Yaşamın Altından Daha Değerli Olduğu Belki de Tek Yer: Kaz Dağları

Güzel yurdumun görmediğim yörelerini gezmeye devam ediyorum. Altınoluk'ta yaz evleri bulunan dostlarımı bayram tatilinden istifade ziyarete gidiyorum, hem dostlarımı görecek, hem de doğanın tüm güzelliklerini içime çekecek, Altınoluk'un Alp Dağları'ndan sonra dünyanın en temiz ikinci yüksek oksijen oranı olan tertemiz havasını soluyacağım. Adı antik Grek mitolojide İda, günümüzde KazDağı olan Dağları ve güzel köylerini de gezeceğim elbette.

Çanakkale’nin Küçükkuyu ve Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk beldelerinin sırtlarında, Biga Yarımadası'nda Edremit körfezinin müthiş manzarasını kucaklarcasına kilometrelerce uzanmış bu heybetli dağlara gitmemek olmaz tabii.

Yunan mitolojisinde Tanrıçalar Hera, Afrodit ve Athena’nın katıldıkları güzellik yarışmasının yapıldığı yer ve yine mitolojiye göre Zeus'un doğduğu yer olarak adı geçen İda Dağı - Kaz Dağı yurdumun en güzel, tertemiz, yemyeşil köşelerinden biri. Ortada üç tepesi (Babadağ, Sarıkız ve Karataş), etrafında ise Dede Dağı, Eybek DağıGürgen Dağı, Susuz Dağı (Sakar) ve Kocakatran ile Küçükkatran dağları tüm heybetiyle 60-70 km boyunca Edremit körfezine paralel uzanmakta.

Buraya neden Kaz Dağı denilmiş, yemyeşil tepeleriyle masmavi körfeze bağrını dayamış bu dağ içinde ne hikayeler, rivayetler, köylerinde ne güzellikler saklıyor acaba diye merak ediyorum. Yurt dışı, yurt içi olsun, gezdiğim çoğu yerde olduğu gibi burada da birçok rivayet, hikâye duyuyorum, enteresandır nedense bu hikayelerin çoğu da acıklıdır. İda Dağı’nın Kaz Dağı ismini almasıyla ilgili efsaneleri gittiğinizde bir kahveye girip kahvenizi içerken yurdum köylülerinden dinleyebilirsiniz. Şimdi ben size duyduklarımı anlatayım.
 
"Edremit'in Güre Köyü'nde çok güzel bir kız yaşarmış, ona sarı saçlarından ötürü Sarıkız derlermiş. Tabii ki köyün tüm delikanlıları aşıktır bu güzeller güzeli Sarıkız'a. Ancak bu iyi yürekli yardım sever Sarıkız'ı çekemeyenler ona olmadık iftiralar atmışlar ve ne yazık ki bu iftiralara inanan babası (bir rivayete göre) Sarıkız'ı 5-10 kazla birlikte İda Dağı'na bırakır.. (bir başkasına göre ise Sarıkız gururuna yediremez ve dağa kaçar). Bir zaman sonra Sarıkız'ın babası söylentilere dayanamayıp kızını öldürmek için ya da kızını görmek için dağa çıkar. Dağda abdest almak için kızından su istediğinde Sarıkız dağın tepesinden elini körfeze uzatarak tasını doldurunca baba şaşkınlık içinde kalır ve kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılan Sarıkız oracıkta can verir. Kızının öldüğünü gören baba da hem pişman hem de o kadar üzülür ki o da İda Dağı’nın başka bir tepesinde ölür." 
 Belki de bu hikaye doğrudur ve belki de bu nedenle İda Dağı Kaz Dağı adını, dağın doruğundaki tepe Sarıkız Tepesi, babasının öldüğü yer de Baba Dağı diye anılmaya başlamış.

Bu efsane buralarda bir geleneğe neden olmuş ve Kazdağı’nın Kavurmacılar Köyü'nde her yıl Ağustos ayında Geleneksel Şenlikler, Kazdağı Güzellik Yarışması yapılmaya başlanmış ve yöre halkı tarafından pişirilen keşkek, pilav, nohut yenip, şerbetler içiliyor, halk mumlarla, şarkılarla eğleniyor ve kimbilir belki de güzeller güzeli ve masum Sarıkız da bu eğlenceleri bir yerlerden izliyordur :) Bu şenlikler son yıllarda yurt dışından gelen misafirleri de ağırlamaya başlamış, umarım uluslararası bir nitelik kazanır ve bu güzel yöremiz adını dünyaya duyurur.

Neyse biz yola koyulalım. Altınoluk'tan Çanakkale yönüne doğru ilerliyoruz, yan komşusu olan Küçükkuyu beldesinde tabelaları takip ederek sağa sapıyor ve dağ yolundan Adatepe Köyü’ne doğru ilerliyoruz. Her yer zeytin, her yer yemyeşil, endemik bitkilerin büyük bir kısmı buralarda bulunuyor. Çok sayıdaki Maki ve Zeytin ağaçları haricinde, Kızıl Çamlar, karaçam, Kazdağı’nın endemiklerinden olan Kazdağı Göknarı ve Karaçamlar, geniş yapraklı ağaçlardan Kayın, Kestane, Gürgen, Meşe gibi inanılmaz bir bitki örtüsüne sahip. Bu ağaçlar belki de bize dünyanın en temiz, ikinci yüksek oksijenini ve tertemiz havayı armağan ediyor.

"Tanrı'm bu yeşili, bu güzellikleri koru" diye geçiriyorum içimden, çünkü biz artık yeşilimizi koruyamıyoruz, yapılaşma uğruna ağaçlar katlediliyor, termik santral kurmak için bin yıllık zeytinler telef ediliyor, gün geçmiyor ki bir orman yangını haberi gelmesin, elbette o güzelim ağaçlar yanarken bizim de yüreklerimiz yanıyor. Bu yemyeşil dağlarda sadece ağaç değil bilim adamlarınca bugüne kadar 101 familyaya ait 800 civarında bitki sınıfı tespit edilmiş ki bu türlerin 77 adedi sadece Türkiye’de, 29 tanesi ise dünyada sadece Kazdağı Milli Parkı’nda bulunan endemikler.

Yarın sizleri Tanrıların Tanrısı Zeus Altarı’na, yakınındaki gizli cennet köylere, Adatepe ve Yeşilyurt köylerine götürüyorum.

nevinsalman

Yazar Hakkında

nevinsalman

Ankara da doğdum, TED Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık fakültesi mezunuyum. 6 sene Londra'da yaşadım, sonraki yıllarda İstanbul'a yerleştim ve serbest çalıştım.