keyifli Prag gezimiz son bulmuştu ama Prag benim için “tekrar gelip gezilebilecek”ler listesinin başında yer alan masalsı bir şehirdi.

Prag-5

Son olarak paylaşmak isterim ki,

Kinsky Palace, Schonborn Palace, Minuta Oppelt, Bilkova 10, Eltner 3, Lange Gasse 18, Poric 7, Golden Lane 22 gibi yerlerde kalan ve hayatının tamamına yakınını bu şehirde geçiren Franz Kafka, gizeminin bendeki yeriyle doğru orantılı olarak sevgisini arttıran yazar aslında. Şehirde aynı zamanda yazarın birçok heykeline de rastlamanız mümkün.

Keyifle okumanız dileğiyle...
Mayıs, 2015