Google+

Arama formu

NEW YORK'TA GEZİLECEK VE GÖRÜLECEK YERLER

"Kışın ortasında ne New York’u!?" diyenleri duyar gibiyim. "Olmaz efendim, donarsınız."

Evet donarsınız, hatta uçağınız fırtına var diye iptal olur 3 gün sonra gidersiniz, biraz paranız yanar, biraz gerilirsiniz ama yine de New York’u çok ama çok seversiniz!

Biz de 3 arkadaş pılımızı pırtımızı topladık ver elini Amerika dedik, yollara düştük. 

New York City (NY)
#TopOfTheRock #rockefeller Eminim sabah da çok güzeldir ama gece i-na-nıl-maz!

Kalacağımız yeri airbnb'den ayarladık. İlk kez airbnb kullandım ve gördüm ki eğer kalacağın kişinin evini doğru seçtiysen oldukça rahat bir seçenek. İki farklı evde kaldık biz. İlki East Village'te bir aile yanında, ikincisi de Midtown'da tek başına yaşayan genç bir kadının evinde. İki evde de inanılmaz yardımsever insanlarla tanıştık ve bir dahaki gidişimizde (evet #NY'a tekrar gideceğinizi oraya adım atar atmaz hissediyorsunuz) tekrar onlarda kalmaya gözümüz kapalı karar veririz. 

JFK’den şehir merkezine nasıl gidilir?

Taksi ya da metro. Biz bir gündüz gözüyle çevreyi görmek adına taksiyi seçtik. East Village’e 60 $ tutuyor. 

New York City (NY) şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Apartment New York 4, One-Bedroom on E 62nd Street Apt G, Beautiful Two-Bedroom East Village Apartment. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Jet Luxury @ The Trump SoHo, Manhattan Studio in Hells Kitchen gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Studio Apartments - West 31st Street, Studio Plus - Midtown Spacious Apartment, NYLO New York City tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un New York City (NY) aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

NewYork inanılmaz büyük bir şehir. 9 güne rağmen istediğimiz her şeyi tamamladığımızı söyleyemem. Manhattan'da takıldık biraz da Brooklyn’i gördük. Manhattan’da her gün farklı bir bölgeyi seçtik ve o gün orayı gezdik. 

Bir İstanbullu olarak Avrupa şehirlerini (severim tabii ama) küçük ve biraz fazla sakin -hatta bir süre sonra sıkıcı- bulurum. Burası İstanbul karmaşasında yaşayan benim için bile büyüktü. Üstelik farklı milletten bir sürü insan da cabası. Biz de bunu her gün farklı bir yöresel yemek suretiyle değerlendirdik. 

Amerika deyince akla devasa burgerlar, karton kahveler, doughnut falan gelir. Doğruymuş. Ama Japon, İtalyan, Meksika bıdı bıdı bir sürü yöresel yemeklerle birleşince aslında bayağı zengin menüleri var. Pirinç pilavının da her türlüsünü yediğimizi söyleyebilirim; Meksika mutfağında (Chipotle'yi öneririm) dürüm içinde, Japon mutfağında kızartılmış şekilde...

Marketler de çok ilginç. Marketin yarısında bildiğimiz ev yemeği satılıyor. Amerikalılar kesinlikle yemek hazırlamaktan hoşlanmıyor.

Bir de bahşiş mevzusu var tabi. “Öğrenci bahşiş vermez” bahsi burada geçmiyor : )

Yakutori Taisho diye bir restoran burası da East Village’de. Tabi adını hatırlamıyorum ama ahtapot mantısı enfesti. Yummy!

New York City (NY)-1

Filmlerdeki dinazor iskeletlerini göreceğim diye tutturduğum için Museum of Natural History'e gittik. Amerika'nın gerçek yerlilerinin Kızılderililer olduğunu bilmeyen yoktur zaten. Ancak tabiki küçükken Pocahontas'ı izlerken bunun farkına varmıyor insan, Kaptan Smith ne kadar yakışıklı olursa olsun adam bildiğin işgalci!! Neyse müzenin önündeki heykel oldukça dikkatimi çekti, bence orada durmaması gerekiyor hatta.

New York City (NY)-2

Müze önündeki heykel; Roosevelt atın üzerinde iki yanında bir Kızılderili ve bir Afro-amerikalı atı tutarak yürüyor. “Cık cık cık…” dedik ve devam ettik. Biz sonradan öğrendik tabi ama her müzenin bedava olduğu bir gün ve saat var onları takip ederseniz karlı çıkarsınız (bizim de kulağımıza küpe oldu).

Free tourlara katılabilirsiniz. Financial District için bunlardan birine katıldık. Oldukça tonton New Jersey’li bir teyze bizlere oranın tarihini anlattı ve görülmesi gereken yerleri gezdirdi. Tur sonunda her ne kadar free olsa da gönlünüzden ne koparsa veriyorsunuz tabii. Financial District’te Wall Street’i geziyorsunuz, Charging Bull, Indian Museum’u falan görüyorsunuz. Dunkin Dougnut’ta bir latte ve Dougnut da güne ayrı bir tat katıyor : )

MOMA çok meşhur tabi. Ancak hiç benlik değil modern sanat. Van Gogh ve Andy Warhol harici tekrar hatırlamak istediğim bir yer değil. Çıkışta kocaman bir vişneli cheesecake yedim ama. Aynı cafe NY’un en büyük dilimli çikolatalı kekini sattığını da iddia ediyor. 

Broadway müzikaline de gitmeden olmaz. Hava muhalefetiyle geç gittiğimiz için aylar öncesinden büyük bir hevesle biletini aldığımız oyunu kaçırsak da (Cabaret) : ( biz de Book of Mormon'a gittik ve bol bol güldük.

Times Meydanı'na çıkınca insan bir ilk “Aman tanrım, çok ışık, çok aydınlık” gibisinden şeyler söylüyor. Meydan devasa bir sinema perdesi gibi, her yer apaydınlık.

Eğer Forrest Gump’i izlediyseniz Times Meydanı'nda Bubba Gump'ta yemek yemeden dönmeyin. Masalarda iki tane plaka var. Birinde Run Forrest Run diğerinde Stop Forrest Stop yazıyor. Garsonu çağırmak için Stop yazanı açıyorsunuz. Eğer istediğiniz bir şey yoksa Run açık kalıyor. Turistlere küçük eğlenceler... Tabi ıstakozlar da nefis ; )

Çizgi roman hayranıysanız veya 90'larda çizgi film izliyorduysanız Midtown Comics’i de muhakkak öneriyorum. 

Mükemmel cupcake veya pastalarla tatlı krizine girmek için Magnolia Bakery, m&m krizine girmek için m&m world (bir torbaya doldurup tüm gün yedim) ve yol üzerinde de karşılaşacağınız bilimum lezzet ve kalori bombası yerler şiddetle önerilir.

New York City (NY)-3

Kahvaltı etmek için de kesinlikle Eisenberg'e gidin. Sloganı “raising NY Cholesterol since 1929” (düşünün adamlar büyük buhranda bile kapanmamış :D) Omletleri pancake'leri ef-sa-ne! 

Olmazsa olmazlardan Central Park var tabi. Kocamaaaan gökdelenlerle dolu bir şehir içinde kocamaaaan yemyeşil bir park. Alice in Wonderland heykeli Strawberry Fields diye ünlü imagine şarkısına ait bir alan, çeşmeler köprüler bıdı bıdı bir sürü şey var içinde. 

New York City (NY)-4

Yürüyüş yapmak için ayrıca High Line var. Yerden yüksekte sehrin ortasında ağaçlıklı uzun ince bir yol. 

Rockefeller Building ya da Empire State’e çıkabilirsiniz. Biri yeter sonuçta aynı görüntü ama büyüleyici (bkz. ilk fotoğraf) : )

Gittiğiniz yerde kaç yaşında olursanız olun kimlik soracaklar. Kural böyle, garipsemeyin.

İçki içmek için Brewery’leri öneririm. Meyveli bira seviyorsanız benim gibi ahududulu bira ve cyder’i (elmalı bira) deneyin.

Gizli barlar var randevulu gittiğiniz, tuhaf kapılardan hatta telefon kulübelerinden geçerek girdiğiniz. Evet gidiş çok havalı ama o kadar da mükemmel değil içleri. En azından telefon klübesi girişli olanın. 

Ruttle n Hum'a gidin. Bira yanına bacon ve cheddarlı patates kızartması söyleyin. 

Harlem’e tehlikeli dediler, biz gittik kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Ama öyle aman da aman görülecek bir şey yok. Harlem, Afro Amerikalıların yoğunluklu yasadığı bir bölge. Chinatown’da birden boylar kısaldı uzun boylu hissettim kendimi ilk kez (yanlış anlamayın ırkçılıktan değil, gerçekten kısa boylu Asyalılar). Little Italy’de fena değildi. Soho ve Greenwich’i gezip bir gün orada yaşayacağınızı hayal edip mutlu olun.

Brooklyn Köprüsü'nde yürüyün.

Üniversite öğrencisiyseniz Columbia University ve New York University’i görüp üzülebilirseniz, size bıraktım gidip gitmemeyi.

Şehrin genel görüntüsüne gelecek olursak; Spider Man çizgi filmi zaten birebir şehirle örtüşüyor. Filmlerdeki erkeğin kadını eve bıraktığı anahtarla oynama sahnesi(!) olan kapıları hayal edin, gerçekten bütün apartmanlar da öyle.

Özgürlük Heykeli'ni görmek için adaya gitmedik ama Staten Island - Manhattan feribotu bedava. Ona bindik denizden seyrettik. Gün batımına da denk geldiğimiz için seyrine doyum olmadı.

New York City (NY)-5

Eminim atladığım bir sürü şey vardır ama şimdilik benden bu kadar. Gidin ve o kocaman parıltılı şehre kendinizi bırakın. Farklı etnik kökenden bir çok insanın birlikte yaşayabildiğini, dünyanın kendi hayatlarınızla sınırlı olmadığını görün. NY beni duygusallaştırdı. Umarım yolum tekrar düşer.


Yazar Hakkında

bgm12345