Google+

Arama formu

ST. PETERSBURG'TA BEYAZ GECELERE YOLCULUK (2. BÖLÜM)

İkinci günümüzde yine erken kalkıp kahvaltıdan sonra tekrar yola koyulduk. Bu sefer istikamet ünlü şair ve yazar Puşkin'in doğup büyüdüğü Puşkin kasabası idi. Şehir dışında yolculuğumuz Petersburg'un bitki örtüsünü görme olanağı sağladı. Ünlü şairimiz Nazım Hikmet'in dizelerindeki kayın ağacı ormanlarının yanlarından geçtik.

St. Petersburg

St. Petersburg-1

Bu kadar dümdüz gökyüzüne uzanan selviden sonra gördüğüm ağaçlar kayın oldu. Kayın ağaçlarının beyaz gövdeli olanları da vardı. Her biri muntazam düzlükte gök yüzüne uzanan ince minareler gibiydiler. Bir saatlik yolculuktan sonra yemyeşil bitki örtüsü ve kilisesi ile Puşkin kasabasına geldik. Otobüsten indiğimizde bir süprizle karşılaştık,kasabanın bandosu bizi istiklal marşımızla karşılıyordu,çok duygulandım. Grup olarak hepimiz marşımıza eşlik ettik.

St. Petersburg-2

St. Petersburg-3

Katerina sarayını gezmeye başlamadan önce bahçedeki Puşkin'nin heykelinin önünde fotoğraf çektim. Puşkin en sevdiğim şair ve yazarlardandı seyahat yazılarını okumayı çok sevdiğimden onun Erzurum Notları kitabını çok severek okumuştum. Rehberimiz biletlerimizi daha önceden aldığı için beklemeden saraya giriş yaptık. Çok titiz davranıyorlar üzerimizdeki montları bile büyük olanları çıkarttırdılar. Fotoğraf makinesi yasak ancak telefonla fotoğraf çekebildik izin verildiği sürece. Sarayın içi muhteşem her oda resim sanatı ile süslenmiş bakmaya doyamadım, tam bir Rönesans döneminde zamana yolculuk yapıyordum. İhtişam, görkem, paha biçilmez süs eşyaları, biblolar, şömineler o zaman ki ısıtma sistemi ne kadar modernmiş. Bizim en önemli iki sarayımız Dolmabahçe ve Topkapı  onlar kadar ihtişamlı değiller. Nasıl bir zenginlik nasıl bir şaşalı yaşam dudak uçuklatan cinsten...

St. Petersburg şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Lastochkino Gnezdo Hostel, Apartments on Sevastopolskaya, Apartments on Novocherkasskiy 32. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Apartments next to Pobedy Park, Ajur Classik Hotel gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Hotel na Rizhskom, Aston Hotel, Hostel Vladimir tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un St. Petersburg aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

St. Petersburg-4

Saray arazisinin inşası ve bayındırlık işleri Büyük Petro'nun karısı  I. Katerina zamanında başlamış. Bulunduğu mekan Petro'nun kızı Elizavate Petrovna'nın iktidarda olduğu zaman Tsarskoye Selo (Çar Köyü) adını almış. Çarlık Sarayı denen bu saraya Puşkin Sarayı da denmesinin nedeni saray binaları arasında Puşkin'in eğitim aldığı okulunun bulunması. Sarayın girişinde Puşkin'in heykelini görebilirsiniz. I. Katerina'nın da en sevdiği yerler arasında olan bu sarayı, kızı Elizabeth annesinin zevkini beğenmediği için yeniden yaptırtmış. Tarihsel olarak Katerina' nın sarayı olarak tanınan kompleksin mimarisini ve iç dekarsyonunu mimar Francesso Bartolomeo Rastrelli, Elizaveta Petrovna için düzenlemiş.

St. Petersburg-5

St. Petersburg-6

Saray inşa edilirken, hiçbir masraftan kaçınılmamış. 325 metre uzunluğundaki dış cephe süslemesi için 100 kilo altın harcanmış. Hatta çatının tamamının altınla kaplı olduğuna dair rivayetler varmış. Mimar Rastelli'nin iç dekarasyonunu yaptığı 846  metrekare büyüklüğünde olan taht salonu da altınlarla süslenmiş. II. Katerina'nın ölümünden sonra Peterhof Sarayı uzun süre kullanılmamış.

İkinci Dünya Savaşın'da Almanlar sarayı tahrip etmişler, saraydaki eserler, taşlar, süslemeler neredeyse tümüyle kaçırılmış. Tekrardan kurulması bir 10 yıl sürmüş. Savaştan sonra restore edilen saray yakın zamanda Elton John gibi sanatçıların üst düzey konuklara konser verdiği mekan olarak kullanılmış.

Sarayın içinin görkemi gibi bahçesi de muhteşem bahçe demek haksızlık olur. Büyük bir arazi; nehir, gölet, çiçek bahçeleri, ormanlık alan...  Göletin kenarında minaresi bulunan bir Türk hamamı da var.bahçede ki binalardan birinde Kanuni ve Hürrem Sultan'nın büstleri var. Bu mekanda yine bize klasik müzik ziyafeti verildi. Her köşenin bol bol fotoğrafına çektik.

Otobüslere tekrar binip Deli Petro'nun yazlık sarayına doğru yola koyulduk. Uzun olmayan bir yolculuktan sonra saraya vardık sıra çok olmasına rağmen yine biletlerimizin önceden alınması sonucunda kısa sürede sarayın bahçesindeydik.Hani bir söz vardır anlatmakla olmaz yaşamak lazım denir ya işte öyle  bahçeyi anlatmak cümlelere sığmaz. Her bir köşesi ayrı bir sanat, ayrı bir espiri, ayrı bir bulmaca...

St. Petersburg-7

St. Petersburg-8

St. Petersburg-9

Bahçeyi anlamak için Deli Petro'yu tanımak lazım onun hakkında biraz bilgi vermek istiyorum:

Çar Petro, Rusya’yı batıda ve doğuda genişleterek, Avrupa’nın en güçlü devleti olma yolunda faaliyette bulunmuş. Askerî, idârî, dînî, mâlî, sosyal, ıslahat ve tedbirler almış Rus ordu ve donanmasını modernleştirerek, kuvvetlendirmiş Devamlı ordu sistemini kurup, sayısını arttırmış. Yeni tersâneler kurarak, donanmadaki gemi sayısını arttırmış Rusya’yı her biri kırk üç vilâyetten meydana gelen sekiz bölgeye ayırmış .Eğitime önem verip; devlet memuru yetiştiren ilk, orta, yüksek ve ihtisas okulları açtırmış Rus halkını Fransız ve Macar kıyâfetleri giymeye zorlamış. Çar Petro, orduyu kuvvetlendirip, sayısını arttırdığından, Rus halkının reformlara tepkisini önlemiş Çar Petro tahta vâris bırakmadan 1725 yılında St. Petersburg'da ölmüş.

Yenilikçi ileri görüşlü çok çalışkan bir devlet adamı. Bataklıktan koca bir şehir Petersburg'u yaratan zeki insan. Sarayından kalkip avrupayı dolaşmış, Hollanda tersanelerinde gece gündüz çalışarak gemi yapımının esaslarını öğrenmiş oradan işçi getirtmiş ve çeşitli antlaşmalar yapmiş. Rusya'yı Avrupaya açmış. Ayni zamanda ülkesinde ki gericiler ve kiliseyle mücadele etmek durumunda kalmis, hatta top yapımında kilise çanlarını eriterek iyice tepki toplamış.Bu toplar sayesinde İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ı yenmiş ülkesini genişletmiş deliden ziyade "dahi" sıfatının yakıştığı büyük bir devlet adamı...

Deli Petro'nun yazlık sarayını Petergof'u maalesef gezemedik çok yoğun bir talep var sıra çok bahçede bulunan küçük bölümleri gezdik. Bulunduğu şehre adını vermiş fıskiyeleri ile ünlü saray. Eski adıyla Petrodvorets. Petro (nun) sarayı anlamına geliyor. bizim deli, Rusların yüce, İngilizlerin ise çılgın Petro'su. sarayın bulunduğu nokta ile yol arasında çok büyük ve düzenli bir dış bahçe bulunuyor giriş serbest. Saray için ücret isteniyor, saray için ayrı iç bahçeye geçiş için ayrı. Saray ile baltık denizi arasında bulunan iç bahçe, sarayın önünde yer alan fıskiyelerden denize dik uzanan kanal ile ikiye bölünüyor. Bir taraf Adem, diğer taraf Havva tarafı, iki tarafta da bir çok fıskiye bulunuyor fıskiyeler yazın saat 6'da kapandığı için bahçeyi gezmeye en geç 3'te başlamak gerekiyormuş, (3 saat aralıksız gezilince bitirilebilecek büyüklükte). İç bahçede bir çok yapı ve heykel bulunmakta, çiçek ve bitkilerle de çok güzel düzenlenmiş.

Ve geliyoruz "Büyük Çeşme"ye...

Bu göz alıcı çeşmeler grubunda 37 yaldızlı bronz heykel, 64 çeşme ve 142 fıskiye varmış. Saraydan başlayıp Denizci Kanalı'na ve denize kadar devam ediyor.

Sarayın önünden heykellerle çevrili ortasında Samson'un aslan ile savaşını temsil eden Samson çeşmesi ve büyük çağlayandan deniz kıyısına (Fin körfezi) kadar uzanan bir havuz bulunmakta, bu havuzun sağında ve solunda onlarca çeşme ve köşkler var. Köşklerin içlerinde Petronun yemek salonları kullanılan porselen yemek takımları dinlenme salonları yine muhteşem usta sanatçıların fırçalarından çıkan yağlı boya tablolar bulunmakta.

St. Petersburg-10

Petro bu sarayı Versailles (Paris'te ki Versay sarayı)'den etkilenip yaptırmış. Çeşmelerinin özelliği ise, çeşmeden fışkıran suların herhangi bir pompayla değil kendi tazyikiyle fışkırmaları, saray Finlandiya körfezinin güney kıyısında. Petergof, Unesco dünya mirası listesine dahil. Sahildeki kafeye inip karşımızda gümüş gibi parlayan Finlandiya'nın fotoğrafını çektikten sonra rehberimizin önerisiyle krep yemek için kafeye gittik. Servisin çok ağır olmasına rağmen yediğim krep gerçekten harikaydı. Yemeğimizi yedikten sonra, saray dışına ormanlık denebilecek şekilde ağaçlarla kaplı bir yolu izleyerek, hediyelik stantlarının bulunduğu alana yürüyerek, bol fotoğraf çekerek çıktık.Bu arada ağaçların arasında dolaşan sincaplar ayrı bir güzellik kattı gezimize. Hediyelik standları dolaştıktan sonra otobüsümüze binip otelimize döndük.Saraya hem karadan hem de denizden ulaşım var.

Böylece St. Petersburg gezimizi tamamladık.

Birinci bölümümüze buradan ulaşabilirsiniz. 
 

Etiketler


Yazar Hakkında

Birgül

Klasik bir ifade ile,emekli olduktan sonra gezmeye başladım.Eşimle birlikte özellikle yurt dışı gezilerimiz oldu.Orta yaşımızda  uzakları gezelim görelim dedik. Her gezdiğim ülke ve şehirleri kendim için yazdım.Gezimanya'ya üye oldum,ve sayfada ki gezginlerden gideceğim yerler hakkındaki yazıları okuyarak bilgi edindim.Ben de  gezi notlarımı ...