Google+

TUNA'NIN İNCİSİ BUDAPEŞTE

304530 Haz 2014Gezi Notu
Enis ŞenerEnis ŞenerGezgin30 Haz 201430450 Yorum

Budapeşte, Avrupa'nın tam ortasında bulunan ve tarih boyunca tüm devletler için önem teşkil etmiş bir şehir. Budapeşte, tarihinin getirdiği bütün güzellikleri en iyi şekilde korumuş ve bugün bile sokaklarında hala geçmişinin izlerini taşıyor. Kimler geçmemiş ki bu sokaklardan Romalılar, Hunlar, Moğollar, Osmanlılar, Habsburglar… Hepsi de çeşitli izler bırakmışlar bu şehirde. İşte bu tarihi izler Budapeşte'yi Avrupa'nın en çekici şehirlerinden biri yapmaya yetiyor.

Macarlar 4. yüzyıla kadar Türk kavimleri olan Hazarlar ve Hunların hâkimiyetinde yaşayarak bir şekilde onlarla karışmışlar ve 896 yılında bugünkü topraklarına göç etmişler. Ama şehre Budapeşte adını Macarlar değil, Avrupa Hun İmparatoru Attila'nın kendisine ihanet edeceğini düşündüğü için öldürttüğü kardeşi Buda vermiş. Bugün de Macaristan dünyada Hungary yani Hun Ülkesi diye isimlendiriliyor. Avrupa Hun İmparatorluğu’nun kökeninde Türk boylarının kurduğu Büyük Hun İmparatorluğu’ndan geldiğini düşünürsek Macarlarla olan kültürel benzerliklerimize, dil yapılarımızın ve bazı kelimelerimizin benzerliğine şaşırmamak gerekir. Tabii ki şehrin 145 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kaldığını da unutmamalıyız.

Tuna Nehri, şehri Buda ve Peşte olmak üzere ikiye ayırıyor. Buda bölgesi için şehrin tarihi bölgesi, Peşte için ise modern bölgesi diyebiliriz. Ulaşım, yemekler ve fiyatlarla ilgili bilgileri en sona bırakıyorum. Önce Buda bölgesini inceleyelim…

Matyas Kilisesi

13. yüzyılda yapılan Matyas Kilisesi ismini 15. yüzyılda yaşamış Macaristan'ın adaletiyle ünlü kralı, Kral Matyas'tan almış. “Matyas ölünce adalet de öldü” diyen halk, kiliseye de krallarının anısını yaşatmak için Matyas Kilisesi ismini vermiş. Buda şehri Osmanlılar tarafından fethedilince Kanuni Sultan Süleyman; Matyas Kilisesi’nin yarısının cami, yarısının kilise olarak kullanılmasını emretmiş ve kendisi de burada namaz kılmış. Kilisenin camiye çevrilme aşamasında Hristiyanlık izlerini silmek için duvarlarda yer alan freskler kireçle sıvanmış. Bu kireçler sayesinde freskler günümüze kadar yıpranmadan gelebilmişler. Kilise 150 yıl kadar süren Osmanlı hâkimiyetinden sonra tekrar kiliseye çevrilmiş ve bugünkü halini alana kadar defalarca restore edilmiş.

Budapeşte şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Bunlardan en iyileri Danube Apartment Váci, Lovely Studio with Duna view, Apartment Budapest 5. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz Mr King's Flat, Zoltán utca 6. III.-Budapest gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Live! Hostel, Kossuth -Budapest, Adam's Flat tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Budapeşte aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Budapeşte

Balıkçılar Burcu 

Balıkçılar Burcu, Matyas Kilisesi’nin hemen önünde bulunan ve Gellert Tepesi ile birlikte şehrin en güzel panoramik manzaralarının izlenebileceği bir kule. Balıkçılar loncası onuruna, manzara seyretmek amacıyla 20. yüzyılda yapılmış. Kulede bulunan 7 adet burç, Budapeşte'ye gelen 7 Macar kabilesini temsil ediyormuş.

Budapeşte-1

Budapeşte-2

Gellert Tepesi

Gellert, Budapeşte'yi Hristiyanlıkla tanıştıran piskopos. Şehrin koruyucu azizi ilan edilen Gellert'in öldürüldüğü yer, bugün Gellert Tepesi olarak biliniyor. Gellert halkı Hristiyan yapmaya çalışırken, Hristiyanlığı istemeyen paganlar tarafından içi çivilerle ve cam kırıklıklarıyla dolu bir varil içine konulup bu tepeden yuvarlanarak öldürülmüş. Hristiyanlığın yayılma aşamasında kilisenin pagan inanışlarını yok etmek için, pagan tanrılarına karşı karalama kampanyası başlattığına ve bunun sonucunda paganların ilahi sembollerini şeytani anlamlara soktuğuna, aslında paganların çok iyi insanlar olduğuna dair yazılar okumuştum. Örneğin günümüzde bile çizgi filmlerde, sinema filmlerinde şeytanın üç başlı çatalı yani yabası olarak gösterilen objenin aslında pagan tanrısı Poseidon'un çatallı balık zıpkını, cadı şapkası olarak gösterilen objenin bilge yaşlı kadının sivri şapkası ve masonların ve şeytanın işareti olarak bilinen beş köşeli yıldızın aslında Afrodit'in beş köşeli yıldızı olduğunu ve bu kötü algı yaratma operasyonunun bilinçli olarak Vatikan tarafından yapıldığını, amacın pagan inanışlarını kötülemek olduğunu okumuştum bu yazılarda. Ama Paganların da farklı inanışlara karşı, en azından Budapeşte şehrinde çok da hoşgörülü olmadığını öğrenmiş oldum.

Gellert Tepesi ilginç tarihinin yanı sıra gezginlere muazzam bir Budapeşte manzarası sunuyor. Bu turistik bölgede oteller, hamamlar ve kaplıcalar da mevcut. Ayrıca tepenin en zirve noktasına, Budapeşte'nin 2. Dünya Savaşı sonunda Rus ordusundan kurtarılışı anısına dikilen bir Özgürlük Anıtı da yapılmış.

Budapeşte-3

Budapeşte-4

Kraliyet Sarayı

Geçmişte saray, kale ve karargâh olarak çeşitli amaçlar için kullanılan yapı; bugün Çağdaş Sanatlar Binası, Tarih Müzesi ve Ulusal Kütüphane olarak kullanılıyor. 13. yüzyılda kale olarak inşa edilmiş. Daha sonra Kral Matyas tarafından saray yapılmış ve defalarca hasar görüp yeniden restore edilmiş. En son 2. Dünya Savaşı’nda hasar gördükten sonra restore edilmiş ve bugünkü son halini almış. Gerçekten gece aydınlatmalarıyla birlikte muhteşem bir görüntüye bürünüyor bu devasa yapı.

Budapeşte-5

Margit Adası

Şehri ikiye bölen Tuna Nehri'nin ortasında yer alan yaklaşık 3 km uzunluğundaki ada; piknik alanları, bisiklet ve yürüyüş yollarıyla dinlenmek için çok güzel bir bölge. Şehir merkezine bu kadar yakın olup, şehir gürültüsünden uzak olması adanın ayrı bir güzelliği. Sakin ve dinlendirici bu adanın hikâyesi ise bir hayli ilginç… Bir rivayete göre Osmanlı hâkimiyetinden sonra şehirden ayrılmak zorunda kalan kral, Osmanlı'dan kurtulursa tanrıya bir kızını adayacağına dair söz verir ve şehir Osmanlı hâkimiyetinden kurtulunca kızı Margit'i bu adaya gönderir. Margit bir süre burada yaşadıktan sonra azize olur ve adaya onun ismi verilir. Diğer rivayet ise Kral 4. Bela'nın şehir Tatar işgalinden kurtulursa kızını tanrıya adayacağı şeklinde. Net olan tek şey ise Azize Margit'in mezarının bu adada olması.

Buda yakasından bu kadar… Artık Peşte yakasına geçebiliriz : )

Parlamento Binası

Daha önce Macarların şehre 896 yılında geldiğini yazmıştım. Bu görkemli parlamento binası da ülkenin bağımsızlığını vurgulamak ve Macarların Budapeşte'ye gelişinin 1000. yılını kutlamak amacıyla yapılmış. Bina yapılırken Londra'daki parlamento binasının mimarisi örnek alınmış. Parlamento binasının uzunluğu 270 metre, yüksekliği ise 96 metre ve binada 896 adet kule bulunmaktadır. Bu kuleler Macarların şehre geldikleri yıl olan 896 yılı temsil ediyormuş. Binanın görkemli olması için çok sayıda değerli taş ve altın kullanılmış ve sonunda ortaya böyle bir görüntü çıkmış.

Budapeşte-6

Zincirli Köprü

Budapeşte şehrinde Buda ve Peşte yakalarını birleştirmek için Tuna Nehri üzerinde 8 adet köprü yapılmış. Ben bunlardan en güzel 2 tanesi anlatacağım. Zincirli Köprü bu 8 köprü arasında en eski olanı. 1849 yılında yapılmış ve girişinde bulunan aslan heykelleri nedeniyle “Aslanlı Köprü” olarak da biliniyor. Zincirli köprüyle ilgili güzel bir efsane var. Bu tür efsaneler çoğu zaman gerçek olmasa da dinlemesi benim için oldukça keyifli. Köprünün mimarı, köprü bitince eğer bir hata bulunursa kendini öldüreceğini söyler. Köprü açılır ve her şey sorunsuzdur. Sonra bir gün köprünün yapımında çalışan işçilerden biri köprüdeki aslan heykellerinde aslanların dilinin olmadığını söyler ve köprüde bir hata olduğu anlaşılır. Bunun üzerine köprünün mimarı söz verdiği gibi kendini Tuna Nehri sularına atarak intihar eder.

Budapeşte-7

Budapeşte-8

Özgürlük Köprüsü

Türklerle Macarların benzerliklerinden söz etmiştik. Macarlar da Türkler gibi Orta Asya'dan göç etmişler. Türk mitolojisindeki göç hikâyesinde Oğuz Kağan'a yol gösteren gök yeleli bozkurttan bahsedilir. Macar mitolojisinde de buna benzer bir göç hikâyesi vardır. Bu hikâyede Macarlara Orta Asya'dan ayrılırken Tuğrul Kuşu yol gösterir. İşte Özgürlük Köprüsü’nün fotoğrafta görülen 4 sivri ucunda 4 Tuğrul Kuşu heykeli bulunmaktadır. Parlamento Binası ve Kahramanlar Meydanı gibi Özgürlük Köprüsü de Macarların Budapeşte'ye gelişinin 1000. yılını kutlamak amacıyla 1896 yılında yapılmıştır. Tuğrul Kuşları heykeliyle de göç hikâyesine atıfta bulunulmuş. 

Budapeşte-9

Kahramanlar Meydanı

Kahramanlar Meydanı tıpkı Macar parlamentosu ve Özgürlük Köprüsü gibi Macarların Budapeşte'ye gelişinin 1000. yılını kutlamak amacıyla 1896'da yapılmaya başlamış. Bu meydan, Macaristan'ın bağımsızlığı için hayatını veren Macaristan kahramanlarına adanmış ve meydana her birinin heykeli yapılmış. Fotoğrafta gördüğünüz 7 heykel, Macarları Budapeşte'ye getiren ve Macar halkının kurucuları kabul edilen 7 kabile reisini temsil ediyor. Daha önce “Balıkçılar Burcu”ndan bahsederken bu 7 kabile reisi için 7 burç inşa edildiğini söylemiştim. Bu 7 kabile reisi dışında Macar Krallığı’nın ilk kralı kabul edilen Kral İstvan'ın, 15. yüzyılda Osmanlı ordusuna karşı yaptığı savunmayla kahraman sayılan Yanoş Hunyadi'nin, halkın bağımsızlığı için Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na karşı ayaklanan ve daha sonra Osmanlı'ya sığınan Tökeli İmre'nin ve diğer Macar kahramanlarının da heykelleri bulunmaktadır.

Bu meydanın kahramanlık hikâyelerinin dışında oldukça kanlı bir hikâyesi de var. 1956 yılında bağımsızlık için Rus ordusuna karşı ayaklanan yaklaşık 20 bin Macar genci, Rus ordusu tarafından 2 gün içinde öldürülmüştür. Bu katliam Macaristan halkının hafızasındaki yerini hala koruyor.

Budapeşte-10

Ayrıca Kahramanlar Meydanı’nda Mucsarnok Sanat Sarayı ve Yunan, Mısır ve Roma uygarlıklarından kalma pek çok sanat eserinin bulunduğu Güzel Sanatlar Müzesi bulunmaktadır. Dileyen gezginler bu iki müzeyi de gezebilirler.

Budapeşte-11

Budapeşte-12

Vaci Utca 

Vaci Caddesi ile birlikte Peşte yakasında da gezilecek olan yerlerin sonuna geliyoruz. Bu caddeyi de anlattıktan sonra Budapeşte ile ilgili yeme-içme, ulaşım gibi gerekli bilgilere geçeceğim. Vaci Utca Caddesi için tam olarak İstanbul'daki İstiklal Caddesi diyebiliriz. Peşte yakasının merkezi bu cadde… Restoranlar, kafeler, lüks mağazalar, gece kulüpleri hepsi burada. Tüm gün yapılan tarihi gezinin sonunda trafiğe kapalı bir cadde olan Vaci Caddesi’ne, modern Budapeşte hayatını ve insanlarını görebilmek için mutlaka uğrayın.

Budapeşte-13

Ulaşım

Havaalanından şehir merkezine trenle 51 ve 38 numaralı hatlarla, otobüsle ise 200 numaralı hatla ulaşabilirsiniz. Tren ve otobüsler gece 23.45'e kadar çalışıyor ve ücreti 1,5 Euro gibi makul bir rakam. Her iki ulaşım aracıyla da yolculuk yaklaşık 30 dakika sürüyor. Gece 23.45'ten sonra uçağı şehre varacak olanlar 23.45-04.45 arası çalışan 900 numaralı otobüs hattını kullanabilirler.

Havaalanından şehir merkezine taksi ücretleri ise 25-30 Euro arasında değişebiliyor.

Şehir içi ulaşımda da tüm otobüs, metro ve tramvaylarda geçerli olan 24 saatlik kart yaklaşık 5 Euro,3 gün geçerli kart ise 13 Euro civarında. Fakat tüm Avrupa şehirlerinde olduğu gibi Budapeşte'de de ulaşım araçlarına biletsiz binme şansınız var. Tamamen kişinin vicdanına kalmış bir şey : )

Yeme-İçme

Öncelikle Budapeşte ile ilgili bilmemiz gereken konu; Macarların hala Euro yerine yaygın olarak Forint kullanmaları. Bu yüzden yeme-içme fiyatları Batı Avrupa şehirlerine göre oldukça ucuz denilebilir. Orta kalite bir mekânda bir kişi ortalama 5 Euro, lüks mekânlarda ise ortalama 15-20 Euro arasında oldukça kaliteli yemekler yiyebilir. Tabii ki düşük bütçeyle seyahat edenler, McDonald’s ve Türk kebapçılardan 2-3 Euro'ya yemek yiyebilirler. Budapeşte'de genel olarak bizim damak tadımıza uygun yemekler bulabilirsiniz. Fakat yemek yenilecek bölgeler iyi seçilmeli. Tuna Nehri boyunca ve Vaci Utca denen cadde üzerinde kaliteli restoranlar bulabilirsiniz. Macar mutfağından önerebileceğim yemekler; benim de öneri üzerine denediğim Gulaş, Balıkçı Çorbası ve Dobostorta denilen tatlı…

Güvenlik

Budapeşte'de hiçbir problem yaşamasam da Avrupa'da gezdiğim şehirler arasında gördüğüm en fazla “homeless” ve hırsız tipli insanı barındıran şehir Budapeşte'ydi. Romanya'dan çok sayıda hırsızın Budapeşte'ye geldiğini ve çeşitli darp olayları yaşandığını duydum. Özellikle gece yarısı alt geçitlerde çok tehlikeli tipler bulunmakta. Gece yarısı alt geçitleri kesinlikle kullanmanızı tavsiye etmem. Dediğim gibi hiçbir problem yaşamasam da bu konuda dikkatli olunmasında fayda var. Budapeşte ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar, teşekkürler : )

-
Yorum göndermek için Giriş Yapın veya Üye Olun

Yorumlar(0)

Yorumlar