Pekin: Nam-I Diğer Beijing (2. Gün)

Programımızdaki değişiklikten sonra sabah erkenden yollara düşmeliydik, bunun için kahvaltıyı otelde yaptık. 08.00’de otelden ayrıldık. İlk durağımız Pekin Ulusal Tiyatro (Beijing National Theatre) binasını görmekti. Burası Tiananmen Meydanı’nın az ilerisinde olduğu için yürüyerek gittik. Başka lokasyondan gelenler için ise Line 1 Tiananmen West İstasyonu Exit C sizi tiyatronun içine götürecektir.

Biz yürüyerek tiyatronun yanına kadar gittik, bina şeklinden dolayı yumurta olarak anılıyor. Gerçekten büyüleyici bir görüntüye sahip, etrafı havuzla çevrili bu binaya nasıl gireceğimizi çözemedik ve dönmeye karar verdik. Tam metroya girdik ki meğerse tiyatronun girişinin metro istasyonundan olduğunu fark edip daldık içeri…

Bina ziyareti 30 RMB, içeride bütün oyunların dekorları, kostümleri ziyarete açık…

Keyifle tiyatroyu gezdikten sonra ikinci durağımız olan Cennet Tapınağı’na (Temple of Heaven) doğru ilerledik (Subway Line 5 Tiantan Dongmen Station, Exit A). Buraya da giriş için bilet almanız gerekiyor.

Girişte kocaman bir bahçe var ve içeride insanlar sanki pikniğe gelmişler gibi huzurla zaman geçiriyorlar. Etrafta bolca “Çin Daması” oynayan yaşlılar, koro halinde şarkı söyleyen insanlar, topluca dans eden kadınlar (Çin’de çok yaygın, akşamları parklarda birleşip step yapar gibi dans eden kadın toplulukları yoğunlukta) ve gizlice bir şeyler satmaya çalışan işportacıları görebilirsiniz.

Cennet Tapınağı, kraliyet ailesinin ibadet etmek için kullandığı tapınak olduğundan dolayı şuan aktif olarak kullanılmıyor. Cennet Tapınağı’nda ziyaretimiz bittikten sonra bir sonraki mekân için yollara düşüyoruz. Sıradaki yer Lama (Yonghegong) Tapınağı… Subway Line 2 Yonghegong İstasyonu’nda inip tapınağa doğru yürüyoruz. Burası “Tibet Budizmi”nin aktif faaliyet gösterdiği en büyük tapınak, giriş 25 RMB ve size biletle birlikte tapınak tanıtım cd’si de veriliyor.

Bu tapınak halen faaliyette olduğu için son derece büyüleyici… Birçok insan tütsüleri ile buraya gelip tapınak içerisinde bulunan Tanrılara, dualarını ve şükranlarını sunuyorlar.

Tütsülerin dumanları ve içerideki atmosfer insanı büyülüyor adeta… Arada rahiplerle karşılaşıyorsunuz, çünkü tapınakta yaklaşık 200 rahip yaşıyor.  

Tütsüleri yakmak için hazırlanan mangallardan birisi, dilek tutmak isteyenler için para atılan bir sunak haline getirilmiş. Buraya kadar gelip, dua etmemek ayıp olur diyerek atıyorum parayı…

Tapınak ziyaretinden sonra acıktığımızı fark edip en yakındaki KFC’ye oturuyoruz. Neden bu kadar fast food’a dayandığımızı sorarsanız, Çin’de yaşamamıza rağmen yerel restoranlarda menüden tercih yapmak sıkıntılı ve başarısız lezzetlerle karşılaşmamıza neden oluyor. Yemekten sonra tapınağın hemen karşısındaki Hutong sokaklarına dalıyoruz. Burada geleneksel Çin evleri ve bu evlerin bar ve restorana dönüşmüş hallerini görüp, bir sonraki durağımız olan Beijing Zoo (Pekin Hayvanat Bahçesi)’ya yöneldik. Pandaları görmek için sabırsızlanıyorduk. Subway Line 4 Dong Wu Yuan İstasyonu’nda indik.

Hayvanat bahçesi inanılmaz kalabalıktı. Çoluğu çocuğu kapan, soluğu orada almış gibiydi. Bu zamana kadar gördüğüm en büyük hayvanat bahçesiydi. Aklınıza gelebilecek her türlü hayvan mevcuttu. Panda, ayı, kaplan, aslan, devekuşu, zebra, miskin, zürafa, hipopotam, gergedan, bizon, fil, lama, kartal, maymun ve daha fazlası…

Ama en sevimlileri; pandalar sonra zebralar ve devekuşları idi. Bu iki hayvan gruplarını aynı platforma koymuşlar fakat aralarındaki arkadaşlık takdire şayandı doğrusu…

Hayvanat bahçesinin içerisinde bir de akvaryum mevcut… Bu akvaryumun giriş ücreti ayrı, burada da balina ve yunusları görme şansınız var. Eğer akvaryumu görmek istiyorsanız tekrar bilet almanız gerekiyor. Biz geç kaldığımız için akvaryuma giremedik. Ama bir gün yolumuz tekrar Pekin’e düşerse ilk durağımız akvaryum olacaktır. Karnımızın acıkması ile akşam yemeği için daha önceden araştırdığımız Turkish Mum Restaurant’ın yolunu tuttuk (http://www.thebeijinger.com/directory/turkish-mum).

Türk mutfağına özlemimiz had safhada olduğu bir dönemde bu restoran bize çok iyi geldi. Restoranın en önemli özelliği sahibinin Çinli olması, daha doğrusu hiçbir çalışanın Türk olmaması… Restoran sahibesi orta yaş üstü Çinli bir hanım... Bazı Arap ülkelerinde ve İstanbul’da aşçılık eğitimi almış. Yemekleri sipariş ederken inanılmaz heyecanlıydık; zeytinyağlıdan mantıya, kebaba, mezelere, çaydan rakıya kadar her şey aslına uygun olarak kalmış.

Biz mercimek ve ezogelin çorbası, Adana kebap, patlıcan kebabı, humus, ezme, süzme, bir İran mezesi ve mevsim salatası söyledik. Çekinmeden söyleyebilirim, Türkiye’deki birçok restorandan daha lezizdi yemekler!

Yemeklerin verdiği mutlulukla düştük yine yollara… Tam restoranın çıkışında Uygurlu bir sokak satıcısının standına göz atarken, pirinç bir Buddha heykeli gözüme çarptı. 180 RMB ile başlayan satış girişimi, pazarlık sayesinde 50 RMB’de sonuç buldu. Yineliyorum sokak satıcılarından alışveriş yaparken pazarlık yapmayı unutmayın. Küçük alışverişimiz sonrası taksi ile otele döndük ve ilk gün gözümüze kestirdiğimiz parçaları almak üzere Wangfujing Caddesi’ndeki geleneksel pazara gittik.

Yazı dizisinin diğer bölümleri 

1. BÖLÜM: https://gezimanya.com/GeziNotlari/pekin-nam-i-diger-beijing-1-gun3. BÖLÜM: https://gezimanya.com/GeziNotlari/pekin-nam-i-diger-beijing-3-gun
4. BÖLÜM: https://gezimanya.com/GeziNotlari/pekin-nam-i-diger-beijing-4-gun

Özge Alsancakhttp://seyahatgunleri.blogspot.com.tr/

Etiketler

Özge Alsancak

Yazar Hakkında

Özge Alsancak

Selamlar, Seyr-u Seyahat gezmek isteyip de cesaret edemeyenlerin yol haritasıdır.Nereye giderim, nasıl giderim yerine, daha da nerelere gidebilirimin derdiniz olması ümidiyle yazıyorum...