Nepal Güncesi (2)

19 Nisan 2014 - 07.20 
Tilki uykulu bir geceden sonra sabah 04.00’te kalktım. Son toparlanmaları yaptıktan sonra lobiye indim. Furwa henüz gelmemişti. Fazla beklememe gerek kalmadan önce taksi geldi, ardından Furwa… Atladık doğru havaalanına… İç hatlar yolcu salonu her zaman olduğu gibi çok hareketli… Çantaları teslim edip bekleme salonuna geçtik. İşler aksamadan yürüyor. 06.30’da kalkan uçağımızda dağların görüntü vermediği kapalı bir havada (neyse ki bizim rota açık), 30-40 dakika sonra Lukla’ya alkışlar arasında indik. Yolcuların çoğu İtalyan’dı, dolayısıyla alkışlar… Yolda, Lukla yakınlarına geldiğimizde biraz aşırı sarsma şakası yaptıktan sonra kaptanlar, gayet başarılı bir şekilde bizi hedefimize ulaştırdı.

Normalde çantalarımızı kapalı bir alandan alırken, bugün oraya sokmadılar. Furwa girmişti oraya ama ben girmeye çalıştığımda engellediler. Furwa’ya seslendim. Geldi ve neden sokmadıkları ortaya çıktı. İçinde Furwa’nın da arkadaşlarının bulunduğu en az 13 tane ceset gelmiş Everest Ana Kamp’tan… Dün Khumbu Icefall yine yapacağını yapmış ve bir sürü şerpayı yutmuş. Bu gelen cesetler çöküntüden çıkarılabilenler… Daha bir sürü kayıp varmış (bunlar ilk gelen bilgiler olduğu için her zaman olduğu gibi yanlışları var!).

Bu rotadan Everest’e tırmanmak için insanlar neden ısrar eder, bir türlü anlamam… Tamam, belki Nuptse ve Lhotse için başka başlangıç rotası olmayabilir ama Everest için (ki bu rotayı kullananların büyük bir çoğunluğu Everest için oradalar) kuzeyden, Tibet’ten neden tırmanmazlar ki? Belki de Çin’den izin alma konusu daha problemlidir, ondan mı acaba?
 
Yine karmaşık duygular içindeyim… Bir türlü anlamlandıramıyorum bu ruh halimi! Uçaktaki genç İtalyan grubunun heyecanı görülmeye değerdi. Belki de ben bu heyecanı kaybettim! Bilmem ki! Belki yanımda birilerini getirseydim böylesi bir ruh haline düşmezdim. Onların heyecanı bana da yansır ve o duygularla daha keyifli bir etkinlik yapardım. Hele canımcığım yanımda olsa olay bitmişti : ) Bundan sonra 7 binlik, 8 binlik denemeleri mutlaka yanımda bir dostla yapmalıyım. Bir başınalık kötü be!

Furwa taşıyıcıları havaalanında ayarladı. Bu adamlar her şeyi el yordamıyla yapıyor gibi geliyor bana. Benim gibi her şeyi aylar öncesinden programlayan biri için bunlar biraz can sıkıcı tabii ama takmamaya çalışıyorum. Lukla’da kahvaltı için durduk. Ha, bu arada, uçaktan inince birkaç saniye nefes almada zorlandım ama hemen düzeldi ve rahat nefes almaya başladım. Neyse kahvaltıya dönelim. Bu etkinlikte yeme-içme, yatma-kalkma, yol masrafları her şey anlaştığımız şekilde paketin içinde… Böylesi etkinliklerde ben çok az yerim. Şu anda örneğin sadece zencefil çayı içiyorum kahvaltıda. Benim az yemem sonucunda Furwa kârını arttıracak. Olsuuuuun! Hiç önemli değil. Zaten öyle atla deve bir şey kazandıkları yok…

Bugün yolumuz kısa… 3 saatlik bir yürüyüş sonucunda Phakding’e ulaşıp bu gece orada konaklayacağız. Daha ileriki günlerde Furwa’ya, “Yarınki Namche Bazaar yürüyüşümüz bu kadar uzunken; biraz daha fazla yürüyüp yarınki yürüyüşümüzü hafifletmek dururken, neden bu kadar kısa bir yürüyüş yapıp Phakding’te konaklıyoruz?” diye sordum. “Aklimatizasyon için” dedi, ama benim pek aklıma yatmadı. Zira Namche için tırmanmaya başlamadan önce Phakding’ten sonra uzunca bir süre yükselmeden yürüyoruz. Fakat grupların çoğu bizim yaptığımız gibi yola devam etmeden önce Phakding’te konaklıyor.

Helikopter trafiği inanılmaz derecede yoğun… Genelde bu sesi Himalayalar’da pek sevmem. Zira ya hasta, yaralı ya da ceset taşıyor olurlar... Gelen günlerde ardı arkası kesilmedi bu trafiğin…

12.00
 
Bir düzeltme: Facia Khumbu Icefall’da değil, birinci kamp yolunda ya da birle ikinci kamp arasında çığ düşmesi sonucu yaşanmış. Son sayı 15 ölü, yaralı sayısı bilinmiyor ama çok olduğunu söylüyorlar.
 
Yürüyüşe 8.45’te başladım. Başladım diyorum zira Furwa’yı ulusal parka giriş formalitelerini yapmak üzere bıraktım ve ben yola devam ettim. Adamı ne bekleyeceğim? Zaten uçarak ilerliyorlar dağda… Ben ağııııııır ağır ilerleyerek keyfime bakayım… Bu sene zaten rehbere taviz yok! Benim ayarladığım tempoda ilerleyeceğim ben. O bana uysun…

10.15’te Tardo Koshi’de bir çay molası verdik. O ara tatlı bir güneş tüm benliğimi sarıp sarmaladı. Fırsat olsa orada hemen kestirecektim. Aslında kestirilecek çok da zaman var. Baksana, bugün konaklayacağımız 2600 metredeki Phakding’e 11.45’te ulaştık. Bütün öğleden sonrası boş boş, aval aval geçecek. Fakat dedim ya sistem böyle… İlk gün hafif, sonra ertesinde birden zorlu bir gün… Namche yolu hem uzun hem de dik… Bu akşam iyi uyuyup dinlenmekte yarar var.

Zencefil çayımı içerken tam karşımda bir bölümü bulutlar arasına saklanmış ve burada ilk merhabalaştığımız, heybetli Kusum Kanguru duruyor.
 
Melankolik havam azalmakla beraber yakamı bırakmamakta inat ediyor. Çok arıyorum karım seni yaaaa! Sorun kesin senin yokluğun… Himalayalar’da doğa yürüyüşlerine alışmış olmak, dağlarda yaşamanın artık pek o kadar cazip gelmemesi falan değil sorun… Sorun sana sarılamıyor oluşum… Sen şu anda yanımda olsan uçarak ve kahkahalarla yoluma devam ederim. Hiç de dağlarda yaşamaya alışmışım filân gibi bahaneler üretmem.

Dertleşmeye ara vermek gerek, zira pizzam geldi (nerede benim ülkemin pizzaları!) Furwa’nın da dayatmasıyla yemeye gayret edeceğim bu etkinlikte… Ama maalesef tüm zorlamama rağmen tümünü yine yiyemedim.
 
Canımla telefonla görüştüm. Keyifsizliğim sesime yansıdı maalesef… Gerçi yorgun ve mayışmış olduğumu, ondan öyle konuştuğumu söyleyerek kandırmaya çalıştım ama ne kadar başarılı olabildim bilemem!
 
Nedir bu üzerimdeki gariplik? Anlayamadım bir türlü… Tam 10 aydır bu etkinliğe hazırlanıyorum. Haftada 3 gün bayağı sıkı spor, gıdaya dikkat, plânlar plânlar… Eeeee… Ne oluyoruz? Yarın deliler gibi yorulacağım. O zaman belki biraz daha havaya girerim.
 
Dün gece iyi uyuyamadığım için acayip mayışık bir haldeyim. Yatsan, bu saatte de yatılmaz ki! Yorgun ve isteksiz hissettiğim için gezmek de gelmiyor içimden. Zaten Phakding’te de pek gezilip görülecek bir şey yok. Amaaaaan! Kes Rüştü beeee! Topla kendini…
 
Üç tane bıcırık gelip yan masama oturdu. Neyse ki onlar birazcık bir gülümseme kondurdu yüzüme. 8-9 yaşlarında bir kız, iki tane de 5-7 yaşlarında erkek çocuklu İngiliz bir aile… Sonradan Tengboche’ye kadar gideceklerini öğrendim. Ne kadar güzel! Bu yaşlarda böylesine müthiş bir deneyim yaşıyorlar. Harika! Aileyi kutlamak gerek…

17.30
 
Akşam uyuyamama korkusu ile odaya çıkmıyordum ama öyle bir an geldi ki başka çarem kalmadı. 17 Nisan’da sabah yatağımda uyandığımdan beri uçak yolculuklarının yorgunluğu, yetersiz uykuya yenik düştüm sonunda… Esnemekten çenem düştü. Sonunda pes edip odama çıktım ve yattım. Yarı uyur yarı uyanık 16.30 etmişim saati… Giyinip çıktım. Yarım saat kadar Phakding’te dolaşıp fotoğraf çektikten sonra akşama ne yiyeyim diye düşünmeye başladım. Bu etkinliklerin en sorunlu konusu! ; ) Furwa da ortalıkta görünmüyor.

Kendimi kötü hissetmemin bir nedeni de yorgunlukmuş meğer… Şimdi biraz daha iyi hissediyorum kendimi. Yemeğimi yedikten sonra büyük olasılıkla daha fazla oyalanmayıp odama gider kitabımı okuyarak uykuya doğru yola çıkarım. Bu geceden sonra daha keyifli olmaya başlayacağımdan eminim…
 
Önceki yıllarda kaldığım pansiyonlara göre burası bayağı kalabalık… Her kafadan bir ses çıkıyor. Kulağıma ağırlıkla Amerikan ve İngiliz İngilizcesi ile Nepalce çalınıyor. Bu sefer biraz kıskandım konuşanları, bana bir başınalığımı vurguladıkları için… Ama işin komik tarafı, içimden de en ufak bir konuşma isteği gelmiyor. Şu anda ne istiyorum biliyor musun? Oya’mın kucağına yatıp onun hafif hafif başımı okşamasını… Çok mu? Hiç de değil ; )

19.10
 
Ruh halim gittikçe düzeliyor. Dinlenmek, yemek ve biraz da Furwa ile sohbet az da olsa rahatlamama olumlu etki yaptılar. Şimdi diyeceksin, “Hani aradığın aşkının kucağıydı?”… Eee, tabii onsuz hep bir eksiklik, hem de önemli bir eksiklik var. Fakat bu koşullarda, bu duyguyu bastırıp koşullardan olabildiğince keyif almaya çalışacaksın…
 
Sabah kahvaltı 07.30’da… En zoruma giden taraflardan biri de akşamları çantaları ortalığa dök ve sonra sabah kalk yeniden yerleştir. Tabii, tıka basa oluyor bu iş… Aklimatize olmak için fazladan bir gün kaldığımız yerlerde hepsini boşaltıp, yeniden yerleştireceğim artık… Hâlbuki ne olmalı? Sen sadece ye, iç, yürü ve uyu… Gerisi senin için halledilsin, hatta üstünü giyip çıkarmada ve yatağa yatırmada bile birileri sana yardımcı olsun… Hatta, hatta, hattaaaa bu arada iyi geceler öpücüğü de ihmal edilmemeli… Eeeeee… Sosyetik dağcı dediğin böyle olmalı ; ) Bir dahaki etkinliğimi bu doğrultuda programlayayım bari!
 Oh beee! Biraz neşem yerine geldi. Yatıp kitabımı okuyayım ve yarınki Namche Bazaar yürüyüşüne dinlenmiş olarak başlayayım… Öptüm canım ; ) Yarın görüşürüz…

Etiketler

GEÇKİN GEZGİN

Yazar Hakkında

GEÇKİN GEZGİN

A. RÜŞTÜ HATİPOĞLU (GEÇKİN GEZGİN)Rüştü öyle bir fanidir ki, neredeyse bebekliğinden beri gezgindir… Ankara-Polatlı yolunda gördüğü çingene obaları ona bu virüsü aşılamıştır.