Google+

Arama formu

​MİMAR SİNAN ROTASI: ADALET KASRI VE FATİH KÖPRÜSÜ

Hilly Hotel’deki konaklamamızın ardından Adalet Kasrı ve Fatih Köprüsü’nü görmek üzere Sarayiçi’ne doğru hareket ediyoruz. Bir zamanlar bu bölgede bulunan Edirne Sarayı’nın ilginç bir hikâyesi var. Saray-ı Cedid’in temelleri 1451’de II. Murat tarafından atılmış (aslında ondan önceki saray, bugün Selimiye Camii’nin de olduğu Kavak Meydanı’nda bulunuyormuş ancak nüfusun artmasıyla bu yeni saray yapılmış.) Saray’ın son halini alması 400 yıl sürmüş. Bu yapıya Divan-ı Hümayun yani Adalet Kasrı da 1465 yılında eklenmiş. Ancak Adalet Kasrı durmasına rağmen Saray bugün yok. “Topkapı Sarayı’nın yavrusu” olarak adlandırılan bu saray bir davette en fazla 60 - 70 kişiyi ağırlayabilecek kapasitedeymiş.

Edirne

1826’da Osmanlı Devleti’ne savaş açan Ruslar, panslavizm amaçlı İstanbul’da Yeşilköy’e kadar olan toprakları işgal etmişler. 1829’da Edirne Antlaşması’yla bu topraklar geri alınmış, ardından Ruslarla Kırım Savaşı da yaşanmış. Sultan II. Abdülhamid döneminde, İstanbul’dan buraya cephaneler taşınarak Saray’ın içerisi cephanelerle doldurulmuş. Plevne’de Osmanlı askerleri 30 bin kişiyle Rusları engellemeye çalışsa da başarılı olamamışlar. Bu süreçte Rumeli, “Anadolu daha önemli, biz oradan geldik.” düşüncesiyle biraz gözden çıkarılmış durumdaymış, bu sebeple de eğitimli askerler burada değil, Anadolu’da savaşmaktaymış. Edirne’yi boşaltma kararı alınca cephaneleri burada Rusların ellerine bırakmamak amacıyla, padişahın izniyle cephaneleri ateşe vermişler ve Saray yok olup gitmiş.

Edirne-1

Adalet Kasrı ise dimdik ayakta duruyor, dönemin Adalet Bakanlığı diyebileceğimiz yapı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından 1561’de inşa edilmiş. Muntazam kesme taştan oluşan kare planlı yapı dışarıdan oldukça sade gözüküyor. Adalet Kasrı'nın önünde bulunan iki dikilitaş ise farklı amaçlarla kullanılmış. Bunlardan birisine halk dilek ve isteklerini bırakırken diğerinde ise idam edilen kişilerin kelleleri ibret-i alem amaçlı olarak sergilenirmiş.

İstanbul başkent olduktan sonra da Saray önemini tam olarak yitirmemiş ve padişahlar bu sarayı avlanmak için geldiklerinde ya da törenler yapmak için kullanmışlar. Kasrın bulunduğu Has Bahçe’de hâlen Kırkpınar Güreşleri’nin gerçekleştiğini de öğreniyoruz.

Edirne-2

Sarayiçi’nde Demirkapı ve Adalet Sarayı’ı arasında Fatih’in emriyle yaptırılan Fatih Köprüsü’nün 1452’de yapıldığı düşünülmektedir. Tunca Nehri’nin üzerinde yer alan 9 köprüden bir tanesi olan köprüde, yarım ay tekniğinin kullandığını görüyoruz. Fatih Köprüsü’nde bulunan bu yarım dairelerin amacı üzerinden geçen araçların köprüyü esnetmesini engellemek zira yük bacakların üzerine biniyor. Ayrıca köprü taşkınlara karşı da eğimli olarak tasarlanmış. Kilit sistemiyle taş kullanılarak yapılmış olan köprünün altında bulunan küçük köprücükler de suyun şiddetini düşürmek üzere eklenmiş. Yapıda çimentoya yer verilmemiş, bu sayede de köprü günümüze kadar gelebilmiş.

Etiketler