Tadında Geziyoruz: Beyrut (2. Bölüm)

Güzel bir Beyrut sabahına erken mi kalktınız yoksa öğleni buldunuz mu bilemem… Erken kalktıysanız, günü bereketli kullanmak adına biraz daha kuzeye, dağlara doğru şöyle bir kıbbesi ile meşhur Tourza ve Ehden’e gidin. 100 km’lik bu yol üzerinde çeşitli köylerden geçecek ve Lübnan’ı daha yakından tanımak imkânını bulacaksınız.

Ehden’de yol kenarında çeşitli restoranlar göreceksiniz. Şırıl şırıl suların aktığı bu bizim Uludağ yolu misali restoranların birinde meşhur buraya has kıbbe, yani içli köfteyi deneyebilirsiniz. İçi boş ve parçalandığında içinden yağ ile karışık suyu akan bu değişik içli köfteyi deneyin bakalım, beğenecek misiniz?

Yanında taze patatesten yapılma patates kızartması, yeşil salata ve humus öğlen yemeğiniz için ideal olabilir. Bol oksijen ve temiz havadan sonra artık dönüşe geçin ve öğleden sonra daha Beyrut’un merkezini tanımaya başlayacaksınız. Sabah sabah Beyrut sokakları boş olacaktır. Onun için öğleden sonra etraf canlanınca gidin diyorum. Dönüş yolunda savaşlarda insanların kaçıp saklandıkları mağaraları ve dua ettikleri değişik kiliseler de göreceksiniz. Yol üzerindeki köylerde bulunan Noel ve yılbaşı objeleri satan küçük mağazalara da uğramayı ihmal etmeyin. Değişik şeyler bulabilirsiniz. 
1 saatlik bu keyifli dönüş yolculuğundan sonra nihayet şehir merkezine geldiniz. Aracınızı müsait bir yere park ettikten sonra, altı caddenin simetrik bir şekilde birleştiği Nejmeh meydanı ve ortasındaki 1897’den Osmanlı zamanından kalma simgesel saat kulesini buldunuz.

Tarihin bıraktığı izleri ve şehrin içersinde kalan yan yana inşa edilmiş olan St. George Katedrali ile mavi kubbeli Muhammed El Amin Camisini ve etrafındaki Romalılardan kalma harabelerini, bilhassa hamam kalıntılarını  da gördünüz, şimdi sahile iniyorsunuz. Burasını ismi Corniche. İzmir kordonu havasındaki bu sahilde, bu plajlar tabii ki İzmir’de yok. Hava bozdu mu ne? Tabii ki bozacak. Kış mevsimindesiniz. Her şeye hazırlıklı olun, şemsiyenizi çıkarın ve Hard Rock Cafe önünde ve şehrin lüks mağazalarının bulunduğu Souk/Solidere semtindeki sokaklarda biraz de kendi pozunuzu çekin.

Sahilde meşhur Beyrut plajlarında denize giremeseniz de biraz seyredin ve yine Beyrut’un simgesi haline gelen Güvercin Kayalıkları’nı görün. Yaz olsa da bir tekne ile buralarda denizden dolaşsak ve denize de girsek diyorsanız, o zaman yazın geleceksiniz. Ama daha kalabalık, daha sıcak ve her şeyin daha pahalı olduğunu göreceksiniz.
 
Merkezi pek fazla anlatmak istemiyorum. Bunları zaten çeşitli sitelerde ve bloglarında yazan arkadaşlardan takip edip öğrenebilirsiniz. Ben sizleri değişik rotalarda, değişik tatları alabileceğiniz yerlere gitmeniz için tavsiyelerde bulunuyorum.
 
Evet, gelelim Beyrut’ta gece hayatına… Buraya kadar gelmişken gece eğlenmek vaciptir. İsterseniz gece hazırlıkları başlasın ve yemekli bir Beyrut gecesine hazırlayın kendiniz. Otelinizi Jonieh tepelerinde, Zouk Michael yakınlarında bulduysanız ki tavsiyem budur, gece rahat edeceksiniz. Burası Osmanlılar zamanından kalma eski şehir yerleşim yeri olup çok hoş bir şekilde restore edilmiş bir mahalle. Hala evinin altını bile kazanlar Osmanlı dönemi kalıntıları buluyorlar.

Hem rahatlıkla gece dâhil dolaşabileceğiniz, etraftaki geleneksel Beyrut el sanatlarının sergilendiği ve aynı zamanda yapımının gösterildiği küçük dükkânlarda bilgi sahibi olur ve alışveriş de yapabilirsiniz. Otelinizin buralarda olmasının bir avantajı da eğlenceli ve müzikli restoranların en güzellerinin bu civarda olması. Mesela, gece eğlence sonrası hemen arka sokağınıza geçin eğlence sonrası hoop otelinizdesiniz. Gece eğlenceleri bu taraflarda disko tarzında değil. Geleneksel Arap eğlencesi şeklinde oluyor. Önce canlı fasıl sonra oryantal müzik eşliğinde yemekler, mezeler ile şarap veya araklar içiliyor. Sonrasında bizim meyhane usulü çalsın sazlar oynasın kızlar. Oynayan dansözler tabii ki var.  Masalarında sakin sakin yemeklerini yiyen sürmeli yeşil gözlü güzel ve şık hanımlar bile kendilerini eğlenceye kaptırıp birden masaların üzerine fırlıyorlar ve gece başlayan bu meyhane hayatı, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor.
 
Hayır, biz şehir merkezinde, Hamra’da Bobo sokağı yani barlar sokağı veya Gemmayzeh’da Taksim civarı misali küçük bar kulüp eğlencesi gibi eğlenmek istiyoruz diyorsanız, o zaman merkezde Sky, BO18 gibi disko tipi eğlence yerlerine gideceksiniz, yemek sonrası eğleneceksiniz. Artık orası sizin tercihiniz. Siz siz olun kendinizi bu eğlencelerle fazla yormayın, niye mi? zamanınız kısa, Sabah uyandığınızda kendinizde olmanız lazım, ama bu eğlenceye de değer be dostlar, öğlene kadar uyuruz sonrasına Beyrut’u gezeriz ohhh diyorsanız, iyi eğlenceler o zaman size. Yorulunca da size Allah rahatlık versin diyorum.
 
Sabah oldu, bugün ne yapmak istiyorsunuz. Yoksa 3 gün bana yeter, zamanım bu kadar diyorsanız size güle güle, İstanbul’a hayırlı uçuşlar ama biraz daha zamanı olanlara, hem de kış mevsimi olması sebebiyle kar sevenlere bu sefer bir de kayak tatili tavsiye ediyorum.
 
Denizi, güneşi, tarihi ve doğal güzellikleriyle tanınan Lübnan’ın neredeyse bir asırlık kayak geçmişine sahip olduğunu biliyor musunuz? Şaşırdınız mı?
 
Sabahları kıyıya paralel ve dar bir sahil şeridindeki Beyrut dağlarının tepesinde, bir yandan kayak yapıp, bir yandan panoramik Akdeniz manzarasının tadını çıkarırken, öğleden sonranızı denizin ve yemeklerin tadını çıkararak da geçirebilirsiniz.
 
Lübnan’da kayak göreceli olarak çok yeni bir alan gibi görünse de bölge Ortadoğu’da karbeyaz cennet olarak bilinir. Lübnan sözcüğü de Semitik kökenli “Laban”dan türemiş, anlamı “beyaz”dır. Bunun Akdeniz’in kıyısında yükselen tepelerdeki karla karşılaşan antik medeniyetlerin, Lübnan’ı tanımlamakta kullandıkları ilk karakteristik özellik olduğunu unutmayın.

Akdeniz’e paralel 170 kilometre boyunca uzanan Lübnan Sıradağları’nın en yüksek zirvesi, deniz seviyesinden 3088 metre yüksekteki Qornet El Sawda. Lübnan’daki birçok tepe 2500 metrenin üzerinde olup, bunlar 6 ay karlarla kaplıdır. Kayak sezonu aralıkta başlayıp nisana kadar sürüyor ve zirveye en yakın kayak merkezi ise Cedars bölgesindedir. Lübnan’ın en yüksek pistleri de burada.     

Beyrut’un kuzeyindeki Lübnan Dağı “Tanrının Sedirleri” adı verilen ormanlarla kaplı. Ülkenin en eski kayak merkezi Cedars da bu bölgede. Beyrut Havalimanı’na karayoluyla 130 kilometre uzaklıktaki kayak merkezi hilal şeklindeki bir stadyumu andırıyor. Sırtını 3086 metreye ulaşan dağlara dayamış. Oteller ve pistler 2 bin metre irtifadaki bir platoda. Kayak merkezinde beş telesiyej hattı, 3-4 yıldızlı otelleri, bar, restoranlar ve gece kulüpleri bulunuyor. Farklı zorluk derecelerine göre yapılmış pistleri deneyimli kayakçılar kadar, yeni başlayanlara, çocuklara da hitap ediyor. Ne diyorsunuz? Var mısınız kar görmeye? Haydi, o zaman o küçük arabanızı değiştiriyorsunuz ve bu sefer 4 çekerli bir araç kiralayarak kendinizi dağlara vuruyorsunuz. Şimdi tam zamanı. 2 gün de dağlarda kar görerek ve kayarak geçirme fikri size nasıl geliyor? İyi geliyorsa o zaman Lübnan’ın kayak merkezlerinde giyeceğiniz, dondurucu soğuğa karşı özellikle içinizi sıcak tutacak giysileri buraya gelirken yanınıza almayı unutmayın ve bu keyfi de yaşayın derim. Araç kiralamak istemiyorsanız, Beyrut otobüs terminaline gidin ve burada şanslıysanız 4 çeker taksiler bulur ve sizi kayak merkezine götürmesini, hatta Beyrut sıradağlarını aşıp Şam’a bile götürmesini isteyebilirsiniz. Aynı zamanda bu araçlar terminalden dolmuş usulü de çalışıyorlar ve yeterli müşteriyi bulunca size daha de uygun fiyat veriyorlar. Bu kar ve kıyamette Şam’a girmek 4 saat sürüyor, ve ortalama kişi başı 30$ kadar tutuyor bilgilerinize.

Zannederim bu kadar değişik Lübnan rotası ve keşif fikirleri 5-6 günlük bir tatil için yeterli. Daha Lübnan’ın güneyine inmediniz. Fenikelilerin güneş şehri Baalbek antik kentine, Venüs ve Jüpiter tapınaklarını görmediniz ama bunları da bir başka seferde, önceliklerinize göre seçin derim. Beyrut gezinizden memnun kalacağınız ümidiyle, size iyi yolculuklar diliyorum. Unutmayın, ne kadar pozitif olursanız, kendinizi akışa bırakır ve her şeyi dert etmezseniz, seyahatiniz o kadar keyifli geçecektir dostlarım.
 
Sevgi ile kalın.
 
H. Oğuz Esen
hoguzesen@gmail.com

YAZININ 1. BÖLÜMÜ:gezimanya.com/GeziNotlari/tadinda-geziyoruz-beyrut

Etiketler

H. OĞUZ ESEN

Yazar Hakkında

H. OĞUZ ESEN

İş güç ve çoluk çocuk işlerini bitirdikten sonra emeklik günlerimi tadında geçirmek için, sıhhat ve akıl fikir yerinde iken gezmeyi seçenlerdenim.