Roma'dan Eksiği Yok: Floransa

İtalya başkent Roma ile İngiltere başkent Londra ile ve Hırvatistan başkent Zagreb ile özdeşleşmiştir. Roma ve Londra’yı ayrı bir yere koymak gerekir. Görmeniz gereken şehirlerin başında gelir. Ama Zagreb için aynısını söyleyemem. Fakat Floransa, Cambridge ve Dubrovnik de başkent olsaydı çok daha popüler olurdu. En büyük şehir olmamaları nedeniyle ülkesindeki diğer şehirlerin gölgesinde kalıyorlar.

İtalya’da benim de ilk durağım Roma olmuştu. Sonrasında trenle Termini’ den Floransa’ya hızlı tren ile yol aldım. Floransa’ya vardığımda kendimi cennette hissettim. Geçmişe dönüp Fatih Terim’in yerinde olmayı bile istedim. Kozmopolit Roma’dan elit bir şehre geldiğimi düşündüm. Çünkü bu şehir gerçekten de farklıydı. Sanat şehriydi…

İlk olarak deri eşyaların satıldığı pazardan San Lorenzo Bazilikası’na vardım. Floransa’nın dericileri ünlüdür. Pazardan bir şey almadan mutlaka pazarlık yapın. Almayacağım dedikçe 12 Euro tutarındaki Fiorentina atkısı 7 Euro’ya kadar düştü. San Lorenzo, Floransa’nın ilk katedralidir. Giriş 3 Euro ve 8 Euro olarak ikiye ayrılmış. 393 yılında inşa edilen katedralde ilerleyen yıllarda Donatello da çalışmıştır. Medici ailesi üyelerinin mezarları bu yapıdadır.

Bir arka sokağa geçtiğimde Santa Maria Katedrali karşıma çıktı. Hayatımda gördüğüm en güzel katedral dersem abartmış olmam. Sokağı döner dönmez katedral karşıma çıkınca ağzım açık kaldı. Faytonlar, fotoğraf çekenlerle beraber muazzam bir kalabalık vardı. Daha büyük ve ünlü yapılar gördüm. Ama bu yapı resmen büyüledi beni. Önünde çok uzun bir sıra vardır. İçeri giriş ücretsiz. Kubbedeki çizimler görülmeye değer güzelliktedir. Fakat kulelere çıkmak isterseniz ücretli (10 Euro). Ama kendinize güveniyorsanız çıkın. Çık çık bitmez derler ya o kadar çok merdiven var. Eser, Rönesans’ın önemli mimarlık örneklerinden biridir.

Bu arada orada olduğum gün Filistin için eylem yapıldı. Herkes savaşa karşı ama savaşlar her gün devam ediyor. Çok kalabalık değildi. Ama Floransa’nın kalbinde İsrail’in Gazze teröründen bahsedilmesi ve sesini dünyaya duyurması önemli.  Belki hala bilmeyen vardır. Tatile geri dönersek, Firenze Card burada geçerlidir. Çok müze geleceksiniz tercih edilebilir. Ama gittiğim hiçbir ülkede şehrin kartını almayı tercih etmedim.

Burada uzunca zaman geçirdikten sonra Orsanmichele Kilisesi’ne doğru yol aldım. Bu istikamette nehrin öbür tarafına kadar çok eser gördüm. İçeride Bernardo Daddi’nin Madonna ve Child isimli yapıtı bulunur. Ponte Vecchio köprüsünden öbür tarafa geçtim.

Aslında ilk olarak Ponte Strinta köprüsünden burasının fotoğrafını çektim. Çünkü Ponte Vecchio köprüsü, Floransa’nın simgesidir. Köprünün üstünde kuyumcular var. Dükkânların manzaraları müthiş. Bursa’da yer alan Irgandı Köprüsü bu köprüye benzer. Piazza de Pitti’yi gördükten dışarıdan gördükten sonra  Chiesa di Spirito’ya yöneldim. Piazza de Pitti Rönesans sarayı diye de bilinir. Saray 1549 yılında Medici ailesi tarafından satın alındı ve ailenin rezidansı haline geldi. Floransa dendiğinde mutlaka Medicini ailesinden bahsetmek gerekir.  Aile 13-17. yüzyıllar arasında yaşamış güçlü bir ailedir. Rönesans’ı da oldukça etkilemiştir. Medici Bankası da bulunmaktadır. Avrupa’nın en başarılı bankalarından biri olmuştur.

Şehir hiç müze ziyaret etmedim. Çünkü her yer müze gibi. Çok sayıda panini satan büfe ve dondurmacı var. Kalabalık olanları tercih ettim. İkisi de mükemmeldi. Idue Fratelli’nin büfesi çok kalabalıktı. Kadıköy iskelesindeki büfeler gibi durmadan panini hazırlıyorlar. Ucuz ve lezzetli. Aynı zamanda şarap da içebilirsiniz. Çoğu menüde domuz var. Panini ve şarap sonrasında ise müthiş dondurmanın tadına baktım.

Sonrasında Venedik ve Bolonya’yı gördükten sonra ülkeye döndüm. Roma mutlaka görülmeli. Ama Floransa unutulmamalı!

Floransa Foto Galeri

Etiketler