Şarap Diyarı Bordeaux ve Dune Du Pilat

Fransa’nın güneyinde Riviera bölgesinden sonra şimdi de biraz kuzeybatı kıyısında, bir liman kenti ve şarap diyarı Bordeaux’dayız. Havaalanına iner inmez bavullarınızı aldığınız bantlarda bizi dev şarap şişe maketleri karşılıyor, terminal binasının etrafındaki aynı şişerler de buranın bir şarap şehri olduğunu hatırlatırcasına peşimizi bırakmıyor. 
Biz havaalanından doğruca enteresan bir bölgeye gidiyoruz, zamanımız az ve değerli, otele uğramadan hemen gezmeye başlıyoruz. Bordeaux'yu anlatmaya başlamadan ilk durağımız, oldukça enteresan bir bölge Dune du Pilat'ı anlatmaya hemen başlıyorum.
 
Bordeaux yakınlarındaki pek adı geçmeyen, az bilinen ya da benim yeni duyduğum bir bölgeye, Okyanus kıyısındaki Arcachon kasabasındaki kum tepelerini Dune du Pilat’ı görmeye gidiyoruz. Avrupa’nın en büyük kum tepeleri nasıl bir yer, neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ama okuduklarımdan etkilenerek merak ediyorum.


 
Tabelaları takip ederek ilerlerken etrafın yeşilliği, ormanın güzelliği içime güzel duygular ve ferahlık veriyor. Ormanlık bir bölgede ağaçlar arasındaki büyükçe açık otoparkta yer bulmakta zorlanıyoruz; oysa hem hafta arası, hem de mevsim dışı olmasına karşın bu kalabalık merakımı daha da arttırıyor. Sıra sıra kafeler ve hediyelik eşya satan dükkânlar arasından ilerlerken yavaş yavaş toprak yol kuma dönüşmeye başlıyor, bu incecik ve bembeyaz bir kum ve ilerledikçe de yoğunlaşarak ayakkabılarımızı yutmaya başlıyor.


 
İşte karşımızda kumdan oluşmuş koskocaman bir tepe, size akılda kalmayacak rakamlar vermeyeceğim ama büyüklüğünü anlatmak için 60 milyon metre küp kumadan oluştuğunu söylersem ne kadar büyük bir tepe olduğunu hayal edebilirsiniz. Zaten fotoğraflar dan da bir kısmını göreceksiniz (büyüklüğünü ve yayıldığı alanı anlatabilmek için, her zaman sadece kendi çektiğim fotoğrafları kullanmama rağmen bu kez sizlere bir fikir verebilmesi için bu kum tepelerinin internetten bulduğum, tepeden çekilmiş, kuşbakışı bir fotoğrafını da ekliyorum). 


 
Dune “kumul” anlamında, buraya da “foredune” deniyor, yani “önkumul” yani kıyıya paralel uzanan kumul. Biraz karışık olmadı umarım, kısaca burası Atlas Okyanusu’na paralel uzanan kum tepeciklerden oluşan bir tabiat olayı. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan Dune du Pilat'ın hikâyesi Pireneler’in alçalmasıyla başlıyor, kumlar, nehirler aracılığıyla okyanusa kadar taşınmış ve birçok plaj oluşmuş, ancak rüzgârın ve dalgaların etkisiyle, sadece bu alanda bulunan bu kum tepeleri ortaya çıkmış.


 
Turistlerin kimi ayakkabıları ellerinde, kimi ayakkabıları ile tırmanmaya çabalıyorlar, evet çabalıyorlar zira kumlar artık epey yoğunlaştı ve bastığınızda ayaklarınız epeyce gömülüyor ve tabii yürümek, daha doğrusu tırmanmak hiç de göründüğü kadar kolay değil. Grubumuz yine epey fire verse de ben bu tepenin ardındaki manzarayı merak ediyor ve benim gibi 2 meraklı arkadaşımla tırmanmaya başlıyoruz, yarı yolda 2 kişi kalıyoruz.
 
Tepeye tırmanmak için bir merdiven inşa edilmiş ancak nedense bugün kapatmışlar, gerçi ben yine de kumlara bata çıka tırmanmayı tercih edip bu ilginç yerin hakkını vermek isterdim doğrusu ancak söylemeliyim ki oldukça yorucu bir yolculuk bu, hafif serin havaya rağmen tırmandıkça kan ter içinde kalıyorum. Buraya gider ve de tırmanmaya karar verirseniz Sak'ın arada bir ya da dinlenmek için durduğunuzda arkanıza dönüp bakmayı ihmal etmeyin. Biraz ilerledikten sonra biraz soluklanmak için durup arkama baktığımda buranın bir kayak pistini andırdığını düşünüyorum, nitekim burada kum safarisi de yapıldığını öğrenince hiç şaşırmıyorum. 


 
Tam artık tepeye vardım diye düşünürken yeni bir tepecik çıkıyor karşınıza, ama aşağıdaki manzara yavaştan görüntüye girmeye başladı bile ve kesinlikle bu yorgunluğa değecek gibi görünüyor ve işte karşımda uçsuz bucaksız Atlas Okyanusu; sakin, güneş ışığı altında pırıl pırıl, masmavi sulara doğru süzülen yamaç paraşütleri, kıyı boyu dizilmiş ağaçların palmiyelerin arasında sayfiye kasabaları… Çok hoş görünüyor. Evet, yorgunluğuma değdi gördüklerim! Bol bol fotoğraf çekiyorum, bir yandan da okyanustan gelen serin havayı solurken…
 İnişe geçtiğimde uzun yol yerine tepeden kestirme olsun diye dümdüz ama ayaklarımı acemi kayıkçıların zorlu pistlerden inişleri gibi inmeye çabalıyorum. Biraz zor oluyor hem de ayakkabılarım içi kum doluyor ama bir an önce aşağıda kafede keyif yapan arkadaşlarıma katılarak neler kaçırdıklarını gösteriyorum makinemden. Sonrasında Arcachon’a doğru yola koyuluyoruz.

Etiketler

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.