Paris Şubat Ayında da Güzel

Genel Bilgiler

Fransa’nın başkenti olan Paris, 2 milyonun üzerinde nüfusa sahiptir. Sen Nehri üzerine kurulmuş bir şehirdir. 105,5km2 kadar bir yüzölçümüne sahiptir. Moda ve alışveriş konusunda Avrupa’nın en iddialı şehridir diyebiliriz.

Sizin tatil sürenize ve keyfinize göre önceliklerinizi belirleyebilirsiniz. Görmek ve gezmek istediğiniz noktaları tayin edebilirsiniz. Zira Paris içinde görülecek onlarca nokta bulunmaktadır.

Tabi bir Avrupa şehri ve popüler bir gezi noktası olması sebebiyle bizim için ucuz sayılmadığını belirtebiliriz. Ayrıca buna ek olarak bizim paramızın Euro karşısındaki zayıflığı da su götürmez bir gerçek. Hal böyle olunca bizim gibi Türk turistler için bütçe hassasiyeti göstermek gerekiyor.


Ulaşım

Beauvais sanıyorum Paris’in en az tercih edilen  havalimanıdır. Belki ucuz biletlerin bir sebebi de bu havalimanı olmasıdır. Tabi biletimizi alırken havalimanından şehir içi ulaşımlara da göz atmıştık. Toplu taşıma adına otobüslerin olduğunu öğrendik. Bursa’dan Sabiha Gökçen ve İstanbul hava limanına giden Burulaş otobüsleri gibi. Gidiş ve dönüş biletini  internetten aldığımızda 29euro ödüyoruz. Tek alındığında 17euro idi sanıyorum. Buradan bindiğiniz bu otobüs ile takriben 70dk içerisinde merkeze varıyoruz. Porte Maillot son durak oluyor.

Şehir merkezine gelmiş bulunuyoruz. Oluşturduğunuz görülecekler listesi ve rotalarınıza paralel olarak şehir için ayırdığınız gün sayısına göre toplu taşıma bileti alabilirsiniz. Misal 5 gün için 38,5euro bedelle bir bilet alıp belli bölgelerde sınırsızca kullanabiliyorsunuz.(zona 1-3-5 bölgeler bulunuyor)Tek kullanımlık bir metro bileti güzergahına göre 1,9euro ile 2,8euro arasında değişmektedir

Konaklama


Konaklamanın da ucuz olmadığını paylaşabilirim. Bir sokak arasında gördüğüm 3 yıldızlı bir otelin günlük bedeli 204 Euro idi. Bütçelerinize ve konforunuza göre çalışmanızı yapabilirsiniz. Couchsurfing, airbnb, booking, hostel, otel şeklinde bulunan seçenekleri sıralayabiliyoruz.


Yeme İçme

Yeme içme konusuna değinirsek; mekanlara göre değişiklik gösteren fiyatları görebiliyoruz. Ortalama 17-22 euro aralığında bir öğün yemek restoranlarda yenebiliyor. Tabi fast food tercihleri ile meblağ aşağılara inebiliyor. Eğer market alışverişi ile yeme içmenizi organize ederseniz, haliyle çok makul fiyatlar ile konuyu noktalayabiliyorsunuz. İçecekler ise kahve soda gibi içecekler 3-5euro civarındadır. Alkollü içecekler ise 4-6 euro ortalamada bulunmaktadır.

Günlük şehir turu esnasında atıştırmalık kraker bisküvi çikolata gibi şeyleri çantanızda bulundurmanızda fayda vardır. Daha önce Mykonos konusunda ;oraya gitmiş bir arkadaşın tecrübelerini dinlerken bana ilettiği önerisiydi. Malum para kolay kazanılmıyor.

Şanzelize Caddesi

Buradan kısa bir yürüyüş ile Zafer Takı noktasına ulaşabiliyorsunuz. Malum her yol Paris’te bir noktaya çıkıyor((: Birbirine bağlanan caddeler ve sokaklar vesilesiyle Şanzelize dediğimiz (Champs-Élysées) caddesine ulaşıyoruz. Zafer Takı heybeti ile cadde üzerinde bulunuyor. Dört bir yanında insanların birbiri ile yarışırcasına fotoğraflar çekiyorlar. Tabi bir hatıra için biz de bu eylemi ifa ettik.

Bu cadde  sağında solunda mağazalarla ve geniş kaldırımları ile vakit geçirmek için güzel bir güzergah. Zafer takından devam edildiğinde Concorde meydanına varabiliyorsunuz. Bu büyük meydan Fransa’nın ikinci en büyük meydanı oluyormuş. Burada bulunan büyük dikilitaşı ise tarihteki Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından hediye edilmiş.


Tabi kış ayı olmasına rağmen insanlar şortlarını giyerek spor yapmak adına kendilerini dışarıya atmışlar. Bir kısmı da hayvanlarını dolaştırıyordu. Yaşlısı ve genciyle insanlar sokaklardaydı.

 


Eyfel Kulesi

Paris’in en şöhretli noktası sanıyorum ki Eyfel Kulesi. Bu caddeye yakın bir muhitte bulunan bu Kuleyi de gidip yerinde incelemiş olduk.

Zaten belli mesafeye gelindiğinde sokak aralarında binaların yanlarında uzaktan da olsa görmeye başlıyorsunuz. Bu heybetli demir kuleyi de ziyaret eden binlerce insan arasına biz de dahil olduk. 10.000 tonun üzerinde toplam ağırlığa sahip bu yapı Fransa’nın 5. Büyük yapısıymış. Takriben yıllık 7milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıyormuş. Civarında dolaştık birkaç kare görüntü aldık. Anılarımıza yenilerini dahil ettik. Çevresinde siyahi vatandaşların sattığı hediyelik eşyaları görebiliyorsunuz. Belli ebatlarda kulenin minyatürlerini alabiliyorsunuz. Tabi ısrar ve durdurup diyalog kurma çabaları da bazen can sıkıcı olabiliyor.


Louvre Müzesi

Önermemize gerek yok sanıyorum. Herkesin ziyaret etmesini isterim. Binlerce parça farklı eserleri bir arada bulabileceğiniz bir müze. Saatlerce gezerek koridorlarda kaybolma keyfine varmak da cabası. Tablolardan, heykellere; Fransa, İtalya kültüründen İslam eserlerine, İznik çinilerinden, İran halılarına dek birçok eseri görme fırsatınız oluyor. Mona Lisa için de biraz çaba harcamak gerekecek bulmak ve görmek için ((:


Yarım saatten fazla süre sadece girmek için sıra beklerken harcıyorsunuz bu dünyaca ünlü müze kapısında. Benim 35 dakikamı aldı. Bilet almak ise daha kolay. Birçok otomatik gişelerden fazla zaman harcamadan bilet edinebiliyorsunuz.

Yeme içme seçenekleri de içeride bulunmaktadır. Mola verip dinlenmek için oturma alanları da bulunmaktadır.

Müze için ne kadar uzun süre ayırırsanız o kadar fazla keyif duyacağınıza emin olabilirsiniz.


Orsay Müzesi


Louvre gibi görülesi olan bir diğer müze ise Orsay müzesidir. Eserlere ve sanatçılara pek vakıf olmasam da ; çok kıymetli sanatçıların eserlerini  ,imzalarını göreceksiniz.

Malum, tek tatil anlayışı sadece bar, klüp gezmek ve alkolden ibaret değil ((:

  

Moulin Rouge

Kırmızı değirmenin önünde birkaç kare fotoğraf çekinmezsek olmazdı. Geçmişten gelen ünü ile bu kabare de şehrin önemli görüleceklerinden biri. Bu caddeye de sanıyorum Paris’in Redlight’ı diyorlar. Renkli ışıklı tabelalar ve sokaktaki kokuları sebebiyle ben de böyle hissettim. ((:

Montmartre Bölgesi

Bu bölge ise sanatçıların yaşadığı, görülmeye değer renkli bir bölgedir.

Ressamlar tepesi diye de bilinen bir yer turistlerin uğrak noktasıdır. Picasso, Salvador Dali Van Gogh gibi isimlerin bu taraflarda hayatlarının belki en verimli dönemlerini geçirmişler. Tabi daha niceleri olan heykeltraşlar ressamlar müzisyenler şairler yazarlar buralarda hayatlarını geçirmişler.

 

SacreCoeurBazilikası burada en yükseklerde bulunan tarihi bir mekan. Şehrin ise yanılmıyorsam ikinci en yüksek noktası burasıdır. Heybeti, mimarisi ve iç tasarımı için gidip yerinde incelemek hoş olacaktır bu bazilikayı. Bu tepeden şehre göz atmak, hafif rüzgarı hissetmek ziyadesiyle keyifli oluyor.

Place du Tertre Meydanı onlarca ressam ile ve onların eserleri ile dolu bir nokta. Dilerseniz hızlıca kendi portrenizi de yaptırabilirsiniz.


Montmartre sokaklarında gezmek sokak ressamlarını izlemek, tabloların satıldığı atölyeleri galerileri gezmek tavsiyelerimizin önünde gelmektedir. İnsanı etkiliyor, eseleri incelemek bile büyülüyor diyebiliriz. Bütçenize göre sizler de birşeyler edinebilirsiniz. Ben kendime severek bir parça  aldım.


Gitmeden önce göz attığım bazı bloglardan not almıştım birkaç tane pasajı. Sizlere de tavsiye ederim. Farklı doku, görünümleriyle ve içerisinde bulunan dükkanlarıyla güzergahınızda işaretleyeceğiniz pasajlara girmenizi gezmenizi isterim. Güzel şarap evleri, antikacılar, yerel markalar vb.


Notre Dame Katedrali

Gotik yapısıyla dünyaca ünü ile 800yılda fazla süre önce yapılmış katedraldir.

Yaklaşık bir yıl önce yangın sebebiyle tahribat yaşamıştır. Hali hazırda yapım çalışmaları devam etmektedir. Katedreli ve Sen nehrini kadrajlarınız içine alıp anılarınıza yenilerini katabilirsiniz.


Yazımızı toparlayacak olursak, Paris güzel şehir. Gidip görülesi ve ayırdığınız zaman ölçüsünde keyif alınacak yer. Birkaç günde gezilerek bitmeyecek bir şehir belki. Onlarca görülecek yerlerden ne kadarını gezerseniz o kadar mutlu olursunuz. Şubat ayı ve mevsim itibariyle hava güzeldi. Sert rüzgarlar kısa süreli yağmur harici sokaklarda dolaşmak, günlük yaşama karışmak keyifliydi.


Birkaç aylardır tüm dünyayı etkisi altına alan Corona virüsüne dair bir iki kelam etmek gerekirse; benim bulunduğum dönem içerisinde pek insanlarda bu virüs kaygısını hissetmemiştim.

Sokaklarda belki bir elin parmakları kadar sayıda insanın maske kullandığını gördüm. Bindiğim uçakta ise bir veya iki kişide maske görmüştüm. Yazıyı toparlayıp internete aktarmak birkaç haftayı buldu. Şimdilerde ise maalesef ölümlerin ve vakaların çok yüksek seviyelere çıktığını haberlerde görüyoruz. Dilerim ki tez vakitte her şey kontrol altına alınır ve tüm dünya rahat nefes alır.


Tabi seyahat dönüşü iş yerinde arkadaşlarımın sorgulayıcı bakışlarına maruz kaldım.

Çevremin; bu dönemde deli cesaretimin olduğu gibi yorumlarını dinledim.

Gelgelelim bizim mottomuz ise ‘’Seyahat eden sıhhat bulur.’’

Herkese sağlıklı keyifli bol gezmeli günler diliyorum.

*fotoğraflar tarafımdan çekilmiştir ve izinsiz kullanılmaması tavsiye olunur.