Google+

Arama formu

YAKINLARDAKİ UZAK ŞEHİR: ERİVAN (2. BÖLÜM)

Günün fazlasıyla hareketli olmasından olsa gerek kendimizi hostel’e attığımız gibi uyumuşuz… Cumartesi sabahı bir önceki günün yorgunluğundan dolayı öğle diyebileceğimiz bir saatte uyanabildik. Hemen yola koyulup, günlerdir beklediğimiz bitpazarına yani “Vernissage” (Vernesaj)'a gittik. Vernissage, Erivan’a gelip de uğramadan gitmemeniz gereken yerler listesinin başında geliyor. Hele ki bizim gibi antika, eski püskü denilen şeylere karşı bir merakınız varsa… Cumhuriyet Meydanı’na çok yakın, Arami Sokak’ta kuruluyor bitpazarı… Her gün bilfiil kurulu ama asıl olay hafta sonları yani tatil günlerinde… Evinde satabileceğini düşündüğü eşyası olan herhangi sıradan bir vatandaş bir yer tezgâhı açıyor burada… Tam bir cümbüş… Dil bilmenize gerek yok. Her şekilde anlaşıyorsunuz insanlarla. Hatta bir çoğu Azerice biliyor, Türkçe konuşursanız rahatlıkla anlıyorlar sizi ve pazarlığınızı yapıyorsunuz. Bu pazarda bulamayacağınız tek bir ürün yok. Aklınıza gelmeyecek şeyleri bile bulacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Hele ki çok ucuz fiyatlara bir şeyler aldığınızda yaşadığınız zevki tarif edemem. Gaz maskesi, çanta, rozet benim aldıklarımdan birkaçı…

Erivan

Vernissage sonrası planımız, projemizin sivil toplum ayağını gerçekleştirmekti. Eskişehir’de gerçekleştirdiğim bir projeden tanıştığım sevgili dostum Nelli karşıladı bizi pazar sonrası… Birlikte çalışmalar yürüttüğü derneğine gittik; The Federation of Youth Clubs of Armenia… Sohbetler ettik, deneyimler paylaştık, ekip arkadaşlarıyla tanıştık. Ziyaretimiz sonrası, Gürcü yemekleri yapan bir restoranda akşam yemeği yedik. Gelmişken Gürcü mutfağıyla da tanışmış olduk (Tan diye birşey koyacaklar önünüze aman farklı birşey sanmayın, ayran o ayran).

Günün sonunda, sabah değiştirmek zorunda kaldığımız yeni hostelimize (Cascade Hostel) geldik. İyi ki de gelmişiz… O gece tam bir deneyimler zinciri yaşadık;

Erivan bölgesine uygun ulaşım yollarından biri de havayolu. En uygun fiyatlı uçak biletlerini görmek için tıklayın

İlk olarak yeni oda arkadaşlarımız İranlı yaşlı çiftle tanıştık. Hayatlarında ilk defa bir hostelde, çok kişilik bir odada kalan 60 yaşlarında bir makina mühendisi ve öğretmen bir eş… ABD’de yaşayan iki kızlarını görmek için vize almaya, Erivan’daki ABD Konsolosluğu’na gelmişler. 4 yıldır görüşememişler yüzyüze… İran’da ABD temsilciliği olmadığı için, vize almak için ya Erivan’daki temsilciliğe ya da Türkiye’deki temsilciliklere gelmek zorundalarmış. Daha önce Türkiye’de şanslarını denemişler ama olumlu sonuç alamamışlar. Son iki seferdir de Erivan’ı deniyorlarmış. Bu sefer de olmamış. Giderseniz döneceğinizi nasıl garanti ediyorsunuz diyorlarmış, birinci dereceden akrabaları kalmamış İran’da… Her yıl sadece bir kere başvurma hakları varmış. Önümüzdeki yıl için hala umutlular… Biz de… İkincisi ise, Amerikalı gazeteci. Nereden nasıl çıktı gerçekten tam olarak biz de hatırlamıyoruz ama muhabbetin, hosteldeki herkese hamur kızartması tarzı birşey ikram etmesiyle başladığını anımsıyorum. Merhaba, nereden falan filan derken muhabbet 2 saatin sonunda öyle bir yere geldi ki Türkiye-Ermenistan-ABD üçgeninde bir tartışma platformuna döndü. Ben hayatımda İngilizce böyle bir tartışma yaşamamıştım. Merve-Tora-Cansu üçgeninde kapana kısılan gazetecinin bizim de çabamızın takdire değer olduğunu, bu tartışmanın da asla unutmayacağım bir deneyim olduğunu söylemem lazım…

Erivan’daki son günümüz, bir önceki gün gezmeye doyamadığımız Vernissage’a geri dönmemizle başladı. Hali hazırda daha dün altını üstüne getirdiğimiz pazarı bir kez daha karış karış dolaştık, az biraz da zaman öldürdük. Çünkü plan öğleden sonra Nelli ile buluşmak ve Soykırım Müzesi’ne gitmekti. Öyle de oldu. Her ne kadar arada bir hayli zamanı oturarak geçirmiş olsak da o boşluğu da Ermeni arkadaşlarla sohbet ederek doldurmaktan geri kalmadık.

Biraz düzensiz olacak ama bu sohbetten çıkarımlarımı aktarmak isterim… Uluslararası İlişkiler okuyunca haliyle konu ekonomi, dış ilişkiler vs. oluyor. Birkaç gündür gözlemlediklerim ve sohbetlerden anladığım kadarıyla Ermenistan ekonomisi şu sıralar dibe vurmuş durumda… Bunda şüphesiz kapalı sınırın payı büyük… Kağıt üstünde Türkiye-Ermenistan ilişkileri durmuş olsa da Gürcistan üzerinden işleyen bir ekonomi süregeliyor. Türkiye’den gelecek bir mal; önce Gürcistan’a uğramak zorunda, daha sonra Ermenistan’a varıyor. Tabii bu arada birçok kişiye, kuruma para aktarılıyor yasal veya yasal olmayan yollarla… Şartlar bu olunca da ekonomik durum yerlerde gözüküyor. Sokaklardaki kırık dökük arabalar, şehrin merkezinde yarım kalmış onlarca inşaat, bakımsız parklar bunu destekler nitelikte… Ama gelgelelim bunlara tam zıt onlarca imge de karşımıza çıkıyor. Caddelerde sayamayacağınız kadar çok lüks cip görüyorsunuz, insanlar çok şık ve bakımlı. Özellikle kadınlar… Lüks restoranlar hatrı sayılır kadar çok… Yani tam anlamıyla bir zıtlık var şehirde. Vaziyet bu olunca da genel bir tablo çizmek istediğinizde Ermenistan hakkında haliyle bir yargıya varmanız güçleşiyor. Tavsiyem, gidip yerinde gözlemlemeniz…

Erivan şehrinde bir çok konaklama seçeneği var. Otel yerine ev kiralamak isterseniz Homestay on Sose 17, Homestay Yerevan, Комната в квартире güzel bir seçim olacaktır. Bunlardan en iyileri Amiryan Blue 2 bedroom, Near Opera, Amiryan Wite. Şehir merkezine yakın konaklamayı tercih etmek isterseniz An apartment for a daily rent in the City Center, 3 bedroom Apartment near Republic Square (New Building), Messier 53 Hotel Yerevan gibi otelleri tercih edebilir ya da daha ekonomik alternatifler isterseniz Квартира в центре Еревана, Old Yerevan Hostel and Tours, Noy Hostel Yerevan tesislerini deneyebilirsiniz. Bir de booking.com'un Erivan aramalarında ara sıra güzel indirimli fırsat otelleri oluyor. Onları da bu linkten takip edebilirsiniz.

Sonraki durağımız meşhur Soykırım Müzesi (Genocide Museum) oldu. Nelli ve birkaç arkadaşının rehberliğinde mekâna vardık. Müze geniş bir park üzerine kurulu… Hemen girişinde saymakta güçlük çektiğim kadar çok direkte Ermenistan bayrağı dalgalanıyor. İlk bakışta bunun çok etkileyici durduğunu söylemek isterdim ama maalesef bayraklardan birkaçının yırtılmış, hatta paramparça olmuş olduğunu görmek beni üzdü, hayal kırıklığına uğrattı. Nelli ve arkadaşları girişte anıta koymak üzere birkaç karanfil satın aldılar. Sanırım bizim de almamızı beklediler ama... Bayrakları geçip, parke taşlarından döşenmiş uzunca bir yoldan anıta doğru tırmandık. Yol, sağlı sollu yemyeşil ama Mother Armenian Anıtı’nda olduğu gibi peyzaj adına hiçbir çalışma yok, bütün ağaçlar birbirine girmiş, her tarafı ot bürümüş durumda. 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası anıtı da içinde barındıran tepeye ulaştık. 2015 yılı Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı olarak kabul edildiğinden müze bakıma alınmış. Maalesef girme şansımız olmadı ama anıtı ziyaret ettik. Anıt, yukarı doğru eğimli yükselen 12 parça taş yapıdan oluşuyor. Her bir yapı Ermenistan şehirlerini temsil ediyor. Aralarında Diyarbakır, Van gibi şehirler de var. Bu yapıların tam ortasında ise aralıksız yanan sembolik bir ateş bulunuyor. Bu ateş de soykırımda yaşamını yitiren insanları temsil ediyor.

Erivan-1

Arkadaşlarımız anıta saygıyla karanfillerini bırakırken, çocuklardan oluşan bir kafilenin de anıtı ziyaret edişine tanık olduk. Çocukların, öğretmenleri eşlinde anıta karanfil koyuşunu izledik. Tam bu anlarda tanımını bir türlü yapmayı beceremediğimiz ilginç bir ruh haline büründük. Anıtın içinden çıkıp, hemen sağdaki duvarın dibinde yatan Asala örgütü mensubu çatışmalarda hayatını kaybetmiş Ermeni vatandaşlarının mezarlarını ziyaret ettik. Son olarak anıtı ziyaret eden ülke liderlerinin, senatörlerin vs. ölenleri yad etmek amacıyla diktiği fidanlardan oluşan küçük bahçeyi ziyaret ederek müzeden ayrıldık.

Anıt çıkışında aklımda türlü sorular…

Yahu diyorum madem bu kadar önemli bir yer bu müze neden böyle bakımsız, neden bu kadar içi boş geliyor bana ya da neden yapmacık geliyor bir şeyler?

Ülkemizdeki anıtları düşünüyorum, şahsiyetlere ait olanları ya da bir şehitliği… Teknik şartları bu şahit olduklarım gibi olsa ne olur acaba ya da bir bayrağımız yırtık dursa direkte, tutarlar mı onu o halde bir saniye?

Dedim ya aklımda türlü sorular…

Seyahatimizin sonuna yaklaşırken; dönüyoruz hostelimize geri, çantalarımızı toparlıyoruz, yolculuğumuz için son hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kalan vaktimizi de Cumhuriyet Meydanı’nda yüzlerce insanla birlikte suların dans gösterisini izleyerek, sohbet ederek, dans ederek geçiriyoruz. Saatler 01.00’i gösterdiğinde havaalanına geçiyor ve dönüş yoluna koyuluyoruz.
 
Netice itibariyle;
Erivan benim için yaşanmış önemli bir tecrübe olarak zaman tünelimde yerini aldı. Coğrafi olarak birbirine bu kadar yakın iki ülkenin bu denli uzak oluyor oluşu çekinmeden söylemek lazım, fazlasıyla üzücü kendi adıma… Çok şey var söylenecek bu konuda ama fazlası güzel sohbetlerimize kalsın.. Ama umarım yakın zamanda sınırlar açılır ve bu iki toplum da birbiri için yeni, tertemiz bir sayfa açar; geçmişi yaşamaktan vazgeçerek…

SEYAHAT REHBERİ

Nasıl Gidilir ?

Atlasjet haftada iki gün (Çarşamba ve Pazar) Erivan’a direkt sefer düzenliyor. Bunun yanı sıra THY’nin sıklıkla bulabileceğiniz Tiflis uçuşlarıyla Gürcistan üzerinden de taksi aracılığıyla Erivan’a geçmeniz mümkün…

Vize-Para

Türkiye, Ermenistan vizesine tabi… Yeşil veya gri pasaportunuz yoksa, havaalanına indiğinizde rahatlıkla vizenizi alabilirsiniz. 3000 Dram vize ücreti… Yeşil ve gri pasaport sahibi Türk vatandaşlarının, seyahatleri öncesinde ülkemizdeki Ermenistan temsilcilikleri ile yazışmalarda bulunması gerekiyor. Ermenistan’ının resmi para birimi Ermeni Dramı… 1000 Dram yaklaşık olarak 5 TL’ye denk geliyor. Gitmeden once Türk parasını, Dolar veya Euro’ya çevirmeniz önemli… Türk Lirası’nı bozdurabileceğiniz bir yer bulamayacaksınız, emin olabilirsiniz. Vize için havaalanında indiğiniz gibi döviz bürosu bulacaksınız. Olabildiğince az bozdurmaya dikkat edin, kur oldukça yüksek… 10-20 Euro ilk gün için işinizi görecektir. Onun dışında tüm döviz işleriniz için şehirdeki tek adresiniz “SAS Market” olmalı… Kendisi her şeyi bulabileceğiniz bir süpermarket olmasının yanı sıra şehirde en uygun döviz bozdurabileceğiniz yer… Opera Binası’na batıdan açılan Tumanyan Sokak’ta bir şubesini rahatlıkla bulabilirsiniz.

Telefon

Şehrin birçok yerinde rahatlıkla internet bağlantısı bulabilirsiniz, iletişiminizi bu şekilde sağlayabilirsiniz ama yine de hatırlatalım; Ermenistan telefon kodu: +374

Şehir içi Ulaşım

Erivan şehir merkezi, her noktasıyla yürüme mesafesinde… Ama yok ben yürümeyi sevmiyorum diyorsanız; uygun fiyatlarla bütün taksilerde pazarlık yapabiliyormuşsunuz öyle diyorlar, ben denemedim. Mesuliyet kabul etmiyorum, haberiniz olsun.

Konaklama-Yemek

Konaklama için tartışmasız iki adres vereceğim;
MyCorner Hostel: Zarobyan St, Yerevan, Ermenistan / +374 11 99 55 99
Cascade Hostel: 10 Tamanyan St, Yerevan 0009, Ermenistan / +374 10 56 72 62 (şifreli bir kapısı var, gitmeden önce arayın mutlaka)

Opera Binası’nı çevreleyen alanda farklı bütçe ve farklı damak tatlarına hitap eden onlarca restoran bulabilirsiniz. Ama tavsiyem şu Pizzahut’ın pizzasını bir deneyin, valla farklı…

Not: Ermeni brendileri fazlasıyla meşhur… Ararat markası da bu sektördeki en iyilerden… Ben bir şişe hatıra olarak aldım. Her ne kadar tadından hiçbir şey anlamasam da alın yani hatıradır neticede…

Gezilecek Yerler

CascadeMother Armenian War MuseumVernissageRepublic SquareOpera BuildingGenocide Museum

Önemli Telefonlar

Buraya Türkiye Büyükelçiliği’nin iletişim bilgilerini vermek isterdim ama yok öyle bir şey… Başınıza bir şey gelirse oralarda; AVEA ile bağlanır, Amerikan başkanı dâhil herkesi devreye geçirin, uzaylılar tarafından kaçırıldım dersiniz.

Ek Bilgi

- Erivan, LADA Niva cennettidir.
- Erivan, taksilerin krallığıdır.
- Hamem, yani kişniş her yemeğe katılır.
- Erivan’da suya para verilmez, birçok sokak köşesinde çeşme suları vardır, içilir.
- Zamanı ve parası bol olanlar için Geghard ve Garni gezilir.
- Soykırım Müzesi’ne “Zizernagapert” denir.