Google+

Arama formu

ROMA'DA HAFTASONU GEZİSİ

Efendim son gezimizi sizlere anlatamadan araya Roma maceramızı sıkıştırdık. Baktım ki THY kampanya yapmış kaçırmak olmaz, 3 günlük bir seyahati fırsat bildim.

Adım adım anlatayım bu sefer istiyorum Roma ve muhteşem güzelliklerini...

Roma

Öncelikle havaalanından şehre ulaşımla başlayalım. Birçok firma var, otobüs şirketleri ortalama 4-6 Euro arasında. 45 dakika sürede sizi şehre ulaştırıyorlar ve ana tren istasyonu olan Termini yanında son durak. Roma'ya ulaşmak için evet, ancak Roma'dan havaalanına ulaşmak için tavsiye etmeyeceğim bir ulaşım. Bunu sonra anlatacağım.

Öncelikle İtalyanların Türklere çok benzediğinden bahsedilir bunu öğrendiyseniz bazı işlerin nasıl yürüdüğünü de anlarsınız. Otobüse elinizde bilet olsa da binemeyceğinizi de : )

Roma şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Locanda Del Sole, Hotel Artemide, Il Palazzetto. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Hotel Eden, AccommodationRome gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Attico Dei Pini, Country&City, Go2 Apartments Navona tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Roma aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Şehre gelirken firma çok önemli değil; Atr var Terravision var başka firmalar var hangisi boşsa beklemeden onlarla gelebilirsiniz. Trenle de gelebilirsiniz (ancak tren biraz daha pahalı, iki katı kadar). Bunun dışında yerel otobüsler var bizim belediye otobüslerimiz gibi : ) Onları da kullanabilirsiniz ancak onlar daha uzun sürede ulaşıyormuş.

Evet ilk adımımızı attık efendim. Otobüsü bulduk, eşyaları verdik ve sevgili kuzenim uyumaya başladı : ) 45 dakika kadar süren yolculuğunuz sırasında Roma'nın tarihi bölgesi dışında normal bölgelerini görme şansınız var. Uyumayın siz de izleyin, gözlemleyin derim.

Roma-1

Otobüs firmaları sizi Termini istasyonunda girişlerden birinin yanında bırakıyor. Kocaman bir tren, metro, tramway merkezi Termini. Buradan hem şehir içine hem de başka şehirlere tren bulabilirsiniz.

100 dakika kullanımlık metro bileti 1,5 Euro. Uzun süre kalacaksanız ve metro kullanımına ihtiyacınız olan bir yerde kalacaksanız, havaalanında Roma Pass almanızı tavsiye ederim 2 müzeye de ücretsiz girebilirsiniz.

Neyse ki uzmanlığına az kalmış biri olarak otelimizi şehrin tam kalbinde bir yerde seçtiğim için metro kullanımını yalnızca havaalanı ulaşımında yaptık. Roma Pass almaya da gerek olmadı. Termini'den metroya binip Colosseum durağında inip ordan yürüyerek Arenula caddesindeki otelimize ulaştık.

Roma-2

Colosseum şehri gezmek için sınrılarınızdan biri olabilir. Bu arada eğer çok büyük çantalarınız yoksa termini bölgesinden de yürüyerek şehir merkezine ulaşabilirsiniz yaklaşık 20-25 dakika sürüyor.

Otele vardık ve erken gitmemize rağmen odaya çıkabildik. Hotel Aranula, ucuz ve yeterli konfora sahip bir otel lokasyon ise muhteşem. Üstümüzü değiştirip günü hemen değerlendirmeye başladık ve öncelikle otelimizinde yakın olmasına dikkat ettiğimiz Campo de Fiori'den geçerek hemen yukarısında yer alan Piazza Navona'ya yanı Navona meydanına gittik. Hemen not düşmek gerek; İtalyancada piazza "meydan", via "sokak", corso "cadde" anlamına geliyor.

Roma-3

Meydanda 3 farklı çeşme var bunların en ünlüsü Fontana dei Quattro Fiumi (dört ırmak çeşmesi). Bernini tarafından yapılan bu çeşme Roma'da göreceğiniz muhteşem Bernini eserlerinden biri. Roma'da göreceğiniz sanat eserlerinin %70'i Bernini'ye ait, özellikle Vatikan yapıları. Bunun nedeni de yeteneği sayesinde kilisenin gözüne giren Bernini'nin Vatikan himayesine alınması bir nevi devlet sanatçısı olması. Tabi "Melekler ve Şeytanlar" kitabını okuduysanız kendisinin İlluminati üyesi olduğu ve eserleriyle buluşma noktası olan Aydınlanma Kilisesi'nin yerini gösterdiği iddia ediliyor. Ne kadar doğrudur bilinmez efendim ancak eserleri ile ruhumuzu gönlümüzü fethettiği bir gerçek. Bu arada kendisi Borromini ile çokça atışmış ve Vatikan'da yaptığı saat kulelerinin bataklık üzerine yapıldığından çatlaması üzerine kankası olan Papa da ölünce Vatikan'dan uzaklaştırılmış. Bernini konusunda geri döneceğim ancak yolumuza devam edelim istiyorum : )

Efendim kuzenim Rahan Bey'in Roma büyüsü, metrodan inince, Colosseum'u görünce başlamıştı (ki bence Roma'da en vasat yerlerden biri orası) ama Navona meydanına gelince sevgisi daha da arttı. Zaten 3 günlük gezimiz sırasında sürekli ne güzel yermiş burası deyip durdu : ) Neyse nerede kalmıştık. Evet Navona meydanından ortasından sağ tarafa yol gider Via Del Salvatore'ye çıkar bu yol ve Via Del Salvator'yi de tarif ederseniz ki zaten bir sürü işaret görürsünüz önce Pantheon sonra Aşk Çeşmesi oradan da İspanyol Merdivenleri'ne ulaşırsınız.

Biz de bu yolu takip edip Roma'da en sevdiğim ikinciyer olan Pantheon'un muhteşem manzarasıne sahip alana çıktık. İlk gelişimde Pantheon'un içine girememiştim diğerleri gibi. Pantheon Yunanca'da "Tüm Tanrıların Tapınağı" anlamına geliyor ki Antik Roma'da zaten bu bina tüm Tanrıların tapınağı olarak yapılmış. Pantheon tanımı günümüzde içinde ünlü önemli kişilerin gömülü olduğu anıt olarak kullanılıyor. Bu bina dönemine ait en iyi korunmuş bina günümüze kadar gelebilmiş. Mimarının Şamlı Apollodorus olduğu düşünülmekte ancak İmparator Hadrianus ya da onun mimarlarına olması muhtemelmiş. 7. yüzyıldan beri Hristiyan klisesi olarak kullanılan bina Roma'daki betonarme en eski kubbeli binadır aynı zamanda ve kubbesindeki delikten gün ışığı içeriyi aydınlatıyor. İtalya aşkımın nedeni olan heykeller, resimler gözlerimizi şenlendiriyor ve sonrasında turistik tabelaları takip ederek sonra tekrar gelmek üzere yola devam ediyoruz.

Roma-4

İlk durağımız yukarı doğru devam ederek bizlerin Aşk Çeşmesi, İtalyanların Fontana di Trevi'si... Çeşmeye para atanların tekrar Roma'ya gelecekleri ve dileklerinin gerçek olacağına inanılır ve akşamları çeşmeden toplanan paralar belediye tarafından hayır kurumlarına iletilir. Bendeniz ilk gittiğimde Türk Lirası ile tekrar gitmeyi dilemiştim 3 yıl sonra gidebildim : ) Bu gidişimde Euro attım bakalım ne zaman giderim. Poli Sarayı'nın bir köşesine Nicola Salvi trarafından yapılmıştır. İsmi konusunda çeşitli fikirler vardır. Üçyol Çeşmesi anlamına gelen bu isim üç yolun kesişme noktasındadır. Bir diğer rivayette ise üç su kaynağının buluşma noktası olmasından geldiğidir. Çeşmenin ana temasının deniz ve su olmasından yola çıkarak ben su kaynağı rivayetine inanıyorum. Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere muhteşem bir heykel. Ancak her zaman, gece gündüz çok kalabalık. Ne zaman gitsem aradan köşeden yaklaşabiliyorum çeşmeye : )

Biz de kuzenciğimle gittik paralarımızı attık sonrasında yolumuza devam ettik ve çeşmeye yüzünüzü döndüğünüzde hemen çeşmenin sağından devam eden yoldan İspanyol Merdivenleri'ne yürüdük. Burası adını orada bulunan İspanyol konsolosluğundan alıyor, meydan da aynı ismi taşıyor. Pek bir enteresanlığı yok yani bolca gençlerin ve turistlerin oturduğu bir mekan bir buluşma yeri. Benim sevdiğim kısmı ise kesinlikle hemen merdivenlerin bitimindeki heykel ve merdivenlerin sonunda sanatçıların yer aldığı teras. Heykel yine bir çeşme aslında. Fontana della Barcaccia... Çeşme 1627 yılında baba ve oğul Berniniler tarafından yapılmış. Tiber Nehri'nin taşması sonucu İspanya meydanı sular altında kalır ve sular çekildiğinde bu meydanda yarı batmış şekilde bir sandal görülür. Bundan esinlenen Bernini bu heykeli çeşme ile birlikte meydana yapar. Efendim terasa gelince kendisi Roma manzarasını izleyebileceğiniz noktalardan biri aynı zamanda ressamlarla sohbet edip resminizi yaptırabileceğiniz bir başka mekan (Roma'da bunlardan çok var).

Roma-5

Ah bu arada buraya yürüken sempozyuma gelen bir Boğaziçi hocası ve ailesiyle karşılaştık onlara İspanyol Merdivenleri'ni tarif etmiştik tekrar kaşılaşınca oturup biraz sohbet ettik. Benn daha önce Roma'ya geldiğim için neleri yapmaları gerektiğini söyledim onlara biraz fikir verdim. Türkler her yerde yani anlayacağınız : ) Zaten uçakta da bizim gibi haftasonu tatili için gelen çok kişi vardı, ne güzel.

Yoruldunuz mu? Biz de biraz yorulur gibi olduk ama ısrarlarımla Medici Köşkü’ne yürüdük. İyi ki de yürümüşüz : ) Güzel bir manzaraya sahip bu köşk, şu anda ziyarete açık ancak havanın soğuması ve bizim de yorgunluğumuz nedeniyle fazla kalmadık manzaranın bu açıdan çok güzel olduğunu belirtmeliyim.

Biraz da Medici ailesinden bahsetmek lazım tabi. Kendilerini özellikle Floransa’da bulunduysanız çok duymuşsunuzdur. Aşk, hırs, ihtiras tekmili birden burada : ) Efendim 13. ve 17. yüzyıllarda Floransa’da varlık göstermiş sanata verdikleri önemle Rönesans’ın başlama nedenlerinden olan aynı zamanda iktidara sürekli gelen giden Papa ve Fransa kraliyet mensupları yetiştirmiş bir aile.
 
Roma’ya kadar gitmişken onların yaşadığı yeri de görün derim zenginliklerini sahip oldukları manzaradan da anlarsınız zaten ; )

Roma-6

Roma-7

Kendimizi yolun devamına bıraktık yol bizi Popolo Meydanı’na (halk meydanı) götürdü ama tam meydana inerken birde baktık sağ tarafta bir Da Vinci Müzesi. Tabi ki hemen içeriye süzüldük. Küçük bir müze sadece icatlarının olduğu bir müze, resim aramayın ummayın yani. Ama daha önce görmediyseniz görülmeye değer. 7 Euro ücreti, 19.00’a kadar açık.

Müze gezimiz  sonrasında Piazza del Popolo’ya geldik. Bu arada hemen meydan hakkında bilgi aktarayım; adını meydanda yer alan Santa Maria del Popolo Kilisesi'nden almaktadır. Meydanın şimdiki görüntüsünü mimar Giuseppe Valadier vermiştir. Piazza'nın tam ortasında Mısır dikilitaşı vardır (Roma’da her yerde olduğu gibi). Bu dikilitaş Firavun Ramses II'ye övgüleri anlatır. Meydanı Neptün Çeşmesi ve Obelisk çeşmesi süslemektedir. Bir tarafından "Villa Borghese"e giden "Pincio" tepesine çıkılmaktadır.

Meydanda biraz yürüyüp sonrasında artık ilk günümüzün en azından gündüz kısmını sonlandırmaya karar verdik. Zaten bacaklarımızda da hal kalmamıştı ama dönüş yolunda sevgili kuzenim alışveriş caddesinden geçeceğimizi bilmiyordu tabi : ) Hemen bir not düşmek istiyorum bu not bayanlara ve belki hediye almak isteyen beylere (gerçi erkekler içinde ürünleri var ama kullanmadım tavsiye edemem) İtalyanların iç giyim markası Yamamay bence oldukça kaliteli ve  uygun fiyatlı İtalya’daysanız bir bakın derim. Tabi ben bir de her gördüğüm Mango’ya mutlaka uğrarım : ) Orada da uğradım.

Roma-8

Roma-9

Zavallı kuzenimi daha fazla ağlatmadan otelimize döndük ver ben biraz dinlenirken o da uyudu (bu gençlik sürekli uyku derdinde) hemen yeri gelmişken söyleyelim İtalya'da tıpkı İspanya gibi gece geç başlıyor yani öyle hemen 20.00’de yemek yemek için koşturmanıza gerek yok. 22.00 gibi çıkıp yemeğinizi yiyebilirsiniz bizim gibi.

Akşam nasıl oluyormuş diye şöyle bir şehri turlamaya karar verdik. Dolaşırken Pantheon'un akşam haline hayran kaldık ve yemeği bu manzarada yemeğe karar vermiş olarak Ristorante Magnolia diye bir mekâna oturduk. Ben ravioli, kuzenim pizza yedi lezzetliydi ve bir şişe ev şarabıyla birlikte 38 Euro iki kişi için hesap geldi. Tavsiye edilebilir bir mekân bizimle ilgilenen garson kız sevimliydi ve ilgiliydi.

Roma-10

Sonrasında Campo Di Fiori 'ye gidip bir şeyler içelim dedik. Ancak yolda vazgeçtik çünkü kuzenimin başı ağrıyordu eh gençlik alışkın değil tabi. İlk gece için gece hayatı kısmı sekteye uğradı yani. Tıpış tıpış otele döndük.

2. gün şansımız ters gitti bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu ve kuzenim özellikle o günü Colosseum'a ayırmak istediği için o yağmurda sabah erkenden gittik... Oraya yürürken Piazza Venezia'ya çok yakın olduğu için otelimiz Vittorio Emanuele II. müzesinden geçtik geçmişken tur başlangıcını da yapalım dedik (açıkçası belki yağmur da bu arada diner demiştik ama dinmedi!).

Savaş anıları ve sanat eserlerinin sergilendiği bir müze var binanın içinde dikkatinizi çekebilir çok da merkezi bir yerde, gitmenizi öneririm üstelik ücretsiz (ana müze ücretli).

Müzeyi gezip Vittorio Emanuele’in kim olduğunu da iyice belledikten sonra (Vittorio Emanuele II. İtalya’nın ilk kralı, İtalya’nın birleşmesinin simgesi olmuş ilk lider bu nedenle her yerde adını ve heykellerini görebilirsiniz) şemsiyemizi kıra parçalaya yürüdük meşhur Colosseum'u. Giriş ücreti 12 Euro Roma Pass almadıysanız ya da internetten almadıysanız yağmur çamur fark etmez beklersiniz söyleyeyim insan akını var çünkü : (

Roma-11

İçerisi sizi farklı bir tarihe götürüyor her an bir yerlerden Russell Crowe çıkıp muhteşem kaslarını gösterecek gibi bence : )

Biraz tarih diyelim… Asıl adı Flavianus amfitiyatro olan Colosseum M.Ö. 72 yılında yapılmaya başlanmış M.S. 80 yılında bitmiş. İmparator burada halkı eğlendirmek aslında kendini eğlendirmek için gladyatörleri dövüştürmüş. Tamam bunun dışında da kullanılmış; halk gösterileri, taklit deniz savaşları, hayvan avcılığı, infazlar, meşhur savaşların yeniden canlandırılması, klasik mitolojiye dayanan dramalar gibi ama sonuçta siz içeri girdiğinizde aklınızda sadece gladyatörler ve benim gibiyseniz aslanlar kalıyor. Neyse... Şu anda çok da iyi durumda olmasa da (taşları çalınmış depremler yüzünden bitap halde) günümüz Roma'sının en çok turist çeken yeri.

Bir de dipnot: Papa, Paskalya’dan önce Cuma günü burada fener alayı düzenliyormuş. Bu arada Colosseum’un içinde gladyatörlerin çıktığı arenaya çıkmaya çalıştık kuzenle ama bir türlü bulamadık girişini sonunda özel turlara izin verildiğine karar verdik sadece. Sonrasında hızlıca koşarak ve ıslanarak Roman Forum (yani Sezar’ın hizmet ve yaşam alanı sarayının kalıntılarına) gittik ancak yağmur hızını artırdığından fazlaca dolaşamadık. Malum açık alan. Bunların hepsini yaparken benim muhteşem kış botlarım su doldu sırılsıklam olan ben otele dönmeyi ve üstümü değiştirmeyi önerdim ve kendisi de ıslanan kuzenceğizim kabul etti : ) İlk kez bir turda bu kadar ıslandım.

Roma-12

Dönüş yolunda her yerden mantar gibi fırlayan şemsiyeciler yakamıza yapıştı. Elimizde şemsiye var kardeşim diyoruz anlamıyorlar. 10 Euro’dan başlayan şemsiye takibi ben yürüdükçe 6 Euro’ya kadar düştü ki çok ıslanmamış olsak ben onu 5 Euro yapardım : ) Unutmayın asla ilk fiyata almayın.
Üstümüzü değiştirip savaşa hazırlandıktan sonra tekrar yollara düştük bu sefer yolumuz Vatikan... 

Vatikan’ın girişi St. Pietro Kilisesi benim şimdiye kadar gördüğüm en muazzam kilise (Sagra Da Familia dışında o bambaşka). Roma'daki en büyük 4 bazilikadan ikincisidir. Kubbesi Roma siluetinin en önemli parçasıdır desek yalan olmaz (meşhur tepelerden baktığınızda sizi selamlarken bulursunuz). Hristiyan âleminin de en büyük kilisesidir. İçine girdiğinizde freskler ve heykellerin muhteşemliğine kapılıp gidiyorsunuz. 1626 yılında tamamlanan kilisenin önündeki meydan ise yine Bernini tarafından düzene kavuşturulmuş. Meydanın ortasında Roma'da her yerde gördüğünüz dikilitaşlardan var hangisi olduğu bilinmeyen bir firavun tarafından yaptırılmış.

Roma-13

Kilisenin içinde pek çok eser değerli ve önemli ancak içlerinden biri hem heykeltıraşı hem de Vatikan için çok önemli olduğundan camekân içinde korunuyor. Michelangelo'nun Pietà'sı... Michelangelo imzasını atarak bu eserin özelliğini belli etmiş ki zaten şahsen ben o dönemde nasıl taşlar üzerinde bu derece titiz incelikle çalışmışlar çok şaşırıyorum. Renkli olsalardı canlanacaklarmış izlenimi veren yapıtlar. İnsanın tüyleri ürperiyor.

Ertesi sabah tekrar gelmek üzere Vatikan’dan ayrılıyoruz. Yol üstünde hediyelik eşya bakıyoruz. Bu arada kiliseye uzanan yolun en başında  bir hediyelik eşyacı var orası daha uygun belirtmeliyim ve güzel şeyler var.

Roma-14

Alışkanlığım üzere yeğenlerime silgi ve kendime de koleksiyonum için kalem alıyorum : ) Henüz alışveriş bitmedi. Dönüş yolumuz Via del Corso yani meşhur markaların olduğu alışveriş caddesi dediğim Via Dei Condotti ile kesişen ana cadde olunca gözlerim birden açıldı : ) Öncelikle İtalyanların iç giyim markası Yamamay ve çanta markası Caprica uygun fiyatlarıyla önerdiğim markalar ve kaliteli. Hemen mağazaların yerlerini beynime işledim tabi ki ve alışverişlerimizi yaptık. Artık ayaklarımızda hal kalmamıştı ki otele dönmeye karar verdik. 2. günümüzü de böylece tamamladık sanmayın otelde biraz dinlenme bavulların yerleştirilmesi ardından akşam yemeği için yine kendimizi yollara vurduk. Hemen otelimizin yanındaki Campo Di Fiori o günün mekânı seçildi ve gördüğümüz ilk mekâna oturduk. Günün menüsünü de pizza olarak seçtik ancak ben yiyemedim. Ne zaman gelsem pizza yiyemiyorum. Çok yağlı geliyor bana kullandıkları yağlardan mıdır nedir bilemedim. Ah bu arada burada bir kişilik getirdikleri pizza bizim orta boy pizzalar gibi hatırlatayım benim gibi az yiyenlerdenseniz ona göre sipariş verirsiniz. Pizza üzerine frambuazlı tiramisu denedim ama o da çok ağır geldi kremasından : ) Yani o akşam ben aç kaldım. Neyse kuzenim yeterince doydu. Yemek sonrasında bir şeyler içelim dedik Avrupalıların küçük mekânlarda sıkış pıkış eğlence hayatı bana pek uymasa da alıştık artık. Hemen Campo Di Fiori meydanının sol köşesindeki Drunkenship Bar’a geçiyoruz. Genellikle öğrencilerin takıldığı bir mekân uygun fiyatlı. Önerimiz öncelikle böyle bir mekânda keyif sonrasında dans etmeye farklı mekâna gitmek (Avrupalılar öyle yapıyor mirim).

Roma-15

Bu arada bara girerken Sicilyalı şapkaları takmış bir grup gördük ve eğlenceli geldiler bize fotoğraflarını çekelim dedik ama onlar bizden hızlı davrandılar benimle fotoğraf çekilmek istediler : ) Sohbet esnasında öğrendik ki aslında Fransız bir turist grubuymuş politikacı olduklarını fotoğrafları Facebook’ta paylaşmamamızı söyleyerek bizimle bir güzel de dalga geçtiler. Seyahatlerde yeni insanlarla tanışmak güzel oluyor en sevdiğim kısımlardan. Bazen bir bar kapısında bazen wc kuyruğunda sohbete başlıyorsunuz : )
Dans zamanı diyerek otelimizin bulunduğu Via Del Aranula caddesinin üstünde bulunan Shari Vari Club’a gittik ancak özel bir parti varmış listede adınız yok dediler almadılar : ( Kuzenimin de sabah erken uyanmak nedenli pek keyfi olmayınca başka mekân bakmak yerine otele döndük. Bavullarla ilgili son toparlanmalar sonrası uyku vakti...

Sabah erkenden kahvaltımızı otelde yapıp hemen yola koyulduk. Neden derseniz, Papa 16. Benedikt’in son kez halkı selamlayacağı Vatikan’a yetişmek için. Her pazar günü Papa odasının penceresinden halkı selamlayıp kısa dua ediyor. Bizde hazır buradayken özellikle de Papa'nın son Pazar ayini olacağından orada bulunalım dedik.

Roma-16

Dünyanın her yerinden bir sürü kişi özellikle rahipler ve rahibeler gelmişti. Çok renkli bir kalabalık yaklaşık 3 saat  bunu bekledik. Bu arada her ayın son Pazar günü Vatikan Müzesi ücretsiz. Biz bundan da yararlanacaktık ancak kuzenim sağ olsun 12.30 sonrası giriş yapamayacağımızı söylemeyi unutmuş bana : ( Müze, 14.00’e kadar açık dediği için Papa'nın konuşmasını sonuna kadar dinledik. Sonra ayaklarımız yerden kesilerek kalabalığın içinde sürüklenerek müzeye koşturduk ancak yetişemedik. Makûs kader bu seferde müzeye gitmeme engel oldu ama olsun Roma'ya tekrar gitmek için bir bahanem olacak ; )

Şimdi diyebilirsiniz ki bir müzeye gitmeyi bir insan neden bu kadar kafasına takar ki? El cevap olsun derdim ama içinde var olan eserlerin muhteşemliği sizi çağırır mı bilmem, âmâ beni sonsuz bir ısrarla çağırıyor. Düşünün ki o müzenin sonunda Sistine Şapeli var o şapelde 10 yılda tamamlanmış Michelangelo'nun The Last Judgement'i var. Gerçekliğini sorguladığınız freskler, fresk mi resim mi ayırt edemedikleriniz var. Yüzyıllar öncesinden Antik Yunan’dan kalma haritalar var. Var da var yani : ) Yani eğer Roma'ya gittiyseniz ne yapın edin gidin Vatikan Müzesi’ne. 

Efendim bu arada, ben yazımı hazırlarken Papalık seçimleri için Sistine Şapeli’nde toplantı başlamıştı belki yazı bitmeden sonuçlanır. Enteresan sonuçlar bekleniyor Afrikalı adayın kazanma ihtimali yüksek görülüyor (tabi ki öyle olmadı : ) seçilen başkası oldu).

Vatikan ziyareti yapıldı sıra geldi kalemize... Hemen Vatikan’ın yanında bulunan The Mausoleum of Hadrian (Hadrian Mozalesi) olarak da bilinen yapı Roma İmparatoru Hadrian tarafından kendisine aile bireylerine anıt mezar olarak  M.S. 136-139 yıllarında yapılmıştır. 

Castel Sant Angelo ile Vatikan arasında gizli bir geçit olduğu da söylenir. Kale şuanda müze olarak hizmette ancak daha önce Papa'nın kalesi ve hapishane olarak ta kullanılmış. Tiber Nehri’nin hemen kıyısında bulunan Kale 58 odadan oluşuyor. Kaleyi gezebilir ve üstünden muhteşem Roma ve Vatikan manzarasını izleyebilirsiniz.

Müzeye giriş ücreti 8 Euro Roma Pass kartınız varsa burada kullanabiliyorsunuz. Kale hemen önünde yer alan köprüyle birlikte bütünlük oluşturuyor. Pek çok fotoğrafta ve kart postalda kale ve önünde yer alan Ponte Sant Angelo köprüsünü birlikte görürsünüz.

Roma-17

Kaleyi de gördükten sonra biz artık Roma gezimizi sonlandırmak üzere son kez Roma sokaklarını arşınlayıp otelimize döndük. Yol üstünde Campo di Fiori'de açılan pazardan alışveriş yapıp bavullarımızı topladık ve havaalanına bizi götürecek shuttle’a bine bilmek için Termini tren istasyonuna gittik. Öncelikle Colosseum’a yürüdük son kez fotoğraflarımızı çektik sonrasında metro ile iki durak ötedeki Termini durağına ulaştık. İşte şimdi çok önemli bir noktaya geldik. Havaalanından şehre ulaşırken otobüsleri kullanın ancak dönüş için onlara güvenmeyin ve trenle gidin derim. Neden derseniz, başımıza gelenleri anlatalım. Öncelikle internette her yerde yarım saatte bir otobüs olduğu yazdığından bizde hesaplamalarımızı buna göre yapıp durağa vardık ancak baktık ki daha belirtilen saatlere çok varken otobüs gidiyor. Tamam, bekleriz sonrakini vaktimiz var dedik bu arada bilet kesen görevliden biletlerimizi aldık. Otobüs geldiğinde binebileceğimizi düşünerek. Bu arada beklerken kalabalıklaştık her gelen bizim gibi biletini aldı ancak biletler numarasız bunu unutmayın. Otobüs rötarlı olarak geldi ve biz epey vakit kaybettik. Sıra olmadığından insanlar yığılma oldu ama görevli buna engel olmadı. Akıllı ve tecrübeli bir Türk olarak ufak tefekliğimi de kullanarak ben kendimi araca attım kuzenimde bavulları yerleştirmeye gitti. Ancak sonunda gördük ki ellerinde biletleriyle pek çok insan dışarıda kaldı. Anlayacağınız bilet almak garantilemedi işlerini. Uçağınızı kaçırmanıza neden olabilir bu gibi aksilikler. Bundandır ki tavsiyem trenle dönmeniz. Termini istasyonundan havaalanına tren seferleri var saatlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Zannediyorsanız ki aksilikler bununla kaldı yanılırsınız : ) Burası İtalya her an her şey olabilir. Havaalanına vardık efendim ve biletimizi aldık bavulumuzu verdik ve daha vaktimiz var alışveriş yaparız diyerek kapıya doğru yürümeye başladık. Kapıya vardık ne görelim az önce yanından geçtiğimiz insanların hepsi sırada kuyruk nerdeyse havaalanının giriş kapısında. Döndük geri ve sıraya girdik. İtalyanlar ağır ve rahat insanlar pratiklik ise Avrupa’da hiçbir yerde olmadığı gibi burada da yok! Uzun uzun kuyruk ardından gümrükten geçtik neyse ki burada sorun yaratmadılar hemen geçtik. Kapıyı bulmaya gittik ve gördük ki bizim uçağın kapısı değişmiş. Doğrusunu bulduk ve uçağımıza bindik. Âmâ bir türlü gidemedik : ) Yanlış uçağa binen bir yolcu yüzünden tekrar uçuş sırası aldık ve yaklaşık 1 saat sonra havalanabildik : ) Yani efendim İtalyanlar iyiler hoşlar ama yavaşlık ve rahatlıkları sizi zora sokabilir tedbirli olun derim ben.

Aksaklıklara hava muhalefetine rağmen güzel küçük bir tatildi. Şimdi gelelim yapmanız gerekenlere : )

Roma-18

Çok derin not: 2015'te sizler için Pompi de tiramisu ve güzel bir restoran denedim. Pompi ayaküstü tiramisu yiyebileceğiniz hem ekonomik hem lezzetli mi lezzetli tatlıcımız. İspanyol Merdivenleri’ne sırtınızı veriyorsunuz sağınıza doğru yürüyorsunuz meydanın en sağındaki sokaktan aşağı yürüyorsunuz. Çok değil 10 metre ötenizde aşağı inerken sağda  göreceksiniz. Zaten karton kutular ellerinde yüzlerinde mutluluk insanları görmeye başlarsınız : )

2. güzel önerim yine aynı sokaktan devam ettiğiniz de solda Ristorante Diforente A. Temiz, lezzetli ve çalışanları sevimli mi sevimli : ) Avrupa’da hizmet maalesef yerlerde. Her yerde bir umursamama durumu var burada aldığımız hizmet ve güler yüzü hiçbir yerde alamadık desem yeridir. Gidiniz deneyiniz. Andrea'ya da bizden selam iletin : )

Görülmesi gereken bir yer daha var; ara sokaklarda küçük bir kilise (Navona meydanında yukarı doğru yürüyüp sağa döndüğünüzde karşınıza çıkacaktır) Basilica of Saint' Augustine... Kilise küçük, içindeki eser büyük. Caravaggio'nun Madonna di Loreta'sı... GHitmişken görünüz. Biz müzelerde saklayamaz kıymet bilemezken güvenliksiz bir kilisede nasıl eserler sergileniyor bakmak görmek hissetmek lazım farkı farkındalığı...

Mutlaka Görün:

Piazza del Campidoglio
San Pietro Meydanı
Gianicolo Tepesi
Colosseo (Kollezyum)
San Pietro (St. Peter) Bazilikası
Vatikan
Navona Meydanı

Mutlaka Deneyin:

Spagetti alla Vongole (İstiridyeli Spagetti)
Pizza
Parmiggano Peyniri
Limoncello (Limon likörü)
Chianti Şarabı
Gelato (Meşhur İtalyan Dondurması)
Pompi de tiramisu

Shuttle servis firması:
www.terravision.eu/rome_fiumicino.html

Roma Pass:
www.romapass.it/?l=en

Tren Saatleri:
www.trenitalia.com

Fiumicino:
www.adr.it/fiumicino


Yazar Hakkında

ÖZLEM YILDIRIM

Tam zamanlı bankacı,gönülden gezginim...Fırsat buldukça seyahat etmek artık bir hobi değiş yaşam biçimim...Yollarda kendini,ruhunu bulanlardan oldum...Seyahat planları yapayı bir de kitapları seviyorum...  


Burak Erdem kullanıcısının resmi
Burak Erdem
Sa, 03/24/2015 - 15:00
her zaman gidip görmeyi hayal ettiğim yerlerden biri. hazır https://buypasa.com da uygun uçak biletleri de varken yapsam mı bi çılgınlık acaba:)
ÖZLEM YILDIRIM kullanıcısının resmi
ÖZLEM YILDIRIM
Sa, 03/24/2015 - 20:38
henuz gormedıysenız mutlaka bır cılgınlık yapmalısınız :) gorulmesı gereken ılk yer
bferideeren kullanıcısının resmi
bferideeren
Cts, 05/23/2015 - 19:43
siz hangi otelde kalmıştınız?