Google+

Arama formu

Ya! Ya! Ya! Şa! Şa! Şa! Romanya (2. Bölüm)

Bu yazı Gezimanya üyesi alikettup tarafından yazılmıştır. Yazılarınızı sitemizde yayınlamak isterseniz üye olabilirsiniz.

Romanya'da ikinci bölüme geldi sıra. Sabah ben çıktığımda yağmur yağıyordu ancak hava açar diyerek yola çıktım.

Romanya

Romanya’da en çok sevdiğim şeylerden biri bu kilometre taşları. Tipik Romen kasaba mimarisi dediğim de işte bu.

Romanya-1

Karpatlara kıvrıla kıvrıla tırmanarak Transfagaraşan’ı yarıladım ve Transfagaraşan neymiş anladım. Doyumsuz bir güzellik: Dans eden sis, bir görünüp bir kaybolan güneş, çiseleyen yağmur, buz gibi çağıl çağıl berrak sular, keskin kayalıklar, koyunların çan sesleri, otlar, yumuşak esinti, gülümseyen insanlar. Virajlardan öte beni etkileyenler bunlardı. Heyecan verici, sevince boğan, gözlerinizin içini gülümseten, “İyi ki buradayım!” dedirten, sürekli bir hareketlilik halindeki hava, manzara ve duygular. Doyamadım; yolun bir kısmını indim, sonra geri çıktım.

Romanya-2

Romanya-3

Romanya-4

Buradaki heyecanımı anlatamam, hemen sağda akan ırmak, üstünde basit bir köprü; adeta bir kapı açılıyordu… Sis kendisini sevdiriyordu.

Romanya-5

Romanya-6

Transfagaraşan’da yolun başı bu fotoğraftaki gibiydi.

Romanya-7

Güzelim rüzgar, şırıl şırıl akıp giden ırmak, uzanıp bu güzelliğin tadı çıkarılmaz mı dedim ve tadını çıkarmaya karar verdim. 

Ardından kuzeye devam edip Cartişoara’ya doğru süzüldüm. Buranın adını, sanırım Transfagaraşan’ı kuzey-güney geçişinin başlangıç noktası olmasından ötürü, çok duymuştum ama herhangi bir özelliğine rastlayamadığım, bolca ev konaklaması imkânı sunan bir kasaba. Sorduğum yerde, evde bir oda (banyo, mutfak ortak) -kahvaltısız- 70 leydi.

Romanya-8

Kasaba demişken, Romanya’da geçtiğim gördüğüm yerleşim yerlerinin çoğu kasaba ölçeğindeydi. Ana yolları kullanmadığım içindir belki. Bu kasabaların çoğunda tipik bir mimarî hâkim. Yurt dışında çalışanların çoğu gelip kendi ülkesine ev yaptırıyormuş ve bu yeni evlerde de aynı mimariyi koruyorlarmış. Evleri büyük inşa ediyorlar, bahçeleri yola değil içeri bakıyor. Evler yola neredeyse sıfır.

Romanya-9

Romanya’da köylerde, kasabalarda, yollarda çok bisiklet kullanıldığını gördüm, her yaştan insan bisiklet kullanıyordu. Transfagaraşan’a da bisikletle tırmanan çoktu.

Romanya için medeni bir ülke diyebilirim. Nazik tavırlı insanlar, bakımlı ve temiz yerleşim yerleri, sakin bir trafik, saygılı sürücüler. Saygılı sürücü demişken, bırakın motorcuya saygıyı, trafikte aldıkları konumla, tavırları ile motorcuyu koruyup kolluyorlar. Yolu uygun görünce de geç diye işaret verip kenara çekiliyorlar. Romanya’da yolların çoğu gidiş gelişti. Sık sık rastladığım yol çalışmalarında şu aşağıdaki ışıkları kullanıyorlar. Geçiş belirli aralıklarla sıralı olarak veriliyor ve yol boş görünse de bir kişi bile beklemeyip geçeyim demiyor.

Romanya-10

Romenler ülkelerini gezmekteler anladığım kadarı ile, ne de olsa seyahat serbestisi ülkenin insanları için çok eski bir şey değil. Bükreş’teki arkadaşım bir zamanlar ülkede var olan seyahat sınırlaması hakkında konuşurken şöyle demişti: “Küçükken, sırf seyahat edebilmek için, büyüyünce diplomat olmak istiyordum”. Evet, bugün durumlar değişmiş ve görülüyor ki insanlar güzelim ülkelerinde seyahat edebilmenin tadını çıkarıyorlar. Vaktiyle Karpatlar’da lojistik amaçlı açılmış olan Transfagaraşan bile bugün en gezilip görülen yerlerden birine dönüşmüş.

Romanya’da hava değişken, her an yağmura dönebilir halde. Gezimi ağustos sonu eylül başında yapmış olduğumdan ekipman bakımından sınırdaydım. Hava açıp ısındığında kışlık eldivenlerim fazla geldi (iyi ki yazlıkları da yanıma almışım) ama yeri geldi kışlık montumun içinde rüzgârlık üzerinde yağmurluğuma ihtiyaç duydum.

Romanya ley’i Türk lirası ile hemen hemen aynı değerde. Yakıt da bizdekine yakın fiyatta. 50 ley’den başlayarak uygun ve temiz hostel bulabilirsiniz. Yerine göre küçük bir köy otelinin 30 euro olduğu yerler de var. Eşelnita gibi... Para plastikten ve paranın üzerindeki şu şeffaflık hep dikkatimi çekti:

Romanya-11

Batıya doğru gidip akşama doğru Sibiu’ya vardım. Eski bir Alman şehri. Meydanında oturdum, kahve içip dinlendim.

Romanya-12

Kalacak yerimi ayarladım. Eski şehrin merkezinde tavsiye edebileceğim bir hostelde kaldım. adı Old Town Hostel — Sibiu. Manzara ise aşağıdaki fotoğraftaki gibiydi. 

Romanya-13

Akşam, hosteli çekip çeviren arkadaş ve bir Alman yolcu ile birlikte akşam yemeği hazırlayıp yedik, içtik, sohbet ettik. Sonra Alman arkadaşla çıkalım şehri biraz dolaşalım dedik ama şehri saat 23.00’te kapatmışlar. Hakkaten, her yer kapalı ya da toplanıyor. Neyse açık bir yer bulduk. Harika, eski tarz döşenmiş bir pub. Sanırım Pangea Hostel’in yanından giriliyordu, adını hatırlayamadım. Orada biraz zaman geçirdik, yorgunluk ağır bastı ve uyumak için döndük.

Yazı dizisinin birinci bölümünü buradan okuyabilirsiniz.
Yazı dizisinin üçüncü bölümünü buradan okuyabilirsiniz.
Yazı dizisinin dördüncü bölümünü buradan okuyabilirsiniz

Etiketler