Varşova’nın İlginç Müzeleri - 2 - Varşova Hayvanat Bahçesi Müzesi

Bir uçak yolculuğu sırasında ‘Zookeeper’s Wife’ filmine denk geldim. Olayın Varşova Hayvanat Bahçesi'nde geçtiğini anlayınca, Varşova’da yaşadığım için elimde olmaksızın seyret butonuna basmıştım. Filmin sonuna ulaştığım ve uçağında alçalmaya başladığı noktada gözyaşlarım sel olmuş ben ise etrafıma çaktırmadan onları silmeye çalışıyordum.

Film, Varşova’daki hayvanat bahçesinin müdürü olan Jan Zabinski ve ailesinin Nazi zulmü sırasında evlerinin mahzenine saklayarak kurtardıkları 300 insanı konu ediyordu. Konu o kadar güzel işlenmişti ve içinizde öyle derin bir sızı bırakıyordu ki, kızımın devam ettiği okulun buraya özel bir gezi hazırladığını duyduğumda havalara uçtum. Ama limitli yerler hemencecik tükenmişti. Neyseki son dakika biri iptal etti. Bende şansıma o son yeri kapıp grupla filmin konusunun esinlendiği o küçük villaya gidebildim.

Filmin başrolündeki karakterler olan Jan ve Antonina Zabinski’nin filmin konusunun geçtiği villasını ziyaret edip, kızları Teresa ile tanışacağımı söyleseler gülüp geçerdim. Ama hakikaten çok hoş bir gezi ve sürpriz bir sohbet oldu. Her ne kadar kızları Teresa o dönemde çok küçükse de insanların akıllarına takılan bazı soruları içtenlikle cevapladı.

Film aslında Varşova’da değil Prag’da çekilmiş ama filmde geçen her şeyin gerçeği burada halihazırda duruyor.  

Filmi anlatıp, eğer seyretmediyseniz tılsımını kaçırmak istemiyorum ama film muhteşem bir hayvan sevgisinin sergilendiği kareler ile başlıyor ve Antonina’nın ne kadar olağanüstü sevecen bir kadın olduğunu görüyoruz. Onu tanımış olan insanlar gerçekten de onu bir yeryüzü meleği olarak tasvir ediyorlar. 1931 yılında Jan Zabinski eşi Antonina ve oğulları Ryyszard ile burada yaşamaya başlıyorlar. Akabinde Nazi istilası başlıyor. Hayvanat bahçesine gelen Nazi askerleri hayvanların neredeyse tamamını öldürüp bu alanı kendilerine silah deposu ve tarla olarak tahsis ediyorlar.

Jan Zabinski ileri derece Almanca konuşan ve Almanlar ile o dönemde müthiş anlaşan bir insan. Hiç hayvan kalmayan hayvanat bahçesinde kalabilmek içinde bu alanın depo olarak kullanılması gerektiğine Nazileri o ikna ediyor. Mükemmel Almancası ile girdiği ya da bulunduğu ortamlarda zorluk içerisinde olan insanları gizlice kurtarıp bu villaya getirmeye başlıyor.

Zabinski ailesi sayesinde toplam 300 kişi zulümden kaçıyor ve bunlardan sadece iki tanesi yakalanıp Almanlar tarafından öldürülüyor. Villada 3 yıl boyunca yaşayan da var sadece birkaç saat kalan da. Ama kurtulanlar verdikleri demeçlerde bu evin ne kadar mutluluk ve huzur dolu olduğundan bahsediyorlar.

Antonina’nın villada saklanan insanlar için gizli bir şifresi var. Piyanosunda Offenbach’ın La Belle Helen şarkısı çaldığında herkes ses çıkarmadan mahzendeki tünele gidip evin yan tarafındaki hayvan kafeslerinin olduğu kısma geçiyorlarmış. Antonina tehlikenin geçtiğini de yine piyanosunda Chopin çalarak herkese duyuruyor. Böylece insanlar tekrardan evin mahzenine ve evin içine dönebiliyorlarmış.

İşin en ilginç yanı bence bu kadar olay yaşanırken Jan Zabinski’nin güvenilir kişiliğinden dolayı kimsenin onlardan şüphelenmemesi. Hatta mutfakta gündüzleri aşçı olarak çalışan kadının bile evin altında yaşayan insanlardan haberi olmuyor.

Mahzendeki ilginç odalardan biri de villada en uzun kalan Magdelana Gross’a ayrılmış. Zabinskilerin yakın arkadaşı olan Gross bir heykeltraş, savaş öncesinde de hayvanat bahçesine gelip hayvanların heykellerini yapıyor. Gross villada ilk kurtarılan ve en uzun kalan insan. Üç yıl boyunca mahzende yaşayıp heykel yapmaya devam ediyor. Bugün bazı heykelleri hala villada sergileniyor.

Zabinski kardeşlerin ikisi de bugün hayatta. Teresa abisinin artık Polonya’da yaşamadığından bahsediyor. Kendisine sorulan ilginç soruları büyük bir içtenlikle cevaplıyor. Babasının kendisine yapılan kahraman algısına hep karşı çıktığını onun bir insan olarak yapması gerektiğini yaptığına inandığını söylüyor. Sonra şakayla karışık ‘o kadar çok sevgi doluyduk ki hayvanlar varken belki onlara aktarıyorduk sevgimizi ama sonrasında insanların ihtiyacı olduğunda da onlara aktırdık’ diyor. Kurtarılan 300 kişi içerisinde sadece Yahudi olanlar yok. O dönem Nazilerin zulmüne uğrayan farklı etnik gruplardan insanları kurtarmışlar. Hatta akli dengesi yerinde olmayan bir iki kişi de varmış. Teresa’ya annesi sorulduğunda ise ‘o benim sadece annemdi’ diyor.

Hayvanların kafeslerde ve hayvanat bahçelerinde tutulmalarına karşı olduğum için genelde hayvanat bahçesi ziyaret etmemeye ve yazmamaya gayret ediyorum. Ama buranın hikayesi beni hakikaten etkiledi. Bizi gezdiren rehber bir noktada ‘Hayvanat Bahçesi yaşamalıydı, çünkü komünist düzende insanların yüzünü güldürebilecek tek tük yerlerden biriydi’ dediğinde yine insan bencilliği diye düşünsem de, hak vermeden edemedim.

Seyretmediyseniz ilk önce filmi seyredip sonrasında yolunuz düşerse Varşova Hayvanat Bahçesi'ndeki bu özel evi kaçırmayın derim.

BANU DEMİR

Yazar Hakkında

BANU DEMİR

İstanbul Üniversitesi Radyo-TV bölümü ve Marmara Üniversitesi Contemporary Business Management’tan (gece bölümü) mezun olduktan sonra İngiltere Nescot College’da okudum.