Varşova’nın İlginç Müzeleri - 4

Polonya'nın başkenti Varşova, tam bir kültür sanat kenti. Şehirde görülmeye değer en ilginç müzelerini tanıttığım yazı dizisinin dördüncü bölümünde Madam Curie Müzesi ve Ulusal Müze yer alıyor. 

Madam Curie Müzesi

1903 Nobel Fizik ve İngiliz Kraliyet Birliği'nden Davy madalyası, 1911’de Nobel Kimya Ödülü, 1921’de Bilime katkılarından dolayı Amerika’nın kadınları adına başkan Warren Harding’te 1 gr radium ödülü alan ünlü fizikçi Maria, 1867 yılında Varşova’da dünyaya gelmiş. Marie Curie, dünyanın iki nobel ödülü almayı hak eden halen ilk ve tek kadın bilimcisi.

Maria, Varşova’nın Rus yönetimi altında inim inim inlediği yıllarda fizik öğretmeni olan babası ve yatılı kız yurdu müdürü annesinin beş çocuğundan biriymiş. 1875 yılında ablaları Sofia ve Bronya tifüs hastalığının pençesine düştüğünde, hastalığa direnemeyen ablası Sofia’yı kaybedip aradan iki yıl geçtikten sonrada annesini verem hastalığından kaybedince kendisini bilime adamaya karar vermiş.

Ancak o tarihlerde kız çocuklarının üniversiteye gitmesi yasak olduğundan tek çareleri yurtdışına kaçıp orada okumakmış. Ablası Boronya, Fransa Sorbonne üniversitesine başlayan ilk kardeş olunca kardeşi Maria’yı da fizik ve matematik eğitimi alması için desteklemiş. Fakat Maria, llkönce zor şartlarda Varşova’da Endüstri ve Tarım Müzesi adı altında çalışan ve devletten gizli eğitim veren bir kuruluşta okumuş.

Sonrasında ablasının sonsuz desteğiyle Paris’e yanına gidip 1.5 yıl gibi kısa bir sürede sınıfın birincisi olarak fizik diploması hemen arkasından da matematik diploması almaya hak kazanmış. 1895 yılında fizik adamı Pierre Curie ile evlendiğinde Maria Skłodowska yerine Marie Curie adını almış.

Hayatının tüm detaylarını, yaşamındaki kişilerin resimleriyle, o dönemde çalıştığı deney tüplerine ve notlarına kadar her detayı Marie Curie müzesinde bulmak mümkün. Çok büyük bir müze olmamasına karşın detaylı dolaştığınızda Marie Curie’nin bütün hayatı gözlerinizin önüne seriliyor.

Işın tedavilerinde uzman olan Curie, Ra (Radium) ve PO (polonium) maddelerini bulan kişi olarak adını tarihe yazdırmıştır. Polonyum elementinin isminin Curie her ne kadar vatanında yaşayamadıysa da Polonya’dan esinlenerek konulmuş olmasıysa manidardır. Yaptıkları radyasyon çalışmalarından bir süre sonra kendi sağlıkları da bozulmaya başlamasına ragmen Curie asla çalışmalarını bırakmamış ve kendini kanser hastalarının tedavisine adamış. Kendisi de maalesef 1934 yılında kan kanserinden vefat etmiş. Bugün Polonyalılar kağıt paraları 20 zloty üzerinde ve adına Old Town’ın kalbinde kurdukları bu müzeyle bir nevi ona minnettarlıklarını sunuyorlar.

Varşova’da her müzenin giriş ücretinin bedava olduğu günler var. Biz müzeye Salı günü gittiğimizde ücretsizdi. Normal şartlarda bilet ücreti 11 zloty yani 23 tl civarında.

National Museum

Her ülkenin bir Ulusal Müzesi olmalı ki, o ülkenin tarih içinde yaşadıklarını bir de sanatçıların gözünden görme şansımız olsun. Biz Türkler maalesef çok şanslı sayılmayız sanat konusunda ama Polonyalılar İkinci Dünya Savaşında Nazi yıkımından bile sanat şahaserlerini koruyabilmek için ciddi uğraşılar vermiş ve başarılı da olmuşlar.

Varşova Ulusal Müzesi tam bir gün hatta yakından ilgilenen bir sanatseverseniz belki daha fazla zaman ayırmanız gereken devasa bir müze. Ana, değişmeyen sergilerin dışında bir de dönemsel sergilere rastlayabileceğiniz muhteşem bir sanat şölenine hazır olun diyorum. Müzede gezebildiğimiz sergilerde ki hepsini gezemedik, iki şey beni inanılmaz etkiledi.

Bunlardan ilki, resim içinde resim diye adlandırabileceğim olağanüstü detaylı eserler ki bunlardan birinde portresi yapılmış bir kadının başındaki eşarbının tüm dantel detayları fotoğraf gibi çalışılmış.

Başka bir mekan resmindeyse altın varaklar ve hatta resmin içindeki tablo detayları bile muhteşem incelikle çizilmiş. Tek kelimeyle olağanüstü.

İkincisiyse Jan Matejko’nun Grunwold Savaşı’nı resmettiği tablosunun olduğu özel salona girdiğimde ise adeta nefesim kesiliyor. (The Battle of  Grunwold) 

Yüksekliği 987, eni ise 426 cm, müzenin neredeyse bir duvarını boydan boya kaplayan paha biçilmez bir eser. Salonun içerisinde Matejko’nun o doğaüstü eserinin karşısında oturup saatlerinizi detaylarda geçirebilirsiniz. Bu salonda bir diğer hoşuma giden detaysa öğrenciler için çeşitli dillerde hazırlanmış, tabloyu ve içeriğini çizimlerle anlatan broşürler oldu. Broşürde adı geçen kahramanları resmin içerisinde bulabilmek ve yorumlayabilmek bile hakikaten kayda değer bir deneyimdi. Jan Matejko bu eserini tek parçada çalışmış ve tablonun toplam ağırlığıysa 290 kiloymuş, inanabiliyor musunuz? Nasıl korunmuş ve tek parça halinde bugüne kadar gelebilmiş insan hayranlık duymadan yapamıyor.

Müze giriş devamlı sergilerde 20- değişken sergilerde 25 zloty yani 31-38 tl, Salı günleriyse ücretsiz. 

Yazı dizisinin birinci, ikinci ve üçüncü  yazılarına ulaşmak için linkleri tıklamanız yeterli. 

instagram: banuyollarda

BANU DEMİR

Yazar Hakkında

BANU DEMİR

İstanbul Üniversitesi Radyo-TV bölümü ve Marmara Üniversitesi Contemporary Business Management’tan (gece bölümü) mezun olduktan sonra İngiltere Nescot College’da okudum.