Peşte'de Mutlaka Görmeniz Gereken 8 Yer

Bratislava'da geçen yoğun bir günün ardından ertesi sabah saat 7.00'ye  alarmı kuruyor ve derin bir uykuya dalıyorum. Sabah alarm sesiyle birlikte Almanca bir homurtu... Muhtemelen bana küfür ediyorlar. Yediğim Halusky'nin tadı hala damağımda.  10 yılı Gaziantep'te geçmiş biri olarak aklımda lahmacun yerine halusky olması beni korkutuyor. Sözde, hostelin benim için özel olarak hazırladığı kahvaltıyı almaya gidiyorum. Dolabı açıyorum. Karşımda üzerinde ismimin yazılı olduğu bir gofret.

Bu özel kahvaltı için hostele teşekkürlerimi sunup çıkıyorum yola. Saat 8.30'daki otobüsüme yetişmek için koştur koştur gidiyorum terminale. Terminale vardığımda yolun karşısında bir büfe görüyorum: Bingöllü Döner Kebap. Gofretin beni kesmesi mevzu bahis dahi olamaz. Gidiyorum döner yemeye sabah sabah. Merhaba merhaba ayak üstü kısa bir sohbetin ardından abla soruyor sarımsak sosu ister misin diye. Sindirim sistemimde yaratacağı tahribattan habersiz bir şekilde sırıtarak "Evet evet" diyorum. Döneri yedik ve otobüsümüze bindik.  Yıllardır hayalini kurduğum Budapeşte'ye gidiyor olmanın verdiği heyecanla birlikte, zihnimdeki Parlamento Binası ve " The Grand Budaphest Otel" filminden kesitler eşliğinde etrafımı seyrederek  yolculuğuma devam ediyorum. Zorlu geçen iki buçuk saatin ardından Budapeşte'ye varıyorum. Her yere ilk gittiğimde yaşadığım şey oluyor, sincap gibi yarım saat sadece etrafıma bakıyorum. Şoku atlattıktan sonra gidiyorum yol sormaya. " Sorry, where is bus station?". Aldığım cevap " Go,go,go". Kaldık yine bir başımıza.  En sonunda durağı buldum ve otobüsle hostele doğru yol aldım.

Hostele vardığımda  saat 12.00 civarıydı. Görevli 15.00'ten önce check in yapılamayacağını söylese de benim duş almadan ayrılmaya niyetim yoktu. Sıkı bir pazarlığın ardından görevli pes etti ve beni içeriye almak zorunda kaldı. Eşyalarımı yerleştirip duş aldım. Budapeşte'nin kolay lokma olmadığı belli. Bu yüzden çok vakit kaybetmeden çıkıyorum yola.

Budapeşte'ye Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Budapeşte; köklü tarihi, hayranlık uyandıran mimarisi, düzeni ve temizliğiyle şüphesiz Avrupa'nın en güzel şehirlerinden. Bu güzel şehrin bir buçuk asır Osmanlı hakimiyetinde kaldığını öğreniyorum. Tabii o zamanlar Budapeşte diye bir şehir yok. Budin(Buda) ve Peşte ayrı şehirlermiş. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1526’da fethedilen Budin ve Peşte, bir buçuk asırlık bir Türk hakimiyetinden sonra 1686’da kaybedilmiş. 17 Kasım 1873 yılında Zincir Köprüsü'nün inşa edilmesiyle iki şehir birbirine bağlanmış ve Budapeşte olarak adlandırılmıştır. Su ve ateşin şehri olarak da biliniyor; Buda su, Peşte ateş anlamına geliyor. 

Budapeşte buram buram canlılık ve sosyallik dolu bir şehir. Özellikle Peşte tarafında bunu hissedeceksiniz.

Buda ve Peşte arasında ne fark var diye sorarsanız, Buda; huzur, sessizlik ve yeşillik;  Peşte ise eğlence, hareketlilik ve  canlılık olarak tanımlanabilir. Sen de tarafını seç.

Bu yazımda size Peşte'den bahsedeceğim. Buda ile ilgili maceramın öyküsünü 6 Saatte Buda'yı Keşfetmek adlı yazımda okuyabilirsiniz.

Macaristan, Avrupa Birliği üyesi bir ülke olmasına rağmen para birimi olarak euro değil forint kullanılıyor. 1 TL yaklaşık 53 HUF (Hungarian Forint). Slovakya'da olduğu gibi burada da her yerde kredi kartı geçerli değil. Bu sebeple paranızı forinte dönüştürmenizde fayda var. Ben maalesef euro ve kredi kartına güvenerek forint almadım ve bu yüzden başıma gelmeyen kalmadı. Başıma neler geldiğini daha sonra detaylı bir şekilde anlatacağım. Sıra geldi Budapeşte'de nereleri gezmeniz gerektiğine:

Peşte'de  Mutlaka Görmeniz Gereken 8  Yer

1-Aziz Stephen Bazilikası(St. Stephen's Basilica)

Budapeşte'deki en devasa yapılardan biri olan Aziz Stephen Bazilikası'nın yapımı 52 yılda tamamlanmıştır.8500 kişilik kapasitesi bulunan bazilika, 96 metre yüksekliği ile Parlamento binası ile birlikte Budapeşte'nin en yüksek yapısı konumundadır. Burada düzenli olarak org konserleri de verilmektedir. Kilisenin içerisine girmek 200 HUF ( Yaklaşık 4 TL). Dilerseniz 364 basamak çıkarak Bazilikanın tepesinden şehrin düzenini, temizliğini ve korunmuş tarihini daha iyi gözlemleyebilirsiniz. Giriş Ücreti 1200 HUF yani yaklaşık 23 TL.

2-Dohany Sokağı Sinagogu (Dohány utcai zsinagóga)

Avrupa'nın en büyük ve dünyanın beşinci büyük sinagogudur. Bu sinagog Neolog Tahdiliği'nin merkezidir. 3000 kişilik kapasiteye sahip bu sinagog AB tarafından koruma altına alınmıştır. Sinagog, 1854 ile 1859 yılları arasında Moor stiliyle inşa edilmiştir.

 

3-Zincir Köprüsü(Széchenyi Lánchíd)

Buda ve Peşte yakalarını birbirine bağlayan, adeta şehrin sembollerinden olmuş Zincir Köprüsü'nün yapımı 1849 yılında İngiliz mühendis William Clark ve İskoç mühendis Adam Clark tarafından tamamlanmıştır. 

1945'de köprü Almanlar tarafından bombalanmış ve ayakları dışında tamamen yıkılmış. Tadilatın ardından 1949 yılında tekrar kullanıma başlanmıştır.

4-Ayakkabılar Anıtı(Cipok a duna-parton)

Tuna Nehri kıyısında dolaşırken ayakkabı heykelleri dikkatimi çekiyor. Bu heykellerin görüntüsü kadar hikayesi de çok ilginç ve bir o kadar da trajik . İkinci Dünya Savaşı sırasında bir kış günü Naziler Budapeşte'ye geliyor ve buradaki Yahudileri Tuna kıyısında kurşuna diziyorlar. Kurşuna dizmeden önce ise kunduralarını çıkarmalarını istiyorlar. Çünkü o zamanlar hava çok soğuk ve kundura zor bulunan bir şey!

Bu etkileyici eseri gördükten sonra ben de " Vay be elin adamı ne güzel düşünmüş" diye geçirdim içimden fakat işin aslı öyle değil. Bu anıt bir Türk tarafından dizayn edilmiş. 2005 yılında hayata geçirilen bu proje, Can Togay tarafından tasarlanmış ve Macar heykeltraş Gyula Pauer tarafından heykelleştirilmiştir.

5-Parlamento Binası(Országház)

Budapeşte'de her bina adeta bir sanat eseri; fakat Parlamento Binası sanat eserinin de ötesinde. İnternette yıllardır gördüğüm bu masalsı yapıyı dünya gözüyle görmek  beni farklı dünyalara götürdü. Özellikle Tuna Nehri'nden Budapeşte Parlamento Binası'nı gördüyseniz, başka bir manzaranın sizi etkilemesi çok kolay olmayacaktır.

Neo-Gotik mimarinin muhteşem bir örneği olan Parlamento Binası'nın yapımına 1885 yılında başlanmış ve 1902 yılında tamamlanmıştır. Bu yapının yüksekliği de  yukarıda bahsettiğim St. Stephan Bazilikası gibi 96 metre. Şehirde gezerken farketmeniz çok mümkün değil; fakat Budapeşte kendi içerisinde şifreler barındırıyor. Şehrin en yüksek iki yapısı olan Parlamento Binası ve St. Stephan Bazilikası din ve devlet işlerinin eşitliğini sembolize etmek için aynı yükseklikte tasarlanmıştır. Ayrıca Budapeşte'nin en yüksek iki yapısı konumunda bulunuyorlar. 96 metre olmalarının da bir sebebi var elbette.  96 rakamı ile Macaristan'ın kurulduğu 1896 yılına ve Macaristan Krallığı’nın 896’daki fethine atıfta bulunuluyor.

691 odası ve 20 kilometre merdiveni bulunan Parlamento Binası, dünyanın en büyük üçüncü parlamento binası ünvanına sahip. 

Binaya giriş ücretleri Avrupa Birliği vatandaşları için 3200(61 TL), Avrupa Birliği vatandaşı olmayanlar için ise 6400 HUF (Yaklaşık 122 TL). Öğrenciler için ise bu fiyat yarıya düşüyor. Tüm detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

6-Terör Evi Müzesi(House of Terror)

Her ne kadar ismi kulağa pek hoş gelmese de, Macaristan'a acı dolu anılar yaşatan Sovyet ve Nazi işgalleriyle ilgili çarpıcı detaylar sunan bu müze, Peşte'de görmeye değer yerler arasında yer alıyor. Giriş ücreti yetişkinler için 2000, öğrenciler için 1000 HUF.

7-Kahramanlar Meydanı(Hösök Tere)

Köklü bir geçmişe sahip  Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Macar tarihinin önemli liderlerinin heykellerinin bulunduğu Kahramanlar Meydanı'nı ziyaret etmeden gitmek olmaz.

Kahramanlar Meydanı'nın hemen arkasında muhteşem bir park yer alıyor. 

Városliget Parkı da Kahramanlar Meydanı gibi Macaristan'ın fethinin bininci yılı anısına  yapılmıştır.  Anıtın açılışı 1896 yılında yapılmış ancak tam anlamıyla bitişi 1929 yılında gerçekleşmiştir.

 

Meydan içerisinde yer alan Milenyum Anıtı,  Anıtın kuzeyinde yer alan Güzel Sanatlar Müzesi ve  Güzel Sanatlar Müzesi'nin karşısında yer alan Sanat Sarayı da görmeniz gereken yerler arasında.Kahramanlar Meydanı'na 1896 tarihinde açılmış olan dünyanın en eski üçüncü metro hattı olan M1 ile ulaşmanız mümkün. 

8-Büyük Market (Nagy vásárcsarnok)

Yapımı 1897'de tamamlanan Büyük Market, Budapeşte'de en yoğun alışverişin yapıldığı yerdir. Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı sırasında ağır hasar alsa da 1990'ların ortalarında yapılan restorasyonla birlikte  şehrin en önemli cazibe merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Giriş katında daha çok taze meyve sebze satılan gıda bölümü bulunuyor. Bizim pazar yerlerini andırsa da alışık olduğumuz pazar kültüründen biraz uzak. "SSK doktoru gibi uzaktan bakma, gel abla geel!","Çakı çakmak ayna tarak çek bıraaakk" gibi ülkemizde klişeleşmiş pazarcı sloganları atan veya kolunuzdan çekiştiren satıcılar burada yok. Sakin sakin alışverişinizi yapıyorsunuz.

Üst katında ise turistlere yönelik hediyelik eşya dükkanları bulunuyor.

Büyük Market'e çalışma saatleri içinde gitmekte fayda var.

Çalışma Saatleri 

·         Pazartesi: 06:00 – 17:00

·         Salı – Cuma: 06:00 – 18:00

·         Cumartesi: 06:00 – 23:00

·         Pazar: Kapalı

 

 

Kaynakça

 

https://en.wikipedia.org/wiki/Doh%C3%A1ny_Street_Synagogue

 

 https://en.wikipedia.org/wiki/House_of_Terror

Etiketler