Roma Tarihi ve Notları

HAZIRLIK 

Bugün 13 Temmuz 2013 Cumartesi… İşte yine yollara düşme telaşı… 50 defa “acaba bir eksik var mı” diye bavul kontrolü… 10 defa oğluma tembihte bulunurken “tamam annnneee!” nidaları ve sonunda eşim ve oğlum tarafından karga tulumba evden çıkarılışımın seremonisi…

Of! Nihayet! İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ndeyim… Sabahki telaş ve stresten eser kalmadı. Sessiz, sakin ve huzurluyum. Ayrıca seyahatin gizemi ve bilinmeyenin heyecanı da üzerimde… Bu sefer binlerce yıl öncesine gitmiyorum. Birkaç yüz yıl öncesine; yani Orta Çağ’a, yani Rönesans’ın başladığı yere, yani İtalya’ya gidiyorum… Sevgili dostum, arkadaşım, can yoldaşım, kader ortağım, hayat arkadaşım eşim ve ben…

İTALYA

Resmi adı: İtalya Cumhuriyeti… Başkenti: Roma… Dili: İtalyanca… Para birimi: Euro (Avro)… Saat farkı olarak bizden 1 saat geri… Nüfusu: 2011 sayımlarına göre 60.681.514

Türkiye Büyükelçiliği: Roma telefon numarası: 0039 06 494 15 47 - 446 99 32

Türkiye konsolosluğu: Milano telefon numarası: 0039 02 551 33 70

İtalya 20 bölgeden oluşuyor. Kuzeyden güneye bu bölgeler; Valle d’Aosta, Piemonte, Lombardia, Liguria, Veneto, Friuli Venizia Giulia, Trentino-Alto Adige, Emilia-Romagno, Toscana, Marche, Umbria, Lazio, Abruzzo, Molise, Campania, Apulia, Calabria, Basilicata, Sicilia (Sicilya), Sardenia (Sardunya)…

Her bölge birbirinden farklı ve her birinin kendi yöresel hükümeti bulunuyor. Bazıları özel bir statüye ve belirli bir otonomluğa sahip… Kuzeydeki dağ dorukları ve gölleri, oldukça geniş ve bereketli… Po Deltası; yuvarlak tepeleri ile Toscana ve Umbria Bölgeleri; dik yamaçlı dağları ile Abruzzo Bölgesi; son derece güzel ve uzun Napoli Körfezi; portakal üretimi ile Sicilya; ormanlık dağları ile Sardunya ve her yerinde uzun, güneşli, kumlu, çakıl taşlı ve kayalık sahiller İtalya’nın coğrafyasını oluşturuyor. Sınır komşuları ise; Avusturya, Fransa, Vatikan, San Marino, Slovenya ve İsviçre…

İtalya’da bir zamanlar pek çok faklı medeniyet yaşamış… Hz. İsa’dan önce Yunan Medeniyeti yani Helen kültürü buraya hâkim… Daha çok güneyde ve Orta İtalya’da (Toscana’ya kadar) hâkimiyet kurmuşlar. Eski Yunan kalıntıları hala görülebilir. Daha sonra bölgeye hâkim olan bir kavim var. İşte bu kavim Romalıların atalarını oluşturuyor. Hangi kavim mi? Etrüskler! İtalyanlar Etrüsko diyorlar. Bu kavim ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Çünkü ucu bize dayanıyor. Görünüşte alfabeleri çözülmemiş, nereden geldiği bilinmeyen sır bir kavim… Ama işin aslı öyle değil… 2 yıl önce İtalyan araştırmacılar Etrüsklerin Türk kökenli olduklarını kabul etmişler. Ama birkaç gazetede çıkan ufak bir haberin dışında kesinlikle bu konu karıştırılmıyor. Neyse! Belki bir gün gelir açıklanır… Bu kavim Anadolu’da Antalya ve Fethiye arasındaki topraklarda yaşıyor. Daha sonra neden olduğu bilinmeyen zorunlu göç nedeniyle Anadolu’dan İtalya’ya Toscana bölgesine geliyorlar. Toscana bölgesi İtalya’nın orta kesimindedir ve deniz yoktur. Bunlar da zaten Anadolu’da deniz kenarında yaşamıyorlardı. Etrüskler, Anadolu’ya da Orta Asya’dan gelmişlerdi. Etruria; Etrüsklerin burada kurmuş olduğu ülkenin ismidir ve nihayetinde Etrüsklerle birlikte; Yunan koloniciler, İtalic kavimler olarak adlandırılan Latin kavimleri yavaş yavaş MÖ 753 yılında kurulduğu varsayılan Roma İmparatorluğu çatısı altında Romalılar dediğimiz toplumun temelini oluşturuyorlar. Konumuz tarih olur da içinde efsane olmaz mı? Roma İmparatorluğu’nun kuruluşu Romus ve Romulus efsanesi ile başlıyor. Roma şehri kurulmadan önce Roma’nın kuzeyinde 150 km uzağında bir krallık var. Bu krallığın başındaki kralın bir gün iki tane oğlu oluyor; Romus ve Romulus… Kral kısa bir süre sonra ölüyor. Ee! Peki, krallığa kim hükmedecek? Çocuklar daha çok küçük… Devreye anneleri giriyor yani kraliçe… Krallık olur da düşmanı olmaz mı hiç? İşte ölen kralın erkek kardeşi… Bu kardeş, eğer çocukları öldürürse krallığın kendine kalacağını biliyor ve harekete geçiyor. Fakaaaattt… Kraliçe bu komployu öğreniyor. Çocukları ölen kralın kardeşinden kaçırmak için, çok sevdiği ve güvendiği hizmetçisine teslim ediyor. Hizmetçi çocukları alıyor ve kaçırıyor. Bir nehrin kenarına geliyorlar. Kadın burada çocukları bir sepetin içine koyarak nehre bırakıyor. Bugünkü adıyla Tiber Nehri’ne! Çocuklar sepetin içinde uzun bir nehir yolculuğundan sonra günümüz Roma’sına geldiklerinde akıntı onları kıyıya sürüklüyor. Bunları bir kurt buluyor ve çocuklar dişi kurt Lalipa’yı emiyorlar. Ne kadar da tanıdık bir hikâye! Daha sonra çocuklar, bir çoban ve karısı tarafından büyütülüyorlar. Bir gün bu çocuklar hırsızlık yaparken komşu ülkenin kralının askerleri tarafından yakalanıyorlar. Komşu ülkenin kralı bunların kimin çocuğu olduğunu anlıyor ve bunlara toprak bağışlayarak serbest bırakıyor. Bağışladığı toprak, 7 tepe üzerinde kurulan bugünkü Roma! Dikkatinizi çekerim  İstanbul da 7 tepe üzerine kurulmuştu! Neyse! Biz devam edelim… Her zamanki gibi bu toprakların yönetimi üzerinde iki kardeş arasında anlaşmazlık çıkıyor ve sonunda Romulus, kardeşi Romus’u öldürüyor veee böylece Roma’yı oluşturan 7 tepeden biri olan Palatino Tepesi’nde başlayan hikâye; yüzyıllar boyu takip eden yayılmacı, istilacı anlayışla 3 kıtaya yayılan dev bir imparatorluğa dönüşüyor. Akdeniz kendi gölleri haline geliyor. Bu arada ilk yol kültürünü bulan Romalılardır. Her gittikleri yerde; şehirleri birbirine bağlamak, sevkiyatları kolay ve hızlı yapmak amacıyla Romalılar taştan yollar yapıyorlar. İşte “Her yol Roma’ya çıkar” sözü de buradan geliyor. Buradaki Roma kelimesi, bugünkü Roma şehri değil Roma İmparatorluğu’nun herhangi bir yerdeki şehri anlamında kullanılmaktadır.

Tabii imparatorluk büyüdükçe sorunlar da artıyor. MS başa geçen Diocletianus ilk önce imparatorluğun merkezini Roma’dan İzmit’e taşıyor. Hemen ardından “Tetrarşi” yani dörtlü yönetime geçiliyor. Daha sonra ilk tetrarşinin Sezarlarından olan Constintius’un oğlu I. Constantius (Konstantin) tetrarşiye son verip yönetimde tek başına söz sahibi oluyor. Başkenti, Nova Roma adıyla kuracağı İstanbul’a taşıyor ve Konstantin dünya tarihinde sadece Roma’nın değil Hristiyanlık tarihinin de en önemli figürlerinden biri oluyor.

Bu arada yine bir bilgi vermek istiyorum… Sezar, bir isim değildir. Senatonun vermiş olduğu bir unvandır. Ordusuyla birlikte savaşıp zafer kazananlara senato kararı ile “Sezar” unvanı verilir. Türkçe olarak Sezar diyoruz; İtalyanca Cezare ve Almanca Kayzer… Yani bizdeki karşılığı ile Mareşal… Bir başka bilgi daha; Roma imparatorlarının heykelleri hep çok güzel… Tabii ki bütün imparatorların kaslı bir vücudu olduğu için değil… Karizmayı çizdirmemek için böyle yapılıyormuş. Bütün heykellerde heykelin baş kısmı imparatora ait, gövde kısmı ise mitolojideki savaş tanrısı Mars (Ares )’ın vücudu! Eh! Televizyon yok, gazete yok, paparazzi yok; istediğin gibi kandırabilirsin milleti…

Romalılar, Hristiyanlığı kabul ettikten sonra çöküş dönemine giriyorlar. Artık MS 4. yüzyılda başlayan kavimler göçüyle yıpranan Roma, iyice bozulmuş olan ekonomik ve toplumsal zaaflarıyla açık bir hedef konumunda… MS 5. yüzyılın başıyla beraber Germen kavimler Roma’ya kadar girip bu kadim şehri yağmalıyorlar ve zamanla Roma’nın asli unsurları haline geliyorlar. En sonunda da bir Ostrogot olan Roma orduları komutanı Odoaker, son Roma İmparatoru Romulus Augustulus’u kansız bir darbeyle indirerek Napoli’ye Yumurta Kalesi’ne gönderiyor ve böylece Batı Roma İmparatorluğu tarihe karışıyor. Doğu Roma İmparatorluğu ise hâkimiyetine devam ediyor. Daha sonra İtalya topraklarında Roma-Germen İmparatorluğu kuruluyor ve bu imparatorluk da son buluyor. 11. yüzyıldan itibaren İtalya’da 20’yi aşan küçük şehir devletleri kuruluyor. En büyükleri Venedik Krallığı, Pisa Krallığı, Cenova Krallığı ve Napoli (Amalfi) Krallığı’dır. Bu krallıklar yüzyıllarca birbirleriyle savaş halinde yaşıyorlar. 1880’lü yılların sonlarına doğru bu şehir devletleri sona eriyor. 1859 yılında Kral Vittorio Emanuele II, kral olarak başa geçtiğinde bütün bu şehir devletlerini birleştiriyor. Daha sonra İtalya, 1915 yılında müttefiklerle birlikte I. Dünya Savaşı’ndan galip çıkıyor. Kuzey Afrika’dan birtakım ülkeler ele geçiriyor. Biraz ekonomik olarak büyüme elde ediyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanlarla beraber savaşa giriyor. Bu arada lider Mussolini… Sicilya’yı istila eden Fransızlara ve İspanyollara karşı kendilerini korumak için bir grup oluşturuyorlar. İşte bu; filmlere, romanlara konu olmuş grubun adı Mafya! Bu grup kendi gücünü görünce dağılmıyor ve içki, kumar, kaçakçılık gibi para getirici işlere giriyorlar. Mafya, Napoli şehrinde de gelişmeye başlıyor. Günümüzde hala Napoli’de polisin giremediği, mafyanın kontrolünde olan mahalleler var. Mafyanın Napoli’deki adı: Camorra! Savaş sonunda İtalya, Almanlarla birlikte yenik ayrılıyor. O kadar yokluk var ki ayakkabı köselelerini kaynatıp çorba niyetine içiyorlar. Genç nüfus kalmıyor. Sanayi çökmüş, ekonomi yok… O yıllarda bize de gelen Amerikan yardımı olan Marshall, bunlara da geliyor. Fabrikalar açılıyor. Gelişim başlıyor. Yardım karşılığı Amerikalılar burada üsler açıyorlar. 1950’li yıllara gelindiğinde  turizmi keşfediyorlar. O yıllar milletvekillerinin mafyadan seçildiği dönemler… Ülke tam anlamıyla mafya tarafından yağmalanıyor. Sonunda 1970’li yıllarda doğru dürüst çalışan bir başkan seçiyorlar; Aldo Moro… Fakat bir süre sonra Kızıl Tugaylar başbakanı kaçırıyor. Pazarlık masasında Kızıl Tugayların talepleri kabul edilmeyince Aldo Moro bir arabanın bagajında ölü olarak bulunuyor. Daha sonra İtalya, Kızıl Tugayları ortadan kaldırıyor. 1980’li yıllarda yine mafya ağırlıkta, ekonomi çok zayıf… 1990’lı yıllarda mafya ile mücadele başlıyor. Savcı Antonio Di Pietro, temiz eller operasyonu ile mafya liderlerini içeri alıyor. Fakat tehditlere dayanamayarak savcılıktan istifa ediyor. Küçük bir parti kuruyor. Savcı Antonio Di Pietro şu anda gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktadır. Maalesef her zaman olduğu gibi mafya ile mücadele  bir yerde duruyor. Bundan sonra sahnede Silvio Berlusconi var. Berlusconi, Forza Italia adında bir parti kuruyor.  İtalyanlar buna güveniyorlar ve ülkeyi yönetirken çalmadan, çırpmadan yöneteceğini sanıyorlar. Çünkü Berlusconi çok zengin bir kişi… Fakat bu sefer de kardeşi yolsuzluk yapıyor ve Berlusconi seçildikten 1 yıl sonra istifa etmek zorunda kalıyor. Tekrar seçime giriyor ve yine kazanıyor. Bu sefer de kendi şirketlerine kıyak geçtiği anlaşılıyor ve baskılara dayanamayarak yine istifa ediyor. Daha sonraki seçimlerde komünist parti kazanıyor. Başbakan Massimo D’Alema… Bir zamanlar İmralı’dakine kucak açmıştı. Bu dönemde bizde İtalyan mallarına boykot yapıldığı dönemdir. Bu boykot yüzünden İtalya’da birçok şirket batmıştır. Bu arada İtalyanlar merak ediyor “ne oluyor” diye… Çünkü bu olaylar medyaya yansımıyor. Daha sonra Berlusconi ve Amerika araya giriyor ve bu şahıs oradan alınıyor. Sonunda İtalya ve Türkiye arasındaki problem bitiyor. Bundan sonra komünist parti istifa ediyor ve yine başa Berlusconi geliyor. Şu anda ise İtalya Başbakanı, Demokratik Parti’den Enrico Letta’dır.

Etiketler

SİBEL AKINCI

Yazar Hakkında

SİBEL AKINCI

Ben Sibel Akıncı; bir zamanlar ev hanımı bir anne ile astsubay bir babanın  üç kız çocuğunun ortancası olarak Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde doğmuşum… Yıl 21 Aralık 1959… Bu arada ben dünyaya gelmek ü