Orta Avrupa Turu: Terezin, Prag

Orta Avrupa turu yaparken rota rotayı ekliyor seyahat planlarınıza… Öyle güzel bir coğrafya ki bir yere gitseniz diğer yerde aklınız kalıyor. Ben de kendi imkanlarımla nerelere gidebilirim diye araştırırken ”Terezin” seçeneği geldi aklıma. Nazi kampını görmek çok istiyordum. Özellikle ”Anne Frank’in Hatıra Defteri” adlı kitabı okurken bu istek daha da depreşiyordu… O yüzden kendimi vurdum yollara.

12654596_10207845176503902_6381192474519514492_n.jpg

İlk olarak Terezin’e gidebilmek için; ”Muzeum” durağına gidip ”C” metrosuna aktarma yapmanız gerekiyor. Aktarma yaptıktan sonra da "Nadrazi Holesovice" durağında inmelisiniz. Söylediğim duraktan iki durak önceki Florenc’den de gidebilmeniz mümkünmüş (bazı bloglardan edindiğim bilgiye göre) ama biz iki durak sonrayı tercih ettik.

12687793_10207845176023890_3055021417002091061_n.jpg

Gidiş-dönüş için kişi başı 180 Çek kronu ödedik. Öğrenci indirimini sordum; ISIC kartınız varsa indirim oluyor dediler. Bir kez daha uluslararası kartların önemini yüzümüze vurdular yani :)

Fakat biraz yanlış yönlendirilme kurbanı olup; bileti, içeride bulunan firmadan satın aldık. Otobüsün içinden de bilet almamız mümkünmüş. Belki daha uyguna da alabilirdik. Ben yaptım aman siz yapmayın! Bu arada otobüste görünen wi-fi yazısına da kanmayın. Wi-fi çok kötü.

DSC_0825.JPG

Terezin’e geldiğimizde kapalı bir hava karşılıyor bizi. Yemyeşil bir şehir Terezin. Sanki o kadar acıyı içinde barındırmamış gibi yeşil ve huzur dolu. Yürüdüğümüz yolların kenarında hala erimeyen karlar vardı. Hava buz :) O kötü havaya rağmen; yeşile zeval gelmemiş.

DSC_0828.JPG

Ohre Nehri de şehre hayat veriyor… Biraz nefes almak, biraz uzaklaşmak için o kadar sakin bir yer ki… Şurada saatler demiyorum, beş dakika gibi kısa bir süre bile geçirseniz şehir içinize işler.

DSC_0829

DSC_0844

Tabi, ben beş dakika dedim diye beş dakika nehre bakıp yanından geçip gitmeyin :) Yakınına gidin, nehre karışın. Şu güzelliğe doyun. Çünkü bina yığınları için de bu güzellikleri bulamayacaksınız.

DSC_0861

Şimdi dönelim asıl Terezin’e geliş amacımıza; Terezin Nazi Kampı. Kamp hakkında şöyle kısa, vikipedisel bir bilgi vereyim; bu kamp, ikinci dünya savaşı boyunca Alman Nazi korumaları tarafından toplama kampı olarak kullanılıyor. Almanca "Theresienstadt" olarak adlandırılıyor. O dönem, Terezin Nazi Kampı binlerce insanın mezarı oluyor. Bazıları hemen öldürülürken; geriye kalan insanlarda ya besin eksikliğinden ya da hastalıktan ölüyor.

DSC_0858

Toplama kampına girerken de vefat eden kişilerin mezarlıklarını görüyorsunuz. Burada 10.000’den fazla kişinin cenazesi var. On binlerce insan, gördüğü işkenceler, yaşanan acılar çarşaf çarşaf açılıyor önünüze. İnsanların egolarına, kazanma hırslarına ve kötü oluşlarına lanet ediyorsunuz.

DSC_0868.JPG

Kampın kapısında ”Arbeit macht frei” yani ”Çalışmak özgürleştirir.” yazıyor. Peki, gerçekten de burada çalışanlar özgürleşiyor muydu? Tabi ki hayır! Okuduğum bir bilgiye göre, buraya yerleşme vaadiyle, Siedl kampının yapımında çalıştırılan 342 Yahudi, Auschwitz kampına gönderilip zehirli gazlarla öldürülüyor.

Kamp 34 bölümden oluşuyor. Her bir bölümü ayrı bir dram. Her girdiğiniz hücre de var olan o buz gibi hava, ürpertiyor bedeninizi. Her kelimeniz ”lanet” ile başlıyor.

12592341_10207845164143593_8551115120733207675_n.jpg

Kampın her bölümünü tek tek anlatmam imkansız. O yüzden kampa dair birkaç bölümden kesitler sunacağım size. Mesela burası, 9.bölüm. No.1 yani Rus hücresine, Sovyetler birliği vatandaşları; 2 ve 3 numaralı hücrelere de Yahudiler getirilirmiş. Tabi kötü muamelelere maruz kaldıklarını  anlatmama gerek yoktur sanırım? Odalar buz gibi. Sanki o zulüm yaşamış insanların yüreği bırakılmış hücrelere…

12512811_10207845163463576_7767735168302295173_n.jpg

Burası kampın 10. bölümü. Yani tabiplik bölümü olarak geçiyor. Bu bölümde Dr. B. Krönert çalışıyormuş.

12642603_10207845161703532_2496314881905855102_n

12650872_10207845161783534_5664265469478222946_n

Burası 13. bölüm. Yani banyo ve bit arama odası. Düşünsenize, böyle bir yerde banyo yaptığınızı? Resmen ”yığın” muamele gösteriliyor. Ne mahremiyetleri, ne hisleri… Hiçbir şeyleri önemsenmiyor. Zaten bunlara değer verilseydi o insanlar o kadar işkence görür müydü?

DSC_0877

Geliyoruz 17. bölüme... Bu tünelden içeri girmek dünyanın en ürkütücü şeyi olsa gerek. Tünelin uzunluğu 500 metre. Yürüyorsunuz yürüyorsunuz ve tünelin sonu gelmeyecekmiş gibi geliyor… Bu yolun sonu nereye mi çıkıyor? İdam alanına!

DSC_0895.JPG

İdamların başlangıç tarihi olarak; takvimler 1943 yılını işaret ediyor. Mahkeme ilanı olmadan 250-300 kişiye burası mezar olmuş. 2 Mayıs 1945 tarihinde ise kurtuluş örgütlerinin üyesi olan 52 kişi idam edilmiş. Fotoğrafta gördüğünüz idam sehpası da sadece 3 kişinin idamı için kullanılmış. (Bu arada idam alanı 19. bölüm olarak geçiyor)

DSC_0886

DSC_0887

İşkence edilerek öldürülen kişiler, 18. bölümdeki morga kaldırılıyormuş. Terezin gettosunda bulunan krematoryumda da külleştiriliyormuş.

12647364_10207845157543428_3717723020039366044_n

20’li bölümlere ilerliyoruz şimdi. Yine bir drama tanıklık etmiş 24. bölümdeyiz. 1943 senesinde inşasına başlanılan bu avluya 1944 senesinde ilk tutuklular gönderilmiş. Avlu, yaklaşık 3000 tutuklunun ölümüne şahitlik etmiş. Hem de işkenceler, acılar içinde gerçekleşen 3000 ölüm…

12592486_10207845157903437_4222168749420713569_n.jpg

25. bölüm de idari bina bulunuyor. Tutuklu kişilerin diğer toplama kamplarından getirdikleri topraklar bulunuyormuş içerisinde…

12642889_10207845155543378_6507442398501796924_n.jpg

26. bölüm, toplu hücrelerin olduğu bölüm. Toplu hücrelerin her birinde 400-600 arası tutuklu bulunuyormuş.

12631540_10207845156503402_6571184465943808217_n.jpg

28. bölüm de 24 ve 25. bölüm gibi dördüncü avluya bağlı. Bu bölümde tek kişilik hücreler bulunuyor. 1945 yılında ise toplu hücrelere çevrilmiş. Şu içler acısı duruma bakar mısınız? İnsan insana böyle zulüm nasıl eder demekten alamıyorsunuz kendinizi…

12654497_10207845154703357_8993012728522143019_n

12669577_10207845154743358_378707102789099070_n

29. bölüm, kışlaların bulunduğu bölüm olma özelliği taşıyor. 120’ye yakın Nazi gardiyan ekibi burada konaklamış. Şu an ise burası müze ve galeri olarak hizmet veriyor. Müzede gardiyanların,tutukluların kıyafetleri gibi o günleri temsil eden şeyler bulunuyor.

DSC_0910.JPG

Ve kamptan çıkış… İnanın çıktıktan sonra günlerce kendime gelemedim. Empati kurdum. O acıları düşündüm. O idama giden tünelden geçerken o insanları yaşadım. Gerçekten o kadar kötü ki… O kadar kötü ki insanken insan yerine koyulmamak…Bu arada kampı anlatırken parazit olmasın diye ek bilgileri sona sakladım. Kamp ve Getto müzesine kombine bilet alırsanız:

  • Öğrenci: 165 Çek Kronu
  • Tam: 215 Çek Kronu

Müze kış sezonu (1 Kasım-31 Mart) 08.00-16:30 arası; yaz sezonu(1 Nisan-31 Ekim) ise 08:00-18:00 arası açık.

Şimdiki durağımız Ghetto Müzesi...

DSC_0918.JPG

Bu müze 1991 yılında açılmış. Müzenin içini bir sergi gibi düşünün. İçerisinde birçok Yahudi hakkında bilgi, Nazileri zulümleri ile geçen yılları gösteren fotoğraflar ve yazılar var.

12654317_10207845152623305_1128708449054659667_n

12669550_10207845152103292_1176793841245683287_n (1)

Buyurun bunlar da müzeden bazı görüntüler... Gerçekten gitmişken görmeniz gerekiyor bu müzeyi. Yaşanan acılara bir kez de buradan tanıklık etmelisiniz.

12743607_10207929028160141_7853622667809576063_n

DSC_0923

DSC_0926Meydan

Veee şehre son bakış… Dönüş için aldığımız biletten daha erken bir saatte koyuluyoruz yola. Bu arada otobüs saat başı meydana geliyor. ”Saat 17:00’ye aldım o saate kadar beklemem lazım!” diye de düşünmeyin. İstediğiniz saatte, biletiniz de dönüş saatiniz yazmasına rağmen dönebilirsiniz.

Küçücük bir şehir olan Terezin’den çok güzel anılarla ayrılıyorum. Baktığım zaman sıradan bir yer gibi görünse de hatta (kafamıza göre) yemek yiyecek bir yer dahi bulamasak da bu şehir, içinde taşıdığı acıyla benim için çok ayrı bir yerde konumlandı bile… Siz de ziyaret edin mutlaka!

Sevgilerimle…