Tarihi ve Atmosferiyle Büyüleyen Şehir: Çanakkale 2

Çanakkale'de 2.günümüzü de şehrin merkezine ayırdık. Açıkçası düşündüğümden çok daha güzel bir sahili varmış .Kordon deniyor sahile, İzmir Kordonu da çağrıştırıyor. Merkezde bulunan kısım Eski Kordon olarak anılıyor.

Merkezde gezilecek tüm noktalar yürüme mesafesinde. Ama biz ilk önce şehri tanımak adına Çanakkale Kent Müzesi ile başlıyoruz gezimize.

.

Giriş tamamen ücretsiz. İlk inşasında zemin kat dükkan, birinci kat konut olarak kullanılmış, daha sonra 3. katın ilave edilmesiyle otel olarak kullanılmış. Çanakkale Belediyesi tarafından satın alınarak “ Çanakkale Kent Müzesi ve Arşiv Binası” olarak restore edilmiş ve açılmış. Tam anlamıyla nostalji yaşayacağınız bir müze… Giriş katta duvarda Çanakkale ile ilgili farklı hikaye ve efsaneler ,ikinci katta ise eski giysiler ,aletler, çalgılar ve kentin eski dönemine ilişkin izler var.

Şehir merkezi dediğim gibi oldukça canlı ve gezilecek tüm yerler birbirine yakın. Barlar Sokağı denilen caddede ilerlerken solumuzda kaldı saat kulesi .. Bu kadar meşhur olma nedenini de anlamak zor değil görünce..

Bu arada hiç bilmediğimiz bir detay daha öğrendik.  Peynir helvası meşhurmuş Çanakkale’nin. Ama evimizdeki peynirden değil, özel bir peynirden yapılıyormuş. Peynir unla karıştırıldıktan sonra şeker ekleniyormuş. Görüntüsü kadayıfa da benziyor ama tadı bolca peynir..

.

Çanakkale’nin meşhur Ezine peynircisi de çok fazla noktada var.

Sahil, boylu boyunca yürümek ve fotoğraf çekmek için birebir. Farklı süslemeler, heykeller var.

.

Gelibolulu olduğunu öğrendiğimiz Piri Reis anıtı da sahil boyunda çıktı karşımıza. Kendi adına bir müze de var ama tadilattaydı, giremedik. 

.

Çanakkale’nin simgesi haline gelmiş olan Truva Atı da sahil boyunda yer alıyor. Bu atın orijinal olduğunu ve Truva filminde kullanıldıktan sonra Çanakkale’ye hediye edildiğini öğrendik. İçinde fotoğraf çekilen tahta at ise 30 km uzaklıkta Troya Müzesi'nde.

.

Ve şehre adını veren iki kaleden biri olan Çimenlik Kalesi…. Pandemi sebebiyle giriş yasağı vardı. Fotoğraf da çekemedik. Deniz Müzesi ve ünlü Nusret Mayın Gemisi de burada.

Türkülere konu olan Aynalı Çarşı'da sıra… Merkezde Kent Müzesi'nden ileriye doğru ilerlerken sadece yayalara özel bir  yolun sonunda konumlanmış.

Buraya neden Aynalı Çarşı denmiş, farklı farklı söylemler var. Aynı bizim minyatür Kapalıçarşı . Hediyelik eşya ve magnetler de gayet uygun fiyatta satılıyor.

.

Yaya olarak gezdiğimiz cadde aynı zamanda bütün banka şubelerinin olduğu, alışveriş yapabileceğiniz şehrin merkezi sayılabilecek bir bölge..

Gelelim yemek kültürüne… Akşam yemeği için ne yiyeceğimizi düşündüğümüz esnada Özbiga Köfte denilen küçük bir restoran çıktı karşımıza. Köftesi meşhur bu restoranda ekmek arası yedik.

Yemek demişken Çanakkale’nin neyi meşhur sorusu gelir akla, tabi ki domates ama yeni öğrendim ki sardalyası da meşhurmuş. Sahilde Truva Oteli'n manzarası eşliğinde porsiyon olarak aldık ama ben ekmek arası seviyorum diyenler için de kesinlikle önerebileceğim , tadıyla da görüntüsüyle de ünlü “Sardal-ye” Çarşıda Ziraat Bankasının hemen solundan girdiğinizde 100 m ileride…

.

Çalışanlar da çok güleryüzlü. Sandviç olarak aldığınızda 13 TL fiyatı var.

.

Bir kahve içelim diye girdiğimiz yer ise Cankuş Cafe. Kahve deyip de geçmeyin o kadar değişik lezzetler var ki. Hayatımda ilk defa koruk suyu içtim. Bezelye görünümlü üzümlerin suyunu şekerle tatlandırdıkları halde yine buram buram üzüm kokuyordu ve bir o kadar da lezzetliydi.

.

Aynı caddede bir de “Dur gitme, çayı yeni demledim” diye bir yazı çıksa karşınıza ne yapardınız? O an aklımıza gelen tek şey, tahta tabureleri çekip oturmak oldu. 120 yıllık Helvacı Ali markası, belki ismini duymuşsunuzdur ama burası diğer şubelerden çok daha farklı, Büşra ve Berna adında iki tane şeker gibi kız işletiyor. Çay ikramlarını kıramadık.

.

Helvalara gelince büyük cesaret. Özellikle yaz döneminde herkesin öncelikli tatlısının dondurma olduğu bir zamanda böyle bir işletme.. Dondurmalı irmik helvası, Antep fıstıklı Cennet Çamuru dedikleri helva, çikolatalı irmik helvası, hepsinin görüntüsü de çok güzel.

Nil Kurt

Yazar Hakkında

Nil Kurt

Tam anlamıyla bir seyahat tutkunuyum. Aktif olarak çalışıyor olmam sebebiyle sadece hafta sonlarımı,yıllık izinlerimi ve özel dönemleri kullanarak seyahat etmeye çalışıyorum.