Google+

TRİNİDAD’A YOLCULUK: RUHUMUZU VİNALES’TE BIRAKTIK

130322 Eyl 2015Gezi Notu
Ali YeniayAli YeniaySilver Yazar22 Eyl 201513030 Yorum

Küba’da Vinales’i görmenizin şöyle bir zararı olabilir ki bu topraklarda ölmek isteyebilirsiniz. Geçtiğiniz küçük ve şirin köylerden birisine yerleşip hayatınızın geri kalanını burada geçirme düşüncesi uyanabilir kafanızın bir köşesinde. Her şehrin bir kokusu olduğunu düşünürdüm Vinales’i görene kadar. Bu kasaba aynı “su” gibi. Kokusu yok ama güzel. Sanki zorunlu bir ihtiyacı gidermiş olmanın hazzını yaşatıyor insana.

Trinidad

Trinidad-1

 Paket turlarda kaçırılmaması gereken en güncel ve ekonomik kampanyalar şöyle: Bansko Kayak Turu – 1 Gece Bedava, Bansko Kayak Turu – Ücretsiz Kayak Eğitimi, Lapland Turu - Son dakika 200 Euro indirim, %25 indirimli Prag Turu, Sicilya & Malta Turu – Son dakika %5 indirim, Belgrad Turu - %25 indirim , Prag Turu 14 Şubat Özel – Son Dakika %5 İndirim

Panjurların kapalı olması sebebiyle zifiri karanlık olan odamızda, yine saat 6:00 olmadan gözlerimiz güne açıldı. Sadece kendim olsam, bende gariplik olduğunu düşüneceğim. Ama arkadaşım Çağlar da benimle aynı şekilde uyandığı için buranın havası ya da suyu ile ilgili olduğunu düşünüyoruz bu durumun. Sabah bir süre gezi yazılarımı yazıp saat 7:00’de odamdan çıktığımda televizyonda atletizm şampiyonası izleyen ev sahiplerimizi gördüm ve şaşırdım. Çünkü karı-kocanın sabahın yedisinde sallanan koltuklarında dikkatli bir şekilde atletizm şampiyonası izlemeleri çok alışık olduğum bir durum değil.

Trinidad-2

Trinidad-3

Bugün onlara ve Vinales’e veda ediyoruz. Yolculuğumuz ise Orta Küba’nın tavsiye edilen başka bir yeri: Trinidad. Unutmanın mümkün olmadığı bu şirin kasabanın gündüz sıcağı ile gece yağmurları, rengarenk tek katlı evleri, yeşilin en güzel tonunu taşıyan vadisi, doüğayı içimize çekerek yaptığımız at gezisi, o güzel adada geçirdiğimiz vakitler eminim hayat boyu akımızdan çıkmayacak şekilde kazındı hafızamıza. Dünden aracımızı ayarlamıştık ve yine bir taksi ile yolculuk yapacağız ve bize söylendiğine göre 6-7 saatlik bir yolculuk olacak bu.

Trinidad-4

Trinidad-5

Trinidad’a gelmek için yine otobüs yerine yine taksiyi tercih ettik. Çünkü garip olan bir durum var ki o da taksinin daha ucuz olması. Aradaki mantığı çözemesek de gerçek bu. Kişi başı 35 Kuk’a (105 TL) anlaştığımız taksi bizi 400 km ötedeki şehre 6-7 saatte götürmeyi taahhüt etti. Saat 10:00’da memnun kaldığımız Pavel&Yuly çiftinin evinin önünden bizi aldı. Gelen araç diğerleri gibi 1950 model olmasa da çok da yeni değildi. Bizimle beraber aynı şehre gidecek bir İtalyan bir de Güney Afrikalı, iki kadın yol arkadaşımızın olduğunu araca binince anladık.

Trinidad-6

Trinidad-7

Az olan İngilizcemiz ile kısa bir sohbetten sonra yolculuk genel itibariyle sessiz geçti. Ön koltukta olmanın avantajını kullanıp ara ara fotoğraf çektim, ara ara kitap okudum, arada bir de etrafı izledim. Kübada etrafı izlemeniz demek sürekli yeşile bakmanız anlamına geliyor. Yeşil olmayan tek bir alan dahi yok. Yolculuğumuzun üç saatlik bölümünü geride bıraktıktan sonra hayvanat bahçesi olan bir dinlenme yerinde mola verdik. Orada içtiğimiz “pinya kolada” adında hindistancevizli ananası, unutmak istemediğimiz için hazırlayan kadından tarifini aldık. O kadar güzel bir tat ki sanırım verdiği tarifi tutturana kadar Türkiye’de deneme yapacağım.

Trinidad-8

Trinidad-9

Yolculuğu yarıladığımızı düşünürken bizim taksici bizi başka bir taksiye aktardı. Yani taksimiz ve taksicimizin neden değiştiğini anlamadan başka bir taksiye geçiş yaptık. Bu ülkede çok fazla sorgulamaya gerek yok. Sonuçta adamların söyledikleri sözü sonuna kadar tuttuğuna birçok defa tanık olduk. Yani söz ağızdan bir defa çıkıyor. Yani bizi gideceğimiz şehre bir şekilde ulaştıracaklarını biliyoruz. Yakıcı sıcakta yolculuk iki saat daha devam ettikten sonra bu kez ikinci bindiğimiz araç arıza yaptı. Biz de çaresiz yol kenarında bir ağaç gölgesinde beklemeye başladık. Birkaç araç durup bir şeyler konuşuldu ancak İspanyolcanın İ’sini bilmeden böyle bir ülkeye geldiğimiz için bu tip sorunların tam olarak ne olduğunu anlamadığımız için bazen dil bilmemek mutlu edebiliyor.

Trinidad-10

Trinidad-11

Trinidad-12

1 saate yakın bir bekleyişin ardından bir araç bizi kısa bir süre halatla çekti ama sonra bundan da vazgeçildi. En son bulunan çözüm bizi üçüncü bir araca aktarmak oldu. Tam 1950 model araçla sabah yola çıkmadık diye seviniyorduk ki bizi bu durumdan yine yarım yüzyıl öncesinnin Amerkan arabası bizi kurtardı. Trinidad’a yaklaştıkça ara ara yağan yağmur şiddetini arttırdı ve yer yer sağanak haline dönüştü. Yeşillikler arasında, daracık yolda bu kadar eski araba ile yol almak insanı tedirgin etse de anın tadını çıkarmayı bildik. Hatta şoförümüz San Fuegos’ta bize bir kıyak yapıp güzel bir şehir turu yaptırdı.

Trinidad-13

Trinidad-14

Şehir ülkenin bayrağının renklerini, yani mavi – beyazı fazlası ile içinde barındıran bir şehir. Sonrasında ise bizi Trinidad’a getirmekle kalmayıp boş bir Kasa (Casa) ayarladı. Daha önce de anlattığım gibi Küba’da otel bulmak büyük şehirler haricinde oldukça güç. Kasa adı verilen aile yanında kalıyorsunuz genellikle. Üçüncü kaldığımız şehir olmasına karşılık odalar tamamen standart. Öncelikle üçünde de eski tip bir klima yanında duvara monte bir vantilatör var. Temiz diyebileceğimiz iki ayrı yatak, yıkama musluğu olmayan klozetler ve hiçbir zaman tazyikli akmayan (çünkü evlerin üzerindeki bidonlardan su geliyor) sular… hepsi aynı. Orta yaşlı karı – koca ile fiyat konusunda kişi başı gecelik 10 Kuk’a (30 TL) anlaştık. Burafa kaldığımız yer evin üst katı. Hatta şirin bir terası var. Bizim odamızın yanında ise iki turistin kaldığı bir oda daha var.

Odamıza yerleşip duş aldıktan sonra bu şehri kısa bir turladık. Bazı şehirler gerçekten de tarih kokar ya işte bu şehirde o kokuyu ve dokuyu hissediyorsunuz. Ama değişmeyen şey aynı tip sokaklar, evler, kapı önünde oturan kişiler, üstü çıplak erkekler, sürekli “Ola” (Merhaba) diye selam veren tanımadık insanlar…

Trinidad-15

Akşam yemeğimizi Jose Marti adından lüks görünen bir restoranda yedik. Menülerden az buçuk başlıklara bakarak buralara özgü yemeklerden salladım yine. Ama bunu söylerken kendimden o kadar emin söylüyorum ki eminim siparişi alan garson o yemeğin müptelası falan olduğumu düşünüyordur. Yemeğin ardından güzel Küba ritimlerinin iyi gideceğini düşünerek canlı müzik yapan mekanların yanında geçtik ve kulağımızdan bizi çeken bir yere girdik. Öncelikle çıkan yaşlılardan oluşan ve içlerinden gelerek entrümanlarına dokunan kişileri dinledik.

Trinidad-16

Trinidad-17

Sonrasında sadece ritm tutan geniş bir grup sahne aldı, geniş bir dans grubu ile birlikte. Tamamen “bitter” zencilerden oluşan bu grup ise bizi Küba’dan aldı Afrikakıyılarına kadar götürdü. Bazı parçalarda dansçılar bizleri yani turistleri dansa davet ettiler. Sonra onlarla birlikte sahnede o güzel ritimler eşliğinde geceyi sonlandırdık. İçtiğimiz ilk içki moito adını verdikleri rom ile nane karışımı farklı bir tat. Ama naneyi aroma olarak var sanmayın. Tamamen romun içinde canlı nane yaprakları. Kafalar güzel olmadan, ıslak Trinidad sokaklarını koklayarak kaldığımız evin yolunu tuttuk.

https://www.facebook.com/ali.yeniay.395

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar