Palac Kultury i Nauki/Varşova

Varşova’nın sevilmeyen simgesi: Palac Kultury i Nauki (Kültür ve Sanat Sarayı)

İstanbul’un yedi tepesine kıyasla Polonya’nın başkenti Varşova, dümdüz bir şehir. O yüzden de şehrin tamamı bisiklet yollarıyla kaplı ve her yaştan insan rahatlıkla bisiklet ya da kay kay sürebiliyor. Şehrin ortasındaysa halkın hiç sevmediği ve ondan kurtulmak için çeşitli zihni sinir projeleri ürettiği 237 metrelik, şehrin en yüksek binası; Palac Kultury i Nauki var.

1

Binanın içerisinde; fuar alanları,8 sinema, kütüphaneler, 4 tiyatro salonu, 2 müze, yüzme havuzu, 300 kişilik bir konferans salonu, 11 ve 12. katlarında Collegium Civitas Üniversitesi, cafeler, hatta spor kulüpleri bile bulunuyor. Aslında tam anlamıyla bir kültür, bilgi ve spor merkezi.

2

Oldukça basit bir hikayesi var. Varşova’nın baş mimarı olan Jozef Sigalin, Stalin’in yardımcısından gizli bir telgraf alır. Telgraf Stalin’in Varşova’da yüksek bir bina inşa etmek istediğiyle ilgilidir. Mimarın şaşkın görünmemesi ve bazı talimatları içeren telgraftan sonra hazırlıklı olan Sigalin’e soru sorulduğunda ‘Neden olmasın’ der. Polonya mimari ekibi binayı her ne kadar kendilerinin dizayn edeceğini düşünse de bina çoktan Ruslar tarafından çizilmiştir bile.

3

Rus mimar Lev Rudnev tarafından dizayn edilmiş olan binanın ortasında bir saat kulesi var, binanın otuzuncu katından şehrin nefis bir kuşbakışı görünümünü keyifle izlemek mümkün.

4

Normal bilet fiyatları 20 zloty yani 35 tl. Bizim 30. Kata çıktığımız gün kar yeni yağmaya başladığı için ben manzarayı tam olarak göremedim o yüzden de yaza doğru tekrar gitmeyi planlıyorum. Doğal olarak ben burada yaşadığım için istediğim zaman gidip tekrar görme şansım var ama siz eğer turist olarak gelecekseniz bulutsuz ve açık bir havada binanın tepesine çıkarsanız alacağınız görüntülerde güzel olacaktır.

5

1952-1955 yılları arasında Stalin tarafından yaptırılanişgalin şehrin ortasındaki bir kanıtı bu bina. Sarayın Varşova’nın genel mimarisiyle hiç uyuşmaması ve toparlanmaya çalışan bir şehrin üzerindeki baskın görüntüsü halkı doğal olarak çok rahatsız etmiş. Saray, Rus işgalinin olduğu yılları anımsatıyor, halkşehrin tepesine dikilmiş halinden dolayıbinadan nefret ediyor ve çoğu Polonyalı bu binayı ‘Pajac’ yani Palyaço olarak adlandırıyor. Daha komik ya da çirkin takılan isimlerde var ama en yaygın olanı bu. Birçok kişi tarafından bina, Sovyet halkının cömert bir armağanından çok Sovyet işgalinin bir işareti olarak algılanmış. Rusların egemenliği Varşova’da biter bitmez binadan Stalin’in adının ve heykellerinin binadan hemen sökülüp atılması bu düşüncenin sonucudur.

6

İçerisini dolaşırken bana nedense Çavuşesku’nun bin odalı sarayını anımsatıyor. Aynı soğukluk ve zevksizlikte.Galiba komünizm dönemlerinde yönetimlerin donukluğu ve tekdüzeliği sonuçta o dönemde ortaya çıkan her sanat eserine yadsınamaz bir şekilde yansıyor. Eğer Old Town’da Varşova müzesini gezerseniz orada Palac Kultury’nin güzel bir maketi var, böylece saat kulesinin ve etrafındaki binaların nasıl yerleştiğini tam olarak görebiliyorsunuz.

7

Yine de yılın değişik zamanlarında binanın değişik renklerle aydınlatılması bence Varşova’ya hoş bir hava katıyor. Örneğin Sevgililer Günü’nde kırmızı olması gibi. Bu arada,saray ilk yapıldığında aslında bembeyazmış ama yıllar içinde hava şartlarından bugünkü gri halini almış. Binayı dıştan temizletmenin ve orijinal hale döndürmenin bütçesi çok yüksek olduğu için halk asla para vermeyi onaylamıyormuş. Halkın hala birçoğunun sırf bu binayı gözden gizleyebilmek için önüne başka binalar yapmaya onay verdiği düşünülürse bu fikre şaşmamak lazım.

7

Aslında bu kadar kültür ve sanat olayını biraraya getirmeyi amaçlayan bir binanın olması bence muhteşem bir fikir. Ama yine de siz siz olun bunu Polonyalıların yanında çok dile getirmeyin.

Instagram: banuyollarda

 

BANU DEMİR

Yazar Hakkında

BANU DEMİR

İstanbul Üniversitesi Radyo-TV bölümü ve Marmara Üniversitesi Contemporary Business Management’tan (gece bölümü) mezun olduktan sonra İngiltere Nescot College’da okudum.