Pastırma, sucuk, mantı.. Haydi Kayseri'ye...

Uzun süredir aklımızdaydı, bir türlü nasip olamamıştı ,ucuz bilet yakalayınca da  bir hafta sonunu kapattık, atladık gittik.

1 saat 10 dakika aşağı yukarı, şu bildiğimiz , türkülere konu bir Erkilet güzeli var ya hani, güzeli görmedim ama tam olarak Erkilet denilen yerde havalimanı. Merkeze gitmek için otobüs var ancak Kart38 denilen ulaşım kartlarından edinmeniz gerekli. Dolum makineleri aynı zamanda kart satışı da yapıyor. Kart 10 TL, dolum ise istediğiniz kadar ama para üstü vermiyor aman dikkat!!!

Kayseri deyince hamur seven biri olarak ilk mantı gelir aklıma… Bir de sucuk ve pastırma.. Zaten Kayseri, sucuk, pastırma ve mantısıyla ünlü ama önce şöyle yöresel bir kahvaltı yapalım dedik ve Melikgazi tarafında Saray çiftliği denilen mekanda aldık kahvaltımızı. Yöresel serpme kahvaltı alalım deyince donattılar masayı..

Şimdi gezme zamanı..

İlk durağımız Atatürk evi.. Saray çiftliğinden yaya olarak gidiliyor. Aslında İmamzade Reşit Beyin evi. Atatürk, Sivas kongresinden dönerken Kayseri'de kalacak bir yere ihtiyaç duyar. Reşit Bey, çok misafirperverdir ve evini açar. Evdeki eşyalar eski, ancak orijinal değil. Balmumu heykeller de var.

Merkezdeki çoğu yer yürüme mesafesinde, Kocasinan ve Melikgazi olarak ikiye ayrılıyor merkez dediğimiz yer

Atamızın evini ziyaret ettikten sonra durak , yine hemen her  şehirde karşımıza çıkan Meryem Ana Kilisesi. Kilise, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından şehir kütüphanesine dönüştürülmüş, ama normal bir kütüphaneden çok farklı, çok ta beğendim, tavanlara bakıldığında kiliseden bozma olduğu anlaşılıyor. 

Olur da yolunuz düşerse mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri Milli Mücadele Müzesi, Eski Kayseri lisesi binasında. Kayseri Lisesi, yan tarafta başka bir binaya taşınmış, eski lise de müze haline gelmiş. Müzekart geçerli değil, yetişkin giriş 4 TL.

Merkez, Cumhuriyet Meydanı, raylı sistem ağı çok geniş, ismi de Kayseray.

Cumhuriyet meydanının simgesi her şehirde olduğu gibi saat kulesi, hemen arkasında atın üzerinde Atatürk heykeli. Zaten caddenin kalabalığından anlarsınız buranın merkez olduğunu.

Kış turizminin yoğun olduğu Erciyes Dağı, şehrin bir çok yerinden görülüyor.

Kayseri bolca cami ve türbenin bulunduğu bir şehir, bunlardan biri de Sahabiye Medresesi, saat kulesinden hemen karşıya geçince. Dışardan görünüş, bu şekilde, içerisi de kafeye dönüştürülmüş.

Selçuk Müzesi, Gevher Nesibe Tıp Müzesi olarak ta geçiyor. Burada da Selçuklulara ait eserler ve yazılar var. Giriş çin yine 4 TL ödedik, müzekart geçerli değil.

Selçuk müzesi, Mimar Sinan parkının içinde yer alıyor. Mimar Sinan da Kayserili bu arada. Çok güzel, havuzlu bir park, Mimar Sinan'ın da heykeli var.

Bir başka yapı da Seyid-i Burhanettin müzesi, park formatında yapılmış. Bitiminde de bizdeki Beltur tarzı belediyenin işlettiği Kaytur adlı kafe var.

Kale, tüm görkemiyle genişçe bir alanı kaplamış ama tabi restore edilmiş halde. Birkaç yerden girişi var, içeride de Kaleiçi denilen mekan ,akşamları canlı müzik yapılıyor,ayrıca Kale akşam saatlerinde ışıklandırmayla muhteşem bir görünüme bürünüyor.

Kayseri Arkeoloji Müzesi de kale içinde. Burada müzekart geçerli, giriş 12,5 TL.

Gitmişken Talası da mutlaka görün dediler, Cumhuriyet meydanından 15TE numaralı otobüs ile gittik oraya da. Eski Talas denilen yerde eski evler, kestirme sokaklar, üstelik akşam çok hareketli, mekanlarda canlı müzik, eğlence. Çok ta güzel bir manzarası var, rotanıza dahil edin mutlaka..

Alışveriş için de merkezde Kadınlar Çarşısı. Burada sucuk, pastırma ve mantı üçlüsü haricinde hiçbir şey göremedim. Sucuk, kangal olarak satılmıyor, hiçbir Kayserili kangal sucuk yemezmiş. Normal sucuktan farkı da doldurma şekliymiş.

Bir diğer lokasyon da Ağırnas.. Bu arada Mimar Sinan da Kayserili demiştik, doğduğu ev de Ağırnas'ta.  Ağırnas'a da toplu taşıma ile ulaşım mevcut. Yine türkülere konu olan, benim de çok sevdiğim türkü Gesi Bağları da Ağırnas yolunda, boş bir arazi, birkaç tane ev var sadece ama burası Gesi olarak geçtiğinden bu adı almış sanırım.

Ağırnas, küçük bir köy. Zaten her yerde Mimar Sinan'ın adı var . İlk olarak doğduğu evden başladık, ev çok eski haliyle ama eşyalar orijinal değil, balkon manzarasını da çok beğendim.

Evdeki ziyaretten sonra sırada Agios Prokopios Kilisesi var. Mimarisi çok güzel ama kilise kaderine terkedilip, gidilmiş gibi. Kilisenin çaprazında olan bina da çok hoşuma gitti. Bu arada Talastaki evlere çok benziyor, kestirme sokaklarından dolayı ama o kadar hareketli olamaz diye düşünüyorum.

Son olarak ta Ağırnas yeraltı şehrini ziyaret ettik. Bu arada şehirde çok fazla yeraltı şehri var. Bunlardan biri burası, giriş te ücretsiz ancak içerisi biraz soğuk, bilginize. Zamanında Turan, Talas gibi yerlere gitmek için yol bile inşa edilmiş.

Ve sıra geldi Kayseri’ye geliş amacımıza, olmasa olmazımız mantı.. Eskiden kız isteme merasiminde geline mantı açtırırlarmış, güzel açarlarsa verirlermiş gelini. Mantının türlü türlü çeşitleri var ama hepsini denemek mümkün olsaydı keşke.,

İki farklı yerde deneme imkanımız oldu mantıyı. İlki merkezde Altıntabak denilen restoranda . Buradaki mantının servis farkı var, şöyle ki mantı üzerine domates sosu ve tereyağı ile servis ediliyor. Yoğurt ayrı geliyor, isterseniz ekliyorsunuz.

2. si de Altıntabak karşısındaki Elmacıoğlu İskender'de. İskender dediğime bakmayın, yöresel denemek istemiyorum diyenler için standart kebaplar da mevcut. çok ucuz değil ama lezzetli ve son derece kaliteli bir restoran. 

Sadece mantı değil, meşhur yemeği. Yağlama, biraz yağlı ama lahmacundan bir fark göremedim, içerisine yoğurt konularak dürüm şeklinde yeniyormuş ama tercih sizin tabi. İki türlü de denedim.

Ve cıvıklı. İsim bana sulu bir yemeği çağrıştırsa da görselde etli ekmekten farkı olmadığını görünce, denemeye karar verdim. Tadı da aynı, etli ekmek veya kuşbaşılı pide olarak değerlendirebilirsiniz.

Nil Kurt

Yazar Hakkında

Nil Kurt

Tam anlamıyla bir seyahat tutkunuyum. Aktif olarak çalışıyor olmam sebebiyle sadece hafta sonlarımı,yıllık izinlerimi ve özel dönemleri kullanarak seyahat etmeye çalışıyorum.