Tokyo Gezi Notları (3. Gün)

Japonya’ya dair okuduğum bütün yazılarda Tsukiji Balık Pazarı’ndaki balık satışlarının mutlaka görülmesi gerektiğini okumuştum, fakat Japon resmi sitelerinde ise bunun bir turistik aktivite olmadığını yine de katılmak istiyorsak sabah 5.00’ten önce orda olmamız gerektiği ve ilk gelen 60 kişiyi aldıklarını okudum. Bu durumda 5.00’te başlayan satışlar için sabah 04.50 gibi Tsukiji Balık Pazarı’nda olmamız gerektiğini düşündük. Otelimiz buraya 1,5-2 km mesafede olduğu için sabah yürüyerek gittik, 04.30’da otelden ayrıldık.

Metrolar o saate çalışmıyor. Tek seçenek taksi ya da bizim gibi yürüyüş. Balık pazarının oraya yaklaştığımızda etrafta 2’li 3’lü turist grupları belirmeye başladı. Tamamen ulaştığımızda ise kötü bir sürpriz ile karşılaştık. Normalde sadece Pazar günleri kapalı olan pazar, 1 Mayıs resmi tatilinin Çin’deki gibi kaydırılması ile cumartesiden kapanmıştı. Yine biz yürüyerek geldiğimiz için sorun olmadı ama başka bölgelerden taksi ile gelenlerin moralleri pek bozuldu. 

Japonya’da taksi ücretlerinin fena can sıkıcı olduğunu söylemiştim. Sushiyi ne kadar sevsek de sabah o saatte yemek pek mide dostu olmayacağı için biraz etrafı dolaşıp kahvaltı için otele döndük. 

Balık pazarının yanında bir de Budist tapınağı vardı fakat daha önce gördüğüm bütün tapınaklardan farklıydı.

Sabah çok erken olduğu içinse sadece bakıp geçtik. Otelde kahvaltıyı beklerken TV’yi biraz karıştırdım, 5-6 kanalın İngilizce eğitim programı düzenlediklerini gördüm. Bence çok başarılı bir sistem. Kahvaltıdan sonra, sezonu kaçırdığımız için sumo maçına gidemezdik fakat Sumo Müzesi’ne gidebiliriz diye düşünürken çok önemli bir şeyi atladığımı fark ettim. Sumo Müzesi cumartesileri kapalıydı. Daha önceden resepsiyondan sumo ile ilgili alternatif ne yapabiliriz diye sormuştuk, o da sabah 7.30 ile 10.00 arasında olan antrenmanlarından bahsetmişti fakat bunun için de akşam 16.00 ile 20.00 arası arayıp ertesi gün antrenman olup olmadığını sormanız gerekiyor. Bizim bunun için zamanımız olmadığından, şansımıza diyerek düştük yola. Adres; Shinjuku Line, Hamacho Station Exit A2. Bu çıkış bizi çok hoş bir parkın içerisine çıkardı. Dümdüz devam edip ana caddeden sola döndük birkaç blok geçtikten sonra ara sokaktaki kalabalığı fark edip sokağa daldık, biraz ilerleyince de sokakta ısınma hareketleri yapan sumocuları görünce doğru yerde olduğumuzu anladık. Bizim gibi antrenmanı izlemeye gelmiş birçok kişi sessizce camın arkasından ve kapıdan takip etti.

İçerde oturmak için sıralar var fakat bu kısma yabancılar alınmıyor. Sumo maçlarının bu kadar sert olduğunu hiç düşünmemiştim. Yanımızda geçen sumo güreşçilerinin vücutlarındaki yara bereleri görünce insanın içi kalkıyor. Maç esnasındaki çarpışmalara tanıklık edince dehşete düşmemek elde değildi.

Antrenmanın bitmesine yakın Zozo-Ji Temple’a gitmek için yola çıktık.

Zozo-ji Temple, Wolverine (http://www.imdb.com/title/tt1430132/) filminin çekildiği tapınak. Tokyo Tower ile de dip dibe. Adres: Oedo Line, Akabanebashi Station, Akabanebashi Exit. Çıkıp kuleye doğru 5 dakika kadar yürüdük. Zozo-ji oldukça ferah ve aydınlık bir tapınaktı, bahçesinde küçük bebek heykelleri vardı fakat bunun ne anlama geldiğini oradayken öğrenemedim (internetteki kaynaklar çocuk mezarlığı olduğunu yazıyor).

Tokyo Tower’a isterseniz çıkabiliyorsunuz, bunun için 600-1000 Yen arası bir giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. Sanırım görüp görebileceğimiz en güzel manzarayı Odaiba’daki dönme dolapta gördüğümüz için hiç ilgimizi çekmedi kuleye çıkmak. Tapınakta işimiz bitince gelirken gördüğümüz Starbucks’a oturduk. Kahve içip ayılma vaktiydi. 2 kahve bir de avokadolu sandviç aldık velev ki güne hayli erken başlamıştık. Ben buradan bir de Tokyo temalı bir bardak aldım kendime. 25 dolar yiyeceklere, 13 dolar da kupaya ödedim fakat son gece valizi toplarken kupamı bir güzel kırdım.  

Starbucks’ta otururken öğle yemeği için konsept restoranlardan bir diğeri olan tekneye gidelim dedik. Zauo Restaurant, Tokyo Goverment Building yakınlarında olan Washington Otel’in birinci katında. Kocaman bir havuzun içerisine oturtulmuş bir tekne, tekne üzerinde ve havuzun yanında yer masaları olan enteresan bir başka mekân burası.

Burada yemek bir nevi oyun kıvamındaydı. Oltalarımızla havuza gidiyor orada yakaladığımız balığı garsonlara veriyoruz ve nasıl pişmesini istersek ona göre sipariş veriyoruz. Biraz uğraşıp pes ettim. Onun yerine sushi, ahtapot, karides söyledik. Yanına bir şişe sake, bir de bira söyledik. Hesap 38 dolar tuttu.

Yemek sonrası İmparatorluk Sarayı’nı görmeye gittik. Marunouchi Line Otemachi Station, saray bahçesi çok geniş zaten sadece bahçesinde dolaşma izni var. Saray bölümlerine, hanedan kısımlarına giriş kapalıydı.

Biraz saray bahçesinde biraz da etraftaki alışveriş merkezlerinde dolaştık. Lükste sınır tanımayan bir AVM anlayışları vardı. Akşam için daha önceden rezervasyon yaptırdığımız robot restorana gittik.  Robot restoran, bir tür şov merkezi. Koca koca uzaktan kumandalı oyuncakların, çılgın kızların ve içinde insan olan robotların hazırladığı gösteriyi izleyebileceğiniz, enteresan diğer mekânlardan bir diğeriydi.

Giriş yemeksiz kişi başı 60 dolar, yemekli 70 dolar. Bira 5 dolar. Biz yemekli olanı tercih ettik. Bu mekâna rezervasyonsuz gidemiyorsunuz. Mutlaka önceden arayıp yer ayırtmanız gerekiyor. Gösterinin 70 dolara değip değmeyeceği kişiye göre değişen bir kavram olduğu için bu konuda yorum yapmak istemiyorum, fakat gayet keyifli ve eğlenceliydi. Çocuklu aileler için pek uygun değil!

Robot Restaurant, Shinjuku’da. Gösteri çıkışı biraz etrafta takılıp otele döndük.
 *** Özge Alsancak'ın diğer yazılarına http://seyahatgunleri.blogspot.com.tr/'den de ulaşabilirsiniz.

Özge Alsancak

Yazar Hakkında

Özge Alsancak

Selamlar, Seyr-u Seyahat gezmek isteyip de cesaret edemeyenlerin yol haritasıdır.Nereye giderim, nasıl giderim yerine, daha da nerelere gidebilirimin derdiniz olması ümidiyle yazıyorum...