Slovakya'nın Göz Bebeği Bratislava

2008 yılında ilk defa Bratislava'ya gittiğimde mimarisinden ve sakinliğinden çok etkilenmiştim. 7 yıl sonra tekrar yolum Bratislava'ya düştüğü için çok mutluyum, bu güzel kenti bu sefer eşim ile beraber doyasıya gezdik.

Viyana Havalimanı'nın önünden kalkan otobüslerle yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonrası Bratislava otobüs garına ulaşmak mümkün. Slovak Lines ile bilet ücreti kişibaşı 6 EUR. Otobüs şöföründen satın alabiliyorsunuz. Otobüsler gayet konforlu ve wifi var.

Keyifli bir yolculuk sonrası Bratislava Otobüs Garına ulaşıyoruz. Burası şehir merkezine yürüyerek yarım saatlik mesafede ancak hava serin olduğu için biz otobüs ile merkeze gidiyoruz.

Yaklaşık 450.000 nüfusa sahip olan bu şehir hem Avusturya'ya hem de Macaristan'a sınır komşusudur. Bu özelliği ile dünyada iki devlete sınır komşusu olan iki başkentten biridir. Viyana veya Budapeşte'ye yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı önereceğim bir şehir Bratislava.

Tuna Nehri kıyısından etrafa bir bakış attığımızda dikkatimizi ilk önce tepeye konumlanmış kale çekiyor. Biz kaleye çıkmıyoruz ancak eminim oradan şehir manzarası muhteşemdir.

Tesadüf o ki 2015 yılındaki gezimde de hava yağmurlu ve serin. Yürüyerek eski şehir meydanına doğru çıkıyoruz. Bratislava çok ufak bir şehir, yaklaşık 1-2 saat yeterli her yerini gezmek için. 2. Dünya Savaşı'nın izlerini hala taşımasının yanında Barok mimarisi ile tarihi binalar göz dolduruyor. İlk durağımız şehir meydanı...

İlk durağımız 18. yüzyılda inşa edilmiş olan başkanlık sarayı. Önünde bir su havuzu var ve bu havuzun barışı simgelediğine inanıyorlar.

BuradanSt. Martin Katedrali'ne doğru gidiyoruz. İçinde birçok şapel barındıran bu katedralin kulesi 85 metre Macar kralları bu katedralde taç giyerlermiş.

Katedrali biraz geçtikten sonra Michael's Gate (Michael'in kapısı) varıyorsunuz. Bu kapı eskiden şehre giriş kapısıymış. Yapıldığı dönemde aynı bunun gibi 4 tane kapı varmış ancak şu an bir tek bu kapı ayakta kalmış.

Eski şehir merkezi diye adlandırılan bölüm aslında çok büyük bir avlu. Etrafı çeşitli dönemlere ait binalarla dolu ve altları café ve restoranlara dönüştürülmüş. Bu meydan Hlavne Namestie olarak da biliniyor. Ayrıca tatil dönemlerinde bu meydana minik kulübeler kuruluyor ve buralarda yerel ürünler satılıyor. 2008 yılındaki gelişimde bu kulubelere denk gelmiş ve magnet gibi hediyelik eşyalarımı buradan almıştım.

Meydana sırtınızı verip Tuna Nehri'ne doğru yürüdüğünüzde Tiyatro Binasının olduğu digger bir meydana geliyorsunuz. Tiyatro Binası 1884-1886 yıllarında Viyanalı mimarlar tarafından inşa edilmiş.

Tiyatro binasının önünde uzanan ağaçlı yolun sonunda bizi otobüs garına götürecek otobüs duraklarına çıkaracak. Bu ağaçlı yol Bratislava'da gençlerin sosyalleştiği yerlerin başında geliyor sanırım, çift taraflı olarak cafeler ve restoranlarla dolu.

Viyana'ya dönmeden once Bratislava'da yerel bir yemek için bu restoranlardan birine giriyoruz. Genel olarak tüm doğu Avrupa'da meşhur olan Goulash (gulaş) ve daha once Budapeşte'de yediğim tavuklu bir yerel yemek (chicken gnocchi with cream) sipariş ediyoruz. Özellikle büyük somun içinde servis edilen gulaş çok lezzetli ve ilginç bir yemek.

Yemeğimizi yiyip son olarak Tuna Nehri üzerindeki ünlü UFO köprüsünün fotoğrafını çektikten sonra artık Viyana'ya dönmek için otobüs garına doğru yola çıkabiliriz. Bu arada Bratislava-Viyana arasında çalışan tekneler ile de bu yolculuğu yapabilirsiniz. Sezon dışı bir tarihte gittiğimiz için bu seçeneği değerlendiremiyoruz ancak bu yolculuğun maliyeti otobüse gore 6 kat daha yüksek olduğunu belirtmek isterim. Ancak iyi bir havada Tuna Nehri'nde seyahat etmek için değebilir :)

http://hayatgezinceguzell.blogspot.com.tr/

Gülçin Kaymak Sağkol

Yazar Hakkında

Gülçin Kaymak Sağkol

Her fırsatta gezmek için fırsat kollayan, her yeri merak eden bendeniz gezip gördüğüm yerleri sizlerle paylaşmak için yazıyıyorum. Detaylı bilgileri bloğumda bulabilirsiniz...