Google+

Arama formu

NEPAL GÜNCESİ: YOLCULUĞUN SONU

5-6 Mayıs 2014 - 08.50
 
Yazacak fazla bir şey mi yok yoksa kavuşmaya doğru hızla ilerleyen [Hızla mıııı? Tam aksine çoooook yavaş! : )] zamanla artan heyecanım mı yazmama engel oluyor bilemiyorum!

Katmandu

Katmandu-1

Dün günümü alışveriş yapmak ve “Garden of Dreams”te [Rüya Bahçesi] bol bol fotoğraf çekmekle geçirdim. Katmandu’ya gidenin biraz olsun kentin kaosundan kaçmak için uğraması gereken bir yer burası. Kentin göbeğinde olmasına rağmen hem çok sakin hem de çok güzel düzenlenmiş ve harika çiçekler var. Hele ortadaki içi nilüfer dolu olan havuz tam bir rüya âlemi… İçinde bir lokanta ve bir kafe var. Sonradan kafenin fiyatlarına baktığımda orasının çok daha uygun olduğunu gördüm. Ancak lokantanın konumu, yemeklerin sunumu ve lezzeti orada bir kez olsun bir şeyler yemenin yerinde bir karar olduğunu gösteriyor. Yediğim alabalık bayağı pahalı idi, fiyatlar oteldeki fiyatların iki mislinden fazla ki otelin fiyatları da çok ucuz değil. Yalnız bir konuyu pek önemsememişim ama önemsemem gerekiyormuş. Yoğun olmamakla birlikte lokantada bir onarım vardı. Yemek sonuna kadar dikkatimi çekmeyen bir konu biraz keyfimi kaçırdı. Yemeğimi bitirdikten sonra baktım fotoğraf makinemin üstü kireç ve sıva tozları ile kaplanmıştı. Tabii masanın üstü de! Eminim yediğim yemeğin üstüne de gelmiştir. Sanırım fiyat farkı buradan kaynaklanıyor! ; ) Adamlar bir de ekstra sos olarak sıva-kireç koyuyorlar yemeklerine. Öyle her yerde böylesi kıyak çekilmez yani…

Katmandu bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

Katmandu-2

Katmandu-3

Yıllardır istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim ayrıca paraya da kıyamadığım için masajı artık bu sene yaptırmayı kafama koymuştum. Dışarıdaki masaj salonlarındansa otelin temiz ve güvenli ortamında yaptırmak üzere akşamüzeri için randevu almıştım. Fiyatı da öyle fazla değildi. Ayarladığım masajın adı “Trekkers Massage” [Doğa Yürüyüşçüleri Masajı]. Nedense zaman yaklaştıkça bayağı heyecanlanmaya başladım! Belki de ilk defa profesyonel birisine masaj yaptıracağım içindi, ne bileyim! Haaa, bu arada art niyetliler için belirteyim masajı kadın değil erkek yapacak. Nepal’de kadınlara kadınlar, erkeklere erkekler masaj yapıyor ; ) Saat 17.00 olduğunda soyunup kurbanlık koyun gibi masaj odasındaki yatağa uzandım. Masajı yapacak oğlan ufak tefek biri. Başladı masaja ama daha baştan keyfimi biraz kaçırdı. Yok onun masajını müşterileri çok beğenirmiş de o nedenle anlaşılan paradan çok daha fazlasını verirlermiş, falan filân… Konuşup duruyor… Ben de içimden, “Kes sesini de işini yap! Sen benden zırnık fazla alamazsın” diyorum.

Katmandu şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Kathmandu Homestay, Mums Homestay, Khushi Homestay güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Hotel Jampa, OYO 161 Ram Janaki Hotel, OYO 175 Hotel Felicity. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz North Valley Home Stay, The Dwarika’s Hotel, 3 Rooms by The Paulines gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Sara's Backpackers Hotel, Sudha's Garden Home, Zen Bed and Breakfast, Kathmandu tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Katmandu aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Katmandu-4

Katmandu-5

Masaj daha başlar başlamaz yandım! Yahu ne bu? Ben buraya keyif alıp rahatlamaya geldim, acı çekmeye değil. Velet resmen işkence yapıyor. Tamam şimdi rahatlarım, şimdi yumuşak masaja geçer filân diye kendimi avutmaya çalışıyorum ama ne fayda! Yarım saat mi 45 dakika mı ne sürdü ama ben bittim, perişan oldum. Düşüncesi bile canımı yakıyor şimdi. Masajın üstünden 15 saat geçti sağ alt baldırım ve omuzlarım hâlâ feci ağrıyor. Yok arkadaş! Ben böyle masaj filan istemem! Kalsın! Ben, beni neredeyse uyutacak yumuşak masaj istiyorum. Varsa öyle bir şey tabii…
 
Bu sabah heyecanla yine sabahın köründe uyandım. Bir yandan kitap okuyor, arada durup tavana bakıyor ve sırıtıyorum. O saatten beri sırıtık bir vaziyette ortalıkta dolanıyorum. Kalbim arada bir neşeli bir heyecanla pır pır edip duruyor. Kahvaltıya inip bir şeyler atıştırdıktan sonra yarın sabah uçağım çok erken saatte olduğu için bugün başka bir iş yapmadan hemen beni havaalanına götürecek taksiyi ayarladım.
 
Bugün hava biraz daha güzel. Pek yağacağa benzemiyor. Bütün günü otelde oturup sıkılarak geçireceğime bir de Patan Durbar Meydanı’na gideyim. Orada da epey fotoğraf çekme imkânı var. Güzel kareler yakalayacağıma eminim.
 
Artık bundan sonra uçakta mı yoksa güzel evimde mi bitiririm bu notları bilemiyorum…
 
Öptüm canım! : )

4 Ağustos 2014 - 09.20
 
Demek notlarımı temize çekmek ve fotoğrafları düzenlemek üç ayımı almış : ) Bakalım son iki günden neler anımsayabileceğim!
 
Patan Durbar Meydanı sanatsal eserlerin yoğunluğundan dolayı “Sanat Meydanı” olarak da anılmakta. Katmandu’daki son günümün çoğunu burada geçirdim. Özellikle müzede bayağı bir zaman geçirdim ve bayağı da fotoğraf çektim.

Katmandu-6

Katmandu-7

Aradan bu kadar zaman geçince insan o anlardaki duygularını unutuyor tabii… Ama ertesi sabah erkenden ülkeme doğru uçmaya başlayacağım için başka da bir şey düşünmüyordum aslında. Yalnızca fotoğraflık kareler beni anlık da olsa bu duygulardan uzaklaştırıyordu. Patan da bu açıdan çok zengin.

Katmandu-8

Katmandu-9

Çok ilginç… Aradan bu kadar ay geçti ama hâlâ aynı heyecanı yaşıyorum! : ) Bir an önce bugünün notları bitsin yarına, uçuşa gelsin saatler istiyorum… Neyse… Patan’ı gezdim. Taksiyle otele döndüm. Biraz gezinip kitap okuduktan sonra; Thamel’de daha önceki yıllarda bir internet kafenin hızlı atıştırma bölümü bu sene internet kafeyi kapatıp orayı da yeme-içme işine katıp genişletmiş, fiyatlar da çok uygun, oraya gittim. Karnımı doyurduktan sonra çok erken uyanacağım için erkenden odama çekildim.

Katmandu-10

Katmandu-11

Her zaman olduğu gibi kalkmam gereken saatten çok daha önce uyandım. Kitap oku, sağa dön, sola dön… Geçmiyor vakit. Kalktım, hemen hazırlandım. O kadar oyalanmama rağmen saat 4.00’ü biraz geçiyor. Taksiciye 5.00’te gelmesini tembihlemiştim. Fakat dayanamadım 4.30’da bütün çantaları yüklenip resepsiyona indim. Uyuyor millet tabii… Neyse bir görevli buldum ve mümkünse taksiciyi aramasını istedim. Buldu şoförü. Garibim uyuyormuş. Hemen apar topar geldi. Çantaları yükleyip atladım taksiye. Daha kentte yaşam belirtileri pek yok. Bu nedenle 15 dakikada havaalanına ulaştık. Normalde yarım saatle 45 dakika arasında süren bir yol. İndirdik çantaları. Bir trolley buldum, çantaları oraya yükledik ve şoföre veda edip ayrıldık.
 
Dedim ya sabahın körü… Daha havaalanı binasına girişi bile açmamışlar. Yarım saatten fazla dışarıda bekledim. Nemli bir sıcak var. Nasıl olduysa ben giriş kapısını doğru olarak tayin etmişim. En önde ben ve sonra yavaş yavaş arkamda sıra oluşmaya başladı. Artık bir an geldi kuyruğun sonunu göremez oldum.

Katmandu-12

Sonunda açıldı kapı ve ilk check-in bankosuna ben yanaştım. Her şey güzel ama çantaların ağırlığı fazla geldi. Al aşağı ver yukarı bir pazarlıktan sonra fazla bagaj ücretini ödedikten sonra içeri girdim. Artık check-in’imi yaptırmış ve koltuk numaramı almışım ya içim rahat kesin uçuyorum ; ) Bekleme salonuna girdiğimde gün iyice ağarmaya başlamıştı. Bizim uçak gelmiş bile. Yalnız anlamadım gitti! Yolcuların çıkışını neden göremedim acaba?!?!?! Neyse büyük bir uçak ve yükleme yapıyor.
 
Yazarken bile bir an önce Ankara’ya inişimi yazma isteği ile sabırsızlanıyorum. Bu sene ne oldu bana yahu?
 
Uzun sözün kısası, sorunsuz bir şekilde biraz gecikme ile havalandık ve yine sorunsuz bir şekilde İstanbul Atatürk Havalimanı’na indik. Şimdi de gecikmeli kalkışımız nedeni ile transfer arası kısalan Ankara uçağına yetişme telâşı başladı. İşe bakar mısın? Benim girdiğim sıranın önünde bir kişi kalmışken bizim sıra tıkandı, ilerlemiyor. Kontrol yaptıran çocuk her sene aynı sorunu yaşarmış, isim benzerliği nedeniyle (ismi aranan birisi ile aynı imiş)… Haydi bakalım! Önümdeki kadıncağız da benimle aynı uçağa yetişme telâşında olduğu için rica minnet yan sıraya geçtik. Aksiliğe bakar mısın? Bizim ayrıldığımız sıra ilerlemeye bizimki tıkanmaya başladı… İnanılır gibi değil! Neyse sonunda girdik vatanımıza… Haydi bakalım, koştur iç hatlara… Kan ter içinde biniş kapısına ulaştım. Ne gerek varmış? Orada da başladık beklemeye… Neyse, boşveeeer! Geldik bu kadar… Nasıl olsa Ankara’ya da ulaşırız bir şekilde.

Katmandu-13

Nitekim gecikme ile de olsa sonunda Ankara’mdayım. Sabahtan beri gecikmeyle güne başladık ya çantalar da gecikmeli geldiler : ) Önemli değil ben geldim ya onlar da gelir nasıl olsa! Şimdi kapının dışında sabırsızlıkla kavuşmayı beklediğim bir insan var… Az kaldı… Alacağım onu kucağıma… Bitecek hasretlik…
 
Koşturarak çıkacağım yerde inanılmaz yavaşlıkta çıkıyorum dışarıya. Sanki bu hasretliği biraz daha uzatarak kavuşmanın keyfini daha bir doyasıya çıkarmak istiyorum. Ne bileyim! İşte! İş-teeeee! O gülümseyen dünya güzeli yüz karşımda… Hemen eriyor içim. Artık hızlanıyorum. Ağzım kulaklarımda…
 
Veeee… Bitiyor hasret!

*** “NEPAL GÜNCESİ” bir yazı dizisidir. Yazı dizisinin diğer bölümlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

http://gezimanya.com/GeziNotlari/evereste-tirmanis-oncesi-heyecani

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-2

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-3

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-4

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-5

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-6

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-7

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-8

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-9

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-10

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-11-12

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-13-ve-14-gunler

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-15-ve-16-gunler

http://gezimanya.com/GeziNotlari/nepal-guncesi-17-gun


Yazar Hakkında

GEÇKİN GEZGİN

A. RÜŞTÜ HATİPOĞLU (GEÇKİN GEZGİN) Rüştü öyle bir fanidir ki, neredeyse bebekliğinden beri gezgindir… Ankara-Polatlı yolunda gördüğü çingene obaları ona bu virüsü aşılamıştır. 51’in bir Haziran gününde dünyamızı rahatsız etmeye başlamıştır. Gezmiş, tozmuş, okumuş ve sonunda gariban bir memur olmuştur… Bakmış ki memurluk onun harcı değil,...