Oslo'dan Bergen'e Muhteşem Yolculuk – Flam'dan Bergen'e

Oslo’dan Bergen’e olan yolculuğumuzun tren ayağı daha baskın olan Oslo – Flam arasındaki ilk etabı tamamladıktan sonra Flam’a ulaştık. Flam’da yaklaşık 400 kişi yaşıyor. Ancak yıllık turist sayısı 300 bin civarında. Flam’a ilk turist 1886 senesinde gelmiş.

Flam'da göl manzaralı bir konaklama için Flåmsbrygga Hotel ve Flåm Marina & Apartments otellerini tercih edebilirsiniz. 

Bu ufak yerleşimi kısa da olsa gezme fırsatı buluyoruz. Kasabanın tamamı ufak tek ya da çift katlı pastel tonlarda boyanmış bakımlı evlerden oluşuyor. Bir de ufak bir kilise yer alıyor burada.

Tekneye bineceğimiz bölgede ise büyükçe bir restoran ve çok sayıda hediyelik eşya mağazası yer alıyor.

Biraz etrafı dolaştıktan sonra Flam’dan tekneye biniyoruz. Fiyordları dolaşacağız. Bizim dolaşacağımız fiyord “Fiyordların Kralı” olarak geçen Sagne Fiyordu (Sognefyord). Bazı kaynaklara göre 250, bazı kaynaklara göre 204 kilometre uzunluğunda büyük bir fiyord burası. Sagne Fiyordu “Y” şeklinde, bir ucu Flam, diğer ucu ise Gudvangen. Biz Flam’dan binip Gudvangen’de ineceğiz.

Bu fiyord buzulların çözülmesi ile 2-3 milyon yıl önce, buz devrinden sonra oluşmuş. En derin yeri 1.300 metre. Hava güneşli olsa da fiyord’a dik uzanan yamaçlar nedeni ile çok ısıtmıyor, tekne hareket ettikçe ise rüzgar şiddetini arttırıyor. Ama manzara o kadar etkileyici ki üşüsek bile teknenin içine girmeyi hiç birimiz istemiyoruz.

Teknemiz fiyordun turkuaz renkli sularını yararak ilerlerken biz manzaranın tadını çıkartıyoruz. Yer yer yamaçlardan aşağıya akan şelaleler, yer yer sevimli ve ufak yerleşimler, yer yer bizimle birlikte gelen martılar, yolculuğumuzu daha da keyifli kılıyordu.

Gudvagen’e ulaşmadan önce Aurland adlı bir kasabanın yanına ulaştık. Burada toplam 1.200 kişi yaşıyor. İlk belediye 1970’de kurulmuş. 13. yy.’dan kalma bir kilisesi de olan oldukça şirin bir yerleşim.

Fiyord içinde 50-100 adet 100 kg ağırlığında deniz ayısı bulunduğu söyleniyor. Şanslıysanız görebilirsiniz dediler ancak biz maalesef göremedik.

Teknemiz Gudvangen’e yanaşıyor ve iniyoruz.

Gudvagen yalnızca 120 kişinin yaşadığı bir yerleşim. Önünde çok etkileyici Viking heykellerinin bulunduğu şık bir hediyelik eşya mağazası bulunuyor. Bu mağazanın önünde yine rezervasyonunu daha önceden yaptırmış olduğumuz otobüse biniyoruz. Sistem çok düzenli işliyor. Hiçbir yerde “acaba otobüs geldi mi? Tren gecikti mi?” telaşını yaşamıyoruz.

Otobüse binerek dağların arasından kıvrılan virajlı, bir o kadar da keyifli yollardan yaklaşık 1 saat süren yolculuk sonrası Voss’a ulaşıyoruz. Voss’ta 7.000 kişi yaşıyor. 2. Dünya Savaşı’nda bombalanmış, 70 gün kuşatma altında kalmış. Tüm binaların çatıları harap olmuş, bu nedenle de burada çatı yapımı önemli bir sektör haline gelmiş. Voss derin bir vadide bulunuyor. Bu vadide nehirden çıkan taşlar bembeyaz, zamanla hava ile temas edince siyahlaşıyormuş. Aynı zamanda nehirden çıkan bu taşlar diş macunu yapımında da kullanılıyormuş.

Voss’ta yaptığımız kısa bir gezinti sonrası tekrar trene binip Bergen’e doğru yola çıkmak üzere tren istasyonuna gidiyoruz. Voss tren istasyonunda ülke genelinde çok popüler olan Trol’lerin dev ebatta heykelleri de yer alıyor.

Ardından trene binip yine hoş manzaralar eşliğinde Bergen’e yol alıyoruz.

NURHAN YILMAZ

Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım.Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım.